Bölümler 1Şu an: 1. Bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Artık iyi olanların değil
İyi oynayanların dünyası burası
Shakespeare
İnsan ne için yaşardı? Yaklaşık bir ay gibi bir süredir bunu sorguluyordum geçmiş sürekli gözlerimin önüne geliyor unutmaya çalıştığım, zihnimin en derinlerine ittiğimi sandığım ne varsa bir bir ortaya çıkıyordu artık kendime aynı cümleyi tekrarlamaktan bıkmıştım.Dayan Ahu.Nereye kadar dayanacaktım? Yetmemişmiydi yani bana çektirdikleri anlamıyolarmıydı ülkemi ,vatanımı ,devletimi satmayacağımı? Ben bunları düşünürken bulunduğum depo gibi alanın kapısı açıldı gelmişlerdi Hadi bakalım kızım! Gene başlıyoruz .adam bana doğru geliyordu. artık pislikten kendi rengi görünmeyen teni simsiyah iğrenç gözleri o oymak istediğim gözleri ve dudaklarındaki o pis alaycı sırıtışlıyla bana doğru yaklaşıyordu. üstünde kirli bir şalvar ve örgüt üyelerine ait olduğunu bildiğim armalı asker yeşili tişörtüyle karşımda duruyordu "Naber savcı hanım görüşmeyeli nasılsın" diye sordu La havle! Buradan çıkınca bu adamı kendim öldürmek istiyorum yinede cevap verdim "Valla nolsun iki üç tane şerefsiz haysiyetsiz vatansız yüzünden kaçırıldım yaklaşık bir aydır bilmediğim bir yerde esir tutuluyorum öyle aç susuz takılıyorum işte" dediğimde sinirlenir gibi oldu aman ne korktum! Ama hemen toparladı "Valla savcı hanım sen bize istediklerimizi ver bizde seni salalım" dediğimde alayla güldüm hatta kahakaya atmaya başladım adam sakince izliyordu sinirlerim bozulmuştu daha çok gülmeye başladığımda gözüme bir şey çarptı hemen çaprazında duran uzun bir dolabın en köşesinde en üst rafında yanan küçük kırmızı bir nokta daha çok gülmeye başladım zaten kaydeditiklerini biliyordum ama kameranın nerde olduğunu görmemiştim demek buradaydı hafifçe baş selamı verdim kameraya belki izleyen vardır. gülmemi bitirip adama baktığımda hala bana baktığını gördüm"Ben aynı cevabı vermekten yoruldum ama siz sormaktan bıkmadınız" adam kaşlarını kaldırdığında "Bizde vatan namus, şeref meselesidir." Diye devam ettim "Tabii sizde olmadığı için bilmemeniz normal. Ama biz şerefimizi satmayız. Bilmem anlatabildimmi ?" adam bir süre bana baktı. Bir aydır üstümdeki yırtılmış toz ve kana bulanmış kumaş pantolona kış olduğu için Ankara havası çarpar diye giydiğim kanlı beyaz boğazlı kazağıma ve dağılmış muhtemelen yağdan ve kirden hallice koyu kahverengi saçlarıma baktı en son gözlerimde durdu "O zaman savcı hanım olacaklara da hazırlı ol bir aydır gene yumuşak davranıyoduk bundan sonrasını sen düşün" alaycı bir tebessüm peydah oldu dudaklarımda bu yapmamış hallerimiydi? Çıt kırıldım bir kadın değildim ne yaşarsam içime atardım böyle öğretildiğinden değil, mizacımın böyle olduğundan. Küçüklüğümden beri derdimi uzun uzun açıklayıcı bir şekilde anlatamazdım huyumda yoktu işte ailem bana çok söylenirdi bu konuda kızım içine atma diye sahi ailem napıyordu şuan? Annem babam abilerim ve küçük erkek kardeşim evet 4 kardeştik hayatım boyunca üç erkek kardeşle büyümek baya zor olmuştu bir aydır onlar benden ben onlardan haber alamıyordum meraktan delirdiklerine adım