Kötü Karakterin İntikamı kitap kapağı

1. bölüm / 1

Başlangıç ➖ 1 ™️

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: Başlangıç ➖ 1 ™️
  1. 1 Başlangıç ➖ 1 ™️396 kelime · Okuduğun bölüm

Juliette elindeki zincirlerle ilerlemeye devam etti.

Demir halkalar taş zeminde sürtünürken çıkan ses meydanın uğultusuna karışıyordu. Halk iki yana dizilmişti. Yüzlerinde öfke, dudaklarında hakaret vardı.

“Ahlaksız!”

“Krallığın yüz karası!”

Taşlar, çamurlar, çürük meyveler fırlatılıyordu.

Onlara göre Juliette kirliydi. Onlara göre bir kadının namusu bir erkeğin sözüne bağlıydı. Ve bir erkek konuşmuştu.

Juliette ise hiçbir tepki vermiyordu.

Başını eğmedi. Ağlamadı. Bağırmadı.

Suçu yoktu.

Ama bir erkeğin iftirası yüzünden zindana kapatılmış, günlerce sorgulanmış, sonunda da halkın önünde infaza mahkûm edilmişti.

Meydandaki galyan giderek yükseliyordu. Fısıltılar bağırışa, bağırışlar öfkeye dönüşüyordu. İşin hızlı bitirilmesi gerekiyordu.

Kral elini kaldırdı.

Bir işaret.

Görevli Juliette’in saçlarından tutup başını infaz taşına bastırdı. Soğuk mermer alnına değdi.

Juliette son kez başını kaldırdı.

Kralına baktı.

Babasıydı.

Ama hiçbir zaman gerçekten babası olmamıştı.

Doğduğu gün kız olduğunu öğrendiğinde öfkeden saatlerce ava çıkmıştı. O gün ne kadar hayvan öldürdüyse de içindeki hayal kırıklığı dinmemişti.

Şimdi göz göze geldiler.

Kralın yüzünde merhamet yoktu.

Juliette gözlerini kapattı.

Sonunun geldiğini biliyordu.

Celladın baltası havaya kalktı.

Bir anlık sessizlik.

Ve balta indi.

Meydan sustu.

Prenses Juliette ölmüştü.

Dur.

Nasıl yani?

Juliette böyle mi ölecekti?

En sevdiğim karakter oydu. Evet kötüydü. Evet acımasızdı. Ama zekiydi. Güçlüydü. Yaşamalıydı.

Yazar bunu nasıl yazabilirdi?

Bir erkeğin iftirasıyla ölmek ne demekti?

Gerçekten ağlayabilirdim.

“ Aleyna, hadi kızım gidip ekmek al! ”

Of anne… zamanlama harika gerçekten.

“ Tamam gidiyorum! ”

Sinirle telefonumu aldım. Yazarın e-posta adresini buldum. Ona söyleyecek birkaç “güzel sözüm” vardı. Mesajı gönderip montumu giydim, parayı alıp dışarı çıktım.

Hava rüzgârlıydı. Kat kat giyinmeme rağmen üşüyordum.

Fırından üç ekmek aldım. Sıcaklık kısa süreliğine içimi ısıttı. Eve doğru yürümeye başladım.

Bir süre sonra arkamdan bir ses geldi.

“ Hey kız, paranı ver. ”

İrkilerek döndüm.

Dilenciye benzeyen bir adamdı. Saçları dağınık, sakalı kirliydi. Bir eli arkasındaydı. Bir şey sakladığı belliydi.

“ Vermezsem ne olur? ”

“ Bunu öğrenmek istemezsin. ”

Sinir oldum.

Bu kimdi de bana tehdit savuruyordu?

“ Sen bana ne yapabilirsin ki? ”

Adam birden üzerime atıldı.

Ne olduğunu anlamam bir saniye sürdü.

Karnımda ani bir sıcaklık hissettim.

Başta acı yoktu.

Sadece sıcaklık.

Sonra dizlerim çözüldü. Yere düştüm.

Adam kaçıyordu.

Elimi karnıma götürdüm.

Islaklık.

Elimi kaldırdım.

Kan.

Gerçekten mi?

Az önce bir roman karakterinin ölümüne sinirleniyordum.

Şimdi kendi ölümümün içindeydim.

Nefes almak zorlaştı. Ağzımı açtım ama ses çıkmadı.

“ Anne... ”

Fısıltı bile değildi.

Gözlerim karardı.

Rüzgâr yüzüme çarpıyordu.

Son düşündüğüm şey şuydu:

Juliette böyle ölmemeliydi.

Ben de.

Ve karanlık her şeyi yuttu.

💌💌💌💌💌💌💌💌💌💌💌💌💌💌💌💌

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…