Masal Kırığı kitap kapağı

1. bölüm / 2

Masal Kırığı

Orman

Vaveyla Yazarı: Açelya Olmak

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: Orman
  1. 1 Orman1.225 kelime · Okuduğun bölüm
  2. 2 Kahin1.236 kelime

Kadın, ormanda koşarken duyduğu çığlık sesiyle birlikte durdu. Bütün gece uyuyamamış, en sonunda saat 3'te koşuya çıkmıştı ve bu saatte burada kimsenin olacağını düşünmemişti. O an, katillerle aynı fikirde olduğunu düşündü.
Bir erkeğin çığlık attığını duyar duymaz, nefes seslerini yavaşlatmaya çalışarak sesin geldiği yere doğru ilerlemeye başladı. Burnundan ses çıkarmamaya özen göstererek derin nefesler alıyordu. Ağaçların arasından yürümeye çalışırken, çalılar işini pek kolaylaştırmıyordu ama o yine de deniyordu. Her yer birbirine o kadar çok benziyordu ki, yönünü kaybetmekten korktu.
Olduğu yerde durdu. Yaklaşık 42 dakikadır yürüyordu ve çığlık sesi yalnızca bir kez gelmiş, başka hiçbir şey ne duymuş ne de görmüştü. Belki de eve dönmeliydi. Uykusuzluktan beyni olmayan sesleri mi duyuyordu? Çok garipti. Sert ve bıkkın bir şekilde nefesini verdi. Karanlık ormanda kaybolmamak için geri döndüğü an, gördüğü şeyle kalakaldı. Adım dahi atamamıştı.
Önünde kocaman bir kurt duruyordu. Bu nasıl olabilirdi? Evet, şehirden biraz uzakta yaşıyordu ve bu ormanda birçok hayvan vardı ama buz gibi, üstelik bu kadar büyük bir kurt? Çok garipti. İpek, hareketleri gibi zihninin de donduğunu hissediyordu. Savunma mekanizmasına lanet edip aklını çalıştırmaya zorladı. "Ölü taklidi yaparsam gider, değil mi? Giderdi..." diye fısıldadı kendi kendine.
Ona dikkatle bakan kurttan gözlerini ayırmadan yavaşça yere çöktü. Kafasını hafifçe kaldırıp kurdun tepkisizliğine baktı. İşe yarıyordu. Yavaşça yere uzanıp, çocukken ablasıyla oynadığı savaş oyunlarında öğrendiği ölü taklidini hatırladı. Filmlerde insanlar hep dillerini dışarı çıkarıyordu, o da aynısını yaptı. Yere uzanan İpek, korkudan titriyordu. Kurtun kendisine doğru geldiğini anladığında gözlerini kapattı, dilini dışarıya çıkardı ve kollarını iki yana bıraktı. Başını yana eğmişti.
Kurtun ağır adımları yaklaştıkça, çıkardığı hışırtı sesleri artıyordu. Kalbi de bir o kadar hızlanmış, bir at gibi koşmaya başlamıştı. Hızlanan nefes sesini yeniden yavaşlatmaya çalıştı. Sonunda adım sesleri kesilince, İpek bir refleksle kulaklarını oynattı. Dilinin hala dışarıda olduğunu hatırlayınca, salyaların dışarı doğru akmaya başladığını hissetti. Kurtun nefes seslerini duyuyordu, çok yakındaydı. Şimdi kaçamazsa, o daha ayağa kalkamadan kurt onu yiyebilirdi.
O sırada garip bir şey oldu. İpek, kurtun başını yanağına yaklaştırdığını hissetti. Kurt, salyalarının aktığı çenesini yaladığında İpek içindeki korkunun uçup gittiğini, bedenini kastığı içinse kaslarının ağırlığını fark etti. Bir anda, kahkahayla yeşil gözlerini açtı. Kurt ile yüz yüzeydiler ve kurt güler gibi bir ses çıkarmıştı.
İpek ne diyeceğini bilemiyordu ama kurtun gözleri o kadar güzeldi ki... Cam gibi, açık mavi gözleri vardı. Hayvana hayretle baktı. "Nasıl bu kadar büyüleyici olabilirsin?" diye düşündü. Kendisine engel olamayarak, ona bakan hayvanın başını avucuna koydu. Kötü bir tepki almayınca, bir anlık cesaretle elini hareket ettirmeye başladı. Onun kararlarında hep bir çekim vardı.
