Suyun Sessiz Çığlığı

Vaveyla Yazarı: Talia Bayram

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: Suyun Sessiz Çığlığı

Sabah uyandığımda her sabah olduğu gibi üniversiteye gitmek için hazırlanmaya başladım. Eylül ayında olmamıza rağmen benim gibi Adana'da yaşıyorsanız eğer havalar hâla soğumaya başlamamıştır.

Ben yazı mevsimini sevdiğim için burada yaşamayı seviyorum. Sırf bu yüzden üniversiteyi başka şehirde okumayı istememiştim. Buraya yaşamaya ya da okumaya gelenler sıcaklığa zor katlanıyordu. Çoğu da katlanamayıp kaçıyordu.

Ben bugünde yazlık kıyafetlerimi giyebildiğim için mutluyum. Kışlık kıyafetler güzel olsa da ben yazlıklarımı daha çok seviyordum. Ayrıca denize girmeye de bayılıyordum. Ailem benim deniz sevdam yüzünden yumurtalıkta ev almıştı. Eskiden sadece yaz tatilinde denize girmek için 3 aylığına yazlık ev tutarlardı. Ama ben her tatilde denize girmek için ağlayınca onlarda hem benim ağlamamdan kurtulmak hem de böylesi daha kullanışlı olur diye yazlık bir villa almıştı.

18 yaşıma girdiğimde gün babam bana doğum günü hediyesi olarak araba almıştı. Annem de bana mezuniyet hediyesi olarak, mezun olduğum zaman yumurtalıkta ayrı bir ev alacağını söylemişti.

O yüzden bu yılın bir an önce bitmesi gerekiyordu. Son senemi de başarıyla bitirip tek başıma uzun bir deniz tatili yapmak istiyorum.

Banyoya girip yüzümü iyice yıkadım. Ve pijamalarımı çıkarıp sepete attım. Sonra banyodan çıkıp, giyinme odasına girdim. Dolabı açıp mavi kot takımımı ve içime giymek için de beyaz bir tişört aldım. Hızlı bir şekilde giyinip makyaj masasına oturdum. Hava çoğunlukla sıcak olduğundan bende pantolon yerine genelde hep şort giyerdim.

İlk önce karışan saçlarımı iyice tarayıp, şekillendiren ve saçımın kabarıklığını da alan saç kremini sürdüm. Elime mavi renkli kelebek şeklinde olan tokamı alıp, saçımın iki yanından küçük tutamlar aldım. Toka ile tutturup uzamış perçemlerimi de elimle düzelttim.

Saçımın yüzüme gelmesi beni hep rahatsız etmişti. Bu yüzden saçımı nadiren açık bırakırım. O zamanlarda bile şimdi yaptığım gibi yüzüme gelmesin diye yanlardan toplarım.

Makyaj yapmayı normal zamanda bile çok sevemezken, sıcak hava da hiç yapasım gelmiyor. Yine de bugün hafif bir göz makyajı yapsam fena olmaz. Mavi gözlerimi ortaya çıkaran mavi far, aylaynır ve rimeli sürdüm. Dudağıma da açık şeftali renginde rujumu sürdüm. Üstüne de bana deniz kokusu veren glossumu sürdüm. Okyanus kokulu parfümümü de sıkıp ayağa kalktım.

Aynadan kendime baktığımda hazır olduğuma karar verdim. Giyinme odasına girip, beyaz orta boy spor çantamı aldım. Bir defter ve kalemlik koydum. Peçete, ıslak mendil vb. ihtiyaç duyulan şeyler her çantamın içinde olduğundan başka bir şey almadım. Saatlerimin olduğu bölmeden gümüş saatimi alıp koluma taktım. Ayakkabılarımın olduğu yerden beyaz spor ayakkabılarımı elime alıp giydim. Ve makyaj masasına giderek üstündeki cüzdanımı ve çekmecenin içinden de şarj aletimi aldım ve çantanın içne koydum. Son olarak da yatağımın yanındaki şifonyerin üstünde duran telefonumu alıp odadan çıktım.

