Kimsesiz kitap kapağı

1. bölüm / 1

Kimsesiz

~Sesizliğin sesi ~

Vaveyla Yazarı: Ahmet Yılmaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: ~Sesizliğin sesi ~
  1. 1 ~Sesizliğin sesi ~2.895 kelime · Okuduğun bölüm

Dışarıda esen rüzgar şiddetini gittikçe artırıyordu. Hava gittikçe soğuyordu dışardaki rüzgar ve içimdeki öfke dinmiyordu rüzgarın şiddeti azalırdı peki ya içimdeki öfke ...

Issız sokakta yolun ortasında sessizce yavaş adımlarla yürüyordum hava çok soğuktu . Her zamanki gibi ne yapacağımı bilmiyordum kimsesizdim ben .Kimsesiz,sessiz, öfkeli, üzgün ve birçok duyguyu içinde barındıran bir kim? Sessiz dim.

Bugün yine kaldığım yurttan kaçmıştım , orada kalmak istemiyordum. Orası benim ve onlarcasının cehennemi. Korkulu rüyasıydı. Armina kimsesizler yurdu. İsminin anlamı gibi bir yer değildi. Biz korkusuzken bizi korkunun içine atan yurttu.

Yağmur gitgide hızını arttırıyordu gittikçe ıslanıyordum yanımda birkaç parça kıyafetten başka hiçbir şey yoktu.Yavaş adımlarımı hızlandırarak tek sevdiğim kedim pati'nin yanına gidiyordum. Pati de benim gibi kimsesiz, bir sokak hayvanıydı .

Kimsesiz ve sessiz.Hayvanlar konuşmazdı. Ama o benimle konuşuyordu. Ben onu anlıyordum o da beni anlıyordu.Pati'nin nerde olduğunu bilmiyordum ama onu bulmam çok zamanımı almayacaktı. Onu pati izlerinden bulucaktım.Pati'yi kendim kadar iyi tanırdım. Pati'nin açık kahverengi ve siyah beyaz tüyleri vardı patisi de kendisi gibi küçüktü. Pati izlerini takip ederken yaklaştığımı hissettim .

Ona o kadar ihtiyacım vardı ki sarılıp öpmek istiyordum.Karşımdaki ara sokağa girip pati izlerini takip ediyordum ki çöp konteyneri ' nin karşısında durdum ve pati'yi gördüm.
Her zaman ki gibi değildi, hareket etmiyordu. Koşarak yanına gittim ve kucağıma aldım o an başımdan aşağı kaynar sular döküldü.

Pati'nin gözleri kapalı dili dışarda ve nefes alamıyordu. Ne yapacağımı bilmiyordum patim yoktu artık yanımda. Gözlerimden süzülen yaşlar yağmur sularıyla karışıyordu.Hayatım boyunca bu kadar üzülmemiştim. Pati benim kimsemdi. Birbirimizin kimsesiydik biz, kimsemi kaybettim ben bugün.

Tarihin en kötü günlerinden biriydi benim için. O gün içimin öldüğü gündü. Pati benim her şeyimdi . Her şeyim gitmişti. O artık yoktu. Issız sokakta ölü bir beden, yaşayan bir ruh vardı.

Şimşek çaktıkça etraf aydınlanıyor ve ben ruhumu görüyordum. Bedenim pati'nin yerinde olmak istiyordu ancak daha hiç birşey başlamamıştı.

On sekiz'ime az kalmıştı. Yaşayacak bir gençliğim vardı daha ama hevesim her geçen gün gidiyordu. Ne olursa olsun yüzümü hep gülümsemeyle doldurdum bu hayatta . Yüzüm hep gülerdi ama içim hep ağlardı. Peki bir yüz hep gülüpte içten ağlamalı mıydı? Ya da ağlayarak mı gülmeliydi?

Bu güne kadar hep mutlu olarak yaşamak istemiştir ama istemek de yetmedi bana hep gayret ettim, çabaladım ve mutsuz bir mutlu oldum. Her zaman susmuştum bugün de olduğu gibi.

