4. bölüm · KÜTÜPHANE KURALI #1

2.BÖLÜM

Irmak Yilmaz

Sarı post-it notları, ahşap masanın üzerinde adeta iki ordu arasındaki küçük elçiler gibi gidip gelmeye devam etti.

Lara, tırnaklarını masanın kenarına bastırıp gözlerini Rüzgar’a dikti. Rüzgar ise hiçbir şey olmamış gibi defterine bir şeyler çiziyor, ara sıra dudaklarında beliren o belli belirsiz gülümsemeyle Lara’nın sabrını sınıyordu.

Lara yeni bir not kopardı. Bu kez harfleri daha büyük, kalemi kâğıda daha çok bastırarak yazdı:

— "Gürültünle dikkatimi dağıtıyorsun. Kaleminin çıkardığı o tıkırtı bile sinir bozucu. Lütfen çizimini başka bir yerde yap."

Notu masanın üzerinden Rüzgar’ın çizim defterinin köşesine bıraktı.
Rüzgar notu eline aldı. Yeşil gözlerdeki o alev alev öfkeyi süzdükten sonra kapağı hafifçe kapatır gibi yaptı. Ardından hiç istifini bozmadan yazdı:

— "Kütüphanede nefes almamı da yasaklayacak mısın Arel? Ayrıca kalemin sesi değil, beni izlemek dikkatini dağıtıyor. Önündeki romana dön, yoksa sayfa 184'te takılı kaldığını herkese ilan edeceğim."

Lara’nın gözleri yuvalarından fırlayacak gibi oldu. Sayfa numarasını bile takip etmişti! Rüzgar’ın kendisini gizlice izlediği gerçeği yüzüne bir sıcaklık dalgası yaydı. Ama bu utançtan değil, tamamen öfkedendi.

Hızla yeni bir not kopardı:

— "Soyadımı nereden biliyorsun sen?! Ve hayır, seni izlediğim falan yok. Sadece masamdaki işgalcinin ne zaman gideceğini kontrol ediyorum!"

Rüzgar bu notu okurken başını geriye atıp sessizce kıkırdadı. Kütüphanedeki birkaç kişi onlara doğru dönüp bakınca Lara yerin dibine girmek istedi. Rüzgar, ortamın sessizliğini bozmamak için dudaklarını birbirine bastırıp ciddileşmeye çalıştı ve yanıtını yazdı:

— "Öğrenci kartın masanın üzerinde açık duruyor, dedektif olmama gerek kalmadı. Şansına küs kızıl, bu masanın atmosferi çizimlerime iyi geldi. Yakın zamanda bir yere gitmiyorum."

Lara bakışlarını masaya indirdi. Gerçekten de kimlik kartı defterinin hemen yanındaydı. Kendi dikkatsizliğine içinden lanet okuyarak kartı çantasının derinliklerine fırlattı.

Masada kısa bir sessizlik oldu. Rüzgar çizimine dönmüş gibi görünüyordu. Lara tam "Sonunda pes etti" diye düşünürken, Rüzgar bu kez kendisi bir post-it kopardı ve Lara’nın elindeki romanın üzerine doğru bıraktı.

Notta sadece tek bir soru ve küçük bir çizim vardı:

— "Tam olarak ne okuyorsun? Yüzündeki ciddiyete bakılırsa dünya barışını kurtarma rehberi falan olmalı."

Notun altına da Lara’nın kaşları çatık, saçları kabarık minik bir karikatürünü çizmişti. Çizim o kadar benziyordu ki, Lara bir an için kızgınlığını unutup dudaklarının kıvrılmasına engel olmakta zorlandı. Ama hemen toparlandı.

Kendi kalemini aldı ve karikatürdeki kızın kafasına koca bir çarpı işareti çizip altına yazdı:

— "Bir klasikten fırlamış gibi duran bu harika romanı anlamanı beklemiyorum. Çizim yeteneğin ise... idare eder. Ama benim resmimi çizmeyi kes!"

Rüzgar notu geri aldığında gözlerinde ilk defa meraklı ve muzip bir parıltı çaktı. Notun altına son hamlesini yaptı:

— "O zaman anlaşalım: Çizimlerime karışmazsan, benden sana bir kahve. Ve belki, sadece belki... senin kütüphane kuralına bir süreliğine uyarım."

Lara nota bakıp derin bir nefes verdi. Karşısındaki bu esmer çocuğun pes etmeye niyeti yoktu ama geri adım da atmıyordu. Notu tam ortadan ikiye katladı, kitabının ayraç niyetine sayfalarının arasına koydu ve yeni bir post-it çıkardı:

— "Kahveni istemez. Ve yarın bu masada senden önce olacağım, Rüzgar."

Rüzgar okuduğu notla birlikte sandalyesinde biraz öne eğildi. Lara’nın gözlerinin içine bakarak sessizce ve yavaşça fısıldadı:

"Meydan okumanı kabul ediyorum, Arel. Görelim bakalım."

Nasıl bölümdüüü 😝 😝 😝
Atissinlar biraz😊
İyi okumalar 🖤✨