2. bölüm / 2
Kıyamet Çemberi ; İlk Oyun1.Bölüm
Bölümler 2Şu an: 1.Bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Dövmecideydim, göğüs arama Anka kuşunun dövmesini yapıyordum canım yanıyordu ama Anka kuşunun umut getireceğine inanıyorum dövme bitince üzerime geniş bluzumu geçirip oradan çıktım.
İki yıl önce bugün çok kötü bir olay yaşamıştım... Bir anlık bir kargaşayla arkadaşımı itmiş ve istemeden arkadaşımı öldürmüştüm.
Abim olayı kimseye duyurmadan kapatmıştı. Uzun süre yas tutmuş, kendime gelememiştim.
Tuttuğum yas iki yıl boyunca devam etmişti. Ama artık her şey sona ermişti... Çünkü yeni bir başlangıç yapmaya karar vermiştim.
Caddede hızla yürüyordum. Eve geçmek için taksiye binip adresi söylemiştim, gözlerimi cama çevirmiştim. Üzerimde çoğu insana saçma gelecek bir umut vardı. Sanki yeni bir hayatın başlangıcı gibi.
Telefonuma ardı ardına bildirim düşünce telefonu çantamdan çıkardım. Aynı e mailden üç tane gelmişti bir anlık merakıma yenik düşerek e maildeki linke tıkladım ,ekranda bir form belirmişti dolandırıcı olduğunu düşünüp oradan çıkıp telefonu kapadım.
Elimdeki tokatla saçımı arkadan topuz yaptım. Kızıl saçlarım fazla uzamıştı, kesmeyi düşünüyordum. Taksi evin önüne gelince ücreti ödeyip indim hafiften yağmur çiseliyordu dışarda.
Yağmurun toprağa çarpmasıyla yerden buram buram toprak kokusu yükseliyordu. İçime derin bir nefes çektim temiz hava ciğerime çekip apartmandan içeriye girdim.
Ve evet en büyük çilem dokuzuncu katta kalıyorduk ve bina eski olduğu için asansör yoktu ve biz tam olarak dokuz kat merdiveni yürüyerek çıkıyorduk. İlk bir kaç kattı koşarak çıkıyordum fakat biraz ilerledikten sonra nefesim yetmeyip yavaş yavaş çıkıyordum.
Çok yakında buradan çıkıp farklı bir yere taşınmayı düşünüyorduk .
Sonunda evin olduğu katta ulaşmıştım nefesim tutmuştu abim henüz eve gelmemişti muhtemelen anahtarı uzun uğraşlar sonucu çantamdan çıkarmıştım. Kapıya yaklaşıp anahtarı kapıya takıp, açtım.
Eve geçip saclarımdaki tokayı çözdüm aynanın karşısına geçip üzerindeki bluzu çıkardım karşımdaki Anka kuşuna baktım çok güzel duruyordu. İlk dövmem olmasına rağmen çoğu insana göre büyük bir dövmeydi .
Telefonu elime aldım ve resmini çektim. Instagrama girip resmi paylaştım altına
‘Umudu seçtiğimizde her şey mümkündür’
Yazıp paylaştım .
İçeride garip bir koku vardı daha yeni fark ediyordum .
Hızla tüm odaları kontrol ettim ama son odaya geldiğimde önce başımda yoğun bir acı hissettim daha sonra ise gözlerim bulanıklaştı sadece bana doğru bir gölgenin yürüdüğünü görüyordum artık ayakta bile durmadım ve yere düşüp kafamı çarptım. Sonrası ise koca bir kayıptı benim için...
***
Gözlerimi yavaş yavaş açtığımda gördüm tek şey karanlıktı başımdaki Ağrı ve basınç hâlâ devam ediyordu.
Dikkatle olduğum yerden kalmaya çalıştım ama zifiri karanlıktı etrafımda anlamadığım bir kıpırtı vardı elime değen başka bir el burada tek olmadığımı anlamamı sağladı.
En sonunda bir anda ışık açıldı o kadar parlaktı ki ışık gözlerimi kapmak zorunda kaldım burada sadece ben değil nerdeyse 25 - 30 kişi vardı... Herkes nerde olduğunu anlamaya çalışıyordu duvarda büyük bir kağıda yazılmış bir yazı vardı .