Ben yedi yaşından beri susuyordum. Annem ve babam'ın öldürüldüğü günden beri susuyordum. Susmak benim sonum mu yoksa sonsuzluğum mu ? Bilmiyordum. Susmak bazen iyidir derler ama benim için iyi mi onu da bilmiyordum . Tek bildiğim şey.

"Sessizliğim benim silahımdı ve zamanı gelince o silah beni sevdiklerimden ayıranların sonu olacak." Öfkemi hep bunun için saklıyorum. Benden sevdiklerimi alanlara hesabını tek tek sorucaktım. Bugün bir sevdiğimi daha kaybetmiştim. Patimi her şeyimi kaybetmiştim. O benim her şeyimdi.

Ağlamaktan gözlerim şişmişti. Vücudumu hissetmiyordum. Vücudum ölü gibiydi her geçen gün gittikçe zayıflıyordu. Vücudum zayıflıyor ,ruhum güçleniyordu. Ruhumun içindeki öfke güçleniyordu . Zayıf bedenim yürümemi zorlaştırıyordu.

Zayıf bedenimle pati'yi de kucağıma alıp yurda doğru yürüyordum. Bu sefer tektim patim yoktu artık. Zayıflıktan , açlıktan, kimsesizlikten ölmüştü. Bende böyle ölmek istemiyordum ve keşke pati de böyle ölmeseydi. Keşke demek boştu çünkü o artık bir ölüydü. Ama ruhu kalbimdeydi. Ruhu hep de ,kalbimde kalacaktı. Tıpkı annem ve babam gibi.

Gün ışımadan pati'yi yurdun arka bahçesine gömmem gerekiyordu. Bahçeye ulaştığımda toprağı elimle deşerek çukur açtım toprak nemliydi. Yağmur yağıyordu ama buraya kadar gelmemişti. Toprak kokusunu yedi yaşıma kadar severdim. Küçükken toprak en büyük dostlarımdan birisiydi.

Dışarıda hep toprakla oynardım. Annem üstüm çamur olunca hep kızardı. Hep bağırırdı :"Yeter artık oynama şunlarla mikrop kaparsın " derdi. Anne tekrar şimdi de bağır çağır, durmadan kız diyemedim.

Gözlerimde ki yaşlar toprağa süzülüyordu. Toprağın kokusu annem ve babamı toprağa verdiğim günü hatırlatıyordu . Toprak artık düşmanımdı. Dostumuz düşmanımız da oluyormuş demek dedim içimden. Öfkem, giderek taşıyordu. Toprağı avuçlarımda sıkarak, o günkü gibi haykırmak istiyordum ama elime hiç bir şey geçmiyecekti bunu çok iyi biliyordum.

Son kez o güzel ıslak vücudunu okşayarak toprağı üstüne kapattım. Veda ettim gözyaşlarıyla o açık kahverengi gözlere . Üstünü tamamen toprak ve çimenle kapatmıştım Son anda aklıma bir şey geldi. Onu gömdüğüm yeri unutmamak için küçük bir fidanı yan tarafına ektim.

Çınar fidanıydı biliyordum çünkü bu fidanı yıllar önce evimizin bahçesinde görmüştüm. Zekam çok keskindi. Zekiydim ama çürümüş bir bedende zekilik çok işe yarar mıydı? Artık kendimi toparlamam gerekiyordu kendi sonum olmamak için.

Hava aydınlanmaya başlıyordu artık yurda geçmeliydim çünkü hergün sayım yapılıyordu. Yurdun arka bahçesinin duvarından gizli yerime geçerek oradan da odama doğru çıktım. Kaçmak için hep bu gizli yeri kullanırdım ve bu gizli yeri sadece ben biliyordum . Benden başkası bilmiyordu, bilmeyecekti de .

Yurdun içi de dışarısı kadar soğuktu. Soğuktan ölücektim neredeyse çok üşüyordum hayatım boyunca hiç bu kadar üşümemiştim. Annem ve babamın öldüğü gün gibiydi . Her şey aynıydı. Fakat zaman farklıydı ." 26.10. 2013"

O tarih benim öldüğüm gündü.

