15. bölüm · Maziden Gelen Tanışmışlık

Benim ailem

Güler Teke

Kapıdan gelen sesle ne olduğunu anlamamıştım. Çünkü sesin sahibi çok tanıdıktı ama onun burda olması imkansızdı. Yani neden gelsindi ki? Bartu'nun kapıya döndüğünü görünce işte o an buranın karışacağını anlamıştım. Çünkü kapıdaki kişi burda olmaması tek kişiydi. O kişi Ceyhun'du. Bartu da onu tanımış olacak ki az önceki haliyle şuan ki haline bir saniyede geldiğine kimse inanmazdı. Ceyhun'da ne hakla bilmiyorum ama odada Bartu'yla tek olduğumu görünce sinirlenmişti. Artık ikisi de birbirine öldürecek gibi bakıyordu. Aralarında yaşanması ihtimal olan şeyin yani kavganın olmaması için yan tarafımda bulunan hemşireyi çağırma butonuna bastım. İkisi de benim yaptığım şeyi görmedi çünkü birbirilerine öldürücü bakışlar atmakla meşgullerdi.
Sonra Bartu Ceyhun'un üzerine doğru gelmeye başlayınca iyice telaş yaptım. Ben daha ona durmasını seslenemeden o aralarındaki mesafeyi hızlı bir şekilde kapattı ve yumruğunu Ceyhun'un suratına geçirdi. Ceyhun üç adım geriye sendeledi. Sonra bir eliyle yüzünü tutarak Bartu'ya bağırmaya başladı.
"Sen kimsin oğlum? Bekle sen, bekle. Attırınca seni o okuldan görürsün gününü. Sen bittin."
Sözlerinin ardından kapıyı çarptı ve çıktı. Sonrası daha kötüydü. Bartu bana bağırıyordu. Peki ne hakla yapıyordu bunu? Onu artık istemediğimi bildiği halde bunu yapmasını anlamıyordum.
"Bu herif ne sikime seni görmeye geliyo Maya. Hadi kapıda gördüm orda bişey yapmadım. Başkasına gelmiştir dedim. Şimdi ise senin odana geliyo. Siz ayrılmadınız mı? Ned..."
Daha fazla dinlemedim.
"Yeter Bartu. Yeter. Pardon da sen kimsin? Ne hakla karışıyorsun bana? Kimsin sen? Bişey diyim mi benim sevdiğim Bartu bu değil. Çok geçmeden senin de gerçek yüzünü görmüş oldum. Ya ben seninle şuan nerden konuşuyorum farkındasın dimi? Sen bana dediklerini ne kadar çabuk unuttun? Dilediğin özürleri bile içten dilemedin mi?"
Bunları derken ayağa kalkmıştım ve onun göğsünü yumrukluyordum. Birden hiç beklemediğim bir şey yaptı ve ben ona vururken beni kollarının arasına aldı. Birden yandan ağlıyordum bir yandan da kurtulmaya çalışıyordum. Beni daha sıkı sardı ve başını kafama yasladı artık omzunda ağlıyordum. Birden konuşmaya başladı.
"Ben özür dilerim Maya sadece onu burda görünce sinirlendim ama haklısın sana böyle çıkışmam hiç doğru değil. Tekrardan özür dilerim senden."
Artık ikimizde susuyorduk. Bu durum beni rahatsız etmeye başlayınca yavaşça onun kollarından çıktım ve geri yatağıma uzandım. Sonra o da son kere gözlerime baktı ve görüşürüz Maya dedi ve çıktı.
Artık odada tektim ama bu çok uzun sürmemişti. Çok geçmeden Buse ve Okyanus odaya girdi. Onlara sadece Bartu ve Ceyhun'un buraya geldiğini söyledim ve arkamı dönüp ince örtüyü de üstüme çekip gözlerimi kapattım.
