Kulvar Arası kitap kapağı

1. bölüm / 1

Kulvar Arası

C'şubesi

Vaveyla Yazarı: 𝓝𝓮𝔂𝔂𝓪. 🌕 .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: C'şubesi
  1. 1 C'şubesi3.091 kelime · Okuduğun bölüm

Kapısının önünde durduğum okula haram hayran bakıyordum. Aylarca uğraş sonucunda kabul edildiğin bu okulda birbirinden güzel arkadaşlıklar ve anının beni beklediğini biliyordum. Resmen medeniyet akan ayrı bir dünyaya giriş yapıyordum.
"Nevra hadi kızım daha fazla bekletmeyelim müdür beyi. "
Nevra'yı da seni de şurda... Neyse güler bir yüzle babama döndüğümde ellerini beline koymuş bekliyordu. Ben ona bakarken kendisini son bir kez daha kontrol etti ve yanıma yaklaştı.
"Hadi Neva hadi. "
Adımdan mı nefret ediyordu yoksa pek sevgili annesine mi bu kadar bağlıydı. Kapıdan içeri girdiğimizde etrafa bakındım. Kocaman spor sahaları temiz ve çiçekli bahçeler görebildiğim az kısımlardandı. Yanımdaki spor çantası omzunun ağrımasına sebep oluyordu ama hiç sorun değildi ama tabiri caizse buraya ulaşmak için bir taraflarımı yırtmıştım. Evet eski okulum hiç fena değildi ama yanımdaki bu iğrenç adamın parasıyla orda okumak sinirime dokunuyordu. Okul binasından içeri girdiğimizde kenarda duran şık giyinimli zarif kadın yanımıza doğru geldi.
"Recai Bey hoşgeldiniz müdür bey de sizleri bekliyor buyrun bu yönden. "
Eliyle gösterdiği koridorda o önde biz arkada yürürken sınıfların içinden gelen seslerle başım sağa döndü. İçerisi oldukça eğlenen bir grup gençle doluydu ama benim katım burası değildi. Ben bu hakkı lisenin son senesinde on yedi yaşımda kazanmıştım ne yazık ki. Kapısının önünde durduğumuz odaya öylece bakıyordum. Sonsuz saygı göstermem gerektiğinin farkındaydım ama ben artık kendi sınıfıma gitmek istiyordum. Önümüzdeki kadın kapıyı tıklatıp içeri girdiğinde arkasından girdik. İçeride orta yaşlarında biraz tombik bir adam vardı. Saçları kel denecek kadar dökülmüş sadece kenarları kalmıştı. Abartı bir şekilde kollarını açarak yanımıza geldiğinde elini ilk önce bana uzattı.
"Bayan Neva siz olmalısınız. Memnun oldum. Ben Berk Atan okulumuzun müdürüyüm seni bünyemizde görmekten memnuniyet duyuyorum. "
Bana uzanan eli sıcak bir gülümsemeyle sıktığımda ellerimin karşımdaki adama göre fazla soğuk olduğunu fark ettim. Vampir gibi her yerim bembeyaz sopsoğuk gezerdim hep belki de ömrümün yarısının geçtiği soğuk sulardı bunun sebebi.
"Bende çok memnun oldum Berk Bey. Okulunuzda öğrenim görmek benim için büyük şeref. "
Tuttuğum eli bırakıp bir adım geri çıktığımda babam öne çıktı.
"Ben de velisi Recaip memnun oldum hocam."
Adam başını sallayıp eliyle koltukları gösterdiğinde yüzümde olan sinsi gülümsemeyle bana gösterilen koltuğa oturdum. Müdür Bey ellerini masanın üzerinde birleştirdiğinde omzumdaki çantayı çıkarıp dizlerimin üzerine bıraktım. Okul formasını kısacık etek yapanlara da bir ara sövmek lazımdı da Allah'tan mayodan alışkındım. Ha ben kendimi anlatmadım. Evet ben yüzücüyüm. Zamanında babamın sevgili karısı cici annemin arkadaşlarından geri kalamamak için yazdırdığı kursta bu spora aşık olmuş kopamadan sürekli yüzmüştüm.
