4. bölüm · Kızıl Şehir ve Büyük Savaş
Çekirdek savaşı
Berat üzerime doğru atlayınca ben de hemen özel yeteneklerimi kullanıp havada asılı durdum. O da havada asılı durmayı istemedi. Göğsümüzdeki çekirdeklerle savaşmaya karar verdik. Sadece bir kural vardı. O kural ise kollarımızdaki lazerleri kullanmak yoktu. Savaşa başladık. Diğerleri diğer arkadaşlarımın yanına gitmişti. Çünkü onlar da çok zor durumdaydı. Lazerlerimiz birbirini engelliyordu. Kızıl şehirde mücadele hiç bitmiyordu. Berat bana dedi ki:
—Pes et artık, zırhın paramparça oldu, gönderdiğimiz robotların intikamını alacağız.
Ben de kısık sesle dedim ki:
—O robotları sen mi gönderdin? Ama neden?
—Beni gruptan atan kimdi?
—Unutma sen de bizim gibi çocuksun. Bizimle aynı güçlere sahipsin. Bunları bize karşı kullanamazsın.
Tam o sırada zırhım çatladı ve o lazer bana doğru hızla gelmeye başladı. Lazer orada bana değdiğinde her yerim simsiyah olmuştu. Ve yavaştan bayılıyordum. En son şunları hatırlıyorum:
Berat'ın zafer kazanmış gibi gülümsediğini,
Musti ve Muhammed emin'in yanıma koşmasını,
Ve taraftar kız ve Denonun berat'a bunu neden yaptığını sormasıydı.
Bir de hatırladığım son bir şey daha vardı. Saviour benimle alay ediyordu.
