3. bölüm / 3
KÜLDEN ATEŞKÜLDEN ATEŞ 3.bölüm🔥
Bölümler 3Şu an: KÜLDEN ATEŞ 3.bölüm🔥
- 1 KÜLDEN ATEŞ 1.bölüm🔥1.035 kelime
- 2 KÜLDEN ATEŞ 2. bölüm🔥2.293 kelime
- 3 KÜLDEN ATEŞ 3.bölüm🔥882 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
GECE
Gitti. Arkasında o buz gibi soğuk havasını ve kapının tok kapanma sesini bırakarak gitti.
Yatakta doğruldum, sırtımı yatak başlığına yaslayıp ellerimi dizlerimde birleştirdim. Kalbimin ritmi o kadar hızlanmıştı ki, göğsümün içindeki o küçük kızın heyecandan parmak uçlarında dans ettiğini hissedebiliyordum. Ayaz Altuğ... Yeraltının o yenilmez, duvarları aşılmaz lideri, gecenin bir yarısı mantığına yenik düşüp odama kadar gelmişti.
Beni kontrol etmek istediğini, evinde gizli hiçbir şeye yer olmadığını söylemişti. Klasik, karanlık adam savunması... Ama yemezler. Gözlerindeki o anlık duraksamayı, üzerimdeki şaşkın bakışlarını çok net görmüştüm. Kalçalarıma dökülen dümdüz kızıl saçlarıma, sadece siyah çamaşırlarımla kaldığım bu savunmasız ama bir o kadar da meydan okuyan halime bakarken o sarsılmaz maskesinin nasıl çatırladığını fark etmiştim.
Herkes ondan kaçarken, ben onun en karanlık labirentine elinde lolipopla dalan o pervasız kızdım. Ve o, bu deliliğe karşı ne yapacağını bilemiyordu.
Dudaklarımda yine o bilmiş tebessüm belirdi. Yataktan kalkıp loş ışıkta odanın içindeki boy aynasının önüne geldim. Aynadaki yansımama, o pürüzsüz görünen tenime baktım. İnsanlar dışarıdan bakınca sadece kusursuz bir fizik, dikkat çekici kızıl saçlar görüyordu. Ama bu görüntünün altında, geçmişin o büyük yangınından kalan derin, görünmez yara izleri vardı. Ben o izleri neşemle, çocuksu tavırlarımla saklıyordum. Ayaz ise sessizliğiyle ve soğukluğuyla.
"Yarın uzun bir gün olacakmış," diye mırıldandım aynadaki yansımama bakarak. Yeşil gözlerim karanlıkta parıldadı.
Odanın penceresine doğru yürüyüp dışarıdaki İstanbul manzarasına baktım. Ayaz, beni kendi kurallarıyla bu evde hapsedebileceğini sanıyordu. Beni korumak ya da benden şüphelenmek arasında sıkışıp kalmıştı, bunu görebiliyordum. Ama bilmediği bir şey vardı: Ben kuralları yıkmak için doğmuştum.
O kibriti kimin çaktığını bulana kadar bu evde kalacaktım. Ve o zamana kadar, o buz prensinin kalbindeki o donmuş nehirleri tek tek eritecektim. Bakalım yarın bizi nasıl bir kural bekliyordu.Sabahın ilk ışıkları odanın perdelerinden içeri sızarken, üzerimdeki o ağır, yorgun enerjiyi atmak için duşa girmeye karar verdim. Gece boyunca zihnimde dönüp duran düşünceler, Ayaz'ın o karanlık ve derin bakışları beni iyice germişti. Sıcak bir duşun zihnimi toparlamama yardımcı olacağını umuyordum.
Yatağın kenarından kalkıp banyoya doğru ilerledim. Üzerimdeki siyah çamaşırları çıkarıp duşa adım atmaya hazırlanırken, odanın kapısı aniden, hiçbir uyarı olmaksızın büyük bir hızla açıldı.
İçeri giren gene Ayaz’dı. Yüzünde aceleci, gergin ve bir o kadar da öfkeli bir ifade vardı; elindeki bir dosyayı havada tutuyordu. Muhtemelen bana dair ya da geçmişe dair çok önemli bir bilgiye ulaşmış olmanın hırsıyla kapıyı çalmayı bile akıl edememişti.
Ama içeri adım attığı an, odanın ortasında donakaldı.
Ben de ani bir refleksle ellerimi göğsüme siper ederek arkamı döndüm ve yatağın üzerindeki dökümlü hırkamı hızla üzerime geçirdim. Kalbim göğüs kafesimi delercesine çarparken, yeşil gözlerimi öfkeyle kapıda dikilen adama diktim. Kalçalarıma kadar uzanan düz kızıl saçlarım arkamda bir örtü gibi dalgalanmıştı.
