8. bölüm / 8
MANİPÜLASYON TEKNİKLERİ : Zihin OyunlarıNarsizm 2. Bölüm (Karanlık Tarafı)
Bölümler 8Şu an: Narsizm 2. Bölüm (Karanlık Tarafı)
- 1 ⚠️ Siyah Venom'dan Önemli Duyuru: Hak Bildirimi ve Araştırmacı Notu154 kelime
- 2 Love Bombing (Sevgi Bombardımanı) 1. BÖLÜM506 kelime
- 3 Travma Bağlanması (Trauma Bonding) 2. Bölüm921 kelime
- 4 Cinsel Sömürü / Cinsel Tahakküm (Sexual Exploitation / Coercion) 3. Bölüm721 kelime
- 5 Cinsel Narsisizm ve Beden Sömürgesi 4. Bölüm1.021 kelime
- 6 Aynalama (Mirroring) 5. Bölüm1.164 kelime
- 7 Narsizm 1. Bölüm (Güç ve Kontrol Odaklı)942 kelime
- 8 Narsizm 2. Bölüm (Karanlık Tarafı)859 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bu bölüm biraz daha uzun olacak gibi... Çünkü burada bir narsistin, insanları kendi zevkleri ve hissetme dürtüsü için nasıl kontrol ettiğini anlatacağım.
Ve... Hayatımızda bazı kişiler olur; tamamen kontrol edilemezdir. İçi deli dolu, aşırı neşeli insanlardır bunlar. Genellikle toplum onlara şöyle seslenir:
"Nereden geliyor bu enerji?"
Halbuki ortada sadece sinir sistemi aktif çalışan birisi vardır. İşte tam da bu noktada narsist birey, o bastırılmış hissetme kapasitesini doruk noktasında yaşayabilmek için içi "enerji" dolu bu insanları hedefine alır.
Bir Narsist Ne Kadar Tehlikeli Olabilir?
Önceki bölümde bahsettiğimiz o "kara delik" var ya, hani insanları yutan... Bunu şu şekilde anlatırsam şıp diye kafanıza oturacak: Narsistler hissetmekte zorlanır. Cinsel narsisizm bölümünde de yazmıştım: Narsistler sağlıklı bir haz hissedemezler.
Hiç hissetmeyen bir insan gördünüz mü? Hissetmek... Toprağın kokusunu içinde duymak, rüzgarın tenine çarpma şekli... Felsefe tarihinde Jean-Paul Sartre ve Albert Camus gibi varoluşçu filozoflar, insanın bu anlam arayışını ve hissizliğe düştüğünde yaşadığı o derin "bulantı ve hiçlik" duygusunu çok iyi anlatırlar. İşte tam bu noktada Jean-Paul Sartre’ın o sarsıcı sözü narsistin durumunu özetler:
"İnsan, içindeki hiçliği kapatmak için başkalarının özgürlüğünü ve enerjisini yutan bir boşluktur."
Narsist, Sartre’ın bahsettiği o içsel hiçlikle yüzleşemediği için canlı olan her şeyi kendi boşluğuna çekip yok etmek ister.
Bir Gözlemcinin İtirafı: Hissizlik ve Yakıt
Maalesef bunu tam anlamıyla anlayabilmeniz için kendimden örnek vereceğim.
Hayatımın bir döneminde disosiasyon (çözülme/kopma) ve buna eşlik eden duygusal küntlük yaşadım. O sıralar hissettiğim tek şey saf bir "hissizlik"ti. Zor zamanlardan geçiyordum ve beynim bana adeta şunu fısıldadı: "Bu kadarı fazla, şartelleri indiriyorum."
Bu, zihnin kendini koruma mekanizmasıydı ve geçiciydi. Tabii ben durumu anlayana kadar kendi kendime, "Neden hissetmiyorum? Neden ağlayamıyorum?" diye sordum durdum. O dönem hayat benim için tam bir boşluk ve hiçlikti. Hissetmek için neler yaptığımı bir bilseniz... Gerçekten zor bir dönemdi. Kendimi zoraki ağlatmaya çalıştığımı hatırlarım. İşe yaradı mı? Hayır, daha beter oldum. O dönem bir uzmandan yardım alsaydım çok daha kolay atlatabilirdim.
Hissetmenin ne kadar hayati olduğunu anladım ve bu durum, narsistleri araştırırken bana devasa bir farkındalık kazandırdı. Öz-farkındalık kitabımda ne demiştim?
"Hiçbir şey boşuna değildir. Yaşadığın her şeyin bir anlamı vardır."
Ben yaşadığım acıları, o karanlık bilinmezlikleri yücelterek narsistleri araştırırken adeta bir yakıt olarak kullandım. Şimdi dönelim asıl konumuza: Narsistler de gerçek anlamda hissedemezler. Hissedebilmek için başkalarını araç olarak kullanırlar. Tabii ki sağlıksız, karanlık ve kötü bir yoldan...
