5. bölüm · Kiracı
Bölüm5
Mehmet
Kapıyı durmadan çalmama seslenmeme rağmen kapıyı açmıyordu. Gürültüme herkes bizim kata koşmuşlardı. Gonca yengem çocukları alıp aşağı kata inmiş Melek ise sürekli seslenip ağlıyordu. Babam yedek anahtarı bulup getirince hemen kapıyı açıp içeri daldım. Kalbim deli gibi atıyordu mutfaktaki dağınıklığı fark edince oraya yöneldim. Mutfak dolabı yerinden çıkmış ve içindeki herşey yere saçılmıştı. Yerde yatan Ayla yı farkettiğimde yanına koştum.
“Ayla! Ayla!Aç gözlerini güzelim! “ diye sesleniyorum.
“Ambulansı arayın hemen!” diye bizimkilere bağırdım.
“Aradım kardeşim birazdan burdalar”dediğin kafamı salladım Serdar a. Ben hala Ayla’nın başında ona sesleniyordum. Bir süre sonra ambulansın sesi gelince Serdar onları üst kata getirdi. İçeri görevliler girip Ayla’yı hızla dışarı çıkarıp ambulansa bindirdiler.
“Hastanın yanına kimseyi alamıyoruz lütfen kendi aracınız ile takip edin. “ diye görevli uyarınca hemen annem, babam ve Melek benim arabaya binip yola çıktık. Diğerleri evde kalıp çocuklara göz kulak olacaklardı. “Ah güzel kızım ne olduda böyle oldu.” Diye annemin arkadan sesleri geliyordu. Hepsini duymazdan gelmeye çalışıyordum. Çünkü kendimi kaybedebilirdim ve bunu istemiyordum. Onun için neden bu kadar endişelendiğimi bile bilmiyorum. Hayatımda hiç bu kadar korktuğumu hatırlamıyorum. Sonunda hastaneye ulaştığımızda hemen park edip indik ve ekiplerin peşinden gittik.Aylayı sedyede görünce daha da kötü oldum. “Hasta başına darbe almış bilinci kapalı” diye bilgi veren görevlinin üstüne kapı kapandı ve biz dışarda beklemeye başladık. Hiç kimse çıkıp bilgi vermiyordu. Aradan yarım saat geçtikten sonra içeriden doktor çıktı hemen yanına gittim. “Durumu nasıliyi mi? “
“Siz yakını mısınız? “diye sorduğunda iyice dellenmiştim ne demek yakınımıydınız?
“Evet yakınıyız!Ben nişanlısıyım şimdi cevap verin iyi mi? “diye hiddetle üstüne yürüyünce babam kolumdan yakaladı
“Sakin ol oğlum sakin”
“Ayla hanımın durumu iyi ancak başına darbe aldığı için 24 saat burada tutmamız gerekiyor yanında sadece bir refaketçi kalabilir geçmiş olsun” dediğinde içimdeki rahatlamayı tarif bile edemem ama hala onu görmezsem ölücekmiş gibiydim.
“Oğlum ben annenle meleği alıp eve gideyim sen burda kal” dediğinde gözlerinde yaramaz bir bakış yakaladım sanki birşey planlıyormuş gibiydi ama şuan bunu sorgulamıycaktım. “Olmaz öyle şey ben kalırım kardeşimin yanında” diye Melek araya girince ona döndük. “Kızım seni evde çocuğun bekliyor hem çok korkmuştu. Sen git çocuğunla ilgilen hem yarın daha iyi olursa belki salarlar süre dolmadan.”Babam böyle konuşunca melek bana dönüp tehditkar bir şekilde parmağını salladı.
“Sakın onu üzeyim deme Mehmet yoksa kimse seni elimden alamaz” deyip annemin koluna girip uzaklaşmaya başladı. Kabul Melek gerçekten melek gibi kızdı ama damarına basıldığında içinden bir şeytan çıkardı.
“Duydun oğlum tekrar uyarmama gerek yok hadi dikkat edin kendinize birşey olursa ararsın” deyip babamda uzaklaştı. Bende Ayla'nın yattığı odaya gidip kapıyı çaldım ve içeri girdim. İçerde bir hemşire vardı serumunu takıyordu.