gibi emindim ailemin tek prensesiydim doğal olarak evdeki dört erkekte benim üzerime titriyordu ailem benim canımdı herşeyimdi dört erkeğin prensesiyim dediysem anneminde biricik kızıydım ailem hakkında hiç bir sorunum olmadı bir sıkıntı çekmedim şükürler olsun hatta babam varsa sırtım yere gelmez diye düşünürdüm hep, bir kız çocuğu için baba her şeyden önce gelirdi. Birde kan bağın olmasada kardeşim diyebileceğim iki tane kız onlarda çok merak etmiş olmalılardı ben bunları düşünürken adam çoktan çıkıp gitmiş yerine başka daha önce hiç görmediğim bir adam geldi karşıma sandalye çekti oturdu gözleri beni rahatsız edecek şekilde süzerken sonunda konuşmaya başladı "Madem bilgi konusunda ile yaramıyosun o zaman beni biraz eğlendirirsin ha savcı hanım" duydukları la kan beynime sıçradı resmen. bu herif bana bel altı bir imada bulunmuştu! Ben bunu öldürürüm valla keserim bunun boynunu! Yavaşça öne doğru eğildim aynı onun yaptığı gibi sonra bir anda ağzımda biriktirdiğim tükürüğümle yüzüne tükürdüm. Durdu bekledi sonra kapattığı gözlerini yavaşça açtı gözlerinde yoğun bir sinir harbi vardı çokta tın! " Çok beklersin! Öyle bir şey yapmaya kalkıştışın anda seni gebertirim anladın mı beni?" dedim bir süre baktı sonra elinin tersiyle yüzünü sildi sonra "çok yaramazsın sayın savcım zorlama istersen hem bak Türk askeri her yerde seni arıyormuş cesedinimi bulsunlar ? Belki onuda bulamazlar" alayla gülümsedi "Tıpkı diğerlerinin bulunamadığı gibi" gözlerimin önü karardı bu şerefsiz benim vatanım uğruna şehit düşen askerler ile resmen dalga geçiyordu "Gün gelicek benim yerimde sen senin yerinde ben olacağım işte o zaman bu söylediklerinin hesabını tek tek vereceksin" dedim bu olacaktı buna inanıyordum dışardan silah sesleri gelmeye başladı başını kaldırıp etrafa baktığımda içeri bir kaç adamın geldiğini gördüm karşımdaki adamın yanına geldiklerinde bozuk Türkçesiyle "patron Türk askeri geldi savcıyı almaya" dedi korkuyla sonunda gelmişlerdi işte Benim ülkemin askeri adıyla bile korku salıyordu sapık adam bana baktığında yüzümdeki o gururlu ifadeyi gördü dahada sinirlendi "O zaman bu kadınıda tek parça bulamayacaklar!" Ne bu herif napıcaktı bana? Bi anda belinden silahı çıkardı "son anların savcı hanım cehennemde görüşürüz" dedi tam tetiğe basacakken bi anda elinden kan akmaya başladı ve silah sesi...
Tak!
Vurulmuştu hemde bana silah doğrultan elinden acıyla bağırdığında yere çöktü tekrar silah sesi bu sefer kolundan. Öldürmeyecek darbeler vuruyolardı sorgulama için ölmesi işlerine gelmezdi adam sonr güçle titriyen elleriyle bana silahı doğrulttu ve koluma ateş etti kolumda hissettiğim yoğun acıyla inledim canım çok yanıyordu daha önce hiç vurulmamıştım demekki böyle bir şeymiş Saçmalama Ahu! Vuruldum şuan farkında mısın? Cidden vurulmuştum yanıma bir asker geldiğinde ona baktım sadece gözleri gözüküyordu bana bir yerden tanıdık gelen o buz mavisi gözlerle denk düştüm adam çok tanıdık bakıyordu! Ben nerden tanıyordum ya?iç sesim gene kendini belli etti
Ahu kendine gel! Adam asker . Ve şuanda düşüneceğin konu bu değil, önce canını kurtar be kızım!
