KIRILMA kitap kapağı

1. bölüm / 2

KIRILMA

Giriş

Vaveyla Yazarı: Hilanur Kızıltepe

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: Giriş

...

Varlık henüz bir kumaş gibi dokunmadan önce, Thalvoria tek bir nefesten ibaretti.
Ne Işık vardı kusurları yakan, ne de Gölge vardı günahları örten; sadece uçsuz bucaksız, isimsiz bir durgunluk hüküm sürerdi.

Bilgeler o zamanları "Büyük Sükut" diye anar.
Ancak sükut, kendi içinde bir fırtına biriktirmişti. İlk irade göğü yardığında, bu devasa birlik ikiye bölündü; her parça diğeriyle olan bağını bir daha birleşmemek üzere kopardı.

Işık en yükseğe, gururun ve düzenin tahtına tırmandı; karanlık ise en derine, özgürlüğün ve hiçliğin rahmine çekildi.

O günden sonra dünya, bu iki amansız gücün arasında gerilen ince bir ip haline geldi. Aradaki boşluk ise bizlere, yani nefesi iki tarafça da çalınan insanlara kaldı. Bu bir denge değildi; bu, iki aç canavarın tek bir avın üzerinde dişlerini birbirine geçirmesiydi.
Toprak yoruldu, denizler kirlendi ve gökyüzü bu sonsuz itiş kakışın altında grileşti.

Thalvoria hiçbir zaman gerçek bir huzurla uyanmadı; o, her sabah Işık ve Gölge'nin bitmek bilmeyen boğazlaşmasıyla sarsılarak doğruldu.

Gecenin tortusu daha taşlardan silinmeden, göğün rengi ikiye bölünürdü: bir yanı yakıcı bir aydınlık, diğer yanı boğucu bir karanlık.

Bu topraklarda gün doğumu bir umut değil, yeni bir hesaplaşmanın habercisiydi.
Pencerelerin kepenkleri gıcırtıyla açılırken, insanlar göğe bakıp hangi tarafın bugün daha aç olacağını kestirmeye çalışırdı.

Çünkü burada hava bile tarafsız değildi; ya ciğerleri kavuran bir kutsallık çekerdiniz içinize ya da ruhu uyuşturan bir hiçlik.

Vaelis'in Işığı, göğün en yüksek katından düşen tek bir kıvılcımla doğmuştu. Bilgeler bunu ilahi bir armağan diye adlandırdı, rahipler altın varaklı parşömenlere "kutsal" diye mühürledi, krallar ise kılıçlarının kabzasına bu ışığı kazıyıp düzen diye dayattı. Ama kimse yüksek sesle şunu söylemeye cesaret edemedi:

Bu ışık ısıtmıyordu, yakıyordu.

Vaelis'in adaleti, gölgesiz bir çölde yürümek gibiydi; saklanacak tek bir yalan, sığınılacak tek bir kusur bırakmıyordu. Düzeni ayakta tutmak için her yüzyılda yeni kurbanlar gerekiyordu; adalet kisvesi altında sunulan körpe hayatlar, ışığın kantarını dengelemek için feda edilen sessiz çığlıklar... Işık her şeyi açığa çıkarıyordu ama gördüğü hiçbir şeye merhamet taşımıyordu.

Ghur'un Karanlığı ise bir karşıt değil, bir sızıntıydı; dünyanın altına gizlenmiş devasa bir canlının ağır ağır alıp verdiği nefes gibi.
Sessizdi, davetsizdi ve her yerdeydi. Mağaraların nemli diplerinden, unutulmuş tapınakların çatlaklarından, insanların en derin uykularında bastırdığı o isimsiz korkuların içinden akıyordu.

Karanlık, Işığın zincirlerinden yorulanlara sahte bir özgürlük vaat ederdi. Ancak bedelini asla peşin söylemezdi. Onun kollarına düşenler, Işığın yakıcı bakışından kaçtıklarını sanırken, çok daha eski, çok daha soğuk bağlarla sarıldıklarını fark ettiklerinde artık bir ruha sahip olmazlardı.

Çünkü Ghur bağlanmazdı; yutar, dönüştürür ve geriye yankıdan başka bir şey bırakmazdı.

