2. bölüm / 2
Kuru fasulye şenliğinde paranormal olaylar1.BÖLÜM
Bölümler 2Şu an: 1.BÖLÜM
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Olamaz kötülük perisi Aybikbikumce geldi! KAÇIN" dedi şenpanziye ayısı.
Ebruli,sarışın kraliçe stella ve başkan ben hep birlikte kaçmaya başladık.
"Hahahahaha siz şimdi görürsünüz!" diye üzerimize doğru gelmeye başladı Aybikbikumce.Hepimiz ondan kaçtık ama o çok hızlı koştuğu için vize hemen yetişti.İlk kurbanı Şenpanziye Ayısıydı.Obu yakaldı ve ham diye ağzına atarmış gibi yaptı.
Ama yapmadı ve bizi kandırdı.Aybikbikumce, Şenpanziye Ayısını ileri doğru fırlattı ve Şenpanziye Ayısı havada takla atarak uçtu. Ve ondan duyduğumuz son söz "Teşekkürler Aybikbikumce hep uçmak istemiştim" dedi ve görüş açımızdan çıktı.
Hep bir ağızdan
"Bunu nasıl yaparsınn?"
"Haaaayıır!"
"Olamaaaaaz!" diye bağırlışlar duyuldu.Ama Aybikbikumce durmadı!
Bir ağacı yerinden koparıp üzerimize fırlattı!
Hepimiz,
"Olaaamaaaz" diye bağırıp kaçmaya başladık.
Aybikbikumce peşimizdeydi ve o anda bir ses geldi!
Aybikbikumce yere düştü!
Hepimiz ona gülmeye başladık.
"Ahahahahhaha ŞUNAA BAAAAK AHAHAHAHAHHA"
Aybikbikumce ÇOK SİNİRLENDİ!
Ve şöyle bağırdı
"ÇOK
SİNİRLİYİM
AGGGAGAGAGAG"
OLAMAAAAAAAAAZ!
"KAÇIN!"
Aybikbikumce bizim peşimizdeydi. Biz ondan kaçtıkça o yakalayamadığı için daha da sinirlenip daha da hızlı koşuyordu.
8 saat 40 dakika 50 saniye 24 salise sonra çok yorulduk ve Aybikbikumce bizi yakaladı.
Tek eliyle hepimizi aldığı gibi şöyle söyledi:"İşte şimdi elime düştünüz! AHAHAHAHAAH"
"OLAMAAAAAZ"
***
Aybikbikumce bizi bir kulübeye attı.Burası çook soğuktu ve hepimiz titriyorduk.
Aybikbikumce dışardan bize seslendi "Buradan çıkamayacaksınız!"
Biz çıkacaktık.
Aybikbikumceyi şok edecektik.
Planlarımıza başladık,ben kapıyı kıracaktım diğerleri ise Aybikbikumceyi tutacaktı sonra da kafasına bir tahgayı geçirip kaçacaktık.
"Planımızı işlemeye başlayalım iyilik timi! Hazır mısınız?"
"Hazırız!"
Kapıya vurdum.
3 kere
5
7
10
15
20
BAŞARDIM!
SONUNDA KAPIYI KIRDIM!
"Haydi çocuklar iş başına!"
"TAMAMDIR!"
Aybikbikumce kafasına tahtayı yiyince pat diye yere yapıştı!
"AHAHAHAHHAHAHHAHAHA" diye güldük ona.
"Hani kaçamayacaktık patlıcaan!AHAHAHAHHAHAHAAHAHAHH!"
"Haydi iyilik timi,yine biz kazandık!"diye güldük.
Aybikbikumceyi arkamızda bırakıp gittik oradan.
Şenpanziye ayısı,"İçimden bir ses arkamızda olduğunu söylüyor." dedi.
Ama biz inanmak istemiyorduk.
"Öyle bir şey yok." desem de şüpheye düşmüştüm.
Ya arkamızdaysa?
