1. bölüm / 1
KIYAZEN1.BÖLÜM “Bİ’ İHTİMAL”
Bölümler 1Şu an: 1.BÖLÜM “Bİ’ İHTİMAL”
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bu hikaye hiç yaşanmadı…
Ama hisseden herkes,kendinden bir parça bulacak.
Bazı anlar vardır; yaşandığı sırada fark edilmez, ama sonrasında bütün hayatını ikiye böler.
Neda için o an, sıradan bir öğleden sonraydı.
Ya da öyle sanıyordu.
Kafenin cam kenarında oturuyordu.
Önündeki kahve çoktan soğumuş, kitabı açık ama okunmamıştı. Sayfaların arasında gözleri gezinirken aslında hiçbir kelime zihnine değmiyordu.
Dışarıda insanlar akıyordu; herkes bir yere yetişiyor, herkes bir şeyin peşinden gidiyordu. Neda ise ilk defa, hiçbir yere ait hissetmiyordu kendini.
Elif geç kalmıştı. Her zamanki gibi.
Telefonuna baktı. Mesaj yoktu. İçinden hafif bir huzursuzluk geçti ama nedenini tam koyamadı.
Sanki birazdan olacak bir şeyin ağırlığı, henüz yaşanmadan üzerine çökmüştü.
Tam o sırada kapı açıldı.
Ve dünya, sessizce yer değiştirdi.
İçeri giren adamı ilk bakışta fark etmemesi mümkün değildi ama aslında fark ettiği şey adamın kendisi değil, yarattığı histi.
Neda’nın kalbi bir an duraksadı. Sebepsiz, açıklamasız, neredeyse mantıksız bir sarsıntıydı bu.
Adam kalabalığın arasından geçip kasaya yöneldi. Sade bir hali vardı.
Abartısız. Ama garip bir şekilde, bulunduğu yere ait değil gibiydi. Sanki başka bir hikâyeden yanlışlıkla buraya düşmüş gibiydi.
Neda gözlerini kaçırmak istedi. Kaçıramadı.
Adamın sesi duyuldu.
Düşük, sakin, ölçülü. Bir kahve sipariş etti sadece. Ama Neda, o sesi daha önce duymuş gibi hissetti. Nerede, ne zaman, nasıl… hiçbir fikri yoktu. Ama tanıdı.
İnsan bazen hiç tanımadığı birini tanır.
Ve işte o an, Neda’nın hayatı ikiye ayrıldı.
Ondan önce ve ondan sonra.
Kapı tekrar açıldı. Elif içeri girdi, telaşlı adımlarla Neda’ya doğru geldi.
“Özür dilerim, trafik berbat!” dedi nefes nefese.
Neda başını salladı. Gülümsedi ama gözleri hâlâ adamın üzerindeydi.
“İyi misin?” diye sordu Elif, sandalyesine otururken.
“Bilmiyorum,” dedi Neda dürüstçe.
Bu cevap Elif’i duraksattı.
“Ne demek bilmiyorum?”
Neda cevap vermedi. Çünkü gerçekten bilmiyordu. İçinde olan şeyin bir adı yoktu henüz.
Sadece… bir şey yer değiştirmişti.
Elif konuşmaya devam ediyordu.
Gününden, işinden, saçma bir müşteriden bahsediyordu. Neda duyuyordu ama dinlemiyordu.
Çünkü adam kahvesini almış, boş bir masa arıyordu.
Ve sonra…
Neda’nın hemen yanındaki masaya oturdu.
Tesadüf müydü?
Hayat bazen çok ince oyunlar oynar.
Neda nefesini fark etmeden tuttu. Adamın varlığı artık sadece bir görüntü değildi; bir ağırlıktı.
Sanki bulunduğu alanın havasını değiştirmişti.
“Elif,” dedi aniden.
“Efendim?” diye cevap verdi Elif.
“Hiç… hiç daha önce tanımadığın birini tanıyormuş gibi hissettin mi?”
Elif kaşlarını çattı. “Ne?”
Neda gözlerini adamdan ayırmadan konuştu. “Sanki… onunla ilgili her şeyi biliyormuşsun gibi.
