1. bölüm / 1
KızılGiriş
Bölümler 1Şu an: Giriş
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Dönemin son haftalarıydı. Aynı zamanda benim bu okulda geçirdiğim son haftalardı. Sınavlara girmiştik; hocalar bu hafta performans notlarını verecekti. Muhtemelen haftaya da uyduruk bir mezuniyet yapılır sonra da hiç kimse okula gelmezdi.
Kimya dersine girmiştik. Kimya hocamız bilgisayarından alt sınıfların sınav notlarını giriyordu, bizi de serbest bırakmıştı. 12. sınıfı bilirsiniz işte… Hem mezun olmanın heyecanını hem de birbirimizden ayrılmanın hüznünü yaşıyorduk.
Sınıfa göz gezdirdiğimde herkes bir şeylerle meşguldü. Kimi arkadaşlarıyla konuşuyor, kimi telefonuyla uğraşıyor, kimi de son haftaların tadını çıkarıyordu.
Kapının çalınmasıyla sınıftaki uğultu bir anlığına kesildi. Başımı kapıya çevirdiğimde Beyza'nın kapıda durduğunu gördüm.
Beyza alt sınıflardan, minyon ve güzel bir kızdı. Bugün nöbetçiydi. Muhtemelen kimyacıya imzalatması gereken dosyalar vardı diye düşünürken bana baktı.
— İsra, müdür seni çağırıyor,
Tek kaşım istemsizce havaya kalktı.
— Tamam, diye mırıldandım.
Ayağa kalkıp kapıya yöneldim. O an sınıftaki bütün gözlerin üzerimde olduğuna yemin edebilirdim.
Müdürün odasına girdiğimde burnuma hafif bir dezenfektan kokusu geldi. Müdüre baktığımda, yüzünde adını koyamadığım bir ifadeyle bana baktığını gördüm.
Bir dakika…
Bana acıyor muydu?
Tereddütle:
— Hocam, beni çağırmışsınız, dedim.
Müdür:
— Geç, İsra, deyip eliyle koltuğu işaret etti.
Masaya yapışık deri koltuğa yerleştiğimde içimdeki stres ve huzursuzluk daha da arttı. Saç derimin terlediğini bile hissedebiliyordum.
Başımı müdüre çevirdim.
Müdür birkaç saniye sustu. Sonra tereddütle konuşmaya başladı.
— İsra… Bunu sana söyleyen ve haber veren kişi ben olmak istemezdim. Üzgünüm.
Ne haberi?
Hiçbir şey anlamıyordum.
— Hocam, bir şey mi oldu? Ne haberi? diye sordum.
Merakım, müdürün konuşmakta bu kadar zorlanmasıyla yavaş yavaş öfkeye dönüşüyordu. Sanki söylemek istemiyor, kelimeleri ağzından çıkarmaya cesaret edemiyordu.
Dudaklarını birbirine bastırdı.
Sonra gözlerimin içine baktı.
— İsra…
Sesi titriyordu.
— İsra, baban ölmüş.
Ne?
O an ne hissettiğimi size nasıl anlatabilirdim ki?
Duygularımı kontrol edemiyordum.
Babam…
Ölmüş müydü?
Naber bebekler 🩷
Umarım bölümü beğenirsiniz giriş bölümü olduğu için fazla yazmak istemedim :)
Oy+yorum lütfenn 🥹
Bölüm etkileşimi