2 gün sonra
Artık burda kendimi iyice kaybediyordum. Bilmiyorum sanki deliriyor gibiydim. Aklıma sürekli annemin öldüğü gün geliyordu ya da gelen hemşireleri annem zannediyordum. Ben iyi değildim. İnsanları görmek dahi istemiyordum. Odama biri girerse elimde ne varsa fırlatıp kovuyordum. Noluyordu bana böyle? Birden tekrar annemin öldüğü günü hatırlayınca ağlamaya başladım ama bu artık alıştığım bir durumdu. Önce saatlerce ağlıyor daha sonra gülme krizine giriyordum. Daha çok ağladım, ağladım, ağladım ve ağladım ama bu sefer güleceğim an hiç gelmedi. Sonrası zaten bulanıktı benim için hatırladığım evdeki mutfağa inip bir bıçak almaya çalıştığımdı ama Cihan amcayı hatırlıyordum engel olmuştu beni tutarak ve orda bayılmıştım. Uyandığımda ise odamdaydim ve kolumda bir serum vardı. Yavaşça etrafımda göz gezdirdim. Herkes buradaydı. Ceylin anne çok yorgun duruyordu. Sanki ağlamaktan harap olmuştu. O an kendimi çok iğrenç hissettim. Çünkü Ceylin anneyi çok seviyordum. Kendisi annemden sonra annem yerine koyduğum biriydi. Kendimi iyice iğrenç hissettim ama kolumu kaldıracak halim yoktu. Nefes almak bile yorucu geliyordu. Yormuştu bu hayat beni. Her şeyiyle yormuştu hemde. Nefes almak bile benim için zulümken birde artık etrafımda ne kadar insan varsa onları da yoruyordum. Ben insanlar için sadece bir zarardım. Yaşamak istemiyordum ama yaşamak zorundaydım. Bir kapanın içinde kıvranarak can veriyodum sanki. Serum takılı kolumu oynatmadan diğer kolumla Ceylin'in elini tuttum. Elini tutmamla beraber gözlerime baktı ve her zaman olduğu gibi yine anladı diğerlerinin gitmesini istediğimi. Odadaki herkesi dışarı çıkardı ve sadece o kaldı. Sonunda ona sıkıca sarıldım ve ağlamaya başladım. O da izin verdi ona sığınıp ağlamama. Ben ağlamayı bırakana kadar sadece saçlarımı okşadı. O saçlarımı okşadıkça rahatlıyordum. Buraya ilk geldiğimden beri böyleydi. Bazen çok nadir olsa da ben Ceylin ağlarken onun saçlarını okşuyordum. Çoğu kişi belki bilmezdi ama Ceylin kaybettiği kızının acısını hala yaşıyordu. Gerçi bu acı nasıl gecebilirdi ki. Bir anne evladını, bir kız ise annesini kaybetti.
Her iki tarafın acısı da geçmeyecekti. Zamanla acı geçmez sadece o acıya biraz alışırsınız. Tamamen alışmak diye bir şey yoktur. Tam alıştım derken bir darbe yersiniz. Hayat ve acıların işleyişi böyledir.
Ceylin'in dizlerinde o saçlarımı okşarken yavaşça göz kapaklarım kapandı.
35 dakika sonra
Yavaşça yattığım yerden kalktım. Ceylin yoktu, gitmişti. Ne kadar uyumuşum ki ben. Hemen saate baktım. 30-35 dakika olmuştu. Odamdan çıktım. Tam aşağı inecektim ki bir ağlama sesi duydum. Seslerin geldiği o tarafa doğru ilerlemeye başladım. İçimde garip bir his vardı. Sanki bir el benim boğazımı sıkıp nefes almama engel oluyordu. Yine de durmadan sesin olduğu tarafa doğru gittim. İyice yaklaştığımda aralıklı kapıdan ağlayan kişinin kim olduğunu gördüm. Ceylin ağlıyordu. Cihan amca yanındaydı. Sonra Ceylin konuşmaya başladı sanki bayılacak gibiydi.