“Geçmiş olsun”deyip gülümseyip odadan çıktı. Aylaya doğru yürüdüm bana gayet sakin bir şekilde bakıyordu.
“ iyimisin?”
“evet noldu bana en son dolabın kapağını açıyordum sonrası yok.”
“dolap komple yerinden çıkıp üzerine devrilmiş tam eve girmek üzereyken gürültüyü duyup kapına geldim ama açmadın. Babam yedek anahtarı getirip kapıyı açınca içeri girdik ama seni yerde görünce beynimden vurulmuşa döndüm. Yerde hareketsiz yatıyordun ve başın kanıyordu.” Deyip elini tuttum. Bunu neden yaptım ben de bilmiyorum ama ona dokunmazsam ölücekmişim gibiydim.“Anladım teşekkür ederim ve özür dilerim başınıza iş açtım. Neyseki benden kurtulucaksınız.”dediğinde kaşlarım çatıldı.
“Ne demek o?”
“Abim beni buldu şimdide hastanedeyim beni tamamen bulması artık çokta zor olmaz o yüzden sizinde başınızı daha fazla belaya sokamam.”
“Sen ne saçmaladığının farkında mısın?”diye öfkeyle bağırdım.
“Neden bağırıyorsun ki abim bundan vazgeçene kadar hayatım bu şekilde devam etmek zorunda.”
“İyi ama neden!? Neden ondan kaçmak zorundasın derdi paramı tamam veririz sonrada bize maaşından ödersin hallederiz bir şekilde ille de gitmen mi gerekiyor yani”deyip o kadar hiddetli konuşuyordum ki gözlerindeki yaşları görememiştim. O an anladım kesinlikle bizden bir şey saklıyordu.
“Ne o? Bizdensakladığın şey ne?”
Ayla
Arabada geçen süreyi zar zor fark ediyordum. Eve geldiğimizde hala abimin beni bulması ve Mehmet’in bana söylediği sözler dönüyordu. Haklıydı ailesi yüzünden beni korumak istiyordu ama aynı zamanda iş seçime geldiğinde ailesinin güvenliği herşeyden önemliydi. Bu yüzden onlara zarar gelmesine izin vermezdim. Abim benim bu şehirde olduğumu bulmayı başardıysa evimide bulması an meselesiydi. Abim yine kim bilir ne işlere bulaşmıştı da beni bu kadar çabuk bulmuştu. Saatler sonra oturduğum yerden kalkıp bir kahve yapmak için mutfağa gittim. Cezveye kahveyi koyup pişirdikten sonra ocağı kapatıp dolaptan bardak çıkarmak için kapağı açmam ile gümbürtü kopması bir oldu. Gözlerimi açtığımda hastanede bir yataktaydım. Bir doktor tam başımın üzerinde hemşire ile konuşuyordu. Uyandığımı farkedince bana döndü.
“Geçmiş olsunAyla hanım! Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?”
“Başım çokağrıyor”
“Merak etmeyin bu normal başınıza darbe almışsınız bana nasıl olduğunu söylermisiniz?” “Ben kahve yapmıştım dolaptan bardak almak için uzandığımda başıma birşey çarptı ama neolduğunu hatırlamıyorum.”
“Tamam güzel sizi 24 saat müşahede altında tutmamız gerekiyor. Arkadaşlar sizi odaya alıcaklar ağrılarınızın kesilmesi için size bir serum yapıcaz ama bu gece uyku yok size”
“Teşekkür ederim doktor bey”Beni odaya aldıktan bir süre sonra odaya Mehmet girdi. Gözlerindeki ifadeyi anlayamadım. Korkmuş duruyordu ama benim için korkması çok saçmaydı.
“iyimisin?” deyip yatağın yanında duran sandalyeye oturdu.
“evet noldunbana en son dolabın kapağını açıyordum sonrası yok.”
“dolap komple yerinden çıkıp üzerine devrilmiş tam eve girmek üzereyken gürültüyü duyupbkapına geldim ama açmadın. Babam yedek anahtarı getirip kapıyı açınca içeri girdik ama seni yerde görünce beynimden vurulmuşa döndüm. Yerde hareketsiz yatıyordun ve başın kanıyordu.” Deyip elimi tuttuğunda nasıl tepki vereceğimi şaşırdım.
