1. bölüm / 1
LilyumPembe başlıklı kız
Bölümler 1Şu an: Pembe başlıklı kız
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gözlerimi açtığım gibi derin bir nefes aldım. Yine istemsizce erken uyandım. Saatin 6.41 olduğunu görünce tekrar uyumak istedim.
Ama öyle bir lanet huyum var ki uyandığım zaman uyumakta çok zorlanıyorum. Biraz telefonu kurcaladım. Sosyal medya hesaplarımda hiçbir değişiklik olmadığı için telefonu kapatıp yanıma koydum.
Gözlerimi tavana diktim. Adımı yaşımı ailemi yaşamımı kısaca sorguladım.
Elenay adını nerden türettiklerini düşündüm. Adımın Elenay olduğunu öğrenen herkes çok farklı güzel olduğunu söyler.
Ama çoğu insan ise Ela ve Elanur demeyi tercih ediyor. Bu durum ise benim sinirlerimi fazlasıyla bozuyor.
Ailemin en küçük çocuğu ve tek kızıyım. Şımarık değilim. Çok şımartıldım ama şımarık kalmayı tercih etmedim.
İki abim var ve ikiside yurt dışında. Özledim mi özlemedim mi emin değilim. Sanırım ihtiyacım olmadığı için varlıklarını aramıyorum
27 yaşındayım. Üniversite tercihleri yaparken ilk sıraya adli tıp yazdığım zamanlar bu mesleğin olacağına ihtimal vermiyordum.
Ve şuan tam olarak o mesleği yapıyorum. Haftanın 6 günü ex vakalarla iç içe olmak ister istemez insan duygularını düşüncelerini davranışlarını etkiliyor.
Diğer insanlara nazaran daha duygusuz ve gerçekçi oluyorsunuz. İnsanlara karşı daha mesafeli oluyorsunuz. Tabi her insan bir değil ama mesleğim bende böyle etkiler bıraktı.
Yataktan kalkıp penceremi açtım. Temiz hava odaya girerken yatağımı düzelttim. Yürüyüş yapmak için dolaptan gerekli birkaç eşyamı çıkardım. Elimi yüzümü yıkayıp saçımı topladım. Kıyafetlerimi giyip Pembe şapkamı taktım ve odadan çıktım.
…….
Geldiğim deniz kenarında herkes ya sohbet ediyordu ya da sadece deniz manzarası çekiyordu. Yürüyüş yapmak için ideal olan bu yer hakettiği değeri görmüyordu.
Güneş gözlüğümü hiç çıkarmadan tempolu bir şekilde yürümeye başladım. Bana eşlik eden sayılı insanlar vardı. Herkesin keyfi istekleri farklı oluyor haliyle.
İlerde ortada duran topluluğu görünce derin nefes aldım. Bu insanların saygısızca hareketlerine tahammül edemiyorum. Köşeye çekilmek yerine ortada durup insanların yolunu sabote etmelerini anlamıyorum.
Geldiğimi görmelerine rağmen çekilmediler. İstemsizce kaşlarım çatıldı. Derin bir nefes alıp durdum.
“Yoldan çekilmeyi düşünüyor musunuz?”
Ses tonumun ruhsuzluğu dikkatlerini çekmiş olmalıydı. Aksi takdirde yolun ortasında olmalarına rağmen çekilmeyip uyarı beklemeleri saçmalık olurdu.
7 kişiden sadece 1 kişi köşeye çekildi. Kaşlarım daha çok çatıldı. Sinir bozucu bir durum. Evet istesem köşeden geçebilirdim ama neden büyük yer kaplamalarına göz yumayım ki?
“Çekilmek için neyi bekliyorsunuz. Bekleme alanı mı burası?”
“Geçebileceğiniz kadar yol var. İlla ki buradan geçmek zorunda mısınız?”
Sarı saçlarını savurup hiç yerinden kıpırdamayan kadına baktım. Tahminimce yaşı 20-21 olmalı. Ukalalık ve saygısızlığı özgüven sanıyor olmalı.
“Belli ki siz 6 yetişkin toplum görgü kurallarından uzaksınız. Medeniyetle alakanızın olmadığını bağıra bağıra belli etmenize gerek yok. Bu durduğunuz yolda insanlar yürüyor. Çünkü amaç durmak değil devam etmek. Durmak gibi niyetiniz varsa birkaç adım atarak çimenlik alanda durabilirsiniz.”
Birkaç kişi daha çimenlik alana ilerledi. Uyarılmayı beklemek çok saçma değil mi ?
“Çok mu bildiğini iddia ediyorsun. İstersem burada istersem orada dururum.”
“Tabii sen bu zihniyetle istersen denizin üstünde de bu şekilde batmadan durabilirsin.”
Sırıtıp birkaç adım attım. Arkadan birkaç kişinin güldüğünü duydum.