Yaşıyorum ama yaşayan bir ölü. Ölü bir vücuttan farkım yoktu. Yaşama hevesimi kaybetmiştim ama yaşamak zorundaydım ailemin intikamını almak için . Her şey onlar için olacaktı.

Üstümü değiştirip temizlendikten sonra direkt yatağıma geçtim . Uyumuş numarası yapmalıyım ama uyuyamıyordum. Odadaki herkes uyuyor yalnızca ben uyumuyordum. Herkesi tanıyordum fakat hiç biriyle doğru düzgün konuşmuyordum çünkü ben " Sessizliğin sesiydim bütün sessizliklerin sesi."

Saçlarım, vücudum hala ıslaktı iliklerime kadar ıslanmıştım ve kuruması saatleri alırdı. Gün iyice ışımıştı birazdan kontrol için odaya gelirlerdi. Uyumuş numarası yapmalıydım ve tam öksürecekken kapı açıldı ve içeriye sayım için gelmişlerdi tek bir ayak sesi vardı . Hapishaneden farkı yoktu koğuş gibiydi aynı . Herkes uyanmıştı sadece ben uyanmamıştım. Numaramdan da , sonra bir ses bana "hemen yerinden kalk" diye bağırdı. Yurt müdürüydü hiç sevmiyordum kendisini. Cem bektaş hayatımda en nefret ettiğim insanlardan biriydi . Yine bize bağıracak, sövecek, dövecekti.

Yataktan kalktığımda cem "bu ne hal, saçların neden ıslak dışarıya mı çıktın?" diye bağırarak küfretti.

"Yok efendim nasıl çıkayım her yer kilitli zaten"

ve daha cümlemi tamamlamadan yüzüme bir tokat geçirdi. Olduğum yerde kalakaldım dayak yemeye alışıktım ama her zamankinden sert vurmuştu. Böylesi pislik insanlar neden böyle yerlerde çalışıyorlardı. Nefret ediyorum cem denen pislik heriften elimden gelse bir kaşık suda boğmak istiyordum kendisini ama ben çok zayıf ve inceciktim Cem ise yapılı ve uzun boylu birisiydi benim boyum da ona kıyasla çok kısa değildi. "Ceeem"

diyecektim ki yine konuşmama izin vermeden ittirerek yere düşürdü. Karın boşluğuma defalarca tekmeyle vurdu.

Bilincimi kaybetmek üzereydim. Odadaki diğer arkadaşlar dayanamayarak müdahale ettiler yoksa cehennemden farksız olan yerde ölücektim. Bir atmış yedi boylarında kumral saçlı ,koyu yeşil rengi gözleriyle, sinir küpüne dönmüş kız bağırarak

"yeter artık biz sizin bu hakaretlerinize, küfürlerinize."

Daha sözünü tamamlayamadan arya başkası girdi.

Bir yetmiş beş boylarında sarı saçlı mavi gözlü ve güzel görünüşüyle sözlerine devam etti.

"Bizi taciz etmenizden, bizi hastanelik olana kadar dövmenizden bıktık, siz artık haddinizi aştınız"

dedikten sonra odadaki diğer kişilerin konuşmalarına izin vermeden direkt herkesi dövmüştü. Helak etmişti odadaki herkesi . Kanla yerde yatıyorduk en çok da ben dayak yemiştim aralarında . Hepimizi öyle dövmüştü ki herkes yerde yarı baygın yatıyordu. Ben daha kendime gelemeden sert bir tekme daha geçirip kolumdan tutup beni odasına götürdü.

"Bugün neden saçların ıslaktı. Sende ne zamandır garip bir şeyler var her şeyi Söyleyeceksin yoksa seni burda öldürürüm "

Herzaman ki gibi yine sustum. Konuşmayacaktım "sessizliğim benim en büyük silahım olacaktı ve sessizliğim illaki bir şekilde seslenecek ve o anda nefret ettiğim herşeyi yok edicekti."