"Cihan ben artık yapamıyorum. Olmuyor. Ben az önce kendi kızımın saçlarını okşuyordum ama o benim onun öz annesi olduğumu bile bilmiyor. Ben kendi kızıma annelik yapamıyorum. Ya benim kızım annesinin ben olduğumu bile bilmiyor. Başka bir kadına anne diyor ve ben o kadın öldü diye bebeğimi çalan kadının yokluğunu hissetmesin diye çabalıyorum. Cihan bu çok zor benim kızım bana anne bile diyemiyor. Onun ilk adımlarını, okula gidişini, ilk anne deyişini... Hiçbirini göremedim ben. Cihan canım çok yanıyor."
Ceylin konuşmayı bitirdiğinde olduğum yerde mıh gibi kalmıştım. Ne demek istiyordu hiçbirini anlamamıştım. Ben. Ben anlamıyordum. Buse bu dediklerinin hiçbirini yaşamadı ki. Ben. Ben yaşadım bunları. O benim. Ama nasıl benim annem beni çalmadı ki. Ben annemin hamile olduğu fotoğraflarını biliyordum. Bir yandan Ceylin bir yandan annem. Ben anlamıyordum tek bildiğim hemen burdan gitmek istediğimdi. Hemen arkama döndüm ve hızlı adımlarla ilerlemeye başladım. Gözümden yaşlar sicim sicim akıyordu. Karşıma çıkan kimseyi dinlemeden, konuşmadan geçiyordum. Sonunda evden çıktığımda yine hızımı kesmeden sokaktan çıktım ama nereye gittiğim hakkında hiçbir bilgim yoktu. Yürüyordum yaklaşık yarım saat olacaktı ama neredeyim bilmiyordum.
Gerçekten kimdim ben? Annemin kızı mıydım yoksa annesinden bir bebeğini çalan hırsız bir kadına anne diyen bir insan mı? Sanırım bunu öğrenmenin tek yolu önce bir DNA testi yaptırmaktı. Bunları düşünmeyi bırakmaya çalışarak yürümeye devam ettim. Yürüdüm. Yürüdüm ve yürüdüm. Ne kadar yürümüştüm ki ben. Yanımda telefonum bile yoktu. Sadece kolumdaki kol saatim ve ben olarak dışarı çıkmıştım. Saate baktığımda ben dışarı çıkalı 3.5 saat olduğunu fark ettim. Nerde olduğumu anlamak için etrafıma baktım ama bilmiyordum. Neredeydim ki ben? O an içimde bir korku oluştu. Bir şeyler olacak gibiydi sanki. Hissediyordum ama emin olamıyordum. Şehrin kalabalığına inat daha ıssız bir ortam da bu düşüncemi destekliyordu. Geldiğim yöne doğru geri geri yürümeye başladım. Nereye kadar gidecektim acaba böyle?
Bartu
Maya'yla konuştuktan sonra hemen oradan gitmek zorunda kalmıştım çünkü okulum başlayacaktı. Ankara şu sıralar fazla boş geliyordu bana. İçimdede de bir boşluk vardı. Bitip tükenmek bilmeyen. Belki Maya'yı görmediğinden belki de başka bir sebepten dolayı o kısmı artık bilmiyorum ama içimdeki huzursuzluk giderek artıyor. Bugün hafta sonu olduğu için eve çıkabilmiştim. O yüzden evde takılıyordum ama evde bile Maya'nın anıları olduğu için aklıma daha çok geliyordu ve aynı şehirde bile değildik. Bu durum iyice sinirlerimle oynamaya başlamıştı ama yapabilecegim hiçbir şey yoktu. Tek çare Maya'nın geri dönmesini beklemekti. Gerçi geri dönecek mi o da net değildi. Ooooff off.