“Hanımefendi ne oluyor burada?”
Kaba bir erkek sesi duyunca durdum. Arkamı döndüm. Ve seslenen adama baktım.
“Sizi ilgilendiren bir konu olduğunu düşünmüyorum beyefendi.”
Güneş gözlüğümün altından bakmak aşırı keyif verici.
“Tam olarak beni ilgilendiren bir konu. Öğrencilerimle hararetli şekilde ne konuştuğunuzu söyler misiniz?”
Gözlerimi devirdim. Öğrencilerin öğretmeniyle ekstra tartışmak istemiyordum.
“Öğrencilerinizle değil, tek bir öğrencinizle bir konuda anlaşamadık ve uzatmadık.”
Sarı saçlı kadın bir adım yaklaştı. Kollarını göğüs hizasında birbirine kavuşturmuş bir şekilde tek kaşını kaldırıp baktı.
“Gökalp hocam bu hanımefendi bizim medeniyetsiz olduğumuzu iddia etti.”
İstemsizce güldüm. Adının Gökalp olduğunu öğrendiğim öğretmene baktım.
“Medeniyetsizler yolun ortasında bekler demek istemiştim aslında. Bu lafımdan sonra bu öğrenciniz hariç hepsi bekleyebileceği alana geçti. Sizce yanlış bir şey mi söyledim Gökalp bey?”
“İnsanlarla daha kibar ve anlaşılır dilde konuşabilirsiniz hanımefendi.”
Öğrencisini, öğrencisi olduğu için savunuyor olması sinir bozucu bir davranıştı. Sadece uyarmıştım. Konu neden bu kadar uzadı ki?
“Tabi emin olun anlayışlı insanlarla daha kibar ve anlaşılır şekilde konuşacağım.”
Bir şey demesini beklemeden yoluma devam etmeye başladım. Pırıl pırıl öğrencilik hayatının bu şekilde bu zihniyetle ziyan oluşu üzücü bir durum.
Sinirlerimi daha fazla bozmadan yürüyüşüme devam ettim. Öğretmenin olayı dinlemeden sadece önyargılı yaklaşması yanlış bir tavırdı. Ama bu insanlara bunu öğretecek kadar boş vaktim yoktu
Biraz daha yürüdükten sonra dönüş yoluna geçtim. Aynı kişilerle karşılaşacağımı tahmin ediyordum. Bu sefer görmemiş gibi yapıp devam edecektim.
Yaklaştıkça kalabalıklaştıklarını fark ettim.
İlerlemeye devam ederken bir anda önüme atlayan sarı saçlı kadın yüzünden durmak zorunda kaldım. Refleks yüzünden kadını ittim. Ne yaptığının farkında mıydı ?
“Ne yaptığını sanıyorsun ?”
Sesim fazla sert ve biraz yüksek çıkmıştı. Biraz geri çekildi. Yüzünde korku gibi bir ifade vardı.
“Ne yapıyorsun sen !?”
Kendimi tutamayıp tekrar sinirle sordum. Aynı öğretmen hemen olaya dahil oldu. Öğrencisini tutup kaldırdı. Bir şeyi olup olmadığına baktı. Gördüğüm kadarıyla gayet iyi görünüyordu
“Ses tonunuza dikkat edin. Bilerek olmadı! İyi misin Sude?”
Sude’ye sinirle baktım. Cevap veremiyordu. Bilerek yapmış gibi durmuyordu. Kolundan tutup kaldırdım. Ne yaptığımı anlamaya çalışıyor gibi baktı.
“Banka otur kendine gel biraz.”
Daha sakin bir şekilde konuştum. Bir şey demeden söyleneni yaptı. İlk başta böyle anlaşabilseydik dünyanın sonu mu gelirdi ?
“Dengemi kaybettim kusura bakmayın.”
Bir anda dengesini kaybetmesi tuhaf bir durumdu. Giydiği ayakkabılara baktım. Düz spor ayakkabılardı. Bağcıları bağlıydı. Takılma olasılığı yoktu.
“Başın mı döndü?”
“İyi misin sude?”
Öğretmenle aynı anda konuştuk. Dönüp birbirimize baktık. Gözümde gözlüğün olduğunu fark ettim. Varlığını tamamen unutmuşum.
Çıkardım ve pembe şapkamın üstüne taktım. Gözlüğümü çıkardığım gibi daha dikkatli bir şekilde baktı yüzüme. Gözlerimi gözlerinden çekip Sude’ye baktım.
“Başın mı döndü?”
Sorumu tekrarladım. Başıyla onayladı.
“Kendini kötü hissediyorsan hastaneye gitmelisin. Ciddi bir durum olabilir. “
“Teşekkür ederim.”
Bir şey demeden gözlüğümü geri taktım.
“Teşekkürler pembe başlıklı kız.”
Bölüm etkileşimi