Doğruydu valla bir canını kurtarayım sonra düşünürüz kim olduğunu baktı baktım o sırada ellerimi ve ayaklarını çözüyordu bileklerim yara izleri ile doluydu ve kızarmış tahriş olmuştu acıyordu. yavaşça ayağa kalktığımda vücudum beni taşımıyordu doğru düzgün yemek yememiş ve su içmemiştim yediğim tek şey ara sıra burda tanıdığım ve Türk askeri olduğunu öğrendiğim adamın getirdiği ekmeklerdi acaba şuan o ne yapıyordu umarım iyidir adam bana elini uzattı tuttum destek aldım yürümek için kendimi zorladığmda bir adım atamadan dizleirm titredi daha sıkı tutundum adam bi anda beni kucağına aldı sesimi çıkarmadım ihtiyacım vardı orada buldukları teröristleri askeri helikoptere bindiriyolardı iki ayrı helikopter vardı muhetemelen beni ayrı onları ayrı helikoptere bindireceklerdi adam kucağında benle beraber helikoptere bindi beni koltuklardan birine oturttu etrafa kısaca bir göz gezdirdim o sırada diğer askerlerde geldi iki kadın 5 erkek asker geldi oturdu hepsi bana bakıyordu ama hepsi pür dikkat bana bakıyorlardı hepsine göz gezdirdim ama tabiki gözleri hariç hiç bir şey anlamadım şuan berbat göründüğüme emindim çok umurunda değildi umarım acınası görünmüyorumdur mavi gözlü tanıdık gelen adam"iyimisiniz sayın savcım?' diye sordu bu sesde bana tanıdık geliyordu ona hafifçe yaralı kolumu gösterdim o an sanki bunu öncesinde görmemiş şimdi farketmiş gibi bir ifade belirdi gözlerinde "içlerinedn birine kafa işereti yaptı adam hemen yanıma geldi ve yaralı koluma bakmaya çalıştı "Kazağın kolunu kesmemizde sıkıntı varmı sayın savcım" diye sordu olumsuz anlamda başımı salladım makasla kesmeye başladı o sırada hala hepsinin gzölerini üstümde hissediyordum ben kolumdaki yaraya bakarken hepsi bana bakıyordu ilk yardımı yapan adam ilk başta yarayı temizledi ilaç sürdü bu sırada kolumu uyuşturacak herhangi bir iğnesi olmadığı için her şeyi fazlasıyla hissediyordum kısa bi an bana baktı taflan karası gözleri vardı göz göze geldik bakışları meraklıydı sanki canımın yanıp yanmadığını anlamaya çalışıyordu bakışları yaraya geri döndü bu sefer dikmeye başlayacaktı dikmeye başladığında ifsdizce yarama bakıyordum ortamdaki herkes bana garip garip bakıyordu ne oluyor ya! Ne diye bakıyorsunuz kardesim? Bunu tabiki onlara demedim yaramı tedavi eden adam "savcım kolunuzu hissediyor musunuz?" Diye sorunca bakışlarımı ona çevirdim "Evet" dedim sesimde ifadesizdi adam bana baktı baktı baktı sonra bi anda "Savcı hanım valla kusura bakmayında iki saatir canlı canlı kolunuzu dikiyorum gıkınız çıkmıyo öylece bakıyosunuz hani bilerek bir tepki verecekmisiniz diye iyice bastırdım pamuğu yok sıfır tepki! " Diye söylendi bu sırada hala yaramı dikiyordu hafifçe güldüm bu çıkışına ama cevapsız bıraktım hepsi bana baktı baktı baktı en sonunda içlerinden biri " sayın savcım valla namınızı duymuştuk kaçırılmadan öncede işinizdeki başarınız tutumunuz vatan sevginiz herkesin dilinde zaten o