"Öncelikle tekrardan hoşgeldiniz. Neva kızım özellikle de sen. Takip ettiğimiz başarın sayesinde burdasın ve bunun kıymeti çok büyük. Hem spor hem akademik olarak çok ileri seviyedesin ki bu da bizi çok mutlu ediyor. "
Yüzümdeki tebessümle beraber başımı salladığımda müdür bey karşımda oturan babama döndü.
"Recaip Bey önceden de söylediğim gibi Neva'nın arkadaşlarıyla birlikte daha fazla adapte olması için okulumuzun yurdunda kalması gerekiyor. Buna rızanız var değil mi?
Aaa müdür beycim siz de tam adamına soruyorsunuz. Allah korusun cici annem arkamdan ağlar Neva, Neva diye. Okulu kazandığımı söylediğimde attıkları kahkaha hala kulaklarımda yankılanırken onları görmemek için canımı bile verirdim.
"Var hocam var. Özleyeceğiz biraz ama söz konusu Neva ise bizde akan sular duruyor. "
Müdür yüzündeki gülümsemeyle ayağa kalkıp babamın yanına geldi.
"O zaman ben ilk önce Neva'yı sınıfına bırakıp geleyim sonrasını o zaman konuşuruz. "
Heyecanla ayağa kalktığımda hızla kapının yanında bittim. Gitmek için deli gibi heyecanlıydım. Pera okullarında bir senem geçicekti resmen. Müdür yanıma geldiğinde heyecanla kapıyı açıp kendimi koridorda buldum ders başlamıştı çünkü koridorda az önceki sesten eser yoktu. Ziller çalmamıştı demekki burda da öğrenciler kendi zamanını kontrol ediyordu. Kendime en acilinden alarmlar kurmam lazımdı ki dersten atılmayaydım. Tırmandığımız ve hayranlıkla izlediğim merdivenlerden sonra en sonunda bir sınıf önünde durmuştuk. On iki ce evet bu seneyi bu şubede geçirecek içerdekiler her kimse onlarla muhattap olacaktım. Müdür kapıyı çalıp açtığında ilk önce o sonra ben içeri girdim. Ders biyolojiydi belli ki çünkü öğretmen masasının üzerinde bir yılan kadavrası vardı.
İçeri girmemizle tüm gözleri üzerimde hissetmem bir oldu. Bu kötü bir şey miydi hayır yani çok fazla olmadığı sürece alışık olduğum seviyedeydi. Müdür elini hafif bir şekilde koyup beni bir adım öne çıkardığında sınıftaki herkes müdüre bakıyordu. Herkes kendine çeki düzen vermiş asker gibi bekliyorlardı.
"Arkadaşlar iyi dersler. "
Herkes homurtu şeklinde saol dediğinde müdüre duyulan saygıyı öğrenmem benim için iyi olmuştu çünkü nerde ne söyleyeceğimi ben bile kestiremiyordum.
"Bu arkadaşınız Neva. Sizinle bu sene aynı sınıfta okuyacak sizinle aynı eğitimi alıcak. Bana gösterdiğiniz saygı ve sıcak kanlılığı ona da göstermenizi rica ediyorum. "
Dedikten sonra gerisin geri sınıftan çıktı. Sınıfın ortasında öylece kalakaldığımda hoca yanıma gelip elini bana doğru uzattı. Sempatik ve sıcakkanlı birine benziyordu. Köyü kahve saçları beline kadar iniyor çekik gözleri onu daha güzel gösteriyordu.
"Ben Nejla biyoloji öğretmeninizim tanıştığımıza memnun oldum."