Hepimiz arkamıza bakmaya korkuyorduk ama kalplerimiz küt küt atıyordu! Şenpanziye Ayısı haklı olabilir miydi? O "patlıcan" lakaplı Aybikbikumce o kadar çabuk uyanmış olabilir miydi? Derken, arkamızdan bir çatırtı geldi. Sonra bir daha... Ve sonra o korkunç, o kulak tırmalayan ses ormanda yankılandı:
"SİZİ GİDİ KÜÇÜK TİMLER! BENİ TAHTAYLA BAYILTACAĞINIZI MI SANDINIZ? AHAHAHAHA!"
Aybikbikumce, kafasında kocaman bir şişlikle çalıların arasından fırladı! Ama bu sefer daha da korkunçtu çünkü sinirden rengi mosmor olmuştu, resmen gerçek bir patlıcana benzemişti!
"OLAMAAAAAAZZZZ!" diye bağırdı Ebruli.
"HAYIIIIIR, YİNE Mİ?" dedi Sarışın Kraliçe Stella, tacını düzelterek.
Başkan olarak hemen öne atıldım: "İyilik Timi, tabana kuvvet! KAÇIIIIIIN!"
Başladık koşmaya! Ama öyle böyle değil, ayaklarımız yere değmiyordu resmen. Arkamızda Aybikbikumce, önümüzde uçsuz bucaksız bir orman... Koşarken bir yandan da şarkımızı söylemeye başladık çünkü biliyorduk ki bu şarkı bize güç veriyordu:
"Ah ah, derdim var diyorsun!
Ah ah, bizi tanımıyorsun!
Gel gel, anlat bizee!
Çözsün İyilik Timi ah, BİZ!"
Şarkıyı söylerken Şenpanziye Ayısı bir yandan da ağlıyordu: "Hani uçmak güzeldi? Şimdi neden kaçıyoruz? Keşke beni yine fırlatsa, en azından havadan yolu izlerdim!"
"Kes ağlamayı Şenpanziye Ayısı!" diye bağırdım. "Şu an plan yapmamız lazım!"
Aybikbikumce arkadan dev adımlarla geliyordu. Her adımında yer sarsılıyordu. "Kaçamazsınız! Sizi yakalayıp kuru fasulye şenliğine geri götüreceğim ve bütün fasulyeleri size tek tek ayıklatacağım!" diye kükredi.
"NEEEEE? ASLA OLMUŞ OLAMAAAZ!" dedi Stella. "Fasulye ayıklamak mı? Benim ellerim buna dayanamaz!"
Tam o sırada önümüze devasa bir uçurum çıktı. Alt tarafı masmavi, derin bir göldü.
"Yol bitti!" dedi Ebruli, bembeyaz kesilerek.
"HAYIIIIIR OLAAMAAAAAAZZ AAAAAĞHHHH!"
Aybikbikumce tam arkamızda durdu. Nefes nefeseydi ama yüzünde o sinsi gülümseme vardı. "Eee, şimdi ne yapacaksınız? Kapı yok, tahta yok, kaçacak yer yok! AHAHAHA!"
Şenpanziye Ayısı bir anda ileri fırladı. "Ben biliyorum! Hepimiz el ele tutuşun!"
"Neden?" diye sorduk hep bir ağızdan.
"Uçacağız!" dedi.
Hepimiz birbirimizin elini öyle bir sıktık ki, sanki dünya dursa ayrılmayacaktık. Aybikbikumce üzerimize tam hamle yapacakken, Şenpanziye Ayısı'nın o meşhur göbeği bir anda balon gibi şişmeye başladı!
"Şuna bak! AHAHAHAHAHA ŞENPANZİYE AYISI BALON OLDU!" diye güldük.
Aybikbikumce donup kaldı. "Neler oluyor orada? Hile yapmayın!" diye bağırdı. Ama çok geçti! Şenpanziye Ayısı'nın şişen göbeği sayesinde hepimiz yerden yükselmeye başladık. Havada asılı kalmıştık. Aybikbikumce zıpladı, zıpladı ama bize yetişemedi.
"Bay bay patlıcan kafa!" diye bağırdı Stella yukarıdan.