İpek'in altıncı hissi her zaman çok güçlü olmuştu. Küçüklüğünden beri karşısındaki canlının hislerini hissediyordu. Nasıl açıklardı bilmiyordu fakat insanların düşüncelerini dahi anladığı olmuştu. Bu sayede, kurt sevilmenin verdiği rahatlıkla ayaklarının üstünde çöküp başını daha da fazla sürttü. Genç kız, eğilip kedi sever gibi beyaz kürkünü sakinlikle sevmeye başladı. "Sanırım aç olmadığın için bu kadar tatlı ve sevecensin," dedi kurdu severken. Kurt anlamış gibi bir ses çıkarmıştı.
Birlikte bir süre böyle vakit geçirdikten sonra, kurt aniden kulaklarını dikti ve patilerinin üstünde yükselerek sağ tarafa kilitlenmiş bir şekilde bakmaya başladı. İpek nedense kurda güveniyordu. Bu yüzden, onun aniden hareket etmesi değil de belli bir yere sürekli bakması onu tedirgin etmişti. "Katil mi görüyor?" diye düşündü.
Kurtun baktığı noktaya bakarken gördüğü tek şey ıssız bir orman, yavaşça yükselen Güneş ve bir nehirdi. Nehir görmüş olmasının şaşkınlığını yaşarken, bir yandan da az önceki çığlığı hatırlamış ve korkmuştu. "Az önceki erkeğin çığlık atmasının sebebi yanımdaki kurt olabilir miydi? Belki de bu yüzden bana zarar vermedi," diye düşündü. Bu düşünceyle hemen yanındaki kurda baktı. Kürkü beyaz olduğu için kan lekesi belli olurdu. Hayvanın hala o noktaya bakarkenki tedirginliğini hissediyordu. Güneş artık çıkmış, her yeri aydınlatmıştı. Böylece bir kırmızılık varsa kolayca görebilirdi.
Kadın, hayvanı kızdırmamak için sevme bahanesini kullanmaya başladı. Dizlerinin üstüne çıkıp kurtun sırtını sevdi, aynı zamanda kan lekesi arıyordu. Göremeyince başını, sonra yanaklarını sevdi. Hatta sıktı. Hayvan tepki vermeyince devam etti. Fakat eline bir sürü ıslaklık gelmiş ve elinde bir kırmızı leke görmüştü. Kurtun dikkati dağılmış, gözlerini kapatıp sevilmenin tadını çıkarmaya başlamıştı.
Kadın, eliyle kurtun çenesini sevmeye başladığını ve biraz ıslaklık hissettiğini fark etti. Anlık bir korkuyla kalp atışları artarken, yavaşça elini çekip baktı. Neyse ki kan değil, salya ve belki de suydu, diye düşündü. "Eğer su içmişse ağzındaki kan temizlenmiş olabilirdi."
Telefonu çekmiyordu. Eğer katille karşı karşıya kalırsa veya kurt ona saldırırsa yardım çağıramazdı. "Yalnız mı öleceğim?" diye düşündü bir an. Nasıl geri döneceğini bilmiyordu. Bu ormanın yürüyüş yerinde asla nehir yoktu, en azından onun bildiği kadarıyla hiç görmemişti.
Ormanın bu bölümü onu endişelendirmeye, telaşlandırmaya başlıyordu. Bütün izlediği videolar aklına geldi. "Nehir kenarında yürürseniz medeniyete ulaşırsınız." Her ne kadar gereksiz bulsa da, her zaman ormanda hayatta kalma videoları ve belgeselleri izlemişti. İşine yaradığı için seviniyordu. Yavaşça ayağa kalkmış, nehre doğru yürümeye başlamıştı. Nefes verip arkasına baktı. Kurt bir anda kaybolmuştu. Buna kaşlarını çatıp, "En azından gidip bir hayvan beni yemeyecek," diye düşünüp kendisini avuttu. Ya da öyle sanmıştı.
