7. bölüm · KÜÇÜKLÜĞÜM
7. BÖLÜM
Pasta çoktan kesilmiş, müzikler çalmıştı. Arya fazlasıyla mutlu görünüyordu.
Yaşadığımız olaydan sonra köşeye geçerek orada vakit geçirmiştim. Bir süre daha oturup etrafı izledim. İnsanların kahkahaları, müziğin sesi ve arada yükselen konuşmalar birbirine karışıyordu.
Biraz önce masada beraber oturduğum insanlar, şimdi bambaşka yerlere dağılmışlardı.
Sadece Enes ve Oğuzhan beraberdi.
Buraya gelmek ne kadar doğru olmuştu bilmiyordum, ama pişman olduğum söylenemezdi. Kafamı dağıtmaya ihtiyacım vardı, ve de Doruk'u aklımdan silmeye.
İstanbul'a geleli hayatıma bir aksiyon gelmişti. Önceden de partilerde bulunur, ortamlara girerdim fakat buradaki ortam çok daha farklıydı ya da bana denk gelenler normal değildi.
Fakat en anlam veremediğim Emirdi. Onu o gün partide ilk kez gördüğüme emindim ama bana neden bu şekilde yaklaştığını anlamıyordum. Arasla aramızdaki şeyi anlıyordum çünkü illaki aynı ortama denk geliyorduk.
Ayrıca Aras ve Emirin arasının kötü olması gözümden kaçmamıştı. Kafam karışmış durumdaydı.
Tam telefonuma bakmak için çantama uzanmıştım ki karşı tarafta Aras'ı gördüm. Bir masanın yanında durmuş, biriyle konuşuyordu. Gözlerim üstünde biraz fazla takılı kaldı. Tam o sırada başını kaldırdı. Bakışlarımız kesişti.
Bu kez gözlerimi kaçırmadım, bakmaya devam ettim. O da bakışlarını çekmedi.
Aramızdaki mesafeye rağmen yüzündeki ifadeyi anlamaya çalışıyordum.
Kaşlarımı hafifçe kaldırdım. Ne bakıyorsun der gibi. Sadece başını yana eğerek yüzüme bakmaya devam etti.
Tam o sırada yanımda bir sandalye çekildi. "Bakışmanız bittiyse oturabilir miyim?" Duru'nun sesiyle irkilerek ona döndüm. "Ne?" şaşkınlıkla yüzüne baktım. Gülerek karşıma geçti.
"Hiç, sadece biraz önce bakışıyordunuz." kaşlarım hafifçe çatıldı ve istemsizce savunmaya geçtim. "Bakışmıyorduk." "Tabii." diyerek tekrar güldü.
"Bu arada az önce olanlar için kusura bakma." sesinde samimi bir üzüntü vardı. "Sorun yok. Senlik bir şey yoktu." suçlu hissetmemesi için gülümsedim.
"Olsun, seni ben çağırdım. Pis ikizimin aptallığından oldu." gözlerim Enes'e kaydığında kızların içine girmiş olduğunu gördüm. Değişik bir vibe veriyordu. "Sen kafana takma." dedim.
Sandalyeden kalkarak dans etmeye başladı. Şarkıya uyum sağlıyordu.
"Kalk hadi, oturmaya mı geldin?" dedi. Ama bu teklife de evet dersem başıma bir şey gelmesinden korkuyordum.
"Şimdilik otursam daha iyi olacak." demekle yetindim. O da büyük ihtimalle önceki yaşananlardan ötürü üstüme gelmedi. Birkaç kızın bulunduğu alana girdi.
Bir süre daha etrafı izlemekle yetindim. Telefonum titrediğinde başımı eğerek telefona baktım. Mesaj Bestedendi.
"Aşkım konuşmamız lazım. Buluşalım mı?" yazmıştı. Kaşlarımı çatarak ekrana baktım. Beste kolay kolay böyle yazmazdı. Bir sorun olmalıydı.
