1. bölüm / 1
Kül KanatGiriş
Bölümler 1Şu an: Giriş
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
1892
Yoğun gri duman gözlerimi açmama engel olurken öksürmem durulmuyordu. Ellerim Toprak’a ulaşmak için karıncalanıyor, onu arıyordu.
“Melek! Bir tanem, nerdesin?” Dumanların arasında onun adımı acı seslenişini duyduğumda ağzımdan boğazıma inen o acı tadı yutkunarak geçirmeye çalıştım. Ayaklarının adım sesini duyuyordum ama bir yerde sabit durmuyor, her yerde dolaşıp beni arıyordu.
“Toprak…” Kısık çıkan sesim ona ulaşmadı. Odayı kaplayan yoğun dumandan ve alevlerden dolayı beni ne gördü ne de duydu. Son nefeslerimi verdiğimi fark etmemle cam kenarında duran ahşap masanın yanına süründüm ve yavaşça çöktüm. Ellerime kıymıklar batmış, çeşitli yerlerimde yanıktan dolayı kan vardı.
“Melek! Sesimi duyuyor musun? Beni duyuyorsan ses ver, çıkaracağım bizi burdan.”
Toprak çaresizce adımı söylemeye ve beni kurtarmaya çalışıyordu. Beni bıraksın ve kendini kurtarsın istedim. Bulunduğum odanın kapısı devrildiğinde yangınlar içeri hızla yayılmaya başlamıştı. Oturduğum yerden doğrulup elimi cama doğru hızla vurup camı kırmaya çalıştım. Alevler ahşap masaya kadar yaklaşmış, sıcaklık daha da hissedilir olmuştu. Ayağıma hızla ulaşan alevler ile acı içinde çığlık attım. Yanıyordum, acı çekerek ölüyordum.
“Melek! Geldim sevgilim bekle geldim!” Toprak, olduğum odaya dalmış, bana çoktan yaklaşmış ve beni yakmaya başlamış alevlere koşarak geliyordu. Hızla bacağımı sallayıp üstüme sıçarayan alevi söndürmeye çalıştım. Artık bacağımı hissetmiyor, ciğerlerimde oksijene yer kalmamıştı. Gözlerimin görüşü bulanıklaşmaya ve görmemeye başlayıncaya kadar onun bana ulaşmasını izledim.
Ciğerlerimde artık beni yaşatmak için gerekli olan oksijene yer kalamayıncaya kadar direndim. Gözlerimin kaymasıyla olduğum yere devrilip başını yanan ahşap masaya sertçe çarptım ve ölümüme boyun eğdim.
“Melek, geldim, geldim bir tanem çıkıcaz burdan. Geçecek bekle sevgilim.” Gözlerimden süzülen yaşlarla onun alnına sarkan kumral saçlarına baktım. Gözlerim mavi gözlerine indiğinde ona son kez olduğunu bilerek gülümsedim.
“Geldin.” Kolları beni sararken yanan saçlarım omzuna değdi.
“Geldim Melek, yanındayım. Bak kurtardım seni.” Kollarında güçsüz bedenimin havalandığımı hissetim. Delirmiş gibi konuşuyor, hep aynı şeyi tekrarlıyordu.
“Toprak,” Artık nefes alamıyordum. Son kez kendimi zorladım. “Seni seviyorum. Hep sevdim.”
“Sus. Sus. Neden böyle konuşuyorsun, zaten insan kocasını sevmez mi?” Beni güldürme çabasına güldüm.
“Beni unutma.” Toprak, alevlerin arasından koşarak geçiyor ve devrilen eşyalara değmemeye çalışıyordu.
“Seni neden unutayım ki? Burdasın sevgilim, benimlesin.” Sesine bulaşan acıya gülümsediğimde artık gözlerim tamamen kapanmış, her şeyi kabullenmiştim.
Onun kollarında son kez derin bir nefes aldım.
Toprak
Kollarımda taşıdığım eşime sevgiyle ve endişeyle bakmaktan kendimi alamıyordum. Alnımda açılan büyük kesikten kanlar alevlerin içine karışıyordu. Kendimi taşımaya gücüm kalmamıştı ama Meleğimi burdan çıkarmak için kendimde inanılmaz bir güç buluyordum.
Koridoru döndüğümde Melek’in kolu aşağı doğru düştüğünde kolunu tutup kucağına koydum. Sanırım korkudan bayılmıştı.
“Melek. Çıkışa geldik. İki odayı geçince burdan çıkacağız. Az kaldı.”
Ellerimdeki bedeni tutuşum değişmeden ilk odayı geçtim, ama artık kucağımda taşıdığım bedenden ses gelmiyordu.
“Melek?” Kafamı başına doğru yaklaştırdım ve nefesini hissetmeyi bekledim. Nefesini hissedemeyince onu daha sıkı tutup kapıya ulaştım. Kapıya çıktığımda onu yavaşça alevlerin ulaşamadığı girişe bıraktım. Sokağa ulaşan itfaiye ve ambulans evin patlama riskine karşı geride duruyor, bize geri çekilmemiz bağırıyorlardı.
Ellerim Meleğin nabzına gittiğinde atmadığını hissettim.
“Melek?” Sıcaktan çıkmamıza rağmen buz kesmiş ellerine dokunduğumda artık onun yanımda olmadığını idrak etmem dakikalar sürdü.
“Sevgilim?” Titreyen ellerim yüzüne yapışmış saçlarını geriye çekerken onu kucağıma doğru çektim. Başımı kalbine koyduğumda hiçbir hareket olmaması donmama sebep oldu.
Ambulans ve itfaiyedekilerin geri çekilmemizi söyleyen sesleri sadece kulağımda yankılanan uğultulara dönmüştü.
Melek ölmüştü. Onu koruyamamıştım. Benim sevgili eşim son nefesini benim kollarımda vermişti. Onu kurtaramamıştım.
Dolu gözlerim önce yanmış saçlarına değdi. İpek gibi saçlarından tek bir tel bile kalmamıştı. Bakışlarım aşağı indiğinde kan içinde olan ellerine ve avcuna batmış cam kırıklarına baktım. Camı kırmaya çalışmış elleri zarar görmüştü. Bakışlarım bu sefer bacağına indiğinde yanmış ayağına ellerim değdi. Onu hem koruyamamış, hemde acı çekerek ölmesine sebep olmuştum.
Kollarımı artık onun cansız bedenine sarıp başını göğsüme sanki saklamak ister gibi yasladığımda acıyla bağırdım. Artık nefes alamıyor, kalbime atması için ona bir sebep veremiyordum. Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülüp onun ellerine düştüğünde arkamdaki evden kulakları sağır edici bir ses geldi.
Ellerim onu bırakmadan sıkıca tutmaya devam ediyordu. Son kez öptüm yanağından.
Sırtıma sertçe çarpan eşya ile acıyla savrulduk.
*
Büyük köşkte yaşanan patlama ile 2 ölü olduğu öğrenildi.
Melek Wilder ve Toprak V. Wilder çiftinin cansız bedenleri birbirlerine sarılı halde bulundu.
Yangının çıkma sebebi henüz bilinmiyor.
Bölüm etkileşimi
