1. bölüm / 2
Kürt SeverseÇamlıcanın soğuk geceleri
Bölümler 2Şu an: Çamlıcanın soğuk geceleri
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İstanbul'da bazı geceler vardır; insanın içindeki bütün sesler susar, geriye yalnızca şehrin gürültüsü ve kalbinin taşıyamadığı düşünceler kalır.
O gece de öyle bir geceydi.
Saat gece yarısını geçmişti. Çamlıca Tepesi'nde rüzgâr hafiften esiyor, aşağıda uzanan İstanbul'un ışıkları Boğaz'ın karanlık sularına vuruyordu. Köprüden geçen arabaların ışıkları uzaktan ince çizgiler gibi görünüyordu. Şehir, milyonlarca insanı aynı anda uyutmaya çalışırken bazı insanlar için gece henüz yeni başlıyordu.
Şahin, taksisinin ön kaputuna oturmuştu.
Üzerinde siyah bir mont, ayağında yıllardır giydiği botları vardı. Bir elinde karton bardakta çay tutuyor, diğer eliyle telefonunun ekranını aşağı yukarı kaydırıyordu. Ama ne izlediğinin farkındaydı ne de ekranda gördüklerinin.
Aklı başka yerdeydi.
Yirmi beş yaşındaydı. Hayat ona erken yaşta sorumluluk yüklemişti. Bazı insanlar onun yaşında geleceğini planlıyor, tatil hayalleri kuruyor, sevdikleriyle güzel günler geçiriyordu. Şahin ise çoğu zaman ayın sonunu, aracın masrafını ve ertesi gün kazanması gereken parayı düşünüyordu.
Yine de şikâyetçi değildi.
Çünkü ona göre insanın elinde ne varsa onunla mücadele etmeyi öğrenmesi gerekiyordu.
Taksicilik kolay iş değildi. Bazen sabaha kadar direksiyon sallıyor, bazen saatlerce müşteri bekliyordu. Kimi yolcu derdini anlatıyor, kimi tek kelime etmeden yolculuk yapıyordu. Şahin hepsini görmüştü. Mutluluğunu anlatanları da, telefonunu kapatıp sessizce ağlayanları da…
İnsanları dinlemeyi öğrenmişti.
Ama kendi derdini anlatmayı bir türlü öğrenememişti.
Bardağından bir yudum çay aldı. Çay çoktan ılımaya başlamıştı.
Aşağıdaki ışıklara baktı.
“Ulan İstanbul,” diye mırıldandı. “Milyonlarca insanın içindesin, yine de bazen insanın konuşacak bir kişisi olmuyor.”
Kendi kendine gülümsedi.
Sonra cebinden telefonunu çıkardı. Rehberinde dolaştı, birkaç ismin üzerinde durdu ama kimseyi aramadı. Birini gece yarısı rahatsız etmek istemiyordu. Zaten ne anlatacaktı?
Yorgun olduğunu mu?
Bazen her şeyi bırakıp uzaklara gitmek istediğini mi?
Yoksa yıllardır güçlü görünmeye çalışmaktan yorulduğunu mu?
Telefonu tekrar cebine koydu.
O sırada aşağıdaki yoldan bir araba geçti. Ardından rüzgâr biraz daha sert esti. Şahin montunun yakasını kaldırdı ve çayından son yudumu aldı.
Tam arabaya binmeye hazırlanıyordu ki telefonuna bir çağrı geldi.
Bilinmeyen numara.
Kaşlarını çattı.
Bu saatte kim olabilirdi?
Telefonu açtı.
“Buyurun?”
Karşıdan genç bir kadın sesi geldi.
“Merhaba… Rahatsız ediyorum, kusura bakmayın.”
Şahin doğruldu.
“Estağfurullah. Buyurun, dinliyorum.”
Kadın bir an sustu. Sanki konuşup konuşmamak arasında kalmıştı.
“Şey… Çamlıca tarafında mısınız?”
Şahin etrafına baktı.
“Evet, Çamlıca'dayım. Bir sorun mu var?”
Kadının sesi bu kez daha kısık çıktı.
“Ben burada kaldım da… Taksi bulamadım. Biraz da korktum açıkçası.”
Şahin'in yüzündeki ifade değişti.
“Neredesiniz tam olarak?”
Kadın yerini tarif etti. Şahin, bulunduğu noktadan birkaç dakika uzakta olduğunu anladı.
“Tamam,” dedi. “Siz güvenli, aydınlık bir yerde bekleyin. Geliyorum.”