"Anladım teşekkür ederim ve özür dilerim başınıza iş açtım. Neyseki benden kurtulucaksınız.”dediğimde kaşları çatıldı ve vücudunun gerildiğini fark ettim.
“Ne demek o?”
“Abim beni buldu şimdide hastanedeyim beni tamamen bulması artık çokta zor olmaz o yüzden sizinde başınızı daha fazla belaya sokamam.”
“Sen ne saçmaladığının farkında mısın?”diye öfkeyle bağırdı. Yerinden kalkıp etrafında dönmeye başladı.
“Neden bağırıyorsun ki abim bundan vazgeçene kadar hayatım bu şekilde devam etmek zorunda.”
“İyi ama neden!? Neden ondan kaçmak zorundasın derdi paramı tamam veririz sonrada bize maaşından ödersin hallederiz bir şekilde ille de gitmen mi gerekiyor yani” diye hiddetli bir şekilde konuştuktan sonra durdu ve bana döndü istemsizce gözümden bir yaş düştü onlara söylemediğim tek bir şey vardı. Abim benim celladımdı benim ölüm sebebim. O benim hayatımın peşimdeydi. Kaybettiği herşeye karşılık benim yaşamım. Mehmet bana gözlerini dikti ve hiç bir ifademi kaçırmak istemiyormuş gibi yüzüme baktı.
“Ne o? Bizden sakladığın şey ne?” deyip kaşlarını çattı.
“Sizden birşey sakladığım yok benim herşeyimi anlattım” deyip gözlerimi kaçırdım.
“Gözlerime bak ve bana doğruyu söyle bu mal mülk meselesi değil söyle neden bu kadar korkuyorsun o heriften” diye öfkeli bir şekilde konuştu.
“Saklam....”
“BANA YALAN SÖYLEME!”diye lafımı kesip öfkeyle bağırdı. Gözlerimden istemsizce yaşlar akıyordu. Göz yaşlarımı görünce biraz sakinler gibi oldu. Yanıma gelip yatağın üzerine oturdu ve yine elimi tuttu.“Ağlama güzelim özür dilerim ama söyle lütfen güzelim söyle ne istiyor o herif senden” diye sakince konuşmaya çalıştı ama yüzünden hala öfkeli olduğu belliydi.
“Be..beni mallar için aramıyor en azından artık değil.”
“Nasıl yani Ayla düzgünce anlat güzelim bak yine sinirlenmeye başlıyorum”
“Benim canım için istiyor kaybettiği herşeye karşılık benim canım” dediğimde bakışlarına öyle bir karanlık çöktü ki yerime sinmek zorunda kaldım. Öyle ürkütücüydü ki nasıl baktığını fark edip bakışları biraz olsun normale döndü.
“Ca...canınla.Senin canınla buna asla izin vermem anladım mı asla” deyip yine ayağa kalktı ve etrafında dönmeye başladı. Bir şeyler düşündüğü belliydi.
“Tek bir çare var o da kaçmak başka çare yok o yüzden hastaneden çıktıktan sonra gidicem.”dediğimde hiddetle bana dönüp
“Aklımdan çıkar gitmeyi başka bir çözüm bulucaz ama gitmeyi o güzel aklından çıkar”diye çıkıştı. Sakin kalmaya çalıştığı belliydi. O sırada odaya hemşire girdi.
“Merhaba nasılsınız sanki biraz öfkeli gibisiniz ama nişanlınızın iyiliği için sakin olmaya çalışın” deyip serum kontrol ettikte sonra çıktı. Bende nişanlı lafına takılmıştım
“Nişanlı mı?Onlara nişamlım olduğunu mu söyledin?”diye sorup bir kaşımı kaldırdım.
“Evet yoksa doktor durumunu söylemiycekti. Büyütülücek bir durum yok”deyip arkasını döndübana
“Anladım ama akrabamda diyebilirsin” deyip onunla dalga geçip rahatlatmak istedim çünkü bu işin başka çözümü yoktu gidicektim.Birden yüzünde bir gülümseme ile bana döndü.
“Buldum seni nasıl korucamızı buldum.”deyip hızla gelip elimi tuttu yeter be adam yapma işte şunu.
“Ne buldun.Beni nereye şutluyorsun.”diye ona takıldım ama o ciddi bir şekilde gözlerimebaktı.
“Evleniyoruz!”...
