14. bölüm · MAVİ💙<TEXTİNG>

14.BÖLÜM

𝐸𝑐𝑟𝑖𝑛𝑖𝑚𝑠𝑖 💙

Partnerim:Sen demeden ben söyleyeyim
Partnerim:Son 2 gün.

Onur:Evet evet bekliyorum merakla.

Partnerim:Ben de merak ederek bekliyorum.

Onur:Neyi?

Partnerim:Ya bana aşık olmazsan ben ne yapacağım?

Onur Soykan;

Şuan atılan en son mesajla bakışıyordum. "Ya bana aşık olmazsan ben ne yapacağım?" O da haklı duygularına karşılık alamayacağım korkusuyla yaşıyor.

Bende de o korku var maalesef. Maviye seviyorumdur belki diye ümit veriyorum ama onun Zeynep olduğunu düşünüyorum.

Zeynep değilse ne yapacağım hakkında gram fikrim yok. Ben Zeynep'i seviyorum. Zeynep benim için bambaşka bir insan. Onun o gülerken çıkan gamzeleri, kulağının arkasına ittiği perçemleri, ela gözleri...

Ben anne sevgisi görmemiş olabilirim. Benim annem ile aramda hiçbir şey olmamış olabilir ama buna yapıcağım bir şey yok. Annem ben küçükken kendi intihar ettiyse bir de benim gözümün önünde benim hiçbir suçum yok.

Beni düşünmeden o lanet adamla aynı yerde bırakıp kendi gittiyse bu benim suçum değil.

Hiçbir kıza veya kadına ne diyeceğimi nasıl davranacağımı bilmiyor olabilirim evet. Ama bu da benden kaynaklanan bir sorun değil. Herkes annesiyle güzel anılar biriktirirken benim annemle anımın olmaması her ne kadar canımı yaksada ondan hiç nefret etmedim.

Onu hep sevdim ama dış dünyaya kapandım. Beni hayattan kopardı. Benim hayatımda iyi yaptığı bir şey yoktu bari bu kötülüğü bana yapmasaydı.

Her kadını annem sandım. Hep benden kaçacak sandım. Zeynep içinde öyle düşünüyorum Mavi içinde. Beni seveni nasıl seveceğimi bilmiyorum.

Umarım eğer gerçekten bu dünyada sevgi,aşk,sevda gibi şeyler varsa öyle hissettiğim kıza en iyisini yapardım.

Eski zaman

Küçük çocuk çıplak ayaklarıyla annesinin odasına doğru ilerledi. Annesi aynadan kendine bakarak makyajını temizliyordu.

"Anne" dedi küçük çocuk sevecen bir sesle.

"Ne var yine ne istiyorsun?"

Çocuk için bu bıkkın ses artık alışkanlıktı. Her ne kadar dediğini yapmayacak olsa da yine de o soruyu sordu.

"Bu gece beraber sarılıp uyuyalım mı ben çok korkuyorum gök gürültüsünden"

Annesi ona dönüp alayla güldükten sonra "Çocuk sen niye benim peşimi bırakmıyorsun? Seni ben istemedim. Seni sevmiyorum anlıyor musun?"

Çocuğun yanına gidip kafasına vurarak "Seni sevmiyorum istemiyorum anla şu beynini çalıştır artık"

Küçüğün gözlerinden yaşlar akmaya başlamıştı.

"Kaybol gözümün önünden seninle uğraşamam. Git zıbar geber." Diyip çocuğu odasından itekleyerek çıkardıktan sonra kapıyı sertçe kapattı.

Çocuk o gece kapının önüne çöküp saatlerce ağladı. Sonra fazla ve kuvvetli bir ses geldi içerden.

"Anne!" Diyip kapıyı açmaya çalıştı ama kitliydi. "Anne!" Diye tekrardan bağırdı ama yine cevap gelmedi.

Babası evde değildi. Çocuk yine o ablalarla buluşmaya gitmişti kesin diye içinden geçirdiği için karşı komşuları Uğur Abinin kapısını çaldı.

Yumrukları devam ederken kapı açıldı. "Onur,abim noldu?"

"Abi,annem odasında kapı kilitli. Çok kuvvetli bir ses geldi içeriden. Nolur bana yardım et!"

"Tamam gel tamam hadi bakalım"

Genç adam ve çocuk odanın önüne gitti. Adam kolunu kapıya vura vura kapıyı kırdı.

Onur gördükleri karşısında hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.

Yerde bir kan gölü ve annesinin yanında duran kanlı bıçak her şeyi ele veriyordu.

Annesinin yanına koşarak bileğini tuttu.
"Anne! Uf olmuş burası kalk yara bandı yapıştıralım"

Ses yoktu.

"Anne cıs yapmış burayı bir şey hadi kalk"

"Onur annen gitti"

"Nereye gitti? Rüyalar diyarına mı?"

"Diğer dünyaya"

Genç adam saatlerce başlarında bekledi.

Onur ağlayarak annesinin yanına yatıp 2 gün boyunca onun uyanmasını bekledi.