7. bölüm · KIRMIZI DEFTER
İki defter
Sahafın içi sessizdi.
Ama o ses hâlâ kulaklarındaydı:
“Bu kez gerçekten geç kaldınız.”
Defne’nin eli çantasındaki deftere gitti. Parmakları titriyordu. Aras bir adım öne çıktı.
“Kim var orada?” dedi sert bir sesle.
Arka taraftaki perde hafifçe kıpırdadı.
Sonra sahafçı ortaya çıktı.
Ama bir şey farklıydı.
Gözlerinin altı daha çökük, yüzü daha solgundu. Sanki birkaç saat değil, birkaç yıl yaşlanmış gibiydi.
“Birini seç,” dedi sakin bir şekilde.
Tezgâhtaki ikinci defteri işaret etti.
Defne yutkundu. “Neyi seçmem gerekiyor?”
Sahafçı gözlerini Defne’ye dikti.
“Hangisinin yazmasına izin vereceğini.”
Aras kaşlarını çattı. “Ne demek bu?”
Sahafçı cevap vermedi.
Defne yavaşça tezgâhtaki ikinci defteri eline aldı. Kapağı buz gibiydi. Çantasındaki defter ise aniden ısınmaya başladı.
İki defter.
Biri soğuk.
Biri sıcak.
Birden çantasındaki defter kendi kendine titredi.
Aras geri çekildi. “Bunu gördün mü?!”
Defne çantasını açtı.
İlk defterin kapağı aralanmıştı.
Sayfalar hızla çevrildi.
Ve yazılar belirmeye başladı.
“Yanlış olanı alma.”
Defne’nin kalbi göğsüne sığmıyordu.
Tezgâhtaki defterin kapağında ise yeni bir cümle oluştu.
“Geç kalma.”
Aras Defne’ye baktı. “Bu… normal değil.”
“Biliyorum,” dedi Defne fısıldayarak.
Sahafçı tekrar konuştu.
“Bir defter geçmişi yazar. Diğeri geleceği.”
Defne’nin nefesi kesildi.
“Mira…” dedi istemsizce.
Sahafçı hafifçe başını eğdi.
“Onu hangi defter yazdı, sence?”
Dükkanın ışıkları bir anlığına söndü.
Karanlık.
Derin.
Boğucu.
Ve Defne o karanlıkta bir şey gördü.
Rafların arasında bir siluet.
Uzun saçlı.
Hareketsiz.
Mira’ya benzeyen bir siluet.
“Defne…” diye fısıldadı o gölge.
Işıklar geri geldiğinde siluet yoktu.
Ama Defne artık emindi.
Bu sadece bir defter değildi.
Bu bir seçimdi.
Ve yanlış seçim… birini silebilirdi.
Sahafçı son kez konuştu:
“Hangisi yazmaya devam etsin?”
