1. bölüm / 1
Külden KrallıkGiriş
Bölümler 1Şu an: Giriş
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Gece bana bir söz vermişti ve ben o sözü tutmalıydım."
----
Ellerimden kayan tüm umutlar gecenin okyanusuna karışıyordu.
Evrendeki kötülükler bir çığlıkla büyük bir sis bulutuna bürünüyordu.
İçimdeki tüm çığlıklar maskeler eşliğinde dansa kaldırılıyordu.
Geçmişimdeki acılar gün yüzüne çıkmadan intihar ediyormuş gibiydi.
Ellerimdeki kan damlaları karşımdaki katilin önünde beni aşağılıyor gibiydi.
Ardımdaki parıltılı yollar bana kaçmamı söylüyor gibiydi.
Sessizlikteki benliğim ölmemi dileyecekti.
Katilim,benim yaşamamı isteyecekti.
Ben, tam kalbimde kavrulan sinsi ateş büyütecektim.
Sinsi ateşler arkamdan iş çevirmiyordu, her şeyi ben gözlemlerken yapıyordu.
Engel olamazdım, kalbimdeki engel beni dizginlemek isteyen engellerden daha acı vericiydi.
Geceler, sözleri ardında bırakan yeni bir güne imza atan sessiz gölgelerdi.
Gece yeminler ediyordu, içerisinde parlayan yıldızlar yeminlerine yeminler katıyordu.
Rüzgarlar, bana selam vermeden yollarına kaldığı bölümden devam etmek istermişcesine eserken benliğimi, bensizliğimi hortuma doğru sürüklüyordum.
Gözyaşlarım; yerdeki kanları aydınlatıyordu, dolunay bir kere daha göstermişti gecenin sözünü.
Gecenin sözü bana son kez bakmak istemişti ben ondan nefret ederken.
Uçurumun eşliğinde parçalanan sahte kalbi kurtarmak çok ümitsizceydi, gecenin sözü ümitsizliğin merkezinde mum ışığıyla aralık bir kapı arıyordu.
Aralık kapıları bana tekrar tekrar kapatıyordu gecenin yeminleri.
Yeminler, her defasında bana kim olduğumu hatırlatmak içindi.
Hatırlamak umurumda bile olmamışken hayatıma giren kaoslar farkına varmamı sağladı.
("Ona inanmakla iyi bok yedin?" dedi okyanusta boğulurken içimdeki ses.
"Gecenin sözüne güveniyorum" dedim sadece.)
Geceler verdiği sözleri tutardı, bana öyle denmişti ya da en azından.
Ya ben öyle sanıyordum ya da kendimi kaybediyordum.
Gerçekler beni yalanlara emanet ediyor, yalanlar beni katil etmek istiyordu.
Elime hayatımda dahi görmediğim silahı tutuşturdu ve geceyi vurmamı istedi.
Dolunaya bakıyordum, yapamadım. Gece bize ihanet etti mi etmedi mi hiçbir şey bilmiyor olsam da, geceler sözlerini tutardı her ne olursa olsun,
her ne yaşanmış olursa olsun.
***
Yaşadığım hayat, yaşamak istediğim hayallerini kurduğum o hayattan çok farklıydı.
Bir zamanlar rüyalarıma giren, hislerimi duygularımı ele geçiren hayaller artık yavaş yavaş gerçekleşmeye başlamıştı derken hepsi bir anda kaybolmaya başladı.
Krallık; artık gücünü kaybetmeye, damarlarındaki kuvveti yitirmeye, kaybetmeye mahkum olmuştu.
Bu durumdan şikayetçi olan halk, kapımıza dayanmıştı.
Aç, susuz kalmış olan insanlar baş kaldırmaya başlamıştı.
Hanedana ve hanedan üyelerine saygı gösteren ve onlara övgü sözcüklerini esirgemeyen bireyler artık dayanamıyordu.
Tüm krallık sakinleri büyük bir savaş istiyordu.
Krallığı batırıp yeni bir ülke kurmak en büyük hayalleri olmalıydı.
Hemen hemen her gün tavernaya gidip halkla konuşurken şimdiyse pencereden bize gelen nefretleri işitiyordum.
Sarayın içerisindeki neşe,huzurdan eser kalmamıştı.
Aramın bozuk olduğu babamla son zamanlarda iletişim bile kurmuyorduk.
Sabahları kahvaltı masasında tek başıma oturup lokmalarımı boğazıma diziyordum.
Gün boyunca ardına kadar açık olan perdeler, kapatılmaya mecbur bırakılmıştı.
Can güvenliğimiz günden güne azalmaya ölümüne tehditleri almaya devam ediyorduk.
Halktan vergi toplayamayan krallığın ekonomisi gün geçtikçe daha da berbat bir hal alıyordu.
Krallığın yıkılmaya doğru ilerleyişi diğer krallıklarla olan iletişimimizi de olumsuz yönde etkilemişti.
Tepemizde parlayan, bizi yakan bir güneş bulunsa da içimizi soğutan, bizi donduran bir kasvet vardı.
Sarayın koridorlarındaki sessizliği, halkın bağırışları dolduruyordu.
Evimizin etrafını saran bir grup ordunun yerini sürülerce ordu üstlenmişti.
Bizi sıkıştıran korkunun yerini korkuyla büyüyen acı üstlenmişti.
-Çığlıklarımızın damgasını, sessizliğimizin dalgası vuruyordu.-
Bezmişliğimizin sebebini, pes ettiğimiz olaylar gösteriyordu.
-Kaybetmişliğimizim kazancını, kazandığımızda kaybettiğimiz zamanlar gösteriyordu.-
***
Gözlerim duvardaki akrep ile yelkovanı dikizliyordu, aklım dünkü mektubu dikizliyordu.
Hissettiğim gerginlik, içimdeki merakın yanında hiçbir şeydi.
Aklımda dönüp dolaşan plan kafamı allak bullak ediyordu.
Uzandığım yatağı ellerimle kavradığımda doğruldum, ayaklarımı sert yüzeye iyice yerleştirdim ve derin soluk verdim.
Ellerimi kağıda uzattığım gibi buruşturmuş olduğum kağıdı titreyen ellerimle seri bir şekilde açtım.
Bir kez daha okumak istedim, bir kez daha emin olmak istedim.
"Asi Lawrence'a Dokunuşlarımla;
İçinde nasıl bir tufan kopuyor bilmiyorum ama zaman bu kadar kısıtlıyken sınırları koymanı istiyorum.
Unutma Asi, sınırlar senin çerçeven içerisinde olduğu sürece sınırları çizen sen olursun.
Senin Deyiminle "Porsuk"~
Bölüm etkileşimi