Ayaz, o sarsılmaz ve buz gibi duruşunu bu kez tamamen kaybetmişti. Bakışları benden hızla kaçarken, boğazını temizleyip arkasını döndü. Yeraltının o kurallarla yaşayan lideri, kendi koyduğu "saygı" sınırlarını bizzat ihlal etmişti.
"Kapı çalmak senin kurallarının arasında yok mu, Altuğ?" dedim, sesimdeki çocuksu tını bu kez yerini gerçek bir kızgınlığa bırakmıştı. "Burası benim özel alanım!"
Ayaz, arkası dönük bir şekilde derin bir nefes aldı. Ses tonunu tekrar o eski, emir veren haline getirmeye çalışarak, "Murat geçmişe dair listeyi getirdi," dedi, sesi normalden biraz daha pürüzlü çıkmıştı. "Hemen aşağıya, çalışma odama geliyorsun. Bekliyorum."
Hızla odadan çıkıp kapıyı arkasından sertçe kapattı. Banyodaki aynaya baktığımda yanaklarımın sinirden kızardığını gördüm. Ayaz Altuğ, hayatımı kontrol etmek isteyebilirdi ama bu evde işlerin onun sandığı kadar kolay yürümeyeceğini ona her fırsatta kanıtlayacaktım. Üzerimi hızla giyinip o belgelerin hesabını sormak için aşağıya inmeye hazırlandım.
AYAZ
Çalışma odama indiğimde kapıyı arkamdan sertçe kapattım ve masama doğru yürürken derin bir nefes aldım. Sakinleşmem gerekiyordu. Yıllardır koruduğum o profesyonel ve sarsılmaz mesafeyi, yukarıda o kapıyı çalmadan açtığım tek bir saniyede kaybetmiştim.
Murat’ın getirdiği o eski yetimhane dosyası elimde öylece duruyordu. Bilgiye bir an önce ulaşma hırsıyla yukarı çıkmış, onun mahremiyet alanına saygısızlık etmiştim. Bu benim gibi her detayını planlayan bir adam için kabul edilemez bir hataydı.
Masamın arkasındaki koltuğa oturdum ve dosyayı önüme açtım. Sayfaları çevirirken gözümün önünden o anki yeşil gözlerindeki gerçek öfke ve şaşkınlık gitmiyordu. Gece, o çocuksu ve her şeyle dalga geçen maskesini ilk kez tamamen indirmiş, bana pençelerini göstermişti. Haklıydı da. Burası benim evim olabilirdi ama ona bir söz vermiştim ve kuralları ilk çiğneyen ben olmuştum.
"Sakin ol, Ayaz," diye mırıldandım kendi kendime.
Önümdeki evraklara odaklanmaya çalıştım. Yetimhane yangınının olduğu o geceye ait itfaiye raporları, polis tutanakları ve kurtulan çocukların listesi... Sayfaları hızla geçip Gece’nin gerçek adına, geçmişine dair bir iz aradım. Karşıma çıkan raporlarda o geceye dair çok büyük boşluklar vardı. Bazı isimler karalanmış, bazı belgeler ise adeta yok edilmişti. Bu yangın sadece trajik bir kaza değildi; arkasında çok daha büyük bir yeraltı hesaplaşması barındırdığı belliydi.
Tam o sırada odanın kapısı sertçe vuruldu ve hemen ardından Gece içeri girdi.
Üzerine alelacele geçirdiği kıyafetleri ve hala hafifçe nemli olan, omuzlarından aşağıya dümdüz inen kızıl saçlarıyla tam karşımda dikiliyordu. Yeşil gözlerindeki o öfkeli parıltı sönmemişti. Masama doğru sert adımlarla yaklaştı ve ellerini masanın üzerine dayayarak doğrudan gözlerimin içine baktı.
"Evet, Altuğ," dedi, sesi bu kez hiç olmadığı kadar ciddi ve kararlıydı. "Beni buraya getiren o belgelerde ne var? Neyin peşindesin, anlat artık."
Dosyayı yavaşça kapattım ve arkama yaslandım. Sesimi tekrar o eski, profesyonel tona döndürerek konuştum:
"O geceye dair çok şey gizlenmiş, Gece. Ama elimizdeki liste, bizi o kibriti çakan kişiye götürecek ilk adım. Şimdi öfkeni bir kenara bırak ve benimle çalışmaya hazır ol."...
Herkese merhaba ben yeniyim umarım beğenirsiniz 🩷🪄
Bölüm etkileşimi