Gülümseyerek elini sıktığımda gözleriyle sınıfı gösterdi. Elimi çekip sınıfa döndüğümde ellerim istemsiz olarak önümde birleşti.
"Hepinize merhaba. Ben Neva Yokuş. Bu sene sizlere katıldığım için mutluyum. Okulumuzun yüzme takımındayım. Sekiz yıllık bir geçmişim var. Önümüzdeki yarışlarda hem okulumuzu hem de ilimizi temsil etmeyi planlıyorum. Benim anlatacaklarım bu kadar. "
Hocaya tekar döndüğümde eliyle bana boş bir sırayı gösterdi.
"Neva'cım istersen oraya geçebilirsin. "
Başımı sallayıp sıraların arasında yürürken yükselen fısıltıları duymak olasıydı. Sıranın yanına vardığımda kolumdaki çantayı sıranın altına koydum. Sırtımdaki küçük çantayı çıkarıp sırama koyduğumda eteğimi düzelterek yavaşça sırama oturdum. Yanımdan gelen homurtular bir sesle başımı çevirdim. Yanımdaki insansı vardık değişik değişik sesler çıkarıyordu.
"Bir sorunun bu var arkadaşım? "
Gözleri bana döndüğünde yüzünde biraz kibirli bir gülümseme oluştu.
"Biraz fazla iddialı konuştun sanki ne dersin? "
Başımı biraz sana eğdiğimde bir tutam saç önüme geldi. Elimle geri ittirip baktığımda yüzümde yapmacık bir gülümseme vardı.
"Sorunun olmadığına emin misin? "
Elini uzattığında şaşırmış şekilde bakıyordum. Bu insansı varlık artık o eliyle nerelerine dokunmuştu Allâh bilir içimden de hiç sıkmak gelmiyordu ama şöyle düşünelim çantamda fazlaca kolonya vardı. Bana uzatılan ele bakarken zaten yapmacık olan gülümseme silindi.
"Doruk ben. Yüzme takımımın genç erkekler kaptanıyım. "
Mimiksiz şekilde bakarken kaşlarımı kaldırdım.
"Yani."
Bana uzanan eli aşşağıya indi. Yargılar gözlerle onu baştan aşşağıya süzdüğümde en son gözlerim yine onu buldu.
"Ne bileyim tanışırız diye demiştim. Konumum da senden biraz yüksekte sanırım ama sıkıntı yapma çalışmalarım sayesinde çok iyi seviyelere çıkıcağız. "
Benimle taşak mı geçiyordu yoksa ciddi miydi? Başımı olumsuz anlamda sallayıp arkamdaki çantamdan defter ve kalemlik çıkardım. Önüme dönüp bana bakan kadavrayla dersi dinlemeye çalışıyordum Nejla Hoca çok tatlı anlatıyordu. Defteri çıkarıp not almaya başladığımda yanımdaki insan hala durmuyordu. Parmağıyla kaleme dokunuyor yazıyı bozuyordu. En sonunda derin bir nefes verip döndüm.
"Ne istiyorsun açık söyle dersi dinlemem lazım. "
Yüzüne çarpık bir gülümseme oluştuğunda kaşlarımı çattım. Elimdeki kalemi defterin üzerine bırakıp gözlerimi kapattım. Bu günün heyecandan gördüğüm bir rüya olmasını diliyordum. Ama nafile gözlerimi açtığımda hala pişmiş kelle gibi sırıtan herif sinirimi bozuyordu.
"Yarışalım. Madem beni ciddiye almıyorsun o kadar iyisin demek. Öğle arası havuzda yarışalım. "
İşime gelirdi. Sabah antremana gitmemiştim ve kaslarım açılmadığı için resmen gıcırdıyordu.
"Peki."
Önüne dönüp derse odaklanmaya çalıştığımda karşıdan hiç ses gelmedi. En sonunda ikna olmuş çok şükür ki susmuştu. Şuan elime kolonya sıksam çok mu acayip kaçardı? Daha ilk günden herkesin bana bilenmesini istemiyorsam sıkmamam benim için daha sağlıklıydı.

