6. bölüm · Kılıçların Efendisi
5. Bölüm~HANÇER
BuBir çukurun içindeydim sanki çıkış yolu yoktu. Beni o çukurdan çıkaracak biri yoktu. Sonra onunla tanıştım elini uzattı bana, gel dedi elini tuttum. Ve yemin ettim bir daha bırakmamaya.
Ona aşık olmamaliyim,Ona çekilmemeliyim, ona kapilmamaliyim ama ya çoktan ona aşık olduysam?...
"Gölge..." Demiştim ama o sırada belime dolanan el tiz bir çığlık atmama neden olmuştu beni yatağa yanına çekmişti ve üzerime eğildi.
"Ne yapıyorsun?"
"Prensesime bakıyorum"
"Niye?"
"Çünkü gözlerimi güzel gözlerinden,dolgun dudaklarından, utanınca vişne rengi olan yanaklarından kızıl saçlarından mükemmel burnundan alamıyorum..."
Bir an afallamıştım. Sonra kendimi topladım. Ve.
"Lordum, benden etkileniyor musunuz yoksa bana mı öyle geliyor, hm?"
"Belkide... " Biraz düşündü ve sonrasında karar vermiş gibi "kesinlikle öyle" dedi...
"Bana alışma. Bana aşık olma benden etkilenme de gölge" çünkü bunu yapmamaliydi. İntikam bitince ne olacaktı sanki. O yoluna ,ben yoluma. demiştim ya, ya ölecektim ya öldürecektim ya da ölecektik.
"Emir veriyorsun?"
"Evet lord bozuntusu" hâlâ ayni pozisyondaydik çok yakındı yuzlerimiz birbirimizin nefeslerini hissediyorduk nerdeyse burunlarimiz birbirine değecekti
"Mierra..." Onaylar gibi bir mırıltı çıktı ağzımdan.
"Dudakların... Mierra dudakların. " Onu öpmek istiyordum... Sanırım. Hayır üstünü çiz kesinlikle öpmek istiyordum.
Burnunu burnuma sürttü...
Düşmemeliydim bu oyuna. Guvenemezdim ona arkami dönemezdim çünkü ondan hançer yersem bunu kaldıramazdım.
"Ne yapmaya çalışıyorsun bilmiyorum Aeros. Gerçekten bilmiyorum. Bu evliliğin sahte olduğunu biliyorsun. Bunu yapmamalisin bunu da biliyorsun. Ama... Kalbini koru çünkü ben acımam. "
Bu sözlerinin üzerine beni susturmak ister gibi dudaklari dudaklarımın üstünü örttü. Haraket etmedi sadece öylece bekledi alt dudağımı dudaklarının altına alıp nefesini verdi sonrasında geri çekilip yüzünü boynuma gömdü.
Kalbim çok hızlanmıştı yerinden çıkacaktı sanki bir kaç dakikanin sonunda Aeros üstümden çekildi ve yatağa yattı geri elleriyle yüzünü kapattı pişman gibiydi. Ama değildi biliyordum.
"Mierra, bu bir daha olmayacak. Sana yemin ederim ki olmayacak. Hataydi. Ve haklısın bana güvenme bana sırtını dönme çünkü ben o hançeri sırtına geçirmekte tereddüt etmem."
Sözleri canımı acıtmışti ama bunu belli etmedim. Zaten niye kırabiliyorsa sözleri beni? Anlamıyordum. Buna izin veremezdim. Vermemeliydim.
"Gölge. Sana asla güvenip sırtımı dönmeyeceğim. Şüphen olmasın. Ve bunu bir daha yaparsan. Seni öldürürüm. Biliyorsun. Bunu yaparım."
⚔️⚔️⚔️
Üç gün geçmişti. Tam üç gün. Birbirimize bakmıyorduk bile gerçi odamdan çıktığım söylenemezdi. Freya ve diss diyarin içindelerdi haber göndermişlerdi bunu Aerosa söylemem gerekiyordu ama yüzünü bile görmek istemiyordum öptükten sonra nasıl bu cümleleri kullanabiliyordu. Aklım almıyordu gerçekten.
Odadan çıkıp büyük salona indim Aeros koltukta oturuyordu, elinde bir şarap kadehi vardi içinde az kalmıştı içmiş olmalıydı.
"Gölge."
