8. bölüm · Limon Çiçeği

Bölüm 5🌺🍋

Derin G. T.

Selamlarrr, yepyeni bir bölümle karşınızdayım 🫶
Biraz geçiştirme ve kısa bir bölüm oldu ama bu seferlik idare edelim lütfenn
Bölüme dalınnn 🤺🤺

🌺🍋

“Öldüler.”

Bazı kelimeler vardı; söylendiği an havanın rengini değiştirirdi. Bu da onlardan biriydi.
Kuzey'in sesi yükselmemişti. Titrememişti de. Öyle sakince söylemişti ki, insan ilk duyduğunda acımadığını sanabilirdi. Ama gözlerine baktığımda bunun doğru olmadığını anladım.

Acıyan insanlar her zaman ağlamıyordu.
Bazen sadece susuyorlardı.

Balkonun üzerinden geçen rüzgâr saçlarımı savururken ne diyeceğimi bilemedim. Özür dilemek istemedim. Çünkü bazı yaralar için özür kelimesi fazla küçüktü.

“Senin adına üzgünüm. Umarım huzur içinde uyuyorlardır.”diyebildim. Daha fazlasına gücüm yetmedi.

“Umarım, limon çiçeği.”

Aramıza boğucu bir sessizlik yerleşirken, sandalyemde huzursuzca kıpırdandım. Bana göre insanın yaşı büyüdükçe olaylara olan tepkisizliği artardı. Ölümü bir yetişkin daha güçlü kavrayabilirdi ama Kuzey gibi bir lise öğrencisi bunu yapamayabilirdi. Ona olan genel önyargım hala geçmemiş olsa bile bu dönemi nasıl atlattığını merak ettim.

“Sorabilirsin.” diyerek sessizliği bozduğunda bakışlarım ona döndü. “Neyi?” dedim anlamaz bir ifadeyle. Hangi soruyu? Binlerce var da. “Merak ettiklerini.”

“Merak ettiğim, öğrenmek için istekli olduğum anlamına gelmez. Evet, hakkında şüphelerim ve meraklarım var. Ama son cümlelerinden sonra bunu dinlemek istediğime emin değilim.”

Kıkırtı bile sayılamayacak bir sesle eğlendiğini belli etti. Hâlâ elleri cebinde balkon demirine yaslanırken hafif bir gülüşle gökyüzünü izliyordu. “Son zamanlarda olgun sözlerin beni şaşırtıyor doğrusu, limon çiçeği.”

“Ha ha, komik misin sen?”

Bana cevap veremeden, telefonlarımıza aynı anda düşen mesajlara odaklandık. Mesajı açtığımda okuldan olduğunu farketmiştim.

“Değerli velilerimiz, öğrencilerimizin yaz tatilini verimli ve eğlenceli geçirebilmesi en büyük önceliğimizdir. (...) Gelecek öğretim yılında 12. sınıf olacak tüm öğrencilerimiz yaz kampımıza davetlidir. Tarih, saat ve detaylar…”

Haberin verdiği şok ve sevinçle gözlerim büyürken dudaklarım şaşkınlıkla aralanmıştı. Okulumuz her zaman kaliteli aktiviteler yapardı ama daha önce hiç bir yaz kampı düzenlememişlerdi.

“Yaz kampı diyor, Kuzey!”
“Görebiliyorum, limon çiçeği. Gidecek misin?”

Onun hevessiz haline kaşlarımı çattım çünkü bir insan yaz tatiline nasıl mutlu olmazdı? Bizden çıkacak olan az bir para vardı, ailesi olmayan öğrencileri zaten okul karşılıyordu.

“Ee, tabii ki! Otel diyor, havuz diyor!”
Kafasını iki yana salladı ve masanın üstündeki çayının son yudumunu da içerek gideceğini belli etti. Eee daha karpuz kesecektik.
“Çay için teşekkürler. Eve gitmem gerekiyor, Sare için not çıkaracağım.” dediğinde yüzüne mal mal bakmaktan başka bir şey yapamadım. Anneme kalsa, yere döşek atıp yatıya kalmasını sağlamalıydım.
Onu evin çıkışına yönlendirirken art arda sorular sorma isteğimi bastıramadım. “Yaz kampına gidecek misin?”
“Zannetmiyorum.”
“Peki, Sare için neden not çıkarıyorsun?”
“Neden soruyorsun?”
“Merak. Sevgili misiniz?”
“Ne alaka? Ayrıca neden sana söyleyeyim, komşucuğum.”