Sıkıcı denebilecek seviyede geçen derslerin ardından en sonunda öğle arası gelmişti. Omzumdaki çantayla hızlıca kapalı havuza doğru giderken etrafa gülücükler saçıyordum. Sınıftakiler çok cana yakınlardı ve şimdiden kaynaştığımızı düşünüyordum. Ama tek sorun bu yanımda oturan insansı varlık tüm okula yarışı yaymıştı. Benimle beraber havuza gelen bir sürü insan vardı. En sonunda kapısına geldiğim havuzun otomatik kapıları açıldı. İçeri girmemle yüzüme çarpan klor kokusuyla rahatladım. Derin bir nefes alıp içeri doğru yürümeye başladım. Küçük bir koridordu döndüğümde soyunma odalarını bulmuştum. Kızlarınkine girdiğimde son derece yeni ve şık bir soyunma odası vardı karşımda. Bembeyaz dolaplar kabinler. Ortada duran tahta tabure çok güzeldi. Yüzümdeki gülümsemeyle arkamdaki kapıyı kapatıp çantamı taburenin üzerine bıraktım. Dolaplar hakkında bir şey bilmiyordum o yüzden şimdilik dokunmamak iyi olurdu. Üstümü çıkartıp mayoyu hızlıca giydiğimde biraz üşümüştüm. Karbon giyemiyordum çünkü onu tek başıma giyemezdim ve çok önemsiyormuş gibi olurdu. Çantanın içinden çıkardığım bornozu üzerime geçirdim. Kuşapını belime bağlayıp kıyafetlerimi katlayıp çantanın içine koydum. Ön gözden terliklerimle gözlük ve bonemi alıp aynanın karşısına geçtim. Bileğimdeki lastik tokayla zor da olsa kısa saçlarımı ensemde topuz yaptım. Uzun saçı seviyordum aslında ama bonem sürekli kayıyordu öyle olunca o yüzden kısa kullanmak zorundayım. Olsun ben böyle de mutluyum. Elimdeki gözlükle boneyi bornozumun cebine koyup soyunma odasından direkt havuza çıkan kapıya doğru ilerledim. Havuzun kenarına çıktığımda karşımda olan trübinlerin hınca hınç dolu olduğunu gördüm. Beş derste nasıl bu kadar çok yayılmıştı anlamış değildim. Bir kaç hoca da trübinlerde yerini almış oturuyorlardı. Havuzun kenarında yürümeye başladığımda duyduğum tek ses terliklerimin çıkardığı seslerdi. Kenarda yürürken havuzun ne kadar büyük olduğu gözüme çarptı. Eski okulumda küçücük bir havuzda elli kişi antreman yapardık ama burda geniş geniş antrenman yapılırdı. Depar taşının başına geldiğimde tanımadığım bir adam yanıma doğru yürüyordu. Üstündeki eşofman takımıyla en fazla beden eğitimi öğretmeni olduğunu tahmin edebilirdim. Bana yaklaştığında elini öne doğru uzattı.
"Ben Şevket Çoruh. Beden eğitimi öğretmeninizim. Yarışı duyunca koştum geldim. İznin olursa hakemliğinizi yapmak istiyorum. "
Bana uzanan eli sıktığımda başımı salladım.
"Memnun oldum. Ben de Neva. Açıkçası bu kadar hızlı yayılacağını ben de düşünmemiştim küçük bir yarış olur diye umuyordum ama sanırım pek öyle olmayacak. "
Ellerimiz ayrıldığında küçük bir kahkaha attı. Etrafa bir defa baktığımda bizim sınıftan birkaç kişi bana el sallıyordu. Küçük bir gülümsemeyle karşılık verdiğimde önüme döndüm.