Nehrin kenarına gelip önce sağ tarafa, sonra da sola baktı. İçinden, "Keşke yön duygum bu kadar berbat olmasaydı," dedi. Onu izleyen biri için gözünün farkında olmadan sola doğru yürümeye başladı. İleride ağaçlar azalıyor gibi olduğu için orayı seçmişti. Giydiği koşucu montu hem kışa hem de yaza uygundu. Bu yüzden sabahın sıcağını çok hissetmiyordu. Onu endişelendiren tek şey yemek konusuydu. Açlıktan ölmeyi, boğularak veya işkence görerek ölmeyi çok korkunç buluyordu. "Umarım bunları yaşamak zorunda kalmam," diye düşündü. Yavaş ve acı verici olduğu için korkunçtu.
Bu düşüncelerden uzaklaşmak adına derin bir nefes alıp verdi ve meditasyon yaptıktan sonraki huzurlu anımsadı. Endişeli halinden kurtulmuştu biraz. "Etrafıma biraz göz gezdirmeliyim," diye düşündü. Bu ormanı her zaman sevmişti. Çok fazla insan gelmiyor, burası sessizce kirlenmiyordu. Aşırı salgıladığı saf oksijeni ciğerlerine çekebiliyordu. Huzurluydu burası. Ruhunu temizliyor, düşüncelerini arındırıyordu. Oysa bir aydır, belki de iki aydır koşuya çıkmıyordu. Şu an bu eksikliği hisseder miydi acaba? Endişelenmişti.
"Sıcak hava her zaman daha kötü hissettirir," derken konuşmuştu. Başı dönerken bayılmamak için yere çöküp elleriyle dizlerini sarmış, başını yaslamıştı. "İşte bundan bahsediyordum, işte! Hissetmiştim bir şey olacağını." Eve gitmek yerine birisine yardım etmek istemesi, neden ama cezalandırılmasının sebebiyet veriyordu? Yorgundu, acıkmıştı, su istiyordu. Güneşin ışınları tenini acımasızca yakıyor, daha fazla yorulmasına sebep oluyordu. Çok çaresiz hissediyordu kendisini.
"Burada ölmek istemiyorum," diye düşündü. "Daha çok gencim, bunu hak etmiyorum. Tanrım lütfen, lütfen bana yardım et." Hıçkırıkları çok net duyuluyordu. İstemsizce, "Neden?" diye mırıldandı. "Neden bunu yaşıyorum?" Çaresizlik onu ele geçirmişti. Çocuk gibi saatlerce orada durup ağlamak, haykırmak istiyordu.
"Yapamam," dedi kendisine. "Artık bir çocuk değilim. Kendi başımın çaresine bakabilmeliyim. Sil gözyaşlarını ve buradan kurtulana kadar yürümeye devam et, çünkü yalnızca sen kendini toparlayabilirsin." Kararlılıkla bilincini kandırdı. Dünyasının dönüyor olması, düz yürüyemeyeceği anlamına gelmiyordu. Gözyaşlarını silme gereği dahi duymadan yürümeye başladı.
Üç saat geçmişti. Nehir bitmiş, akşamüstü olmuştu. "Şimdi nereye gideceğim?" Etrafına bakındığında gördüğü tek şey hala ağaçlardı. "Keşke saçlarımı toplasaydım," diye mırıldandı kendi kendine. Oflayarak gökyüzüne baktıktan sonra yürümeye devam etti. Çocuk gibi mızmızlanmak istiyordu. "Hava kararmadan ve ölmeden önce bir ev veya insan görmek iyi olurdu."
Bir dal kırılma sesi gelince hemen o tarafa bakıp dikkatini verdi. "Kurt muydu yine gelen? Bu sefer aç mıydı peki?" Tedirginlikle adımlarını hızlandırdı. Belki koşmalıydı, belki de ses çıkarmadan durmalıydı. Hiçbir şey bilmiyordu. Gözlerinden yaşlar akarken ayağı bir şeye takıldı. Kendini yerde buldu ve elinin altında küçük bir taş vardı.
"Can mıydı elimin altındaki şey?" Çok acıyordu. Hem elim hem de avucum kanlar içindeydi. Kan, düşündüğümden daha hızlı akarken nehir halini almaya başlamıştı. Avucumdaki kesik çok derindi sanırım. Bakmak için hareket dahi edemeden bilincimi kaybedip bayıldım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

45okunma 3beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18