"Buluşalım da iyi misin?"
"Anlatıcam. Neredesin oraya geleyim."
"Bize yakın olan sahildeyim her zamanki yere gel." mesajı atarak telefonu kapattım. Zaten sıkılmıştım. Bu da bir bahane olmuştu. Sandalyeden kalkarak Arya'nın olduğu yere ilerledim. Kalabalığın içinde dans ediyordu.
"Arya, ben gidiyorum." diyerek yanında durdum. "Tekrardan iyiki doğdun canım." dediğimde gülümsedi. "Teşekkür ederim geldiğin için Vera." sarıldığında karşılık verdim.
"Son dakika haberim olduğu için hediye alamadım. Daha sonra halledicem." ayrıldığımızda kaslarını çattı. "Saçmalama Vera. Benim için buraya gelmen en büyük hediye oldu." sözleri beni de gülümsetti. Fakat hediye benim için fazlasıyla önem taşıyordu.
Bir şey demeyerek sadece gülümsedim. "İyi eğlenceler canım." diyerek yanından ayrıldım.
Mekanın kapısından çıkarken durdum. Çantamdan arabanın kontağını çıkarıyordum. Bu çantadan bie şeyleri bulmak hep zor geliyordu.
"Yarın sabah sekiz de hastanede ol." arkamdan gelen ses kaşlarımı çatmama sebep oldu.
"Sen niye hep benim arkamdan çıkıyorsun Aras?" ne zaman arkamdan biri gelse o oluyordu. Ayrıca saat sekizde hastanede olmak da ne demek. "Gecikiyorsun, uyarmak istedim." "Meryem hoca bana sekizde ameliyat olduğunu söylemedi." dedim. Tek kaşımı kaldırdım.
"Ama bana söyledi."
Omuz silktim. "İyi ya işte, sana söylediyse sen git." dedim. Sonunda kontağı bulduğumda çıkrarak arkamı döndüm ve arabaya ilerledim.
Arabayı açıp bindiğimde kapımı tutarak kapatmamı engelledi.
Telefonunu uzatarak bir mesaj gösterdi. "Aras, Vera'nın numarasını almamışım haber veremedim. Eğer bulabilirsen söyler misin sabah sekizde ikinizi de bekliyorum. Ameliyat var." gözlerim yukarıdaki isimde durdu. 'Meryem hoca' derin bir nefes alarak yüzüne baktım.
"Tamam gelirim." dedim. Kaşları kalktı. "Zahmet olacak." diyerek kapıyı yüzüme kapattı.
Az kalsın bacağım kapıya sıkışıyordu. Kaşlarımı çatarak camı açtım. "Öküz müsün. Yavaş olsana." dedim.
Yine o umursamaz bakışlarından atarak mekana girdi.
Arkasından beklemeden arabamı çalıştırdım ve Besteyle anlaştığımız yere yakın olan yere giderek arabamı park ettim. Zaten aynı yer sayılırdı fakat arabamı orada bırakmak istememiştim.
Besteyi ilerde sahilin kenarında gördüğümde beklemeden yanına ilerledim.
"Beste." arkasından geldiğim içim sıçrayarak bana döndü.
"Vera." bana döndüğünde gözlerinin kızarmış olduğunu fark ettim. Kaşlarımı çatarak hızlı adımlarla yanına oturdum. "Bu hâlin ne Beste. Ağladın mı sen?" bir anda bana sarılmasıyla ellerimi hemen sırtına koydum.
"Ne oldu?" diye sordum. İyi değildi.
"Şimdi anlatıcam ama bana kızma." dedi. Dedikleri ister istemez kaşlarımı çatmama sebep olmuştu ama olumlu anlamda başımı salladım.
"Ben Umut'u seviyorum." başını eğerek söylediği şeyle utanarak bakışlarını yüzüme çevirdi ama ben gayet normal karşılıyordum.
Tepkisizce yüzüne bakıyordum.