"Burası böyle Neva Hanım. Aile gibiyizdir biz burda hep destek tam destek. "
Elini önünde yumruk yaptığında gülümsedim.
"Anlıyorum. Tanıştığımıza çok memnun oldum hocam. İzninizle ben biraz ısınayım. "
Başını sallayıp birkaç geri adım attıktan sonra arkasını dönüp yürüdü. Cebimdeki boneyle gözlüğü depar taşının üzerine koydum. Üzerimdeki bornozun kuşağını açtım. Klasik baştan ayağa olan ısınmayı yapmak pek uzun sürmezdi ama bacaklarımı esnetmem lazımdı. Ben direkt bacaklara odaklanmaya karar verdim. Depar taşının da üstünde durduğu basamağa ayağımı koyup üzerine eğildim. Ayağım neredeyse başıma değecek şekilde eğilip bir süre öyle kaldım. Sıra öbür bacağa geldiğinde duyduğum ıslık sesiyle başımı kaldırıp baktım. İnsansı olan varlık geliyordu. Elinde sallaya sallaya geldiği gözlüğüyle yürüyordu. Benim aksime karbon mayo giymişti ki en azından kaybedersem bahanem olurdu. Omzuna attığı havluyu keşke üzerinde kullansaydı çünkü o küçük küçük kasları görmek midemi bulandırıyordu. Doğrulduğumda ellerimi belime koydum.
"Çok şükür gelebildiniz. Ne oldu çok mu heyecanlandınız? "
Başını geriye doğru attığında tekrar gözleri bana döndü.
"Kaybettiğinizde anlayacaksınız niye geç kaldığımı belki siz de o taktiği kullanırsınız. "
Yüzümdeki yapmacık gülümsemeyle hala birbirimize bakıyorduk.
"Beş yüz kolay yüzelim. Kısa sürsün o kadar insan gelmiş izliyor. "
Başını sallayıp etrafa baktığında yanımıza Şevket Hoca geldi. Üzerimdeki bornozu çıkarıp yan depara fırlattım. Elimdeki bone ve gözlükle bekliyordum. Ve ben üşüyordum. Kapı pencere her yer açıktı heralde.
"Evet çocuklar az önce duydum beş yüz serbest yüzüyormuşuz. Kronometre tutucam zaten kuralları biliyorsunuz. Hazır olduğunuzda çıkın depar taşına. "
Başımı salladığımda gözlüğü bacaklarımın arasında aldım. Doruk parmaklarını uzattığında bana güya boneyi takmamda yardımcı olacaktı. Boneyi tek hamlede kafama geçirdiğimde kenarda kalan saçları içeri koyarken ona bakıyordum.
"Sen takamıyorsan yardım ederim. "
Boneyi açıp uzattığında terliklerimi çıkarıp taşa çıktım ona yardım etmemi beklemiyordu sanırım. O hayal kırıklığıyla boneyi kafasına takmıştı eğildiği yerden doğrulurken ben de gözlüğümü taktım. Şimdi heyecan başlıyordu işte. Kafamı sağa sola çevirip esnettiğimde dört numaralı depara çıktım. Uğurlu sayımın bana yine uğur getirmesini istiyordum belkide bilinmez. Yanımdaki taşa çıktığında başım ona doğru döndü. Renkli camın ardında biraz garip duruyordu ama hala gözüküyordu.
"İyi şanslar kaptan. "
Başını salladığında önüme döndüm. Şu çok soğuk muydu acaba? Ben bunları düşürken arkadan gelen düşük sesiyle hazırlandım.
"Take your waks."
Başımı aşşağıya eğdiğimde hazırdım. Gelen düdük sesiyle hızla suya atladığımda içine girdiğim buz gibi suyla bir saniyeliğine duraksadım. Suyun altında süzülürken en sonunda suyun dışına çıktım. Kulaçlarım hızlıydı belki ya da ben ağır çekimdeydim. Yüzümü her dışarı çıkardığımda en hızlı şekilde nefes alıp yüzmeye devam ettim. İlk elli metre çoktan bitmişti. Geriye kaldı dört yüz elli. Takla sonunca yine suyun altından biraz gittikten sonra yüzmeye devam ettim.