"Kızıl"
Karşısina oturdum ve on baktım sadece
"Niye öyle bakıyorsun?"
" Nasıl bakıyorum" diye sordum
"Kırgın gibi kızgın gibi ... Yapma Mierra. Pişman mıyım hayır değilim seni öptüğüm için asla pişman değilim ama benim hayatımda aşka yer yok ben birini sevemem zaten sevmekte sevilmekte ne demek bilmem."
"Doğruları söyledin. Ve dedim ya. Sakın aşık olma bana öldürürüm seni. Bunu gözümü kırpmadan yaparım."
Burnundan Güler gibi bir nefes verdi.
"Ne söyleyeceksin,hadi anlat güzelim dinliyorum." Güzelim mi...
"Nerden anladin bir sey anlatacağımi? "
"Seni tanıyorum mierra, seni kimsenin tanımayacağı kadar iyi tanıyorum. Sen hatırlamadanda benim çocukluğum sensin. Senin çocukluğunda ben" hatırlamıyorum mu sanıyordu? Yanılıyordu.
"Hatırlıyorum. Her şeyi. Ama beni tanımıyorsun. En azından artık. Çünkü ben o kız çocuğu değilim."
"Hayır kızıl, sen hâlâ aynısın."
Başımı iki yana salladim sadece"
"Freya ve dissian'dan haber geldi" dedim.Sonra arkama yaslanıp"diyarin içindeler" dedim.
"Vakit geldi demek. Hazirlan yarın syndirle gidiyoruz."
⚔️⚔️⚔️
İLAHİ BAKIŞ AÇISI:
GEÇMİŞ:
Ayni annesi gibi kızıl saçları olan olan kız, evden kaçmıştı. Babasi annesine vurmuştu. Şiddet ile tanışmıştı. Oysa babası ile annesi birbini seviyor sanardi. Aynı masallardaki gibi. Ama değilmiş dedi bugün.
Sin üstünü giydirmisti , küçük mierra sin mutfağa gidince o aralığı fırsat bilip kaçmıştı. Masallar diyarini bulacaktı. Kafasina koymuştu. Çünkü.
Üstünde bir pelerin vardı. Ama pelerinin ve altında çiçekleri olan bir elbise diyara karşı olup dikmişti annesi. Babasi izin vermezdi giymesine. Diyarda hakaret olarak algılanırdi çiçekler. Hele ki Çiçekli elbise. Ölüme yol açardı. Ama annesi çiçekleri çok severdi ve mierra çiçek gibi kokardı annesi her sesleneceğinde çiçeğim yada çiçek bahçem derdi. Ama şimdi Çiçekli elbisesi çamur içinde kalmıştı çünkü bir taşa takılıp çamura düşmüştü bacağı kanıyordu. Canının acısını yok sayamiyordu.
yerde ağlarken, yanına gelen oğlanı fark etmemişti.
"Kızıl. Neden yerdesin" diye sormuştu ismini bilmediği için kızıl demişti simsiyah saçları olan oğlan.
Mierra onun sesini duyunca irkilip başını kaldırmişti. "Sen kimsin..."
"Ben Aeros. Peki sen kimsin ve neden ağlıyorsun"
"İsmim Mierra... " Hıçkırır küçük kız "evden kaçtım ben. Ama kayboldum. Masallar diyarina gidecektim oysaki hem bak düştüm de"
"Kızıl, masallar diyarı diye bir yer yok. Ve ağlamak sana yakışmıyor sil gözlerini"
8 yaşındaki oğlan kızın hizasına gelebilmek ve bacağına bakmak için yere çöker. "Neden kaçtın evden"
"Çünkü annnemle babam birbirini sevmiyormuş"
"Ama kızıl... Bu kaçmak için bir sebep değil ya başına kötü bir şey gelseydi. O zaman ne olurdu? "
"Beni evime götürür müsün , aeros"
"Götürürüm ama ilk dizine bakayım olur mu"
"Hı-hm" der küçük kız oğlan onu kucağına alır,daha 8 yaşında olmasına rağmen geçtiği eğitimlerden dolayi güçlüdür.
Kızı yeşil çimlerin üstüne oturtur. kuzeni hansel ile yürüyüşe çıkmasalardi belkide mierra yaşamıyor olacaktı. Hansel yanlarına gelir.
"Aeros,bu kim?" Der kahverengi saçlı çocuk kestane gözleri vardır.