Bu zaten tahmin ettiğim bir şeydi. İkisi de itiraf edemese de seviyordu. Anlamadığım neden gözlerinin bu halde olduğuydu.
"Biliyorum." dediğimde gözleri büyüdü. "Nasıl biliyordun?" "Tahmin ediyordum. Hareketlerinden, bakışlarından." diyerek gülümsedim. İki en yakın arkadaşımın bu duygularda olması en çok beni mutlu ediyordu. Sonunda gerçek bir aşk görecektik.
"Demekki bir Umut anlayamadı, ya da anlamak istemedi." gözlerindeki yıkıklığı görmeyi asla beklemiyordum. Uzanarak Beste'nin elini tuttum. "Beste, ne oluyor güzelim. Umutla mı konuştunuz?" Aklıma başka bir neden gelmiyordu.
"Bugün Umut'un mekanına gittim.. belki cesaret edersem anlatırım diye düşündüm.." her cümlemin sonunda duruyordu. Bakışlarını bana çevirdi. "Onu bir kızla gördüm." dediğinde kaşlarım istemsizce çatıldı.
"Nasıl, kim?" Umut o gün peçeteyi çöpe attığında Beste'nin yerine kimse olmayacağından emin olmuştum.
"Bilmiyorum." omuz silkti. Kırgındı. "Mutluydu." diyerek sözünü tamamladı.
"Seni görünce ne yaptı?" işte bu merak ettiğim bir konuydu. Herhalde Umut onu bu halde bırakmazdı. Peşinden gelirdi. "Görmedi. Kapının arası açık kalmıştı. Ben gördüm." dedi.
Gözlerimi kısarak yüzüne baktım. "Kızla tam olarak ne yapıyordu?" dedim. Belki de Beste yanlış anlamıştı. Dudaklarını birbirine bastırdı ve derin bir nefes aldı. "Gülüyorlardı. Umutun eli kızın omzundaydı. Daha fazla görmedim." dedi.
Şaşırtıcıydı çünkü Umut ben, Beste ve Ceylan dışında başka kıza bu şekilde temas etmezdi. Aceba kuzeni olabilir miydi? Gözlerimi Besteden kaçırdım çünkü bilmiyordum.
Bir umutla benden cevap bekliyordu.
Eğilerek göz teması kurmamızı sağladı. "Vera, sen Umut'u tanırsın. Bir şey de." O da biliyordu bilemeyeceğimi ama rahatlamak istiyordu. "Çok mu geciktim." dedi.
"Umut'a olmasa da bana söylemekte geciktin bestecim." dedim. Yüzümde sahte bir kızgınlık vardı. "Kızdın mı?" diyerek dudaklarını birbirine bastırdı. Kıpkırmızı olmuş gözlerine baktım. Umut görse kendine söverdi. Suçu olmasa bile..
Ellerimi uzatarak gözlerini sildim.
"Tabii ki kızmadım bazen bazı şeylerden çekinip en ufak şeyi bile anlatamıyoruz ama senin üzülmeni istemiyorum." dedim. Bu gayet doğaldı. Bazen bende çekiniyordum. Mesela Arasla ilgili bir şey bilmiyordu. Fark ettim ki biz Besteyle bu sıra uzak kalmıştık.
"Evet, bu yüzden de her şey için çok geç." dediğinde kaşlarımı çattım. "Geç değil." diyerek kucağımdaki telefonu aldım.
"Ne yapıyorsun?"
"Umut'u arayacağım." rehber'e girerek Umut'un numarasını buldum.
"Olmaz Vera. Ben artık yüzüne bakamam." dediği şeyle sinirle yüzüne baktım. "Şuan böyle olmanın sebebi kaçman Beste, bırak her şey akışında ilerlesin." dedim. Yutkundu.
Arama tuşuna bastığımda çoktan çalmıştı. İkinci çalışta ses duyulmuştu. "Alo, fıstığım." yüzümde gülümseme oluştu.