YENİ BAŞLANGIÇA HOŞGELDİNİZ
Hiç kimse anlam vermemiş olacak ki birbirlerine bakıyorlardı aslına bakarsanız burada her ırktan insan vardı.
Bir anda birinin sesini duydum
“ Nereye düştük lan biz telefonum nerde!” diye bağırıyordu.
En sonunda konuşmaya karar verdim “ Duvardaki yazıya anlam veren var mı ?”
“sence anlam vermiş gibi miyiz? Telefonum nerde!” diye bağırdı az önce konuşan çocuk.
Pekte çocuk sayılmazdı aslında koca adamdı...
Arkamdan oldukça kalın bir erkek sesi geldi.
“Hayır kimsede yok en azında burda yok”
Arkamı döndüğümde normal birini beklerken koca cüsseli biriyle karşılaştım
Buğday tenli sol kolu dövmeyle kaplı fazla yakışıklı birini buldum. Siyah saçı ve gözüyle fazla insan dışı duruyordu.
Siyah tenli bir kadın bize dönüp kamerayı gösterdi ve bozuk bir Türkçeyle konuşmaya başladı “Sanirim biri bizi izliyor” dedi ve sustu .
Artık herkesin tüm odağı kameraydı herkes şaşkınlık içinde birbirine bakıyordu.
Az önceki bağırarak konuşan adam gülerek bize taraf geldi,
Elini kaldırıp kafasına vurdu
“Bende beyin var kapıyı açıp buradan çıkıp gideceğim” deyip koridora doğru yürümeye başladı.
Şaşkınlık içinde etrafına bakındım, cama yaklaştığımda etrafta tek bir yapı göremedim sanki hiçliğin içinde kalmışız gibiydi, elim bir anda istemsizce göğsümdeki Anka kuşuna gitti Ankakuşu yeniden doğuş, var oluş ve dirilişi temsil ediyordu ama sanki daha çok yok etmek ister gibi.
Yan taraftan gelen kadın sesiyle o yöne döndüm...
“Ne kadar garip sanki çok farklı bir evrene düşmüşüz gibi fazla korkutucu”
“etrafta hiç bir şey görünmüyor sence ne olabilir” dedim.
“Ankakuşu yeniden doğuş, sevdim dövmeni” çapkınca göz kırpıp yanımdan gitmişti.
Koridordan gelen çığlık sesiyle irkildim az önceki arkamda duran adam hızla koridorda doğru hızla yürüdü...
Kalabalığın içinde bir yüz dikkatimi çekti oradaydı tam karşımda gözlerimin içine bakıyordu... Nefesim kesiliyordu burada ikimizinde barınamayacağının farkındaydık.
Saçma bir gülümseme vardı dudaklarında. Derin bir nefes aldım.
Kollarını göğsünün altında birleştirmiş hızlı ama bir o kadar yavaş adımlarla yaklaştı bana.
“Bu buradaki son anların olacak dikkat etsen iyi olur Lizde Baler kimse bir katille aynı evde yaşamak istemez” bir anda kolumu o kadar sıkı tuttu ki tırnaklarının etime geçtiğini hissediyordum bir anda insanlara doğru bağırmaya başladı “bu gördüğünüz Melek yüzlü şeytan bir katil. Sevgilimi öldürdü, sizce aynı evin içinde olursak bize ne olur” deyince insanlar bu tarafa dönmeye başladı.
Ve korktuğum oldu geçmişimdeki tüm sırlar ortaya döküldü.
İnsanlar kendi arasında acaba söyledikleri gerçek mi diye birbirine bakındım söylenmeye başladı.
Üç yıldır bu kadından çektiklerim artık canıma tak etmişti. Elini kolumdan çekmeye çalıştıkça o daha da sıkıyordu.
Az önce koridora giden iki adamda geri gelmişti sese.
“Yeter artık insanlarla oynamayı bırak” deyince daha çok bağırıp üstüne yürümeye başladı.
“Ben mi oynuyorum insanlarla o güzel yüzünle insanlarla oynayıp öldürüyorsun”
“böyle gidersen gerçekten katil olma ihtimalini kendimde görüyorum... Üç yıldır yaptığın hiç bir şeye ses çıkarmadım yetti artık”
Artık tırnakları etinin içine girmişti. Sıcak kan kolumda ince bir yol izliyordu daha fazla bastırınca kendimden uzaklaştırmak için ittirdiğimde bir anada sendeleyip kafasını mutfak mermerinin sivri kenarına çarpıp yere düştü.