Ağzım yüzüm hertarafım kan içinde olduğu için dövmedi öyle tahmin ediyordum . Sustuğum için kendisi konuşuyordu. Ben dinlemek istemiyordum fakat bir tane kamera kaydı olduğunu söyleyip ve önüme kaydı koyup izletti. Gördüklerim karşısında şok olmuştum. Arka bahçeye gizli bir kamera yerleştirmiş ve ben bilmeden ne zamandır beni izliyormuş. Kafayı yemek üzereydim. Neler olduğunu idrak edemiyordum ki tam konuşacakken sen

" Asena kayalar artık buradaki son günün "diyerek beni yine hayretler içinde bırakmıştı . Her şey o kadar hızlı gelişmişti ki anlamlandıramamıştım. Kendimi çok farklı hissediyordum. Değişik bir duyguydu. Ne içimdeki sokaklara sığabilmiştim, sokak var mı bilmeden ne de dışarda ki şu koca dünyaya. Dört duvar arasında bildiğim yerin bilinmeyen çıkmaz sokağındaydım. Her şeyin bir yolu vardır ve bu zorlu yolun da, sonu ne olacaktı merak ediyorum.

Hiçbir şey söylemeden yerimden kalkarak kapıya doğru yöneldim tam kapıyı açacakken cem

" Nereye gidiyorsun daha söyleyeceklerim bitmedi."

Sözünü kestim ve konuşma sırası bendeydi.

Sen cem bektaş bugüne kadar bir kere bile olsa bana iyi davranmadın beni hep ölünceye kadar dövdün tam konuşacağı sırada dur! diye bağırdım " sessizlik benim silahım ve zamanı geldiğinde namluyu başı üzerinde görüceksin" diyerek kanlı ve morarmış yüzümle bir sırıtış attım .Ve odadan çıktım.

Daha önce böyle bir şey yapmamıştım bunu yapmaya içimdeki öfke zorluyordu. Öfkem her geçen gün artıyordu ve içimdeki Ateş daha fazla harlanıyordu. Koridordan ilerleyip merdivenleri inerek odama doğru yürüyordum. Herkes odalarında yaralı , mutsuz ve acılı bir şekilde oturuyorlardı. Burda kalan herkesin bir hikâyesi vardı . Herkes kimsesizdi hiç kimseleri yoktu.

Odaya girdiğimde kızlar yüzlerini gözlerini temizlemeye çalışıyorlardı. Beni seyrediyordu çünkü çantamı elime almış yurtta neyim var neyim yok ona depiyordum. Hiçbir şey almak istemiyordum aslında. Bu yurttan çıktığımda böylesi kıyafetlerle dolaşmak istemiyordum çünkü hepsi ayrı bir kötülükle doluydu . Her bir kıyafetin ayrı bir anlamı var .

En çok da beyaz renginde olan elbisenin. O elbiseyi sadece bir kere giymiştim ve ondan sonra da giymemiştim bir daha da giymeyecektim. O elbiseyi paramparça edicektim sadece yurttan çıkmayı bekliyordum. Çoğu şeyi yakacaktım . Sadece bir bebeğim ve bir tane kol saatim hariç. ikisi de benim için çok değerli herşeyden önemliydi paha biçilmezdi. Saat ve bebek yok olursa ben de yok olurdum.

Odadan çıkacağım sırada bir yetmiş beş boylarında sarı saçlı mavi gözlü kız Yeşim Ersan .

"Dur! nereye gidiyorsun asena bizi burada yalnız mı bırakacaksın.? Nolursun gitme. Dur biraz konuşalım ,asena bak burda kaç yıldan beri beraberiz . Bu güne dek bizimle doğru düzgün hiç konuşmadın bari bir kez olsun dinle beni, bizi kırma şu on bir yılın hatrına. Onca yıldan beri bizimle hiç konuşmuyorsun. Bazen senin için korkuyorum. Yoksa _Total Mutizm_ misin. ? Bak nolur dinle burdaki herkesin hikayesi var ama çok farkı şeyler.