Son yüzlüğe az önce girmiştik. Doruk neredeydi bilmiyordum belki bitirmişti belki arkamdaydı. Suyun altında başımı çevirdiğimde yoktu. Aha şimdi tam olarak sıçmıştım ki önümdeydi heralde. Ben bunları düşünürken son taklayı attım. Kendimi ittirdiğimde bacağımda olan kasılmayla suyun içinde donup kaldım. Bacağım neredeyse tamamen hareketsizleşmişti ama yüzmeye devam etmem lazımdı. Zorlayarak yüzmeye devam ettiğimde gördüğüm on beş bayrağıyla son bir nefes aldım. Artık bundan sonrası nefessiz giderdim. Kulaçlarım havuzun taşına değdiğinde kurala uyarak tek elimde taşa vurdum. Başımı kaldırıp baktığımda etrafta tek bir ses bile yoktu. Başımı yanıma gevirmemle yüzme çarpan su bir oldu. Doruk benden yaklaşık beş saniye sonra gelmişti. Yenmiştim. Kasılmış bacakla onu yenmiştim. Gözlüğümü başımın üstüne çıkarıp koyduğumda kalkıp inen göğsümle Doruk'a bakıyordum. Gözlüğü çıkartıp başı bana döndüğünde birden saplanan diz kapağı ağrımla yüzümü ekşittim.
"Ne o ordan bakınca çok mu rezil duruyorum."
Elini basamağa dayadığında hala bana bakıyordu.
"Banane be senden saçma bir yarış için sakatlandım resmen."
Dememle ellerini basamaktan çekti. Kulvarın altından geçip benim kulvarıma geldiğinde. Birbirimize bakıyorduk.
"Yardım edebilirim. "
Başımı salladığımda eli belime dolandı. Suyun içinde nasıl yaptığını anlamadığım şekilde beni kaldırıp basamağa oturttu. Kendisi de kenardan çıktığında hala öylece oturuyordum. Bacağım yavaş yavaş açılıyordu. Depara tutunarak ayağa kalktığımda birden yükselen alkış sesleriyle etrafıma baktım. Öğretmenler dahil herkes ayağa kalkmış alkışlıyordu. Şevket hoca yanımıza koşar adımlarla geldiğinde tam depardaki bornozuma uzanıp üzerime geçirdim. Beni herkesin daha fazla yarı çıplak şekilde görmesine gerek yoktu. Kuşağı önümde bağladığımda boneyle gözlüğü çıkarıp bornozun cebine geri koydum. Etraftaki alkış sesleri azalırken Şevket hoca en sonunda yanımıza gelmişti. Ayağıma terliğimi giydiğimde deparın üzerine oturmuş bacağımı uzatıyordum.
"O ne yarıştı öyle ya. Ağzım açık izledim. İkinizin de süreleri muhteşem. Neva özellikle de sen bir kaç saniye daha indirsen milli takıma girebilirsin bile. Ama ısınmayı iyi yapmayı unutma bir daha bacağın kasıldığında seni gördüm. Saniyelik bir durmak zorunda kaldın. O olmasaydı belki millilik süresininde olurdun. Yinede çok iyi böyle devam böyle devam. "
Abartılı şekilde alkışladığında Doruk'un bana olan bakışlarını yakaladım sanırım yerini kaptığım için biraz kin besliyordu. Elimi uzattığımda ne oluyor der gibi bakıyordu.
"Korkma korkma barış eli bu zeytin dalı gibi düşün. Düşman olmaya gerek yok. Kaybetmeye alışman lazım. "
Buz gibi gözlerle bakarken uzattığım eli saniyelik sıkıp bıraktı. Eli ensesine gitmişti. Etrafa baktığında en sonunda tekrar bana döndü.