Merdivenlerden aşağı inerken, burnuma çok güzel kokular geldi. Annem her zaman mutfakta çok becerikli olmuştu. Bu küçüklüğümden beri böyleydi. Abim ve ben sabah sırf sevdiğimiz şeyleri anneme yaptırabilmek için erkenden kalkar ve birbirimizle yarışırdık. Gerçi arada hâla yapmıyor değiliz. Abimi işinden dolayı evde pek görmüyordum. Onun izin günleri de ya benim sınav haftalarıma denk geliyor ya da hocalar ödev verdiğinden onları halletmem gerekiyordu. Bu son zamanlarda çok canımı sıkmaya başlamıştı. Ve abimin de buna üzüldüğünü biliyordum. Sadece bana yansıtıp beni daha çok üzmek istemiyordu. Bu yüzden de benim yanımda hep neşeli görünmeye çalışırdı.

Oturma odasına girdiğimde yemek masasında yalnızca abimin oturduğunu gördüm. Ben masaya yürürken abim kafasını telefonundan kaldırıp bana baktı. Bana çok sevdiğim sıcak gülümsemesini göstererek, ayağa kalktı. Ve kollarını kocaman açıp,

"Günaydın Marin'im. Seni çok özlemişim. Gel buraya bakalım, abin sana sıkıca sarılsın." dedi.

Bende onu çok özlemiştim. Aynı evde yaşasak da çok vakit geçiremediğimizden, ikimizde birbirimizi çok özlüyorduk. Abim bana, bende ona çok düşkündüm.

Hızla koşarak kendimi onun güvenli kollarına attım. Ve ona sıkıca sarılıp, kokusunu içime çektim.

"Günaydın dünyanın en yakışıklı abisi. Bende seni çok özledim. Hep çok çalışıyorsun ve eve de sadece yatmak için geliyorsun. Demekki sen işini benden daha çok seviyorsun."

Kollarının arasına beni iyice alıp, sıkıca sarıldı. Bu o kadar güzel bir histi ki. Abim her zaman, beni dünyanın tüm kötülüklerinden korumak ister gibi bana sarılıyordu.

Duydukları hiç hoşuna gitmemişti. Ve dediklerim yüzünden, beni gerçekten kırdığını sanıp, hemen konuşup gönlümü almaya çalıştı.

"Olur mu öyle hiç Marin'im. Ben seni her şeyden çok seviyorum. İşim yüzünden çok vakit geçiremiyoruz, biliyorum. Ama lüften bana bu yüzden kızma. Senin üzülmene dayanamam ben." dedi.

Hafifçe kollarından kayıp, yüzüne baktım.
Tüh yaa. Bu sefer harbiden biraz abartmışım. Gerçi çok da bir şey dememiştim. Ama benden bu tarz cümleleri duymayan abim için dediklerim birazcık fazla olmuştu. Bende onu üzgün görmeye dayanamamki ama. Hemen yanağından öpüp,

"Canım abim benim. Ben zaten biliyorum beni her şeyden çok sevdiğini. Sana takılmak için öyle dedim ben. Sende dediklerimi hemen ciddiye aldın. "

Abim dediklerimle biraz rahatlayıp, beni alnımdan öptü. Sonra da kollarını gevşetti. Ben de kollarımı çekip, pek de istemeyerek ayrıldım. Abim kolundaki saate bakıp, bana döndü.

" Marin benim şimdi çıkmam lazım. Saat 10'da adliyede katılmam gereken bir duruşmam var. Ben kahvaltı yaptım zaten. Annemlere duruşmam olduğunu söylersin sen. Anlaştık mı güzelim?" dedi.

Duyduklarımla üzülsem de abime belli etmedim. Sonuçta işinde çok başarılıydı. Hukuk fakültesinden mezun olup, kısa sürede Adana'nın en iyi avukatlarından biri olmuştu. Onunla gurur duyuyorum. Aramızda sadece 4 yaş olmasına rağmen, abim bu genç yaşında kendini çok geliştirmişti. 26 yaşındaki çoğu erkek bu kadar başarılı olamıyordu. Yakışıklı abimin bir de nişanlısı vardı. Nergis ablayla birlikte çalışıyorlardı. Nergis abla çok iyi bir insandı. Ve abimin de çok seviyordu. Tabii abimde ona bayaa aşıktı.