yüzden sizi aldılar ama ne yalan söyleyeyim başta pek inanmamıştım demiştim daha 27 yaşında bir savcı bu anlatılanlar kadar iyi olabilirmi ama şuan bakıyorumda az bile demişler "dedi sesi daha genç yumuşak çıkıyordu ve bariz bir şekilde hayranlık vardı hafifçe tebessüm ederek "Estağfurullah" diye karşılık verdim oda güldü sanırım, kısılan gözlerinden anlayabiliyordum mavi gözlü Adama döndüm "maskenizi bir çıkarırmısınız sakıncası yoksa?" diye kibarca sordum adam bir süre baktı düşündü ve "Sebep?" Diye kabaca bir cevap verdi demek öyle ha asker? Ben sana gösteririm sebebi "Ben öyle istiyorum ama sadece siz diğerlerine lüzum yok" diye sertçe konuştum öyle cevapa böyle karşılık alır işte adam az önceki kibar sorununa ardından böyle bir cevap beklemiyordu gözlerini bir şaşkınlık ifadesi kuruldu ne sanıyordu beni? Pasif kırılgan nazik bir hanımefendimi? Nazik bir insan olduğum doğrudur ama hakedene ve şuan bu adam hiç benim nezaketini ve zerafetimi haketmiyordu! Bir süre baktı sonrasında "Emredersiniz sayın savcım" diyerek maskesini çıkardı buz mavisi gözleri esmer teninde parlıyordu yüz hatları sertti kaşları ise ne kalın nede ince saçları üç numara denecek kadar kısaydı ama üç numara değildi korkutucu bir adama benziyordu ama hakkını yiyemezdim yakışıklı bir adamdı Tabi ya! Bu adam oydu kaçırılmamdan bir gün önce katıldığım şehit töreninde karşılaştığım ve şehidin dostlarından biri olduğunu öğrendiğim hatta o gece tören bitiminde şehitliğin çıkışında beraber oturup sohbet ettiğimiz adamdı! İşte şimdi taşlar yerine oturdu bende diyorum bu adam bana nerden tanıdık geliyo meğersem oymuş bir süre anlamsızca bakıştık o zaten benim kim olduğumu biliyor hatırlıyordu ancak ben şimdi adam maskesini çıkarınca anlamıştım en sonunda bu yersiz bakışmayı o böldü "Ee savcım hatırladınızmı sonunda kim olduğumu sabahtan beri anlamaya çalışıyordunuz" dedi hafif bir alayla herkes bize şaşkınla bakıyordu muhetemelen nerden tanıştığımız sorguluyolardı kolundaki armaya baktım sonra tekrar gözlerimi buz maviliklere kilitledim "Şimdi hatırladım yüzbaşı " dedim onunkiyle aynı alayla herkes bize şaşkın şaşkın bakıyordu en sonunda içlerinden biri maskesini çıkardı ve "Komutanım siz savcıyla nerden tanışıyorsunuz" dedi şaşkınlığını üzerinden atamamaıştı hala ona baktım sarıya çalan kumral saçları bal rengi gözleri ve yüzbaşıya göre daha yumuşak olan yüz hatlarıyla genç bir askerdi yüzbaşı br süre durdu adama baktı sonrada"Sanane lan" diye mükemmel bir açıklayıcı cevap verdi gerçekten mi yüzbaşı? Gerçi adamda haklı Şehit Ömer Yaşar'ın şehadet töreninde karşılaşltık şehitliğin önündede baya bi sohbet ettik ama ne ben onun adını nede o benim adımı biliyormu deseydi tamam birşey denemesi şuanlık daha iyiydi ayrıca muhtemelen o benim şuanda her şeyini biliyordu ben onunkini bilmiyordum ben bunları düşünürken helikopter yavaşça piste iniş yaptı kapılar açıldı ilk önce iki asker daha