"Napıyorsun Umut." bakalım kızla mı beraberdi. "Mekandayım. Sen ne yapıyorsun, bir sorun mu var. Doruk mu bir şey yaptı." ard arda sorduğu sorularla derin bir nefes aldım. "Ay dur, yok. Ne yaptığını merak ettim." dedim.
"Şaşırtıcı, beklemiyodum." "tek misin mekanda?" diyerek direkt konuya girdim.
"Şuan tekim, biraz önce arkadaşlarım vardı da." tek kaşım havaya kalktı. "Kimmiş onlar?" dedim. Bir süre cevap gelmedi. "Vera, niye sorguya çekiliyorum ben şuan kardeşim." dedi.
Sorduğu soru beni kendime getirdiğinde sesimi düzelttim.
"Ne sorgusu Umoş ya, merak ettim." lafı toplamaya çalıştım. "Umoş ne olum. Sinirlendirme beni." dedi. Gülümsemeden edemedim.
"Yarışmadan biriyle kardeşi vardı işte." diyerek açıklamasını da yapmıştı. Hm. Yarışmadaki kişinin kardeşi. "Tamam Umuoşcum. Sonra konuşuruz." diyerek yüzüne kapattım.
Çok kızacaktı.
Besteye dönerek duyduklarımı ona aktardım. "Yarışmadaki biri ve kardeşi dedi. Sen emin misin birtanem yakın olduklarına." dedim. "Eminim gülüyorlardı kol kola." dedi.
Delirecektim gerçekten.
Başını omzuma koyduğunda sessizliği korudum. Ne yapsam bilmiyordum. Doğrusunu öğrenmem gerekiyordu. Telefonu açarak Umut'a yazmaya karar verdim.
“Umut, sana bir şey soracağım.”
Mesajı gönderdikten birkaç saniye sonra cevap geldi.
“Sor bakalım. Bende diyorum bu kızda bir şey var." gelen mesaj gözlerimi devirmeme sebep oldu sanki normalde aramıyordum.
Ekrana birkaç saniye baktım. Beste'nin başı hâlâ omzumdaydı. “Bugün mekanda yanında olan kız kimdi?”yazarak gönderdim. Bestenin bakışları ekrana döndüğümde "Vera. Öyle sorulur mu?" diyerek ayaklandı ama elimle durdurdum. Bekle işareti yaptım. Başka çaresi yoktu, öğrenecektik.
Bu kez cevap biraz daha geç geldi. "Hangi kız?" oflayarak kaşlarımı çattım. İlla açık konuşacaktık.
"Mekanda, yanındaki kız. Yarışmadan birinin kardeşi dediğin." dedim.
Bu kez beklemeden cevap verdi. "Hee o mu?" sinirle ekrana baktım. "Umut, düzgün cevap versene ne oyalanıyosun!" yazdım.
“Evet, o.”
Üç nokta belirdi. Sonra kayboldu. Tekrar ortaya çıktı.
“Vera, sen bunu niye soruyorsun?” yazdı. Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım.
“Çünkü arkadaşım senin yüzünden ağlıyor,” demek üzereydim ki Beste kolumdan tuttu. "Boşver, sorma. Öğrenmesin." dedi.
Derin bir nefes alarak elimi omzuna koydum. "Bak bir rahatla, bana güven." dedim.
Beste sessiz kalınca telefonu önüme çektim. “Çünkü Beste seni bugün o kızla gördü.” yazarak gönderdim. Beste yüzündeki stresli ifade ile bana bakıyordu.
Umut mesajı görmüştü ama yazmıyordu.
"Al bak yazmıyor bile." Beste öyle diyince bakışlarım telefonda oyalandı. Neden yazmıyordu bu çocuk. İstediği fırsat elime geçmişti işte.
Ekranda beliren çağrı ile gözlerim büyüdü. Umut arıyordu. "Arıyor." diye heyecanla telefona açtım.
“Alo?”
“Vera, sen nerdesin?”
“Beste'yle sahildeyiz.”