Ama aslında hiçbir şey bilmiyorsun.”
Elif dönüp bakacaktı. Neda hemen koluna dokundu.
“Bakma,” dedi fısıltıyla.
“Niye?”
“Bilmem.”
Ama aslında biliyordu.
Çünkü bu şey, kırılgandı.
Henüz adı konmamıştı. Bakıldığı anda yok olacak bir ihtimal gibiydi.
Adam kahvesinden bir yudum aldı. Sonra telefonuna baktı. Kaşları hafifçe çatıldı.
Bir mesaj okuyor olmalıydı. O an yüzündeki ifade… Neda’nın içine tuhaf bir sızı bıraktı.
Üzüntü müydü o?
Yoksa alışılmış bir hayal kırıklığı mı?
İnsan, hiç tanımadığı birinin duygusunu nasıl bu kadar net hissedebilir?
“Adı ne sence?” diye sordu Neda.
Elif artık iyice karışmıştı. “Kimin?”
Neda cevap vermedi.
Çünkü o an, adam başını kaldırdı.
Ve göz göze geldiler.
Zaman durmadı. Film sahnelerindeki gibi bir müzik de çalmadı. Ama bir şey oldu.
Neda bunu hayatı boyunca unutmayacağını o an anladı.
Adamın bakışlarında bir şey vardı.
Tanıdık. Ama aynı zamanda uzak. Sanki o da bir anlığına… duraksamıştı.
Sonra gözlerini kaçırdı.
Ve her şey normale döndü.
Ya da öyle görünüyordu.
“Tamam, ben bakıyorum artık,” dedi Elif dayanamayarak ve arkasına döndü.
Neda engel olamadı.
Elif adama baktı.
Birkaç saniye sustu. Sonra tekrar Neda’ya döndü.
“Eee?” dedi Neda.
Elif’in yüzünde tuhaf bir ifade vardı.
“Ne var?” diye sordu Neda, kalbi hızlanarak.
Elif yavaşça konuştu:
“Onu tanıyorum.”
Neda’nın bir anda duraksadı.
“Nasıl yani?” dedi.
“Elif” der gibi baktı kendine, sonra düzeltti: “Yani… ben değil. Emre tanıyor.”
“Emre mi?” Neda’nın sesi neredeyse çıkmadı.
“Elif başını salladı.
“Evet. Çok eskiden bahsetmişti. Ama…” durdu.
“Ama ne?”
Elif bir kez daha adama baktı.
“Onun burada ne işi var bilmiyorum.”
Neda’nın kalbi hızlandı. Bu artık bir tesadüf değildi. Olamazdı.
“Kim o?” diye sordu.
Elif dudaklarını araladı.
Bir şey söyleyecekti.
Ama o sırada adam ayağa kalktı.
Telefonunu cebine koydu, kahvesini yarım bıraktı ve kapıya doğru yürüdü.
Neda’nın içinden bir şey kopuyormuş gibi oldu.
Gitmemeliydi.
Henüz başlamamış bir şeyin bitişi gibi geldi bu.
Kapı açıldı.
Adam dışarı çıktı.
Ve Neda, hayatında ilk defa bir ihtimalin arkasından bakakaldı.
“Elif,” dedi aceleyle, “kim o?”
Elif bu kez tereddüt etmedi.
Ama söylediği şey, Neda’nın o an hissettiğinden çok daha büyük bir şeyin başlangıcıydı:
“Onun adı Ömer.”
Neda gözlerini kapattı.
İsim… tanıdık geldi.
Ama neden?
Ve asıl soru şuydu:
Ömer neden, Neda’nın hayatına tam da o anda girmişti?
Yoksa…
Zaten hep orada mıydı?Bazı insanlar hayatına girmez.
Zaten oradadır. Sadece sen, onları görmen gereken anda fark edersin.
Ve Neda, henüz bunun bir başlangıç değil…kaçınılmaz bir sonun ilk adımı olduğunu bilmiyordu.
1.BÖLÜM SONU
Bölüm etkileşimi
