KOD ADI: PENÇE kitap kapağı

1. bölüm / 1

KOD ADI: PENÇE

-Giriş-

Vaveyla Yazarı: Elay Keskin

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: -Giriş-
  1. 1 -Giriş-1.476 kelime · Okuduğun bölüm

Radyonun çektiğince haberlerini can kulağıyla dinleyen Kıdemli Üsteğmen İlyas Ekinci elinde tutuğu bir ağaç dalını diğer elinde tutuğu bıçağı ile oymaya başlamıştı. Radyodan çıkan her haberde bir başka darbe daha indiriyordu elindeki ağaç dala bıçağıyla.

İçindeki sese hakim olamıyordu, biraz da olsun kafasını dinlemek için radyoyu açmıştı lakin, açmaz olsaydı yeriydi. Haberlerde gene bir kavga olayı vardı, hiç adını sanını bilmediği bir kadını da tahmin ediyordu kameranın önünde. Haberlerini elindeki kağıttan duygusuzca okuyor ve akşamına parasını alıp yoluna koyuluyordu.

Buna kızıyor muydu? Kızmıyordu. Kendisi bu vatana kendisini feda ederken vatandan hiçbir karşılık beklememişti. Şimdide bir şey diyemezdi elbet. Ama canı sıkılıyordu.

Bir magazin, moda ya da bir şarkıcının aşk hayatı kadar bile görünmüyorlardı ekranlarda. Ama buna da 'eyvallah' diyordu. Bu mesleğe başlarken zaten amacı görünmemek değil miydi?

Yine bir kadın cinayet vardı mesela İlyas bunu daha dikkatli dinlemişti.
''Kıskançlığına mani olamayan 'R' kişisi eşini dört yerinden bıçaklayarak öldürdü.''

İlyas bu habere peki hâlâ gülmüştü ama bu gülüş hiç de keyfi değildi. Her askerin belki de bu haberleri duyunca aklına gelen ilk şeyler dökülmüştü fısıltı şeklinde dudaklarından.

İlyas o an kafasını radyoya doğru çevirmiş ve sanki o 'R' kişisi karşısındaymış gibi konuşmaya başlamıştı.

"Sen sıcacık yuvandan her sabah korkusuzca uyan diye varız burada, şerefsiz it! Gel de karını ve çocuğunu döv diye değil!" İlyas kafasını sağ tarafa çevirmiş ve önünden geçen yeni bitme askerlere bakmıştı.

"Böylelerini alıp getireceksin buraya, bak göre ne Nasıl oluyormuş!"

İlyas sesinin fazla çıkmasını umursamamış ve hata havaya ufak bir tepki bile atmıştı, elini de aynı hız da dizlerine vurmuştu.

Ama kendince haklıydı, özlemden geberirken böyle bir haber duyması hiç iyi olmamıştı.
Nice askerler, şehitler vardı kendisi gibi olan; arkasında belki annesini, babasını, kardeşlerini, karısını yahut nişanlısını, çocuklarını bırakmış...

İlyas derin bir nefes koy vermişti.

Ne güzel bir ülkesi vardı, ne güzel insanları da... O burada uğruna savaşırken, eşini ve biricik kızını geride bırakırken asıl düşmanla yüzleşirken, gerçeği belki de görememişti. Düşman dışarıda değildi, ülkesinin güzel insanları kimi zaman sadece birbirlerine düşmandı.

Bu düşünceler İlyas'ı, gençken komutanının kendisine operasyonda söylediği sözlerden birini düşürmüştü aklına. ''Ayakkabı fiyakalı ama çorap delik.'' Demişti. Şu an bakınca anlıyordu bu sözlerin ne anlamlara geldiğini.

Elbet korkmazlardı, buraya gelen her yiğit bin cana bedeldi. Onların gözlerinde korku olmazdı, korkmazlardı ama bazen yuvası bildiği kişilerin yanında da yeri gelir küçük bir çocuğa dönmesini de iyi bilirlerdi.

İlyas Ekinci de bunlardan biriydi oysa, sınırda göreve çağırıldığı anlarda onun da aklına ailesi gelmişti. İzmir de ki güzeller güzeli karısı Zeynep vardı mesela bir de şu an nerede olduğunu çok da bilmediği ama sonsuz güven duyduğu kızı Umay'ı.

İlyas kafasını arkasında ki askeri çadıra dayamıştı, karısını düşünüyordu mesela. Şimdi ellerinden bir yemek yemek vardı bir bardak demli çay içmekte.

Belki kızı da gelirdi yanına. Onunla oturup sohbet etmeyeli çok oluyordu, ikisi de zor şartlar altında yaşamaya çalışıyordu ve İlyas da bunun bilincindeydi.