Yeşim haklıydı fakat konuşmak istemiyordum. Konuşmak benim için değildi . Ben kendimi susmaya adamıştım ve nereye kadar susacaktım. İçimden bir ses yeşimle konuşmam gerektiğini söylüyordu bu kadar yılın hatrı için konuşacaktım. Herkesin hikayemi bilmesini istemiyordum. İlk defa böyle uzun soluklu konuşacaktım. Odada beş kişiydik . Benle beraber altı kişi oluyorduk.

Yeşim dedim ince ve güzel sesimle . Yeşim sesimi duyunca o güzel gamzesiyle bir gülümseme attı . "Konuşacağım ama sadece bu odada. Bak biliyorsunuz ben bu odada hep susmuşumdur. İlk defa bu kadar uzun soluklu konuşacağım." Odadaki beş kişiye bakarak

"bu konuşacaklarımız aramızda kalıcak. Ben kimseye kolay kolay güvenmem bunca yılın hatrına anlatıcağım" dedim .

Yeşim Ersan ve diğer dört kişi ; Açelya Alkaya, Belgin Koral, Karen Elçin ve Nevra Saral. Adlarını ve soyadlarını biliyordum. Keskin zekam sayesinde.

Zekiydim ama bugüne kadar kullanamamıştım. Şansız mıydım? Bahtsız mıydım ? Bilmiyorum. Ben bu dünyaya gelerek hata mı yapmıştım ama elimde olan birşey değildi. Yaşamak o kadar zor ki nefes almak bile bazen zor . "En zor olan ise kimsesizlik " sözlerime şöyle devam ettim.

Bende sizin hikayelerinizi merak ediyorum. Hepimizin hikâyesi birbirinden daha kötü ve zor .

Ben anlattıktan sonra sizinkileri de dinlemek isterim tabi anlatmak isterseniz dedim ve hepsi bir ağızdan biz sana ve birbirimize güveniyoruz. Anlatacağız . Fakat burda anlatmamız pek doğru olmaz . Kızların içinden "yeşim fısıldayarak benim çok gizli bir yerim var oraya gidelim orada konuşuruz. Ama nasıl gideceğiz, başımızda cem olduğu sürece. "

Aklıma direkt gece gidebiliriz fikri geldi ve en mantıklısıydı .O hâlde gece gidelim bir planım var dedim ve planımı anlattım. Hava kararmaya başladığında odanın ışıklarını kapatıcağız herkes yatağına geçip yorganın altına kıyafetlerinden kendi görünümünü yapıcak. Son olarak altına yastık koyarız. Ve bu kadar kolay dedim.

Genellikle gece odalar kilitli olur ve gece kontrol etmezler. Önemli bir şey olduğunda kontrol ederlerdi dedim. Havanın kararmasını bekliyecektik o sırada Karen odalar kilitleniyor nasıl çıkacağız diyerek herkes birbirine baktı ve Açelya; Asena bir fikrin var mı? Sen dün nasıl dışarı çıkmıştın. Diyerek herkesin bana yönelmesini sağladı.

Bunları sonra konuşuruz diyerek anlatmak istemedim. Pati'yi kimsenin bilmesini istemiyordum.

Bende bütün yurtta ki odaları açabilen bir anahtar var dedim ve hepsinin bakışları üzerime daha fazla yoğunlaştı. Gözleri hazine görmüş gibi cebimden çıkarttığım anahtara bakıyorlardı. Koridordan bir ses duyduğumda hemen elimdeki anahtarı cebime koydum ve oturduğum yerden yatağıma geçtim. Yaptığım şeyi gizlemek için üzerine yatmıştım.