Aybikbikumce o kadar sinirlendi ki, yerdeki taşları ısırıp parçalamaya başladı. "GERİ GELİNNNN! SİZİ GİDİ ŞANSLI TİMLER! AGGGAGAGAGAG!"
Gökyüzünde süzülürken hepimiz rahatlamıştık. Aşağıdaki orman küçücük görünüyordu. Şenpanziye Ayısı gururla, "Bakın, demiştim size uçmak harika bir şey!" dedi.
Ama bir sorun vardı... Rüzgar bizi hiç bilmediğimiz bir yöne doğru sürüklüyordu.
"Başkan, nereye gidiyoruz?" diye sordu Ebruli.
"Bilmiyorum ekip ama İyilik Timi her zaman bir yolunu bulur!" dedim.
Aşağıda, Aybikbikumce'nin hala zıplayarak bağırdığını duyabiliyorduk. Sesi gittikçe azalıyordu: "Sizi... bulacağım... Fasulyeler... sizi... bekliyorrr..."
Bir süre sonra güneş batmaya başladı. Gökyüzü turuncuya, pembeye boyanmıştı. Çok romantik ve huzurlu bir andı, ta ki Şenpanziye Ayısı'nın karnı guruldayana kadar!
"GURRRRRRRR!"
"O ses de neydi?" dedi Stella korkuyla. "Aybikbikumce uçmayı mı öğrendi?"
"Hayır," dedi Şenpanziye Ayısı utanarak. "Karnım acıktı. Keşke yanımıza biraz kuru fasulye alsaydık."
Hepimiz gülmeye başladık. Havada, el ele tutuşmuş, dev bir ayının göbeği sayesinde uçan bir grup arkadaştık. Hayat ne garipti!
Fakat tam o sırada, uzaklarda bir karaltı belirdi. Bu bir uçak mıydı? Bir kuş mu? Yoksa dev bir patlıcan mı?
"OLAAMAAAAAZ! O DA NE?" diye bağırdım.
Karaltı bize doğru hızla yaklaşıyordu. Yaklaştıkça onun ne olduğunu anladık. Bu, Aybikbikumce'nin beslediği devasa, uçan bir kargaydı! Ve üzerinde kim vardı dersiniz?
TABİİ Kİ AYBİKBİKUMCE!
"Sizden kurtulacağımı mı sandınız? Bu karga benim en yakın dostumdur! Adı da 'Gak-Gak İyilik Düşmanı'!" diye haykırdı Aybikbikumce.
"HAYIIIIIIIIIIIIR!" diye bağırdık hep beraber.
Aybikbikumce kargayı üzerimize doğru sürdü. Karga o kadar büyüktü ki, kanat çırpışıyla bizi havada savurmaya başladı. Şenpanziye Ayısı'nın göbeği sarsılmaya başladı.
"Hava kaçırıyorum! İmdat! İnişe geçiyoruz!" diye bağırdı Şenpanziye Ayısı.
Pıssssssssssssss!
Hızla aşağı doğru düşmeye başladık!
"OLAMAAAAAAZZZZ AAAAAĞHHHH!"
Aşağıda devasa bir pamuk şekeri tarlası vardı.
"Oraya düşmeliyiz! Yumuşak bir iniş olur!" dedim.
Gözlerimi kapattım. Havada süzülürken rüzgarın sesini duyuyordum. Sonra birden...
Puffff!
Yumuşacık, yapış yapış bir şeye çarptık. Her yer pembe pamuk şekeriydi!
"Yaşasın! Kurtulduk!" dedi Stella, saçındaki pamuk şekerlerini temizlemeye çalışarak.
"Ama bir saniye..." dedi Ebruli. "Aybikbikumce nerede?"
Yukarı baktık. Aybikbikumce ve dev kargası tepemizde tur atıyordu. "Şimdi sizi o şekerlerin içine hapsedeceğim! Üzerinize limon sıkıp sizi donduracağım!" diye bağırdı.
"Limon mu? Olamaz, en sevmediğim şey!" dedi Şenpanziye Ayısı.
Hemen şekerlerin içinden çıkmaya çalıştık ama çok yapışkandı. Aybikbikumce elindeki dev limonları hazırlamıştı. Tam sıkacaktı ki...
