1. bölüm / 1
Kural Dışı |bxbbaşlangıç
Bölümler 1Şu an: başlangıç
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Eğer bu kitabı beni takip edenler okuyorsa ölmediğim yaşıyorum Sadece tatil gibi bir şeydeydim ve biraz daha üşeniyordum bölüm Kitap yazmaya.
İyi okumalar Aşklar
“Vallahi hocam, o mesajı yanlışlıkla size gönderdim...”
Gökhan, gözlerini kısarak önündeki uzun çocuğa baktı. Yüzüne alaycı bir gülümseme kondurdu.
“Öyle mi, ha?” dedi. Kalıplı vücuduna ve uzun boyuna rağmen önünde titreyen çocuğa bir kez daha göz gezdirdi.
“Diyelim ki yanlışlıkla gönderdin... Söyle bakalım bücürük, sen daha on yedi yaşındasın. Kime gönderiyordun o mesajı?”
Bu sözleri duyan çocuk başını öne eğdi.
Gökhan'ın da tam istediği şey buydu. Bu çocuğu parmağında oynatacaktı.
Gökhan ayağa kalktı. Sandalyenin ahşabı hafifçe inledi, sınıftaki sessizlik daha da derinleşti. Yavaş, neredeyse temkinli adımlarla Emir’e doğru yürümeye başladı. Her adımda ayakkabılarının topukları zemine vuruyor, bu ses Emir’in kulağında çınlıyordu.
Emir’in boyu neredeyse iki metreydi. Gökhan ise onun göğsüne ancak kadar geliyordu. Fakat bu fark Gökhan’ı rahatsız etmek bir yana, aksine hoşuna gidiyordu. Karşısındaki çocuğun bu fiziksel üstünlüğüne rağmen önünde titremesi... işte asıl haz oradaydı. Kasla ölçülen bir gücün, bakışla parçalanabildiğini görmek; bir tür zafer gibiydi.
Gökhan, Emir’in tam önünde durdu. Çocuk başını çoktan eğmişti. Sanki utancı, vücuduna beton gibi çökmüştü. Gökhan eğilmedi. Gözlerini dikti, çocuğun bakışlarını yakalamak istercesine sabit durdu. Emir bir an için başını kaldırdı, ama Gökhan’ın keskin bakışlarıyla karşılaştığında gözlerini hızla kaçırdı. Solukları boğazına düğümlenmişti, sanki kelimeler içinden çıkmak istemiyor gibiydi.
Gökhan bir adım daha yaklaştı. Nefesi Emir’in yanağında hissediliyordu artık. Aralarında bir kâğıt bile düşmeyecek kadar mesafe kalmıştı.
Çocuğun kravatına uzandı, parmaklarını kumaşın üzerinden geçirdi. Sonra hafifçe çekip bıraktı.
Emir’in boğazı istemsizce yutkundu.
Gökhan’ın sesi yükselmedi, ama etkisi büyüktü. Duru, alaycı ve üst perdeden geliyordu.
“Sen o mesajı sildin... ama ben orada ne yazdığını hatırlıyorum.”
Emir’in sol kaşı istemsizce seğirdi. Göz kapakları ağırlaştı. Derisinin altında dolaşan utanç, yüzüne kırmızı lekeler halinde vurmuştu.
Gökhan geri çekilmedi, aksine biraz daha yaklaştı. Sesini fısıltıya indirdi, kelimeleri çocuğun kulağına sızan bir zehir gibi bıraktı:
“‘Artık kime göndermek istediysen... Dün beni çok iyi hissettirdin, efendim. Lütfen tekrarlayalım.’ Tam olarak böyle yazıyordu.”
Sözlerin sonunda tebessüm etti. Dudaklarının kenarı yukarı kıvrıldı, gözleri küçüldü. Her kelimeyle, Emir’in başı biraz daha aşağı düştü. Omuzları daraldı, sanki bedenini kendinden saklamak istercesine büzüldü.
Gökhan başını yana eğdi, çocukla arasındaki fiziksel farkı dikkatlice inceledi. Emir’in kolları kalın, gövdesi genişti. Gerçekten de bir ayıdan hallice duruyordu; elektrik direği gibi dimdik, güçlü. Bir tek yumruğuyla Gökhan’ı camdan aşağı indirebilecek kadar iriydi.
Ama atmıyordu.
Gökhan’ın hoşuna giden de buydu işte.
Göz ucuyla tahtaya döndü. Parmaklarıyla tebeşiri aldı, yazı tahtasında tek bir cümle bıraktı:
"Kim güçlüyse, o konuşur."
Sonra tekrar Emir’e baktı.
Onun sustuğu her saniye, Gökhan için küçük bir zafer daha demekti.
“Şimdi derse geç kalma,” dedi sonunda, arkasını dönerken. “Ama unutma... Bugün her şey tesadüftü. Yarın tesadüfler seni yine bulursa, şaşırma Emir.”
Ve o sınıftan ilk çıkan hep olduğu gibi Gökhan oldu. Ama arkasında, omuzlarına suskunluk çökmüş, boyu uzun ama sözü olmayan bir çocuk bıraktı.
Emir Gökhan çıktı anda derin bir nefes aldı" Az önce ne oldu amınakoyim"
Bölüm etkileşimi