"Senin taktiklerini öğreniriz artık o olucak değilmi. Ama ilk önce şu bacağını düzeltmemiz lazım bir sıcak su torbası koyalım da gevşesin biraz. "
Oturduğum depardan kalktığımda kolunu uzattı. Tuttuğum kola dayanarak basamaktan indim.Ne kadar egolu da olsa canımın acığıdığının farkındaydı ve cidden yardım etmeye çalışıyordu. Elim saçımdaki lastiğe indiğinde çekip çıkardım. Küçük adımlarla yürürken sabah tanıştığımız birkaç öğretmen ve müdür trübinden inmiş havuzun kenarında bize doğru yürüyorlardı. En sonunda ortada buluştuğumuzda yüzümdeki buruk gülümsemeyle bakıyordum. Berk Hoca bir adım öne çıkıp elini sırtıma koyduğunda bacağıma bakıyordu.
"Çok mu kötü oldu kızım ya. Seni revire götürelim hemen daha da ciddileşmesin. "
Başımı salladığımda elini sırtımdan çekip karşımızda durdu.
"İzlerken herkes gibi ben de çok etkilendim çocuklar. Bu kadar iyi olmanız ben dahil herkesi çok mutlu etti. Doruk Bey şimdiden pabucunu dama attım gibi ne dersin? "
Başımı Doruk'a doğru çevirdiğimde sırıtıyordu. Aralarında bir dalga konusuydu sanırım.

"Neyse, Neva seni çok tebrik ediyorum. Ve bu başarını kaptanlıkla ödüllendirmek istiyorum tabi kabul edersen. Kızlar takımımdan istediğimiz sonucu almıyorduk sen bizim en iyimizi geçecek kadar iyisin. Bundan sonra genç kızların kaptanı sensin. İstediğin türde antremanı yaptırabilirsin. "
Başımı gülümseyerek salladığımda bunu ben de beklemiyordum. Şimdi ki kaptan kimse umarım bana bilenmezdi. Arkadan koşan biriyle hepimizin bakışları ona döndü. Baya yakışıklı bir beyefendi bize doğru geliyordu. Neredeyse simsiyah saçları vardı. Aksine bembeyaz olan ten rengiyle çok etkileyiciydi. Bu kimdi burda okulun mankeni falan mı?
Yanımıza gelip ellerini önünde birleştiridiğinde müdürün karşısında duruyordu.
"Beni çağırmışsınız hocam. "
Berk Hoca parmağıyla beni gösterek;
"Neva'yı revire götürür müsün Enes? "
Başını salladığında arkama koyulan sandalyeye oturdum. Saçlarımdan klorlu su akıyordu ve ıslaktım. Kenardan bir yerden ortaya çıkan ve elime tutuşturulan havluyla saçlarımı kuruladım. Başımı kaldırıp etrafa baktığımda çoğu kişi gitmişti. Trübinlerde oturanlar ne olduğunu anlamaya çalılıyor gibiydi. Berk Hoca bir kaç kişiyle hummalı bir konuşma içerisine girmişti. Yavaşça ayağa kalktığımda yanımıza koşarak gelen birkaç kişi gördüm. Biraz daha yaklaştıklarında gelenin daha bu gün tanıştığım sınıf arkadaşlarım olduğunu fark ettim. Zeynep, Burak, Erva. Kendi aralarında bir gruplardı zaten ve şimdiden iyi anlaşmıştık. Yanıma geldiklerinde nefes nefeseydiler. Ellerindeki buzları görünce yüzüme bir gülümseme yayıldı.
"Amma koşturdunuz beni be. Revire götürürdük zaten."