Şaşkınlık içinde yaptığım şeye bakıyordum başından alan kan yeri kızıla boyamaya başlamıştı. İki yıl arayla iki kişiyi öldürmüştüm en azından sayı artık iki olmuştu.
Az önce espri yapan adamın artık gözlerinde korku ve çaresizlik vardı bana baktığında sadece çaresizlik, acı ve korku vardı.
Hızla eğilmiş yerde yatan kadının nabzını kontrol ediyordu.
Gözlerini yavaşça yerde ki kadından kaldırıp bana bakmıştı “Ölmüş...”
İlerde duran havluyu alıp yüzüne örttü. Sessizce cama yaslanıp kendimi yavaşça yere bıraktım. Nefesim kesiliyordu, aldığım nefes ciğerlerimi yakıyordu. Gözlerime Akın eden yaşları durdurmak istedim ama olmadı yanaklarımda ince bir yol çizerek akmaya başladı.
Yerde yatan kızın yüzünü örtüp yanıma çöktü bir anda elini uzattı
“Oğuz Çağın ben”
Gözyaşları içinde kafamı salladım
“Lizde Baler bende”
Oda kafa sallamayla karşılık vermişti.
Bir anda karşımızdaki ekranda bir yazı belirdi
“Cehennem Çemberine Hoşgeldiniz”
Dehşet içinde bir kaç göz ekran ben ve yerde yatan Belin arasında gidip geliyordu, Oğuz dayanamayıp gülünce
“Açıklama yapmak için sanırım birinin ölmesini bekliyorlardı”
Artık tüm dehşet dolu gözlerin odağında Oğuz vardı..
“birileri bir halt yiyor ama ne” deyip omuza vurarak gülünce kendimi yavaşça ondan uzaklaştırmak zorunda kalmıştım.
***
Uzun süre Oğuz gülmüştü insanlar kendi aralarında kümeler oluşturmaya guruplar kurmaya başlamıştı. Ben hayla olduğum yerdeyim, camın dibinde çökmüş kalmıştım. Adını henüz bilmediğim iki kişi belini alıp yukardaki odalardan birine götürmüş her odada birinin adını yazdığını söylemişti.
Herkese ayrılmış özel bir oda vardı benim ki en üst katta çatı katındaymış nerdeyse herkes kendi ırkları ve yaşadığı ülkedeki insanlarla gruplaşıyordu.
Acıkmıştım midem bulanıyordu Koca bir hiçliğin içindeydik.
Zaman yoktu, saat yoktu; sadece açlık, yorgunluk ve sessizlik vardı. Güneş ara sıra pusun arasından kendini gösteriyor, sonra tekrar kayboluyordu. Her adımım boşluğa basıyormuş gibi hissettiriyor, nefes almak bile ağırlaşıyordu.
Göğsüme dokundum. Anka Kuşu dövmesi. Kanatları siyah ve keskin, ama umut vermiyordu bana. Uğursuzdu. Her çırpınışıyla sanki fısıldıyordu: “Burası sana bir şans vermeyecek. Kaçamazsın, kurtulamazsın.”
Gözlerimi kapattım. İçimde bir ürperti, göğsümdeki dövmenin baskısıyla birleşti. Bu kuş, lanet gibi benimleydi. Küçücük bir işaret, ama yükü koca bir dünya kadar ağırdı. Her nefesimde, her adımımda bana hatırlatıyordu: burası bir hiçlik, burası açlığın ve çaresizliğin ortası.
Pusun arasında ilerledim. Ses yoktu; sadece kendi kalbimin atışı, kendi nefesimin yankısı. Göğsümdeki Anka Kuşu titredi, kanatlarını gerdi. Uğursuzluğunu hissedebiliyordum. Belki gerçek bir kehanet değildi, ama içimde bir korku tohumu ekmişti: Bu dövme, bu pus, bu açlık… hepsi bana bir şeyi anlatıyordu. Ve ben, sadece hayatta kalmaya çalışıyordum.
