Bölümler 1Şu an: Bölüm 1
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hayatımda bir kez olsun şans yüzüme gülmemişti. Her anım mücadele ve eziyet içinde geçmişti. Bugün de onlardan biriydi.
"Rüya kızım, sağır mısın sen?"
"Efendim, duymamışım."
"Şef sabahtan beridir bağıra çağıra seni arıyor, nasıl duymazsın?"
Yine hangi işlemediğim suçun cezası bana kesilecekti acaba? Tam mutfağa gitmeye yeltenecekken elindeki kepçeyle üzerime doğru hızla gelen şefi gördüm.
"Saf bir kız olduğunu biliyordum zaten ama bu kadar ahmak olabileceğini hiç düşünmemiştim."
"Sorun ne şef?"
"Sana sosu kekikli yapmanı söylemiştim ama sen içine nane koymuşsun!"
"Ama tarif listesinde öyle yazıyordu. Ayrıca yardımcı şef de öyle yapmamı uygun gördü."
"Sen sadece benden emir alabilirsin, duydum mu beni? Yalnızca benim dediklerimi yapacaksın, bir başkasınınkini değil! Gir mutfağa, çabuk yenisini hazırla!"
"Ama şef, çıkış saatim geldi, eve gitmeliyim."
"Hatanı düzeltmeden hiçbir yere gidemezsin, çabuk başla işe!"
Bir yerde, birden fazla patronunuz olunca böyle oluyordu işte; birisinin dediğini yaptığınızda öteki patlıyordu. Ama mecburdunuz bu iğrençliklere katlanmaya, mecburdum. Herkes gibi paraya ihtiyacım vardı. İstemeyerek de olsa mutfağa girdim ve sosu hazırlamaya başladım. Normalde çıkış saatim 9'da olmasına rağmen sosu bitirdiğimde ve mutfağı temizlediğimde saat 11'e geliyordu.
Aceleyle işten çıktım. Bütün eczaneler kapanmıştır şimdi, nereden alacaktım annemin ilaçlarını bilmiyordum. Nöbetçi eczaneler de uzak görünüyordu. İlaçları bulamayacağımı anlayınca hızla eve doğru yürümeye başladım. Kapının önüne geldiğimde geberesice babamı, kapımızın önündeki siyah arabanın sağ arka koltuğunda oturan ancak yüzünü seçemediğim birisiyle konuşurken gördüm. Kapıya gelenlerin yine bir alacaklıları olduğunu düşünüp eve girecekken babam arkadan seslendi:
"Rüya, buraya gel!"
Tedirginlikle arkamı döndüm ancak ayaklarım mıh gibi yere çakılmış, gidemiyordu. Babamın, yine neyin peşinde olduğunu anlamıyordum.
"Annemi görmem gerek, gelemem!" deyip hemen eve girdim ve annemin odasına doğru yürümeye başladım. Sessizce annemin kapısını açıp içeriye baktığımda gece lambasının bıraktığı loşlukta uyuyan annemi gördüm. Muhtemelen yemek yememişti ve beni beklemişti ama o alçak patronum yüzünden annem aç kalmıştı. Haber de vermemiştim. Gözleri hep üzerimdeydi; telefonu azıcık elime alacak olsam hemen beni işten kovmakla tehdit ederlerdi.
Mutfağa geçip annem için bir şeyler hazırlamak istiyordum. Üzerimi bile değiştirmeden mutfağa girip çorba için malzemeleri çıkarmaya başladım. Yavaş yavaş her şeyi ekleyip pişmesi için ocağa bıraktığım sırada babamın içeri girdiğini kapı sesinden anladım.
"Rüya!" diye bağırmaya başladı.
Korkuyla salona koştum. Titreyen sesimle,
"Efendim?" dedim.
Daha neye kızdığını bile anlamadan üzerime atıldı ve saçlarımı eline doladı. Saçlarım kökten çekildiği için çok acıyordu.
"Ne olur bırak saçımı, canım acıyor!"
"Kimsin sen he? Kimsin sen?"
"Ne diyorsun baba?"
"Ben 'gel' dediğimde gelecek, 'git' dediğimde gidecek bir köpeksin sen! Sana gel diyorsam geleceksin, beni rezil edemezsin!"
Alkol kokan nefesi yüzüme vururken hem acıdan hem de nefesinden midem bulanıyordu.
"Baba, ne olur bırak, sadece annemi merak etmiştim."
Tuttuğu saçımla beni sertçe yere çarparak bıraktı. Dolan gözlerim ve acıdan kesilen nefesim henüz yerine bile gelmeden üzerime eğilerek saçımı yeniden tuttu.
"Benim dediklerimi yapacaksın, duydum mu beni?"
"Tamam, ne olur bırak beni!"
Babam sırtını dönüp tökezleyen adımlarla odasına giderken bağırış çağırış seslerine annem de uyanmıştı; korkuyla üzerime eğilmişti.
"Elleri kırılsın kızım, yine neye sinirlendi?"
Dışarıda olanları anlatabilirdim ama aslında hiçbir şey olmamıştı; sadece selam vermek istememiştim ve selam vermemiştim o kadar. Ama bunun bile bir cezası vardı bu evde. Annemin canını daha fazla sıkmak istemiyordum.
"Her zamanki babam işte, boş ver anne."
Gözlerindeki yaşları silip saçımı ve üstümü düzelttim.
"Hadi gel, sana çorba yaptım, beraber içelim."
Nefes bile alacak halim yoktu ama annem için güçlü durmak zorundaydım.
"Yavrum, kaç git burdan, kurtar kendini! Benim için hayatını mahvettiğin yeter, ne olur bu sefer anne sözü dinle."
Annem ağlayarak bana yalvarıyordu ama ne kadar söylerse söylesin onu bırakıp gidemezdim.
"Seni asla bırakmam anne, hadi gel."
Annemin elinden tutup mutfağa getirdim. Yemeğini yedirip odasında ilaçlarını içirdikten sonra uyuması için odadan çıktım. Mutfağı toplamak için geri dönecekken salondan babamın sesini duydum:
"Gece 2'de gelip alabilirsiniz efendim!"
Bölüm etkileşimi
