2. bölüm · KÖR NOKTA
O GÜN
On üç yasındaydım doğum günümdü pasta yedik,en sevdiğim kutu oyununu oynadık her şey olması gerektiği gibiydi, yatmam
söylendi
Uyuyamadım
duvarların içinden sesler yükseldi ertesi gün mutfağa girdiğimde annem yerdeydi
Babam elinde bıçakla başında duruyordu
Ne yapacağımı bilemedim
Üzülmekmi gerekiyordu kızmak mı
Ben kızmayın seçtim
yan komşumuz Kemal Abi, annemin çığlıklarını duymuştu.
Eve polisler gelmişti.
Polisler geldiğinde babam korktu ,
Elindeki bıçak düstü
O an gülmek istedim
Cünkü ilk kez ondan korkmadım; obenden korkuyordu. Artık kavga seslerinden ve o adamdan kurtulmuştum ama bazen kötü seyler yanında iyiydi götürür
Kemal Abi çok kez ilişki yaşamasına ragmen evlenmemişti
İnsanlara silah kullanmayı öğretiyor
Elime ilk kez silah verdiğinde elim titremedi, oda fark etti
Sonra dövüşmeyide öğretti.
Hayatımda ilk kez bırakacağı değil, durmamı öğretti.
Onun sayesinde, bu işte iyiyim. Fazlasıyla.
“Buranın temizlenmesi gerek,” dedim.
“Sokaktan birini bulmalıyım. Paraya ihtiyacı olan birini.”
Biraz yürüdüm. Takım elbiseli birini gördüm. Parayı sever gibi duruyordu.
“Hey! Takım elbiseli!”
Bana döndü, etrafa baktı, sonra parmağıyla kendini gösterdi.
“Ben mi?”
“Burada senden başka takım elbiseli mi var? Neyse, lafı uzatmayacağım. Temizlenmesi gereken bir yer var. Beş yüz milyonu geçmediği sürece istediğin kadar para. Gece yarısına kadar ara, yoksa başkasını bulurum.”
Kartımı uzattım. Aldı, dudağını büzüştürdü, hiçbir şey demeden yoluna devam etti.
Saat 11.30’da Kerem aradı.
Kendisi benim ortağım… ya da öyle sanıyordum. Üç yıldır tanışıyoruz.
“Bugün gece yarısı toplantı yapmak istiyormuş,” dedi.
“Peki, nerede?”
Alt dişlerini göstererek güldü.
“Şey… bilmiyorum.”
Ah. Bir işi tam yapsa şaşarım.
“Telefonunu ver.”
“Niye?”
“Numarasına bakacağım. Telefonunu karıştırmayacağım.”
Biraz tereddüt etti ama uzattı.
Tam açtığım anda mesaj geldi:
Saat ikide buluşuyor muyuz, ortak?
Ortak derken, tamam yapmicam dediğim şeyi yapıyorum.
Ortak mı?
Benden başka ortağı mı var?
Pek umurumda değil.
Şifresini sordum. Önce söylemek istemedi. Ters ters baktım.
“9999,” dedi.
Dalga geçmek istedim ama daha önemli işler vardı.
Mesajlara girdim.
Hemen hemen herkesle konuşmalarında “Selin” geçiyordu.
Milletle hakkımda konuşuyor… ayıp ama neyse.
Bir de farklı bir isim vardı: B.L.L.
Kim bu acaba?