Etrafına bakındım herkes buradan kurtulmak için bir yol arıyordu ama yoktu saatlerdir belki günlerdir buradaydık bilmiyorduk çünkü evde saatte dair hiç bir şey yoktu .
Evde ne kapı vardı ne de açılan bir cam camlar ne açılmıyor ve kırılmıyordu .
Oğuz elindeki sandviçlerle gelip yanıma oturdu. Birini bana uzatmıştı
“Sanırım burada güçsüz düşmek iyi bir fikir değil bir şeyler ye” kafamı onaylar gibi sallayınca önüne döndü.
“Şu adam kim !” Diyerek biraz ilerimizde duran kalıp olarak fazla büyük olan adamı gözlerimle gösterdim.
“Mal mısın o adam hem boksör hem doktor” deyince saçımı arkaya atıp önüme döndüm.
“Anladım”
“Adı ne?”
“Kendisi isterse söyler dayak yeme gibi bir isteğim yok”
“sence bu insanlar gruplaşarak ne elde etmek istiyor, bizden ne isteyebilirler ki” deyince ilk defa gözlerinde zalim bir duygu gördüm
“Sen o kızı öldürdükten sonra bizle iletişime geçtiler sence ne istiyor olabilirler anla kızım muhtemelen ölüm içeren şeyler istiyorlar”
Aklıma gelen gerçeklerle yeniden sustum , elim istemsizce Anka kuşuna gidiyordu uzun süre elimi üzerinde gezdirdim. Aklımdakilerle canım yanınca elimdeki sandviçi yan tarafıma bıraktım .
Öylece yere odaklanmıştım önüme gelen insanlarla başımı hafifçe yerden kaldırdım... Evet az önce hem boksör hem de doktor olduğunu öğrendiğim ama henüz adını bilmediğim adam tam önümüzde diğerlerinin önünde durmuştu.
“Kalkıp odalara bakıp bir şeyler bulacak mıyız diye baksak daha iyi olur herkes grup halinde tehlikeli olabilirler” deyince haklı gelmeye başladı insanlar hayatta kalmak için diğerlerinden kurtulmak isteyebilirdi. Ne de olsa insan hep bencildi.
Oğuz ayağa kalkınca tekrardan yere odaklanınca
“Hadi Lizde hadi çok yavaşsın” deyince yerden kalmak zorunda kaldım yerden kalkarken kızlardan biri yanıma geldi
“Ölmeyi hak etmesiydi ölmezdi fazla takma” deyip uzaklaşınca diğerlerini takip edip yavaşça odalara çıkmaya başladık ilk girişte ki Kapıda Belin Gencan yazıyordu odaya yaklaşıp kapıyı açtım odaya girdiğimde kan izleri banyoya doğru gidiyordu izleri takip edip banyoya girdim banyonun kenarına bırakmışlardı “ikinizde hak ettiğiniz sona ulaştınız sonunda” deyip kapıyı kapattım arkamı döndüğümde odaya diğerleri de girmişti.
Biraz etrafa bakmışlardı fakat bir şey bulamamışlardı, hızla diğerlerinin odalarına da gitmiştik anladığım kadarıyla bazılarının ismi
Algan Babür
Umay Alkım
Efsun Tanberk
Eftun Manas
Demet Karabek ‘ti geriye sadece üç oda kalmıştı
Biraz daha ilerlediğinde üzerinde Oğuz Çağın yazan bir kapıyla karşılaştık Oğuz öne geçerek kapıyı açıp odaya girdi burası diğer odalar gibi değildi diğer odalar tamamen Krem rengiyle dizayn edilmişti fakat bu oda tamamen siyahtı. Oğuzda buna şaşırmış olacak kaşları havalanmıştı.
Bu odada her yer aynalarla kaplanmıştı siyah renklere Gold renkli aynalar resmen insanların akıllarına oynuyorlardı. On dakika kadar bu odayıda aramışlardı ama burada da elde tutulur bir şey bulamayınca odadan çıktık hızla koridorun sonundaki odaya doğru yürüdük kapıda gördüğüm aklımı ele geçirmeye yetmişti
Arat Özgür Çağrıhan
Kapıyı yavaşça açınca burası diğer odalardan daha büyüktü fakat Oğuz’ un odası gibiydi her şey siyah ve Gold döşenmişti, hızla koca cüssesiyle içeriye girip odayı karıştırmaya başladı ondan sonra herkes odayı aramaya başlamıştı kapının eşiğinin durmuş onları izliyordum biftek benim odam kalmıştık fazla kat kalmamış ti son bir kat kalmıştı. Burada da bir şey bulamayınca iyice sinirleri gerilmiş olacak ki boynundaki damar ben buradayım diye bağırıyordu.