Kadim yazıtlar, yüzyıllar boyunca aynı uyarıyı fısıldadı. Taşa kazınmış, kana bulanmış, zamanla tozlanmış ama asla hükmünü yitirmemiş o uğursuz dize;

"Işık ve Gölge, ancak birbirinin aynası oldukları sürece dünya ayaktadır. Eğer ayna kırılır ve suretler birbirine karışırsa; Thalvoria'nın özü dilsizleşir ve zaman, doğmamış bir sancıya dönüşür."

Ne var ki dünya çoktan çatlamıştı. Thalvoria'nın dağları bu bitmek bilmeyen savaşın yüküyle sessizce yarılmış, denizleri tuzdan çok ağıt biriktirmişti. İnsanlar bu çatlakların üzerinde cambaz gibi yürümeyi öğrenmiş, derinliklere bakmamayı bir hayatta kalma sanatı haline getirmişti. Oysa her çatlağın içinden aynı şey sızıyordu: bastırılmış bir isyan ve adını koymaktan kaçtıkları bir hakikat.

Işık gerçeğin çıplak ve acımasız yüzüydü; Gölge ise o yüzü örtmenin, delirmemek için kendine sığınmanın tek yoluydu.

Yüzyıllar bu sancılı dengeyle geçti. Thalvoria, iki nefes arasında asılı kalmış paslı ve yorgun bir sarkaç gibi salındı durdu. Ne tamamen aydınlığın mutlak tiranlığına teslim oldu ne de karanlığın dilsiz boşluğuna gömüldü.

Ta ki imkânsız olan, yasaklanan ve korkulan o "tek bir an" gerçekleşene kadar.

Ozanların şarkılarına sığmayacak kadar trajik, bilgelerin dillerini düğümleyecek kadar tekinsiz bir gecede; gök tarih boyunca hiç olmadığı kadar sağır bir sessizliğe büründü. Ne yıldızlar titreşti o gece ne de rüzgârın bir fısıltısı duyuldu. Zamanın bile akmaktan utandığı o anda doğan çocuk, beklentilerin aksine ağlamadı.
İlk nefesini alırken ciğerlerine dolan ne Işığın koruyuculuğu ne de Karanlığın vaadiydi. O, dünyayı ilk kez gördüğünde, gözlerinde hem şafağın o ilk, el değmemiş parıltısı hem de derin bir mezarın son, mutlak sessizliği vardı.

Evren, dehşet içinde nefesini tuttu.

Karanlık, ilk kez kendi yansımasından korkarak, bir yaralı hayvan gibi inine geri çekildi. Işık ise tarih sahnesinde ilk kez alışık olmadığı bir duvarla yüzleşti; itaat etmeyen, yansıtmayan, sadece yutan ve var olan bir iradele.

Bu çocuk, ne ışığın dayattığı o kanlı kurban düzenini ne de karanlığın vaat ettiği o vahşi, dipsiz özgürlüğü temsil ediyordu.
O, iki zıt kutbun tek bir kalpte, tek bir bedende kördüğüm olmuş haliydi; çözülemeyen, koparılamayan ve hiçbir tanrının hükmünün geçmediği bir bağ.

İşte o an, Thalvoria'nın kadim taşlarına kazınmış o son dize bir kehanet olmaktan çıktı. Bir hükme, bir infaz kararına ve geri dönüşü olmayan bir yıkımın mührüne dönüştü.

Artık herkes biliyordu:
Işık birleşmeyi reddederdi, çünkü birleşmek saflığını kaybetmekti.
Karanlık bağlanmayı reddederdi, çünkü bağlanmak bir şekle hapsolmaktı.

Ama bu çocuk, her ikisini de aynı göğüs kafesinde tutabilecek tek şeydi.

O gün Thalvoria'nın kaderi tanrıların ve kralların ellerinden kayıp gitti. Bu artık ocak başlarında anlatılan masalların sonuydu.
Bu, ya diyarın dudaklarından dökülen son tövbe duasıydı... ya da küllerinden doğacak yeni ve tanınmaz bir dünyanın ilk yırtıcı çığlığı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

98okunma 26beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18