Yine kendi içimde düşüncelere dalmışım. Abimin gitmek için benden cevap beklediğini fark edip,

"Tamam abi. Sen çık, ben annemlere söylerim. Kendine dikkat et. Nergis ablaya da selam söyle. Kendisini çok özletmesin." dedim.

Abim beni hızla öpüp,

"Tamam Marin'im. Dediklerini de tabiki söylerim Nergis'e. Ama sende kendine çok dikkat et. Bir şey olursa da hemen beni arıyorsun, tamam mı? Hadi bakalım görüşürüz." dedi.

"Tamamdır. Ararım abi. Görüşürüz."

Abim çıkarken ben de fazla oyalanmak istemediğim için hemen masaya oturup, kahvaltımı yapmaya başladım. Ben kahvaltı yaparken babam odaya girdi. Masaya geçip oturdu. Onun oturmasıyla birlikte annem de elinde tabakla geldi. Tabağı masaya bırakırken, tabakta pankek olduğunu gördüm. Annem otururken, bir yandan da sağa sola bakıyordu.

Sonunda bana bakıp,

"Günaydın Marin. Abini gördün mü? Sabah kahvaltıyı hazırlarken onu görmüştüm. Ama şimdi nereye gitti ki?" dedi.

"Anne abim biraz önce çıktı. Kahvaltısını yapmış. Saat 10'da duruşması olduğunu söyledi. Geç kalmamak için çıktığını size söylememi istedi."

Annem bunu duyunca üzüldü. Abim ve ben pankek yemeyi çok severdik. Annem abimi sabah görünce, kahvaltıda yesin diye yapmıştı büyük ihtimalle. O yüzden morali bu kadar bozuldu. Babam da annemin halini görünce hemen konuyu dağıtmak için konuştu.

"Kızım günaydın. Senin dersin kaçta başlıyordu bugün? "

Bende babama uyum sağlayıp konuşmaya devam ettim.

"Benim dersim saat 11'de başlayacak baba. Ben de birazdan çıkarım." dedim.

Annem bu sefer bana bakıp,

"Marin biz yarın akşam Nergis ablanlara yemeğe davetliyiz. Sende gel istersen. Hem değişiklik olur sanada. Ne dersin kızım?"

Yarın günlerden salıydı. Dersim saat 17'de bitiyor. Gitmeyi bende çok isterim aslında. Ama yetişebilir miyim bilmiyorum. Saat kaç gibi gideceğimizi öğrensem daha iyi olurdu aslında. Annem benden cevap beklerken, bende ,

"Anne gelmeyi çok isterim. Ama dersim yarın biraz geç bitiyor. Saat kaç gibi oraya gideceksiniz? "dedim.

Annem duyduklarından memnun kalıp, bana gülümseyerek cevap verdi.

"Kızım biz saat 20 gibi orada olmayı düşünüyoruz. Ama sen eğer yetişemem diyorsan, daha geç de gelebilirsin. Nergis ablanda, ailesi de seni çok seviyor zaten. Geç gelmene bir şey diyeceklerini sanmıyorum ben." dedi.

Bende bu şekilde düşünüyordum açıkçası. Ama gideceğimiz saate kadar zaten işlerim bitmiş olurdu benim. Babam bana bakıp,

"Kızım, bu arada ben sana bir şey söylecektim. Ama işten sana demeyi unutmuşum." dedi.

Babam tarımla uğraşıyordu. Hem dedemden miras kalan araziler çoktu hem de babam işini çok büyümüştü. Haliyle tarımla ilgili birçok konuyla ilgileniyordu. Ve o da abim kadar olmasa bile, genellikle yoğun oluyordu.

Annemin ise doğuştan gelen bir resim yeteneği vardı. Bu yeteneği bana da geçmişti. Ve bende bu sayede okumak için mimarlığı tercih etmiştim. Ama babam genelde söylemek istediği şeyleri bana direkt söylerdi. Bu sefer her ne söylecekse, benim vereceğim tepkiden biraz çekiniyor olmalıydı. İşte bu da beni daha çok meraklandırdı. Babama devam etmesi için,

"Evet, baba. Seni dinliyorum. Ne söylecektin bana?" dedim.

Babam önce çayını içip bitirdi. Anneme doldurması için bardağı uzattı. Annem bardağı alıp mutfağa gidince, konuştu.