İlyas başını çadırdan kaldırmadan gökyüzüne baktığında yıldızlarla dolu olduğunu görmüştü ve bu yüzünde gülümseme oluşturmuştu. Çok gülmeyi sevmezdi en azından iş üzerindeyken, sadece yıldızlar kızını hatırlatmıştı kendisine. Şimdi olsa boynu kopana kadar yıldızlara bakardı.

''KOMUTANIM! GELİYORLAR! ALLAH'IMA GELİYOR !''

İlyas yerinden derin bir nefes koy vererek doğruldu az önce oturduğu yerden, bu başına kalan çömezi ne yapacaktı hiç bilmiyordu, çömez de sayılmazdı aslında koskoca Teğmendi. Lakin biraz heyecanlı bir Teğmendi. Neydi şimdi bu çocuğun adı ?İsim hafızası bir hayli kalabalıktı. Yaşlanıyor muydu yoksa, neydi bu hafıza kayıplılık?

''Ne var ne bağırıyorsun oğlum?!'' İlyas yanına çoktan gelmiş askerin ensesinden tutup kendisine çekmiş ve alınlarını birleştirmişti. ''Ha oğlum ?Ha Enes,'' İlyas çocuğunun adını Enes gibi hatırlamıştı, ismin o olmasını ümit ediyordu.

Teğmen ensesindeki ele rağmen boyunu bükmeden dik tutmuş ve sert gür sesiyle konuşmaya başlamıştı. ''Affınıza sığınarak komutanım, benim adım Emir.'' İlyas gözlerini kırpıştırmıştı ardı ardına ve en sonunda kendisine geldiğinde ensesindeki eli çekmiş ve dik duruşa geçmişti. Kendisi de zaten Enes değil Emir demişti. Ne varda bu Enes şimdi kendisine yalan atıyordu?

''Neyse ne, bundan sonra Emir değil. Senin adın ,''Emir Teğmen bir sabırla komutanının sözlerini beklerken az buçuk konuşmanın devamını tahmin ediyordu. ''Senin bundan sonra adın Enes, tamam mı oğlum?''

Emir Teğmen bu yaşına gelmiş ve hiç bir zaman kendisine verilen emri sorgulamamıştı, bunu da sorgulamadı. Elini alnına koyup asker selamı verirken ''Emredersiniz komutanım!'' dedi .

İlyas yüzündeki gülümsemeye bakarken bu defa elini Enes'in omzuna koydu ve babacan bir şekilde sıktı. ''Şimdi söyle bakalım asker, ne bu kıçına mermi yemiş gibi bağırışın?'' Teğmen Emir kendisine sunulan soruyla aslında birden kendisine de gelmişti.

''Komutanım, nöbetteki çavuş saldırı olabilme ihtimalini size iletmemi istedi. Bu şerefsizler-'' Emir Teğmen komutanının karşısında küfür etmesiyle başını yere eğmişti. ''Kusura bakmayın komutanım.'' Teğmen tekrar kafasını kaldırdığında komutanına tekrar bakmıştı. ''Bu soysuzlar sınıra kamp kurmuş ve her an üstümüze-''

İlyas ayağını toprağa hızla vurduğunda yerde biriken tozlar havada uçuşmaya başlamıştı. ''Amına koyduklarıma bak sen! Bir de kamp mı kurmuşlar itler?''

Emir Teğmen karşısında sinirden kızaran komutanına bakarken kafasını sallamıştı. Ne diyebilirdi ki? Asla bu kansızlardan korkmamıştı, lakin bu komutanın da sinirden hafif tırsmış, dizleri çözülmüştü.

İlyas olduğu yerden hızla dönüp doğruca karşısında ki Teğmene baktı, ''Şimdi biz o kampı başlarına yıkmaz mıyız? Ha Enes söyle bakalım bana?''

Emir Teğmen ciddi gördüğü komutanına bakarken bu sefer emre yönelmişti, bu bir emirdi. Hazır ol emri.

İlyas Üsteğmen karşısındaki askere baktığında bir kere daha gurur duydu. Ne analar vardı ne babalar... Bir ananın ak sütüyle büyümüş bir babanın sevgisiyle yetişmiş. Ne gurur duydu ki o an İlyas kelimelerle ifade edemezdi. Kalem tutmazdı eli silah tutmayı daha iyi bilirdi.

İlyas elini Emir'in omzuna atmış ve yürürken beraberinde kendisini de çekmişti.

''Yürü bakalım Enes, şunlara biz bir görünelim. Bilsinler bakalım Türk Askeri de kimmiş?''

Af dilemedi Emir, adım Enes değil komutanım Emir demedi. Sustu ve komutanıyla yürüdü, o an sadece dudaklarından yirmi bir harf iki de kelime döküldü.

''Emredersiniz komutanım!''

🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷

''İşaret geldiği anda adamı indir Ekinci!''

Kulağına gelen emire, komutanı görmese bile kafasını salladı Umay.