Bu ses cem'in sesiydi . Diğerlerinin de yaptıklarını anlamasın diye kızlar yatağınızın üstüne yatın diye hepsine seslendim. Herkes yatağa geçtikten tam bir dakika sonra odaya cem girdi ve direkt gözleri beni buldu . "Sen daha gitmedin mi "? Dedi pis sesiyle, sesi midemi bulnadırıyordu. Yine konuşmayarak sadece yüzüne baktım. Aslında söyleyecek o kadar çok şey vardı ki edecek küfür , aşağılama ama onun seviyesine inmek istemiyordum . "Bak sen şu küçük sıçana yüzünü bile temizlememişsin daha bak bu şerefsiz arkadaşların temizlemiş sen niye temizlemedin. Dur bir dakika tekrar kanatmamı ister misin?"Diyerek bir kahkaha ve adım attı .

Odadaki beş kişi de ayağa kalkarak bir adım attılar. Cem " siz ne ayak yürek mi yediniz yoksa" diyerek üzerlerine doğru yürümeye başladı. Bende o sırada ayağa kalkıp kızların önüne geçtim. " Vay hepsi yurttan atılmak istiyor " diyerek pis pis sırıtış attı. O sırada evet bu cehennemden hepimiz kurtulmak istiyoruz diyerek sözünü kestim.

"Bu cehennemde benim sessizliğimin içindeki seste yok olacaksın."

___ Ne boş yapıyorsun.

Sözümü yine kesmişti. " Sıra sana geldiğinde dolu olan namluyu ruhunda hissedeceksin tâbi hissedebilecek misin?" Diyerek bir sırıtış attım.

___ Çok gerizekalısın ve bunu bile bile konuşup kendini küçük düşürüyorsun .

Diyerek odadan çıktı ve kapıyı kilitledi. Kilitlerken kahkaha atıyordu . Kilitledikten sonra kapıya sert bir tekme atıp gitti. Kızlar nefesini vererek rahatlamış görünüyordu. Fakat yeşim çok tedirgindi. Neye tedirgin olduğunu tahmin edebiliyordum. Gizli yerini çok da söylemek istemiyormuş gibiydi. Madem tedirginsin neden güveniyorsun ve güven veriyorsun.

Hiç birşeye anlam veremiyordum. Anlatmak istemiyorum fakat bu kadar yılın hatrına onları kıramazdım. Ben iyi biriydim kimsenin canını sıkmak istemem ve suçsuz bir şekilde kimseyle uğraşmam ve dert olmazdım. Zamanı geldiğinde öfkem herkesi içine alıcaktı. Beni sevdiklerimden ayıran herkesin sonu olacaktım. Sadece kendim değil benim gibi kimsesizlerin de sesi olacağım ve onları da koruyacağım onlara gözüm gibi bakacağım.

Kendime büyük bir söz verdim. Bu sözü ailem için tutucağım. Oyun yeni başlıyordu. Bu oyunda kazanan ben olacaktım ve bunu kazanmak için güç gerkiyor . Ama o güç bende yoktu bunun için bir sürü vitamine ve ilaca ihtiyacım vardı .

Bunları düşündükçe içimdeki intikam giderek büyüyordu ve ben bundan keyif alıyordum. "Canımı yakanların canını alıcağım." Benim için değerli olan kolumdaki saate baktım zaman epey ilerlemişti ve hava kararmıştı. Odadan çıkma vakti gelmişti ama halletmemiz gereken şeyler vardı. Kameraları halletmemiz gerekti. Önümüzdeki engel buydu.

Kızlar artık çıkmamız gerek ama bir engelimiz var . Aranızda bilgisayardan anlayan var mı? Diye sorduğumda Nevra Saral " ben anlıyorum daha önce kullanmışlığım ve epey bilgim var".

Harika ozaman. Şimdi planlı hareket etmemiz gerek . Odanın kapısını açacaktım son kez planı anlattım kızlara.

Şimdi bakın kızlar ilk odadan Nevra çıkacak ve elimdeki anahtarla cem'in odasına girecek. Çok dikkatli ve sessiz olmak zorunda. Yakalanırsak biteriz bu sefer ve sonra bilgisayara sızacak. Bilgisayarı kolumda ki saate bağlayacak ve ben de yurtta ki bütün kameraları yönetebileceğim. Kameraların çıktığımız saatlerde ki kayıtlarını de silerim dedim .