Ormanın derinliklerinden bir ses duyuldu. "DUR ORADA KÖTÜLÜK PERİSİ!"
Bu ses... Bu ses çok tanıdıktı!
Hepimiz o yöne baktık. Gelen kişi kimdi? İyilik Timi'nin gizli kahramanı mıydı?
Aybikbikumce bile durup o yöne baktı.
"ŞİMDİ NE OLACAK?"
"DUR ORADA KÖTÜLÜK PERİSİ!" diye bağıran ses ormanı inletmişti.
Hepimiz kafamızı o yöne çevirdik. Gelen kişi... Gelen kişi, emekli kuru fasulye ustası Hüseyin Amca'ydı! Elinde dev bir kepçe ve sırtında devasa bir tencere vardı.
"Hüseyin Amca mı? Olamaz!" dedi Aybikbikumce, kargasının üstünde titreyerek. "Senin emekli olduğunu sanıyordum!"
"İyilik Timi zorda kalırsa ben emekli falan dinlemem!" dedi Hüseyin Amca ve kepçesini havaya kaldırdı. "Al sana en acılısından fasulye sosu!"
Kepçesinden fırlattığı turuncu bir sos, havada uçan karganın gözüne geldi. Karga "GAK GAK GAK" diye bağırarak kontrolden çıktı. Aybikbikumce, karganın üstünde taklalar atıyordu.
"HAYIIIIIR OLAAMAAAAAAZZ AAAAAĞHHHH! KARGA KARDEŞ DUR! GÖZÜME SOS KAÇTI!" diye bağırdı Aybikbikumce.
Karga yalpalamaya başladı ve pofuduk pamuk şekeri tarlasının tam ortasına, bizim yanımıza "ÇAAAT" diye düştü. Aybikbikumce'nin kafası şekerlerin içine gömüldü. Sadece ayakları dışarıda kalmıştı ve çırpınıyordu.
"AHAHAHAHHA ŞUNA BAKIN! TERS DÖNMÜŞ PATLICAN GİBİ!" diye kahkahayı bastık hepimiz.
"AHAHAHAHAHA"
"ŞUNUN AYAKLARINA BAK AHAHAHA!"
Hüseyin Amca yanımıza koştu. "Çabuk çocuklar! Şekerler kurumadan çıkın oradan, yoksa sonsuza kadar pembe kalırsınız!"
Hepimiz el ele verip birbirimizi çektik. Şenpanziye Ayısı o kadar yapışmıştı ki, onu çıkarmak için Stella'nın tacını kaldıraç olarak kullandık.
"Tacım kirlendi ama olsun, özgürlük daha önemli!" dedi Stella.
Sonunda dışarı çıktık. Ama Aybikbikumce hala şekerlerin içindeydi. Hüseyin Amca bize baktı ve "Haydi, şimdi şarkımızı söyleyerek uzaklaşalım!" dedi.
Hep bir ağızdan başladık:
"Ah ah, derdim var diyorsun!
Ah ah, bizi tanımıyorsun!
Gel gel, anlat bizee!
Çözsün İyilik Timi ah, BİZ!"
Yolda yürürken Hüseyin Amca bize şenlikten kalan son fasulyeleri dağıttı.
"Mükemmel!" dedi Ebruli. "Dünyanın en iyi fasulyesi bu!"
"Kesinlikle!" dedim ben de başkan olarak.
Ama huzurumuz çok kısa sürdü. Arkamızdan gelen bir gürültü, yerin altından sarsıntılar...
"YİNE Mİ?" dedi Şenpanziye Ayısı ağlamaklı bir sesle.
Arkamıza baktığımızda gördüğümüz şey karşısında dilimiz tutuldu. Aybikbikumce pamuk şekerlerinden kurtulmuştu ama şekerler üzerine yapıştığı için devasa, pembe, yapışkan bir canavara dönüşmüştü!
"SİZİ... ŞEKERDEN... DUVARLARIN... ARASINA... GÖMECEĞİİİİMM!" diye kükredi Pembe Aybikbikumce.