Övgü Bir Yakıttır
Sürekli övgüler narsist için bir hissetme / ego yakıtıdır. Yakıt diyorum, çünkü yakıtlar bir süre sonra biter.
Bir insanın sürekli "Çok güzel giyinmişsin", "Bu özelliğini seviyorum", "Sen çok güzelsin" diyerek narsisti övmesi, başlangıçta onun için mükemmel bir yakıttır. Ancak aynı övgüyü sürekli duymak bir süre sonra narsisti sıkar. Artık o övgü ona ilk günkü hissi vermez; onun gözünde o sözler "bozulmuş bir yakıttır".
Otto Fenichel ve Heinz Kohut bu durumu çok net özetler:
İlk Başlardaki Değer: Narsist, ilişkilerinin başında karşısındaki kişinin hayranlığını, sevgisini ve ilgisini yüksek kaliteli bir yakıt olarak kullanır.
Tekdüzelik Sıkıntısı: Sürekli aynı övgüleri duymak narsisti bir süre sonra sıkar. Cinsel narsisizm bölümünden hatırlayın...
Tiksinti Aşaması: Narsist artık o kişiden derin bir tiksinti duymaya başlar. Çünkü o insan, narsist için tüm gizemini ve "fethedilme" özelliğini kaybetmiştir.
Düz ve çıplak bir örnek verelim: Gerçek hayatta da öyle değil midir? Sürekli aynı övgüyü duymak bir süre sonra insanı da sıkar, hatta "Ne yılışık biri" der geçeriz. Ama narsist bir kral veya kraliçe değildir; o da insandır. Sadece hissetmek için çevresindekileri hiç düşünmeden o kara deliğe (kronik boşluğa) çeker. Bunu bilinçli bir plandan ziyade tamamen dürtüsel olarak yapar.
Bunu zihninizde şu iki benzetmeyle canlandırabilirsiniz:
Uyuşturucu bağımlıları gibi...
Kaliteli eti fark eden akbabalar gibi...
O dürtü kimyasal ve biyolojiktir. Yani her şeyi kontrol ettiğini sanan narsist bile kendi bedeninin biyolojik kimyasına göre hareket eder. Ama bu onun suçu değildir. Diyemeyiz; önceki bölümleri boşuna anlatmadım. Narsisti anlatıyoruz ama biz de aslında kendi anlık zevklerimiz ve sınırlarımızla var oluyoruz.
Hayat senin hayatın... Bu satırları okuyorsan ya psikolojiye ilgin var, ya öz-farkındalığını geliştirmek istiyorsun ya da... Orası bende saklı kalsın. Fark ettiysen bölümlerin bazı noktalarında konunun dışına çıkıp doğrudan sana sesleniyorum. Önceki bölümde aileye değindik, bu bölümde konfor alanına... Bunlar bilinçsiz seçilmiş kelimeler değil; bizzat seni uyanışa geçirmek için kullandığım anahtarlar. Uyanmak, gözünü açmak tamamen sana bağlı. Günaydın...
Öfkeden Beslenmek ve Sınır Çizmek
İnsanları kendi zevkleri için kullanan narsistin bunu tamamen hissetmek için yaptığını söyledik. Öfkeden, ağlamadan bile beslenir... Senin her bir duygundan, ta ki seni biyolojik olarak hırpalayana veya o et çürüyene kadar beslenir. Demek istediğimi anladınız değil mi?
Vıcık vıcık sürekli övgü bir yere kadar... Net bir şah mat istiyorsanız, klinik psikologların da sürekli vurguladığı gibi: Sıfır tolerans duvarı.
Sınır çizmediğin an, o akbaba senden koparacak yeni bir parça bulmaya devam eder. Ama sert bir duvarla (şah mat) karşılaştığında, oradan beslenemeyeceğini anlar ve uçar gider.
Sonlara geldik... Ben şu an yine ikonik kareli defterime yazıyorum. Düşünüyorum da anlatmadığım bir nokta var mı diye ama zihnime gelenler şimdilik bu kadar. Bu yüzden "üç bölüm" demiştim ya, belki dört bölüm sürecek. Ters köşe... İşte Venom farkı! Belki yarın bambaşka bir manipülasyonu ifşa ederim.
O zamana kadar bu satırların senin üzerinde bıraktığı etkiyi hisset ve merak etmeye devam et. Sen bu derin hissiyatla baş başa kal; ben ise yeni bölümü yazmaya gidiyorum...
Hayatınızda sizi olduğunuz gibi gören, varlığınızla heyecanlanan kişiler ile birlikte olmanız dileğiyle...
Bölüm etkileşimi