Cevabıyla beraber sırtına ve ardından kafasına vurdum. Dayağımdan iki büklüm olmuş halde ayakkabılarını giymeye devam etti.
“Ateşkes iptal diyorsun, ha Gökçe?” dediğinde duraksadım. Allah kahretsin. Ona vurarak ateşkesimizi bozmuş ve bir savaşı yeniden başlatmıştım. İşime gelirdi.

“Yanlışlıkla oldu.”
Alaycı bir şekilde kaşlarını kaldırıp sırıttığında yüzünün ortasına çarpmamak için zor duruyordum. Bir daha çay içmeye de almayacaktım onu, zıkkımın kökünü içebilirdi.

“Tabii,”
Göğsüne sertçe vurup onu kapının dışına doğru ittirmeye başladım. Fakat o, ilerlemeyip yalı kazığı gibi dikilmeyi tercih etmişti. “Kendini fazla önemsiyorsun. Hadi git mağarana.”

Sonunda kapıdan uzaklaştığında sinir bozucu bir gülüşle bana baktı. “Darp raporu alacağım. Komşumdan şiddet görüyorum.”

Tüm huysuzluğumla yüzüne kapıyı kapatıp, salona girdim. Babam koltukta oturuyor, elinde kumandasıyla kanallarda turluyordu. İşte oldukça yorulduğundan evde genel aktivitesi televizyon seyretmek oluyordu.

“Ne izliyorsun, baba?” dediğimde bakışlarını ekrandan ayırmadan konuştu. “Harika bir bilim kurgu filmi çıkmış, puanları da baya yüksek.”
“Ne güzel. İyi seyirler sana o zaman, ben odamdayı-”

Henüz lafım bitmeden annem kapıda gözükmüş ve çamaşır dolu seleyi kollarıma bırakmıştı. “Odana gitmiyorsun, çamaşır asman lazım. Yemin ederim, bütün gün temizlik yaptım. Belim ağrıyor.”

Dudaklarımdan isyan dolu bir ses çıkarken, resmen sürünerek balkona yöneldim ve herşeye rağmen astım. Saat geç olduğunda ise denizde harcadığım saatlerin yorgunluğuyla günü bitirdim.

Sabahın köründe yastığımın altından gelen titreşim sesleriyle, gözlerimi araladım. Üst üste gelen mesajlar yüzünden örtümü kafama kadar çekip homurdandım. Uykumun bölünmesini sevmiyordum, herkes gibi. Kim harika bir yaz sabahında mesajlar yüzünden uyandırılmak isterdi ki.

Gerçek bir hayvan gibi homurdanarak telefonuma uzandım.

Powerpuff Girls

Zeynep✨: GIRLS UYANIN
Zeynep✨: YAZ KAMPI VARMIŞ VE BEN MESAJI YENİ GÖRDÜM
NASIL HABER VERMEZSİNİZ??
Melek💞: Sürekli karga bokunu yemeden mesaj attığın için seni döveceğim.
Duvardan duvara atacağım amele sümüğü gibi yapışacaksın.
Zeynep✨: Meleğimmm
Sence bu tehditlerin şuan bana işler mi? İşlemez.
Çünkü YAZ KAMPINA GİDİYORUZ
Gökçe:
Evet yaz kampına gidiyoruz
Ama keşke daha makul bir zamanda yazsaydın güzelim ya
Melek💞: Yaz kampına mı gidiyormuşuz? BENİM NEDEN HABERİM YOK GİTTİĞİMİZDEN

Gökçe:
Bizimle beraber yaz kampına geliyor musun yoksa aşk iptal mi Melek?
Melek💞: Ama ücretlidir o
Zeynep✨: Ailenle küs olabilirsiniz ama daha 17 yaşındayken kafede çalışıp kendini geçindirmen normal değil Melek.
Söylediğinde para göndermiyorlarsa biz öderiz. Asıl ailen burada sonuçta.
Gökçe:
Aynen öyle balım
Biz buradayken bunları düşünmene gerek yok.
Melek💞: Çok teşekkürler kızlar
İyi ki siz o zaman