Ceylin
Maya'ya saatlerdir ulaşamıyorduk. Ben artık kafayı yemek üzereydim. Kızım daha yeni hastaneden çıkmıştı ama şimdi de kaybolmuştu. Telefonu dahil her şeyi evdeydi. Nasıl bulacaktık onu. Saatlerdir onu arıyorduk ama yoktu işte. Yok. Benim kızım burda yok. Burda da yok. Yok. Yok. Yok. Kızım yine yok. Yıllar önce olduğu gibi yok. Benim kızım niye hep yok. Artık dayanamıyordum. Telefonumu çıkardım ve annemi aradım. Yıllardır neredeyse hiç görüşmüyorduk. Çünkü benim Cihanla evlenmeme karşıydılar. Çok ısrar ettim başta ama onlar da inatla ailemizdeki her kadının yaptığı gibi benim de bir İstanbul beyefendisi gibi biriyle evlenmemi istediler. Aslında Cihan tam olarak öyle biriydi ama Diyarbakırlı diye onu istemediler. Sonunda onlara karşı gelip evlendim. O günden sonra sadece torunlarını görmeye bir kere geldiler. Arada bayramlarda aradığımda ise kısa konuşup hemen kapattılar. Kısacası beni sildiler resmen ama şimdi onlara ihtiyacım vardı. Çünkü her ne kadar yıllardır burada olsak da babamın çevresi bizden daha genişti. Telefon çalmaya başlamıştı. Gergin bir şekilde o telefonun açılmasını beklemek çok zordu. Yaklaşık on saniyenin sonunda telefon açıldığında annemin alo dediğini duydum. Sahi ne zamandır sesini duymuyordum? Ne zamandır annem bana kızım demiyordu? Cevabını bilmiyorumdum. O kadar süre geçmişti ki bana nasıl kızım dediğini bile unutmuştum nerdeyse. Sonunda onu daha fazla cevapsız bırakmamak için konuşmaya başladım.
"Anne yardımınıza ihtiyacım var."
Bu cümle söylemesi ne kadar zor bir cümleydi böyle. Bir süre hiçbir ses gelmedi. Sonra annem konuşmaya başladı.
"Ne oldu Ceylin?"
"Anne kızım kayboldu. Yok hiçbir yerde bulamıyoruz onu. Anne ben yıllardır kızıma hasret kaldım zaten. Şimdi onu kaybedemem. Lütfen yardım edin bana."
Kısa bir süre telefondan hiçbir ses gelmedi. Ben hala ağlarken bir yandan da annemden gelecek en ufak bir ses bekliyordum. Sonunda annem konuşmaya başladı.
"Anlamıyorum ne oluyor Ceylin? Sen zaten kızını kaybetmedin ki bulasın. Ayrıca nasıl kayboldu? Bana hepsini anlatacaksın Ceylin. Benim torunlarım nasıl ve ne yapıyor?"
"Anne çok şey oldu. Her şey yıllar önce başladı. O kadar vaktim yok. Belki de şuan bir yerde yaralı. Anne nolur yardım et bana. Ben kızımı tekrar kaybedemem."
"Tamam Ceylin ağlama babana diyorum o aratır ama hemen oraya geliyorum ve sen bana torunlarım ile ilgili tüm bilgileri açıklıyorsun. Tamam mı?"
"Tamam anne bekliyorum."
45 dakika sonra
Salonda oturmuş annemin gelmesini bekliyordum. Neden bilmiyorum ama içim biraz daha rahatlamıştı. Koltukta oturmaya devam ederken arkamdan bir ses geldi.
"Anlat bakalım Ceylin Hanım torunlarım nasıl ve onlara ne oldu?"
Sesin geldiği tarafa döndüğümde Fatma Kaya yani annem tam arkamda duruyordu.

🤍✨🥹

Herkese merhaba. Uzun zamandır bölüm atmıyordum. Bunun yanlış olduğunun farkındayım. Yani her ne kadar bir özel hayatım olsa da ben bu süreyi çok fazla uzattım. Sizleri ve yazmayı özlemişim. Bu bölüm kelime sayısı az biliyorum zamanla bunu arttırmayı hedefliyorum. Sizleri çok seviyorum. Lütfen yorum yapmayı ve yıldız bırakmayı unutmayınn.