Artık ne kadar sinirlenmişse kızarmaya başlamıştı gördüğüm görüntü yüzünden yüzümde tebessüm oluşmuştu. Sinirle saçlarını dağıtıp odadan çıktı. Diğerleri de umutsuzlukla dışarı çıktı
Herkesten iç yalan bir of sesi yükseliyordu “ son bir oda kaldı” dedi arat gözlerimin içine bakarak Hızla merdivene doğru yürüyünce
Hızla onlar takip ettim ne de olsa bir tek benim odam kalmıştı üst kata giren herkesi durduran bir şey vardı.
Karşımdaki kapı hayrete düşmemi sağladı burada başka bir oda yoktu tek bir kapı ve üzerinde ince işlemeli
Lizde Baler
Yazıyordu ve üzerinde devasa bir Anka kuşu vardı.
Herkesin iç sesini Eftun dile getirmişti
“Siktir!”
Oğuz hayretle kapıya bakıyordu
“Çok hak verdiğim bir cümle oldu”
Hızla öne geçip kapıyı açtım alttaki iki oda gibi değildi krem ve kahve tonları hakimdi bu odada hızla odayı karıştırmaya başladım dolabı açtığımda farklı farklı kıyafetler ve saten ve dantel gecelikler beni karşılayınca yüzümü buruşturdum. Hızla dolabın yanındaki çekmeleri açtım ama sadece iç çamaşırları ve ilaçlardı.
İlaç karıştırdığımda her türlü ilaç vardı hatta bir ara doğum kontrol haplarını bile görmüştüm diğerlerine döndüğümde hepsinin yüzünde umutsuz bir ifade vardı tek biri haricinde ARAT ÖZGÜR ÇAĞRIHAN elinde sivri üçlü demir bir toka tutuyordu bununda ucunda Anka kuşu vardı elindeki tokayı havaya kaldırdı.
“Su ana kadar bulduğumuz tek delici alet” deyip cebine koyunca camın önündeki koltuğa oturdum gözümden yaşlar ardı ardına düştü yaşadığım şeyler yeni yeni benimde yansıyordu herkes ne olduğunu anlamak için birbirine bakıyordu
Sonunda efsun gelip karşımda durdu
“Ne oldu niye ağlıyorsun bir sorun mu var ?” deyince kafamı salladım
“Daha ne olsun az önce birini öldürdüm bir kaç saat önce, herkes ben korkuyor görmüyor muyum ikinci kez aynı kabus çöktü üzerime Neredeyiz bile bilmiyoruz”
Hiç tereddüt etmeden bana sarılmıştı
“Herkes hak ettiği sonu kazanır amacı burada taşkınlık çıkarıp geçmişin intikamını almak istiyordu ama amacına ulaşmadı senin suçun yoktu” ağlayışım giderek artmıştı hıçkırıklar arasında cevap vermeye çalıştım
“kim...kimse ölümü h-hak etmez ve haklıydı ben öldürdüm sevgi...sevgilisini”
Nefes alamıyordum ama onun sarılışı biraz daha sıkılaştı.
Efsun omuzuna dokunan el yüzünden geriye çekilmişti
Arat elinde bir pansuman çantasıyla önüme diz çökmüştü elindeki pamuğa bir şeyler döküp koluma bastırınca acıyla kolumu geriye çekmeye çalıştım fakat izin vermedi eliyle bileğimi tutmuştu.
Hızla pansumanı yapıp sargı bezini kolumda bir kaç tür sardıktan sonra geriye çekildi.
“ Bu gece iyice dinlenelim yarın ne olacağını bilemiyoruz !” deyip tekrar banyoya döndü hızla diğerleri Odalarına dönmüştü. Uzun süre gözlerimi kapatıp olanları sorgulamıştım. Yerimden kalkıp dolaba yöneldim saten
geceliklerden birini aldığım gibi banyoya yöneldim .