sonrada yüzbaşı indi yerdeyken bana elini uzattı tuttum helikopterden indiğimde ailemi gördüm kendimden bağımsız bir tebessüm oluştu dudaklarımda annem "Kızım!" Diye bağırdı annem her zaman biraz evhanmlı bir kadındı tamam bu konuda evham yapmasını garipsemiyordum ama herkesin içinde kızım diye bağırmasıda normal bir şey değil be kadın! Onlara doğru yürümeye başladığımda onlarda bana doğru yürüyordu ilk başta anneme sarıldım ağlıyordu güçlü bir kadındı benim annem kolay kolay ağlamazdı belkide bu huyum ona çekmişti annemden ayrılıp babama sarıldım "Aklım çıktı Ahu gözlüm" diye fıfıldadı kulağıma babam beni böyle severdi Ahu gözlüm babamdanda ayrılıp kardeşlerime döndüğümde hepsinin gözleri kıpkırmızıydı ağlamışlardı kollarımı açtığımda hepsi bana doğru gelmeye başladı beni üç bir yanından sarıp sarmaladılar kısa bir kadın değildim boyum 1.68di ama üç tane kazık kadar erkek kardeşin yanında görünmeyebiliyordunuz üç bir yanından sarılmışlardı ve sanırsam yaralı kolumu farketmemişlerdi canım yanıyordu ama sakladım. Anlasınlar istemedim. Dışardan görünmediğime emindim adamların hepsi 1.90 üstüydü napablirdim? Emre abim 'çok korktuk be kızm" dedi kulağıma doğru Alkan abimin burnu saçlarımdaydı bir yandan kolumu içime çekiyor ne yandanda söyleniyordu" bune lan bok gibi kokuyorsun hiç mi yıkanmadın kızım sen" dediğimde onu dövebilirdim yada dövemezdim çünkü kollarımda güç yoktu " hatırlat seni bi ara dövrceğim bir ay esir kaldım ben gerizekalı Gül kokmamı beklemiyordun herhalde!" Diye söylendim başını geriye atıp gür bir kahkaha attı "Ulan " dedi hala gülerken"şu hallerini bile özlemişim he" dediğimde bende gülümsedim o sırada boynumda hissetiğim bir ıslaklık vardı başıkı hafifçe arkaya çevirdiğimde küçük kardeşimi gördüm küçük dediğimde 20 yaşındaydı yanlız. ağlıyordu ben bu çocuğa kıyamazdımki küçükken de canı acır ağlar diye hiç dövemezdim "Ablasının gülü niye ağlıyorsun" yaşlı gözlerle bana baktı "Çok korktum abla!" Dedi usulca"Eğil azıcık" dediğimde anlamadı ama eğildi başını göğsüme yasladım "oy ablan kurban olsun sana" dedim hafif üzgün bir sesle başının tepesine kahve saçlarına öpücükler kondurdum çocuğun beli iki büklüm kalmış olacakki ellerimi belime yerleştirdi ve ayaklarımı yeren kesti hala yüzü boynumdaydı "Dikkat et be kadın! O kadar savunma ve silah derslerini boşunamı öğrendin sen!"dedi sanırım sesi biraz gür çıkmıştı beni buraya getiren askerler zaten bizi izliyordu şimdi ise yüzbaşının kaşları yavaşça yukarı kalkımıştı sinirlendim neden bilmiyorum ama sinirlendim "İndir beni salak herif" diye sinirle söylensin homurdanarak indirdi tam o sırada başın döndü gözlerim karardı ve nolduğunu anlamadığım bir anda dizlerim titredi beni ayakta tutacak gücü kendinde bulamadı sonrası ise koca bir karanlık...
Evett ilk bölüm böyleydi begendinizmi?? Bu benim ilk kitabım lütfen ona göre değerlendirin. Bölümleri yazdıkça atacağım.
Bölüm etkileşimi