Dedi Burak. Biraz rahat takılan biriydi. Kimseyi umursamıyordu. Elindeki buzu bana uzattığında küçük bir gülümsemeyle aldım. Buz pek bir işe yaramazdı ama o kadar getirmişlerdi. Bir dakika kadar dizime tuttuğum buzu yavaşça yere bıraktım. Tekrar doğrulduğumda Enes ellerini önünde bağlamış bekliyordu.
"Artık gidelim mi? Saçların biraz kurudu sanki."
Başımı salladığımda üstümdeki bornozun kuşağını önümde sıkıca bağladım. Enes'in Berk Hocayla göz göze geldiğini gördüğümde yürümeye başladım. Etrafta neredeyse kimse kalmamıştı. Benim de soyunma odasına gidip çantamı almam lazımdı yoksa böyle kalırdım.
Soyunma odasının kapısını kapatacakken arkadan gelen Enes'i görmemle öylece durdum. İçeri mi girecekti burda mı bekleyecekti. Ben böyle düşünürken o kapının arasından sıyrılıp içeri girdi. Taburenin üzerinde bıraktığım gibi duran çantayı omzuna taktı.
"Hadi gidelim daha fazla vakit geçmeden. "
Başımı salladığımda zaten açık olan kapıdan çıktım. Ben dışarı çıkamadan kendimi tepede bir yerde bulmam bir oldu. Çığlık attığımda çoktan dışarı çıkmıştık. Başımı kaldırıp baktığımda Enes'in kucağındaydım ve o bu durumu hiç de garip karşılamamıştı.
"Berk Hoca ne istiyorsa onu yapıyorum merak etme. Yarışı izlerken herkes çok etkilendi Berk Hoca'nın kafasında da senin sayende yaşayacağı gurur ve ego canlandı. Bacağının nasıl olduğunu az çok tahmin edebiliyorum bana da çok oluyor. Bir de neden son on beşte nefes almayı bıraktın onu merak ettim. "
Nefesimi tutmuş kaskatı duruyordum. O ise benim geldiğim yolu gerisin geri yürüyordu. Yanımızdan geçenlerin bazıları uzaylı görmüş gibi bakıyor diğerleri yanımızdan geçip gidiyordu.
"Orda Doruk'un beni geçtiğini düşündüm havuzun içinde göremedim. Son bir ümit geçerim diye yaptım. Genelde de yaparım zaten. Finalden önce son düzlük diyorum ben."
Başını salladığında konuşmadı. Bana da çok oluyor demişti. Yani o da sporcuydu. Ben böyle düşünürken biz çoktan revir diye bahsedilen yere gelmiştik. İçerdeki doktor beni bir sedyeye yatırttığında ne yapacağını merak ediyordum. Kasılmış yere dokunup bastırdığında dişlerimi sıktım. O da yetmezmiş gibi dizimi tutup kaldırdı. Geri indirdiğin de Enes de bende anlamamış olarak bakıyorduk. En sonunda doktor başını kaldırdığında gözlükleri nin arkasından baktı. Gençti daha umarım o da burda karnı ağrıyıp duran veletlerle uğraşmaktan pek de memnun değildi belkide. Yinede tatlı birine beziyordu. Ördüğü koyu kahve saçları önüne geliyordu.
"Kas gevşetici bir serum yapalım. "
Başımı iki yana salladığımda anlamaz gözerle bakıyordu.
"Kaş gevşetici uyku yapıyor bende. Gerek yok biraz dinlensem geçer. "
Doktor yok yapıcaz ben yok yapmıycaz diye birbirimizle atışıyorduk.

Aaa siz de tam adamına soruyorsunuz müdür beycim. Cici annem arkamdan ağlar sonra Neva nerde, nerde diye. İşlerine bile gelirdi ama pek de belli etmezlerdi. Okula kabul alındığımı söylediğimde birbirlerine bakıp attıkları kahkaha hala kulaklarımda yankılanırken evden ne kadar aau

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

149okunma 45beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18