"KAÇIIIIIN! BU SEFER GERÇEKTEN OLAMAAAAAAZZ!"
Pembe ve yapışkan Aybikbikumce üzerimize doğru yuvarlanarak geliyordu! Resmen dev bir pamuk şekeri yumağı olmuştu ve geçtiği her yerdeki ağaçlar ona yapışıyordu.
"Durmayın! Koşun!" diye bağırdım.
"Nereye koşuyoruz başkan?" dedi Stella nefes nefese.
"İyilik Timi Genel Merkezi'ne! Oradaki dev vantilatörü kullanmalıyız!"
Koştuk, koştuk, koştuk... Tam 12 saat 13 dakika 14 saniye boyunca hiç durmadan koştuk. Sonunda merkezimize ulaştık. Ama Aybikbikumce tam ensemizdeydi!
"İşte burası! Çabuk içeri!"
İçeri daldık ve kapıyı arkadan 50 tane kilit ile kilitledik.
"GÜM! GÜM! GÜM!"
Aybikbikumce kapıya vuruyordu. "Açın bu kapıyı! Sizi şekerli fasulye yapacağım!"
"Hemen vantilatörü getirin!" dedim.
Şenpanziye Ayısı ve Ebruli dev vantilatörü pencerenin önüne taşıdılar.
"Hazır mısınız?"
"Hazırız!"
Vantilatörü en son seviyeye, yani "Fasulye Kasırgası" moduna getirdim.
"ÇALIŞTIIIRRR!"
Vantilatör öyle bir dönmeye başladı ki, evin içindeki her şey uçuşmaya başladı. Pencereyi açtık ve soğuk havayı Aybikbikumce'ye doğru verdik.
"Aaaa! Bu da ne? ÇOK SOĞUUUUK!" diye bağırdı Aybikbikumce.
Şekerli yapısı soğuk havayla karşılaşınca donmaya başladı. Aybikbikumce yavaş yavaş bir buz kütlesine dönüşüyordu.
"BAŞARIYORUZ! DONUYOR!" diye bağırdı Stella sevinçle.
Aybikbikumce tamamen donup dev bir pembe buz heykeli olduğunda vantilatörü kapattık. Dışarı çıktık ve donmuş olan Aybikbikumce'nin yanına gittik.
"Hani bizi şekerden duvarlara gömecektin patlıcaaan? Şimdi kendin buzdan bir patlıcan oldun! AHAHAHAHHAA!" diye dalga geçtik.
"AHAHAHAHAHA"
"ŞUNA BAKIN, BURUN UCU BİLE DONMUŞ AHAHAHA!"
Şenpanziye Ayısı yanına gidip üzerine bir tabela astı: "DÜNYANIN EN BÜYÜK PEMBE PATLİCANI - GİRİŞ 5 LİRA"
"Haydi iyilik timi, yine biz kazandık!" diye bağırdım gururla.
Hepimiz el ele tutuştuk ve zafer dansımızı yapmaya başladık.
"Ah ah, derdim var diyorsun!
Ah ah, bizi tanımıyorsun!
Gel gel, anlat bizee!
Çözsün İyilik Timi ah, BİZ!"
Ama tam o sırada... Uzaklardan bir ıslık sesi duyuldu. Gökyüzünde siyah bir duman belirdi.
"Olamaz..." dedi Hüseyin Amca, yüzü kireç gibi olmuştu.
"Ne oldu Hüseyin Amca?" dedim korkuyla.
"Bu duman... Bu duman Aybikbikumce'nin ablası, Kötülük Kraliçesi Brokolice'nin dumanı! Kardeşini kurtarmaya geliyor!"
Hepimiz dona kaldık.
"BROKOLİCE Mİ?"
"HAYIIIIIIIIIIIIRRRRRRR!"
"OLAAMAAAAAAZZZZ AAAAAĞHHHH!"
Şimdi ne olacaktı? Bir kötülük perisi yetmezmiş gibi bir de kraliçesi mi geliyordu? Üstelik adı Brokolice'ydi! En sevmediğimiz sebze!
Bölüm etkileşimi
