4. bölüm · KÜLLERLE YAZILAN RÜYA

3.BÖLÜM KÜLLER ŞEHRİ

Fatma Gunes

Anahtar son kez döndüğünde, kapının ardında bir uğultu yükseldi.
Ne rüzgar,ne de insan sesiydi Bu-sanki unutulmuş hatıraların iniltisiydi.
Kapı aralandı.
Gözlerimi kısmak zorunda kaldım;İçeriden yayılan ışık karanlıktan daha kör ediciydi.

Bir adım attım.
Ayaklarımın altındaki zemin,külle kapalıydı ama bastıkça altından parıltılar yükseliyordu-sanki her adımımda bir anı canlanıyordu.

Etrafıma baktım.
Yanmış binalar,yarısı yıkılmış evler, ama hepsi bir ışıltıyla kapalıydı.
Gökyüzü gri değildi...rüya mavisiydi.
Ama havada garip bir his vardı;hem huzurlu hem ürkütücü.

"burası." diye fısıldadım.
"... Benim hatıralarım."

Birden uzaklarda bir zil sesi duyuldu.
Tiz, yankılı, neredeyse kalbimin ritmiyle aynı anda çalıyordu.
Sesin geldiği yöne doğru yürümeye başladım.
Her geçtiğim sokağın duvarlarında rüya parçaları beliriyordu:
Birinde küçük bir kız karanlıkta gülüyor, diğerinde aynı kız koşarak birini kucaklıyordu.
Ama yine yüzler belirsizdi.

Bir köşeyi döndüğümde, yerde eski bir tabelanın altında parlayan bir şey gördüm.
Yere eğildim.
Bu...defterdi.
Yanmış, külle kaplanmış, ama hala canlıymış gibi nefes alıyordu.
Kapaktaki yazılar yeniden belirmeye başladı:

"küller unutmaz."

Sayfaları çevirdiğimde her sayfa benim için yazılıyordu.
Bir cümle gözlerime saplandı:

"Gerçeği öğrenmek istiyorsan, alevlerin içindeki aynayı bul."

Tam o anda arkamda bir ses duydum.

"onu arıyorsan, yanlış taraftasın."

Hızla döndüm.
Karşımda biri duruyordu tanımadığım, ama gözlerinde tanıdık bir boşluk olan biri.
Üzerinde eski bir hırka,elinde gümüş
Bir anahtar vardı.
Ama bu anahtar,benimkininin tıpatıp aynısıydı.
Nefesimi tuttum.
" Sen... kimsin? "

" ben mi?Ben senin unuttuğun yarınım"

O an rüzgarın yönü değişti.
Defterin sayfaları havaya savruldu,gökyüzü kıvılcım gibi parladı.
İki anahtar aynı anda parlamaya başladı.
Ve o an fark ettim:
Rüyalar yalnızca geçmişi değil,geleceğide yakabiliyordu.

Karşımdaki kıza uzun uzun baktım.
Aynı gözler, aynı yüz hattı...ama bakışlarında bir şey farklıydı.
Sanki o gözler, 'benim içimde sakladığım korkuları biliyordu.

"Sen... Benim rüyamdaki halimsin."dedi fısıltıyla.
Kız başını eğdi.

" ben senin korkularınla büyüyen, unuttuğun her anın yankısıyım.
Sen hatırlamadıkça ben var oldum. "

Bir adım geri çekildim.
Rüzgar, iki anahtarıda aynı anda parlatıyordu.

" peki neden şimdi karşıma çıktın? "

Kız bir süre sesiz kaldı,sonra elini göğsüne koydu.

" Çünkü artık hatırlamaya hazırsın. Ama hatırlamak,bu dünyayı yakabilir. "

Etrafıma baktım.
Rüya şehri yavaş yavaş soluyordu;binalar kül olup yere düşüyor, gökyüzü griye dönüyordu.

" Ne demek bu?" dedim, sesim titremişti.

"Ben sadece geçmişimi bulmak istiyorum."