"Kızım, hatırlasan eğer benim bir ortağım vardı. Eskiden sık görüşürdük. Sonra işlerimiz yoğunlaşınca, pek görüşemedik. Arslan Şahin'di ortağımın adı. Hatta senin yaşlarında 1 oğlu vardı. Sanırım kızıda senden birkaç yaş küçüktü. Hatırlıyor musun?" dedi.

İlk başta pek hatırlayamadım. Ama sonra aklımda bir anı belirdi. Bundan yaklaşık 10 yıl önce, biz yumurtalıkta tatildeyken ben akşam olmasına rağmen denizden çıkmak istememiştim. Ama bir çocuk bana
'Bende denizde olmayı çok seviyorum ama burası benim evim değil. O yüzden akşam olduğunda evime gidiyorum. Sende öyle yapmalısın. Yoksa gerçek evin gitmediğin için seni özler.' demişti.
O zaman bu sözler üzerimde büyük etki bırakmıştı. Ve o günden sonra hiç denizde kalmak için ağlamamıştım.

Babam benim vereceğim cevabı beklediğinden,

"Her şeyi tam olarak hatırlayamadım ama kimden bahsettiğini biraz anımsıyorum baba. Sen neden onlardan bahsediyorsun şimdi?" dedim.

Babam verdiğim cevaptan memnun kalmış gibi başını sallayıp anlatmaya devam etti.

"İşte bahsettiğim Arslan'ın oğlunun adı Arden. O da senin gibi mimarlık okudu. O 2 yıl önce mezun oldu. Arkadaşı ile birlikte mimarlık şirketi açmıştı. Bildiğim kadarıyla başta işleri iyi gidiyordu. Ama geçenlerde Arslan beni arayıp, Arden'in arkadaşının onu bırakıp başka şirkette çalışmaya başladığını söyledi. Eee Arden de tek başına işleri halletmeye çalışıyormuş ama zorlanıyormuş. Arslan'ında aklına sen gelmişsin. Ben ona henüz mezun olmadığını söyledim gerçi. Ama o bana bu konuyu Arden'le konuştuğunu ve sorun olmadığını söyledi. Bende seninle bu konuyu konuşup, onlara dönüş yapacağımı söyledim. "dedi.

Anlattıklarını sindirmem için, biraz bekledi. Bu sırada ikimizde kahvaltı yapmaya devam ettik. Annem masaya dönünce tekrar konuşmadık. Babamda bunu benim düşünmeme yordu büyük ihtimalle. Kahvaltımız bitince, annem mutfakta olan hizmetliye seslendi. Bize de bahçeye çıkacağını söyleyip, çıktı. Ben çantamı alıp koltuğa otururken, babamda aynısını yaptı.

Bu sırada bende babamın bahsettiği teklifi düşündüm. Mezun olunca bende bir ortak bulup, mimarlık şirketi kurmayı düşünüyordum. Aklımda sınıftan aramın iyi olduğu birkaç kişi vardı zaten. Ama mezun olana kadar çalışıp, bir tecrübe kazanmak benim için çok iyi olurdu. Yani bu teklifi reddetmem için bir sebep yoktu.

Bu yüzden hizmetli masadaki işini bitirince, bende babama dönüp cevap verdim.

"Teklifi kabul ediyorum baba. Hem benim için de tecrübe olur. Ama tamamen yardım edebilirim demem doğru olmaz. Sonuçta benim de halletmem gereken derslerim var. Mezun olmamış olmam sorun değil demişler sana zaten. Yine de ben bunu baştan söylemiş olayım."

"Tamam kızım. Ben birazdan Arslan'ı arayıp kabul ettiğini söylerim. Bana Arden'in numarasını atar büyük ihtimalle. Ben de sana numarayı gönderirim. İkiniz konuşur anlaşırsınız, böylesi daha iyi olur zaten." dedi.

"Tamam olur baba. Ben artık çıksam iyi olur. Anca yetişirim derse zaten."

Babam da başını sallayarak, beni onayladı.

"Tamam kızım. İyi dersler sana. Bir şeye ihtiyacın olursa ararsın beni. Kendine dikkat et." dedi.

Çantamı koluma takıp, ayağa kalktım. Babama gülümseyerek,

"Tamam babacım. Görüşürüz." dedim.