Telefonu kapattıktan sonra bardağı çöp kutusuna attı ve şoför koltuğuna geçti.
Motoru çalıştırdı.
Farlar karanlığı aydınlatırken aklından tek bir düşünce geçti:
İnşallah başına bir şey gelmemiştir.
Birkaç dakika sonra tarif edilen yere ulaştı.
Yol kenarında, bir sokak lambasının altında genç bir kadın duruyordu. Üzerinde uzun bir kaban vardı. Saçlarını atkısının içine toplamış, çantasını göğsüne doğru tutmuştu.
Taksi yaklaşınca başını kaldırdı.
Şahin aracı durdurdu ve camı indirdi.
“İyi misiniz?”
Kadın rahatlamış gibi nefes verdi.
“İyiyim. Çok teşekkür ederim.”
“Bir yere mi gideceksiniz?”
Kadın kapıyı açmadan önce bir an durdu.
“Evet. Ama önce bir şey sorabilir miyim?”
Şahin şaşırdı.
“Tabii.”
Kadın gözlerini onun gözlerine kaldırdı.
“Bu saatte insanlara yardım etmekten hiç yorulmuyor musunuz?”
Şahin hafifçe gülümsedi.
“Yoruluyoruz tabii. Ama bazen bir insanın yardıma ihtiyacı oluyor. O zaman yorgunluk biraz bekliyor.”
Kadın, sanki bu cevabı beklemiyormuş gibi bir süre ona baktı.
Sonra kapıyı açıp arka koltuğa oturdu.
“Beni Üsküdar'a bırakabilir misiniz?”
“Tabii ki.”
Şahin aynadan kadına baktı.
“Emniyet kemerinizi takın, lütfen.”
Kadın kemerini takarken hafifçe gülümsedi.
“Çok ciddisiniz.”
“Mesleğin kuralı.”
“Yoksa herkese böyle misiniz?”
Şahin ilk kez gerçekten güldü.
“Daha yeni tanıştık. Hemen bütün özelliklerimi öğrenemezsiniz.”
Kadın da güldü.
İşte o an, Şahin henüz adını bile bilmediği bu kadının sesinde farklı bir şey hissetti.
Ama bunu aşk sanmadı.
Aşkın böyle başlamadığını düşünüyordu.
Aşk, ona göre birbirini tanımakla, güvenmekle, zamanla oluşan bir şeydi. Birkaç cümleyle insanın hayatı değişmezdi.
En azından o geceye kadar böyle düşünüyordu.
Aracı hareket ettirdi.
Çamlıca'nın ışıkları arkalarında kalırken kadın camdan dışarı bakmaya başladı.
Şahin radyonun sesini kıstı.
“Geçmiş olsun,” dedi. “Bu saatte burada kalmanız iyi olmamış.”
Kadın başını çevirdi.
“Biliyorum. Aslında böyle olacağını düşünmemiştim.”
“Arkadaşlarınızla mıydınız?”
Kadının yüzündeki gülümseme yavaşça kayboldu.
“Hayır.”
Şahin aynadan ona baktı ama daha fazla soru sormadı.
Bazen bir insanın susması, konuşmasından daha fazla şey anlatıyordu.
Şehir ışıkları önlerinde uzanırken taksinin içinde kısa bir sessizlik oldu.
Sonra kadın konuştu.
“Benim adım Asya.”
Şahin direksiyonu tutan ellerini hafifçe düzeltti.
“Memnun oldum. Ben de Şahin.”
Asya, onun adını sessizce tekrarladı.
“Şahin…”
“Efendim?”
“Güzel isimmiş.”
Şahin gülümsedi.
“Teşekkür ederim. Asya'da güzel isim.”
Kadın tekrar camdan dışarı döndü.
Ama bu kez yüzünde küçük bir gülümseme vardı.
Şahin o an, gece yarısı başlayan sıradan bir taksi yolculuğunun, yıllar sonra bile hatırlayacağı bir hikâyenin ilk satırı olduğunu bilmiyordu.
Asya da bilmiyordu.
İkisinin de henüz bilmediği başka bir şey vardı:
Bazı insanlar hayatınıza tam da en yalnız olduğunuz anda girer.
Önce sizi bir geceden çıkarırlar.
Sonra bütün gecelerinizin sebebi olurlar.
Ve bazen…
Bir gün onları kaybettiğinizde, en çok o ilk geceyi özlersiniz.
Çünkü o gece henüz hiçbir şey kaybetmemişsinizdir.
Bölüm etkileşimi