Rüya bana yaklaştı.
Parmaklarını usulca alnıma dokundurdu.
O an, zihnimde binlerce görüntü birden patladı - yangın, çığlıklar,defter, o tanıdık ses:

"Koş, elisa!"

Gözlerimden yaşlar süzüldü.
"Sen... o sesin sahibisin."

Kız gülümsedi ama yüzü bulanıklaşmaya başladı.

"Ben o sesin yankısıyım Gerçeği bulmak istiyorsan, beni değil,beni kim yarattiysa onu hatırla."

Elimi uzattım ama dokunamadım.
Rüya kızı kül parçalarına dönüştü,rüzgaa birlikte savruldu.
Geriye sadece tek bir şey kaldı: yerde külle kaplı küçük bir not.
Üzerinde şunlar yazıyordu:

" Anahtarı üçüncü kez çevirirsen, rüya seni bırakmaz."

Notu elimde sıktım.
Artık bir seçim yapmam gerekiyordu:
Gerçeği öğrenip rüyaya hapsolmakmı... Yoksa hiçbir şeyi hatırlamadan uyanmakmı.

Bir süre sessizce durdum.
Sonra gözlerimi kapattım ve fısıldadım:

" Gerçek ne olursa olsun, artık kacmayacağım."

elimi anahtara doğru uzattım.
Ve üçüncü kez çevirdim.

Anahtar döner dönmez,dünya sessizleşti.
Bir kalp atışı kadar kısa bir anda her şey durdu...
Sonra rüya şehri çökmeye başladı.

Küller etrafımda dönüyor, duvarlar alevden dalgalar gibi eğiliyordu.
Gözlerimi kapattım, ama rüya beni içine çekti.

Sanki zaman tersine akıyor, alevler geçmişin içine geri dönüyordu.

Bir anda kendimi o geceye,Yangının ortasında buldum.

Duman boğazımı yakıyor,gökyüzü kıpkırmızıydı.

Küçük bir kız çığlık atıyor,elinde yarısı yanmış bir defterle koşuyordu.

O kız elisaydı...ama bu kez dışarıdan izliyordu, kendi hatıramın içindeydim.

Bir adam alevlerin arasından ona doğru koştu.
Elinde parlayan bir anahtar vardı.
Aynı anahtar.

"Elisa"diye bağırdı.
Ama sesi rüzgarda kayboldu.
Elisa, dudaklarını okudu:" kaçma, hatırla! "

O anda kalbim sızladı.
Bu ses... Rüyalarımdaki ses.
Bu yüz...bu suliet.

Adam elisaya ulaştığında, tavandan bir kiriş düştü.
Adam onu itip kurtardı,ama kendisi alevlerin arasında kaldı.

Elisa, çığlık attı, ama sesi yankıya dönüştü.

Sonra her şey yavaşladı.
Zaman durdu.
alevlerin içinde dönmüş olan adama yaklaştım.
Yüzü yanıklarla kapalıydı ama gözleri hala canlıydı.
Fısıldadım:
"Sen Ares'sin..."

Adamın dudakları kıpırdadı.

"Ve sen...beni rüyalarına hapsettin."

Geriye çekildim.

"N-ne demek istiyorsun?"

Aresin gözleri karanlıkla doldu.

"Yangında sadece ben yanmadım, elisa senin bir parçanda benimle kaldı bu yüzden rüyalar sönmüyor."

Bir kıvılcım patladı.
Aresin etrafında bir çember oluşturdu.
Ama bu sefer korkmadım.
Ona doğru yürüdüm.

"elimi tut"diye fısıldadım.
" ikimizde yanmayı bırakalım."

Ares burukça gülümsedi,bir damla gözyaşı külünü üstüne düştü.

"Gerçek cesaret,geçmişi yakmak değil...onu kabul etmektir."

Elimi uzattinca eli yok oldu.
"Hayırr" haykırışım yer ve gökü inletti.

"Hayır böyle bitemez geri gel Ares ben çok yalnızmışım meğerse"

Diz çöktüm Aresin küllerinin dağıldığı yere.
Beynimde hatıralar yankılanıyordu.

İnstagram:küllerleyazılanrüyaoffical