Nevra cem'in odasından çıktıktan sonra yangın merdivenlerinin kapısını açacak ve o sırada biz nevra'yı saatimden izliyor olacağız. Elinle işaret ettiğindeyse hepimiz odadan çıkacağız ve ondan sonrası da Yeşim'e ait yeşim'in gizli yerine gideceğiz dedim .

Yeşim'e bir bakış atıp yeşim senin bizi götüreceğin yer nasıl bir yer? Sesiz ve sakin bir yerdir umarım. Yeşim " merak etmeyin gideceğimiz yer sesiz sakin ve genellikle kimsenin bilmediği yer . Bir eve gideceğiz. Bu ev benim için oldukça önemli. Bu evi sadece siz ve birkaç kişi dışında başka kimse bilmiyor. Bakın bu evi eğer başkası öğrenirse bizim için çok kötü şeyler olur . Aramızda kalıcak. Söz mü kızlar? " Herkes hep bir ağızdan söz diye diye bağırdı. Bende söz verdim . Söz ağızdan bir kere çıkar .

O zaman derin bir gülüş atıp"let's start" dedim herkesin anladığını umarak. Nevra'ya işaret edip planı uygulamaya başladık .Nevra odadan çıktığında sessizce arkasından baktık. Yapacağımız bir şey yoktu. Sadece beklemekti. Nevra cem'in odasına girmişti çünkü saatime bir uyarı gelmişti. Bu onay bildirimiydi. Bildirimi dikkatlice okuyup onayladıktan sonra, bütün yurdun sistemini saatime geçirmiştim .

Artık yurdun kontrolleri benden sorulur diyerek bir gülüş attım . Gülüşümü gören açelya, yeşim, karen ve belgin direkt yanıma geldi . Kolumdaki saate bakıyorlardı.

Şu anda nevra'yı koridorda görebiliyordum. Eliyle işaret etmesini bekliyordum. İşaret geldiğinde hadi kızlar dedim ve hızlı adımlarla koridordan sessizce ilerledik. Merdivenlerden üst kata çıkıp nevra'yı da gördüğümde içim rahatlamıştı .

Nevra " herşey tamam yangın merdivenlerinin kapısını da açtım artık çıkabiliriz "

Nevra'ya bir gülüş atıp afferin sana dedim ve yangın merdivenlerinden inip yurdun yurdun ön kapısına inmiştik.

Kameradan kendimizi izleyebiliyordum. İzledikçe cem'in de beni nasıl izlediği geliyordu aklıma. Ama bu oyunda güçlü olan kazanmayacaktı bu oyunda akıllı olan kazanacaktı. Bir - sıfır olan durumu şuan bir - bir yapmıştık. Cem kendisini zeki sanarken onu oynadığı oyunda mağlup edicektim. Bu yaşıma kadar hep kaybetmiştim zaten artık kazanmak hakkımdı.

Yurdun önünden ara sokağa geçtiğimizde hızımızı arttırdık yeşim ve ben önden, arkamızda da diğer kızlar vardı.

Yeşim'in nefesinin hızlandığını hissettiğimde yeşim iyi misin? Diye sordum. "Evet iyiyim" dedi .Ben de çok yorulmuştum günlerdir doğru düzgün bir şey yememiştim. Başım çok dönüyordu. Kızlar durun ! Diye bağırdım. Yeşimden tutarak dengemi sağladım yoksa yere düşecektim.

Arkadan açelya "ne oldu bir sorun mu var?"dediğini duydum ve dengemi kaybettim . Yere pat diye düşmüştüm. Bilincimi kaybetmiştim ve bilincimi kaybettiğim sırada ağzımdan son olarak şu kelimeler döküldü:

Bir şey seçebilseydim;
unutmayı seçerdim, tüm her şeyi..
tanıdığım herkesi ...

"26.10.2013"

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18