Banyonun kapısını açtığımda gördüğüm koca cüsseyle korkup çığlık atınca arat olduğunu gördüm
“Niye def olup diğerleriyle gitmedim sapık herif”
“kusura bakma ya onlar çıkalı beş dakika bile olmadı zaten” deyip arkasını dönüp banyodan çıkıp gitti hızla odadan da çıkıp gidince banyoya girip üzerimi değiştirdim yüzümü yıkayıp yatağa dönmüştüm. Günün yorgunluğu üzerime çökmüştü ve uykuya dalmam sadece bir kaç dakika mı almıştı.
***
Sabah salondaki kargaşa seslerine gözlerimi açmıştım . İnsanlar anlaşamıyordu bu da kavgalara yol açıyordu ve evet yemekler şimdiden bitmeye başlamıştı .
Arat dünün aksine üzerine tam oturan bir tişört giymiş ve altına da kumaş pantolon giymiş fazla baştan çıkarıcı duruyordu.
Oğuz kolum vurunca ona döndüm
“Az bak dibin düştü adama”
“ Ne saçmalıyorsun be sen “ deyince kafama yavaşça vurdu
Ekranda beliren yazıyla herkesin dikkati oraya döndü görüntüye eşlik eden birde kadın sesi vardı
“Sevgili katılımcılar bugün bir müsabaka yapacağız ama öncesinde kuralları açıklamak istiyorum üç kadına karşı üç erkek olacak ve dövüşerek bir birlerini öldürmeye çalışacakları fakat ikisinde hayatta kalırsa ikisinde öldürülecektır” duyduklarım normal şeylermiydi acaba Devam etti kadın
“Simdi üç kadın ve erkek yarışmacıların adını ekrana yansıtacağız başarılar dilerim”
Abigail Miller – Ducan Gelen
Diyar Erkan – Abel Dean
Alexander Grent – Lizde Baler
İsmimi görünce ne yapacağımı şaşırdım
Oğuz kafamı tutup kendine çevirdi
“ Bana bak oraya çıkacaksın ve alacaksın hayatta kalmak zorundasın”
Deyince kafamı hayır anlamında salladım
“Birini öldürmemi istiyorsun benden” deyince Efsun araya girdi
“Kızım anlamadın mı hâyla sen yapmazsan o yapacak sana olan bakışlarına bak” kafamı yavaşça Alexander denen adama çevirdiğimde bana fazlasıyla küçümseyici bakışlar atıyordu
Arat hızla beni kenara çekmişti
“ bana bak zor olacaktır ama boynunu kırmaya bak ne kadar hızlı olursan o kadar hayatta kalma şansın yüksek olucak” deyince midem kasıldı
Hızla herkes salondan geriye çekilmişti mecburen karşı karşıya geçmiştik evet abim sayesinde kendimi savunmayı öğrenmiştim ama yeter miydi bilmiyorum ama yaşamak istiyordum
Ekranda 3 ten geriye sayım başladı
1...
2...
3...
O kadar hızla üstüme geldi ki son anda geriye kaçarak kendimi kurtardım o bir anlık boşlukta hızla yüzüne sert bir yumruk indirdim. Bir anda saçımı eline dolayıp çekince hissettiğim acıyla yüksek sesle inledim. Karşımdaki adam ne çok iriydi ne de güçlü hızla saçımı elinden kurtarıp onu yere düşürdüm.
Karnının üzerine oturup ardı ardına yumruklar savurdum yüzüne, bir anda karnımda hissettiğim yoğun bir acı vücuduma nufus etti kafamı eğdiğimde karnıma bir bıçak geçirmişti .
Oğuzun küfür ederek bunun işi bitti dediğini duydum ama buradakilerin bilmediği bir şey vardı hırs en büyük güçtü bir anda hızla yerdeki adamı yumruklamaya başladım iyice güçsüz düşüyordu o da, bende aklıma Arat’ın söyledikleri gelince hızla boynunu sağa çevirdim gelen sesle adamın çırpınışları son bulmuştu ama artık bende bitiyordum yoğun bir kan kaybı yaşıyordu son hatırladıklarım ise yerde yatan adam öldü hızla yan tarafa düştüm....
~ Son
Instagram: zehraiste334
_kiyametcemberi_
Bölüm etkileşimi