''Emredersiniz Komutanım!''

Umay yanına aldığı keskin nişancı silahıyla bir dağ ötede çalıların arasına gizlenmiş ve biraz ileride bulunan terör yuvasına dikkatle bakıyordu, birazdan kendisine gelecek işaretle harekete geçecekler ve mermiler havada uçuşacaktı .

''Komutanım Ediz bir şeyleri ters yapmış olabilir mi?'' Umay telsizden duyduğu İdris'in sözleriyle kaşlarını çatmıştı. Odaklandığı bölgeden gözlerini ayırmadan telsize dokunmuştu.

''Ne demek istiyorsun?'' Umay her zaman bu kadar sert değildi ve tim arkadaşları da bunu bildiklerinden görevde daha olgun davranıyorlardı. Sadece iki kişi hariç. Timin sağlıkçısı İdris ve Timin bombacısı Ediz.

İdris yanında bulunan Araf komutanının keskin bakışlarını görmezden gelerek konuşmaya devam etmeye çalıştı. ''Şimdi şöyle ki komutanım , bizim bu yozma ana karnındayken ters gelmiş. Şimdi ben dedim size baştan yani ama beni dinlemediniz ki on-''

''Kısa mı kezsen İdris?'' Umay derin bir nefes alıp tekrar dürbünle ileriye bakmaya devam etti.

''Ama sizde adamı konuşturmuyorsunuz ki komutanım. Ben diyorum ki bu çocuk bir anda cebindeki silahı çıkarıp şarkıcı Ediz misali 'olsun kapris yok bir de bu yanaktan bam bam bam' diyecek gibi diyorum.''

İdris'in konuşmasıyla timin geri kalanı güldüğünde Umay da dudaklarını iki yana açmıştı, İdris'in hep Ediz'i şarkıcı Ediz yapmasına tüm tim artık alışmıştı.

O an herkesin kahkahasını bölen şey Tim komutanı Araf'ın konuşması olmuştu.

''Emir geldi! Herkes yerlerine. '' Tim tekrar toparlandığında, Umay da hedefine kitlenmişti. Bu gün bir çok leş toprağa girecekti, sadece tek bir kişi dışında. Tüm bu leşlerin başı ; Cezni Erdemli.

Umay ilk bu ismi toplantı da duymuş ve sesli bir şekilde dile getirmese de içinden 'erdemini sikeyim' dediği çok olmuştu. Toplantıda öğrendiği bir diğer bilgi ise Cezni'nin hakimiyetinde olan terör kamplarıydı. Bu kamplardan biri ise tam da babasının olduğu bölgeye yakındı.

Uzun zaman olmuştu babasıyla konuşmayalı ama dayanıyordu. Özlemi fazlaydı ama hiç bir özlem vatan kadar kendisine dert değildi.

Cezni denilen o adamı sağ almak zorundaydılar ve Umay'ın görevi de buydu. Daha yeni bir rütbe atlamışken, keskin gözleriyle metrelerce ötesindeki odağı bulup tam on ikiden vurabiliyordu. Bu görev de hedefin yanındaki herkesi toprağa gömecek hedefi sağ alacaktı, plan basitti.

Umay hedefe nişan aldığında telsizini açık unuttuğundan haberi yoktu, tıpkı orada duyduğu bir haberin kendisini yitireceğinden haberi olmadığı gibi...

Umay telsizdeki haberi duydu, ne konuştu ne de komutanının verdiği emiri duydu.

''Umay ilk atış hakkı senin, haydi göster kendini. Yap şunu kızım!''

Umay verilen emir ile silahına daha çok sokuldu ve hedefin yanında duran peçeli bir teröristi hedef aldı. Diğerlerini arkadaşları hallederdi. Umay hedefe odaklandı ve ağızından sadece iki kelime çıktı, daha sonrası parmağın tetiğe basmasıydı, daha sonrası kavuğundan yeni çıkmış mermiydi, dahası artık delinen bir bedendi.

''Emredersiniz komutanım!''

Ve Umay elini tetiğe götürdü artından ateş etti.

Ve sonrası ufak bir kargaşa ile yere yığılan paramparça olmuş bir kafatasıydı.

Hedef vurulmuştu hem de on ikiden ...

O günden sonra bütün haber kanalları tek bir haberi yayımlamaya başladı; Bu haber kırmızı alt yazılıydı. O haber ocakları söndürse, bir ana ve babayı evlatsız, bir evladı yetim bıraksa da, o an gündemde olan magazin ve aşk programları kadar bile durmadı.

Haber bir sunucudan duygusuzca okundu, isimleri bile okunmadan bir sonraki habere geçildi. Onlar için bir isim takmadılar, onlar öncesinde vatanın evladıyken, sonrasında vatanı içinde savaşan şehit ve gazi olarak kaldılar...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

23okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18