"Görüşürüz kızım."

Evden çıkıp, garaja girdim. En sevdiğim renkte olan lacivert spor arabama bindim.
Arabayı çalıştırıp evden ayrıldım. Yolda giderken Arden şimdi nasıl görünüyordur diye düşünmeden edemedim. Küçükken bile oldukça yakışıklı bir çocuktu. Şimdi de muhtemelen pek değişmemiştir. Acaba o beni hatırlıyor muydu. Muhtemelen o da benim gibi çok hatırlamıyordur.

Kampüse girdiğimde fakültemin önüne gelip, arabayı boş bir yere park ettim. Kolumdaki saate baktığımda dersin başlamasına 15 dakika kaldığını gördüm.
Derse girmeden önce, biraz suyun sesini dinlemek istiyorum. Bu yüzden göl kıyısına yürümeye başladım. Kıyıya geldiğimde etrafta kimsenin olmadığını gördüm. İnsanın bulunmayı sevdiği yerlerde yalnız kalması bence güzel hissettiriyordu.

Kıyıdaki tahtalardan birinin en ucuna giderek, bağdaş kurup yere oturdum. Çantamı yanıma koyup, suyu izlemeye başladım. Elimi suya sokup, yavaşça minik dalgalar yaptım. Bu çok güzel hissettirdi.
Elimi biraz daha hızlandırdım. Dalgalar hareketimle birlikte daha çok oluşmaya başladı.

Elimi sudan çıkardım. Sonra bir şey denemeye karar verdim. Çok saçma olsa da yine de yapmak istiyorum. Aslında bunu uzun zamandır yapmak istiyordum. Hatta ben büyüdükçe bu istek yoğunlaşmıştı. Sanki su bunu yapmam için zamanla beni büyülemişti. Son günlerde ne zaman su kenarına gelsem bu his yoğunlaşmıştı. Yapmayı çok istesemde, içimde bir yerlerde her zaman korktuğumdan, bir türlü yapamamıştım.

Ama şuanda hiç korkmuyorum. Yapacağım şey çok saçmaydı ve ne beklediğimi de bilmiyorum. Sadece yapmak istiyorum.

Arkama dönüp, kimsenin olmadığından emin olmak istedim. İyice baktıktan sonra yakınlarda kimsenin olmadığına karar verdim. Tekrar önüme dönüp elimi suyun üstüne getirdim.

Suya bakıp kafamda çoktan hayal ettiğim su küresini yapmaya çalıştım. İlk başta hiçbir şey olmazken, kafamdaki ses bana pes etmememi söylüyordu. Gerçekten yapmak istemeliydim. Ve kendime inanmalıydım.

Kalbimde gittikçe yükselen cesaretle, tekrar denedim. Bu sefer diğer elimi de suya doğru uzattım. Ve gerçekten yapacağıma inandım.

Su ilk önce hareketlenmeye başladı. Sonra küçük bir su parçası yükseldi. Ve gözlerimin önünde küre şeklini aldı. Ben buna şaşıramadan, oluşturduğum küre su üstünde havada kalırken, hemen yanında başka su küreleri oluşmaya başladı. Birden bire hava da bir sürü su küresi oldu.

Ben şimdi ne yapmalıyım? Ellerimi indirdiğim zaman kürelerde bozulurdu zaten. Öyle olması gerekiyordu. Sakin kalmaya çalışarak, derin nefes alıp verdim.
Tam elimi indireceğim sırada, arkamda birini hissettim.

"Senin sıradan olmadığını biliyordum Marin. Ve hep kendini keşfetmeni bekledim. İşte şimdi bunca zaman beklediğime değdi. Artık sen yanlızca Marin değilsin. Sen denize ait olansın."

Bu ses hem çok tanıdık hem de çok yabancı geliyordu.
Peki kimdi bu? Beni nereden tanıyordu?
Ben bile bu özelliğimi yeni keşfetmişken, bu kişi nasıl benim normal olmadığımdan bu kadar emin olabilmişti? Denize ait olan da ne demekti? Ve ben şimdi ne yapacağım?

İlk bölümü nasıl buldunuz?

Bölümü okuduktan sonra beğenmeyi ve yorum yazmayı unutmayın lütfen.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

412okunma 224beğeni 5yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18