“Tamam. Beş dakika bekleyin.”
“Umut—”
Telefon kapanmıştı. Telefonu elimde tutarak ekrana baktım, sonra da Beste'ye. Meraklı bakışları üzerimdeydi.
"Ne dedi?" diye sordu. Rahatlayarak arkama yaslandım. “Buraya geliyor.” dediğimde gözleri bir anda büyüdü.
“Vera, hayır olmaz konuşamam ben. Bakamam yüzüne." dedi. Elimle başıma vurmadan edemedim. Bıkmıştım bu ikisinin gizli aşkından.
"Beste.” diyerek elini tuttum. “Bence artık kaçmayı bırakmalısın.” ona cesaret vermem gerekiyordu.
Cevapsız kaldığında üstüne gitmedim.
Çok geçmeden uzaktan tanıdığım siluet bize doğru yaklaşmaya başladı. Ellerini cebine sokmuş, hızlı adımlarla yürüyordu. Umut yanımıza geldiğinde önce bana, ardından Beste'ye baktı.
"Ne oluyor?"
Beste utanarak başını eğince direkt konuya girdim. “Bugün mekandaki kız kimdi?”
Umut birkaç saniye yüzüme baktı. Sonra kaşlarını çattı. "Söyledim ya Vera. Yarışmadaki adamlardan birinin kardeşi. Daha önce birkaç kez görmüştüm. Bugün de arkadaşlarıyla gelmişler.” tek kaşım havaya kalkmıştı. Bu açıklama yeterli değildi.
Beste sessizce başını kaldırdı. “Peki…” dedi çekinerek. “Sen neden onunla öyleydin?” dedi. O konuşunca Umutun yüzündeki ifade değişti. "Nasıldım?" sesi yumuşamıştı.
"Gülüyordunuz. Eli omzundaydı.”
Umut birkaç saniye durdu, düşündü. Başını iki yana salladı.
“Beste, kız elini benim omzuma koydu. Gülerken istemsizce yaptı." dedikten sonra durdu ve sakince Beste'ye döndü. "Sen neden böyle tepki verdin?" dedi.
Beste cevap veremeyince araya ben girdim.
“Çünkü seni onunla görmüş.” Beste hemen gözlerini kaçırdı. "Ben sadece." diyip durdu. Umut heyecanla ona baktı. "Sadece ne?" cevapsız kaldı.
Umut birkaç saniye onu izledikten sonra hafifçe gülümsedi.
“Sen beni kıskandın mı?”
Beste'nin başı bir anda kalktı. “Ne? Hayır.” kendini nasıl savunacağını bilemedi.
“Emin misin?”
“Evet.”
“Öyle mi?”
Umut'un yüzündeki gülümseme biraz daha belirginleşti.
“Ama beni başka bir kızla görünce ağlamışsın.” dedi. Başımı Besteye çevirdim. Evet hâlâ gözleri kızarmış haldeudi ve ağladığı çok belliydi. Beste'nin yüzü iyice kızarırken bana baktı. Ben ise hiçbir şey söylemeden ikisini izliyordum.
"Ben ağlamadım.." diyerek mırıldandı ve devam etti. "Gözlerim mikrop kaptı, sulanıyor." gerçekten uydurduğu bahaneye hayran kalmıştım. Kaşlarım kalkmış onu izliyordum.
Umut birkaç saniye sustuktan sonra daha sakin bir sesle konuştu. “Beste, o kızla aramda hiçbir şey yok. Yanlış anlamışsın." dedi.
İçim rahatlayarak Beste'ye döndüm. O da rahatlamıştı, ama akıllanamamıştı. Hâlâ itiraf etmiyordu.
"Tamam." diyerek Umut'a bakmakla yetindi. "Tamam mı?" diyerek güldü Umut. Beste başını tatlı tatlı salladı. "Evet, tamam." dedi.
Artık bu ikisinin aşık olduğunu görmek için dahi olmaya gerek yoktu.