"İsmi Mierra evden kaçmış,ama baksana yaralanmış yardim edelim ona"
"Aeros,kral geç kalırsak bizi sweraya kapatır " swera işkence odasındadir ve aeros 8 yıllık hayatında 2 defa o odaya kapatılmıştir.
Aeros küçük kızın yanan bacağına üflüyordur.
"İyi misin?" Diye sorar oğlan.
"Hı-hm iyim. Ama evime gitmek istiyorum."
"Merak etme gideceğiz."
"Peki"
Oğlan yavaşça kızı kaldırır ve destek alır. Kızın yardımıyla krallığını yani evini bulurlar. Pyraxia'dır burası. O an ikiside bilmiyordur. Ama buraya daha çok gelecek birbirlerinin kaderi olacaklardır.
⚔️⚔️⚔️
Aeros ile konuşmamizin üstünden 3 saat geçmişti duş almış ve saçlarımı örmüştüm saat gece yarısına geliyordu. Aerosun uyudugundan emin olduktan sonra üstüme suikastçı kıyafetlerimi giydim.
Ayağımın icine,belime,ve kemerime iki hançer koymuştum.
Hızla saraydan çıkıp ahıra yürüdüm gece ve nolan yanyanalardi gecenin tüylerini okşadiktan sonra nolana elma verdim o onu yerken geceye de vermiştim. Sonrasında gece'ye binip diyara indim.
🗡️
Diyarin karanlık sokaklarında ilerledim kurbanima ulaşmak için.
Küçük dükkanın önüne geldiğimde durdum geceyi demire bağlayıp dükkana yaklaştım.
Masum bir adam gibi gözüküyordu dışarıdan. Ama acımasız bir muhafızdi ve ben muhafızları sevmezdim. Camı kırıp içeri girdim iki katlı bir dükkandi hançerimi elime alıp üst kata çıktım. Adam uyumuyordu kilolu biriydi ama heybetliydi nerdeyse 2 metre vardı sırtı bana dönüktü bakışları camdaydi geldiğimi görmüş olmalıydı.
"Muhafız?" Dedim kısık ama tehlikeli bir sesle.
"Mierra?" İsmimi biliyordu,nerden bilebilirdi. Gizleniyordum. Taniyamazdi.
"Beni nerden tanıyorsun?"
"Senin gibi bir sürtüğü nasıl tanımam" bana dönerek söylemişti.
"Beni nerden tanıyorsun.".
"Aynı annen gibisin. Gereksiz. Rossane'de senin gibi aptal haraketlerde bulunurdu. Ne yazık ki onu öldürmedim." Annemin ismini büyük bir nefretle söylemişti ve ben anneme deneni affetmezdim. Ne yazık ki.
"Ben annemden daha tehlikeliyim unutma."
"İkinizde fahişesiniz."
Adam bunu üzerine üzerime yürüyüp bana vuracakti ki refleksle geri cekildim karnına yumruğumu geçirdim öne egilip omzuma hançerini saplayinca aciyla inledim ama acıyı görmezden geldim. Bu bardağı taşıran son damlaydi adamın kalbinin üzerine sapladim hancerimi ve döndürdüm.
Neydi annemden bu kadar nefret etme sebebi bilmiyordum. Belki de hiç öğrenemeyecektim.
Hızla aşağı inip gecenin üstüne atladım ama arkamda muhafızın adamları vardı.
Kolumu hissetmiyordum fazlasiyla kan kaybetmiştim.
Muhafizin adamlari iki yerden de önümü kesince durmak zorunda kaldim ilk defa bu kadar çaresizdim. Atimdan inip onu kenara doğru yürüttüm.
Nerdeyse 25 kişilerdi.
Onları yenmem imkansızdı. Tek başıma halledemezdim. Ama intikamımı almadan ölmeyecektim. Kendime de anneme de sözüm vardı.
Ayakkabimin içindeki hançeri aldim hızlıca.
"Patronunuz öldü. Ne yapabilirsiniz ki bana?" Dedim
İçlerinden biri konuştu keçi sakalı vardi fazlasiyal iriydi. Hepsi gibi. " Patronumuz o değil. O da Bizim gibi bir muhafiz sadece."
İşte bunu beklemiyordum.
Pekâlâ belki kaçsam kurtulurdum. Hayır asla kurtulamazdim.
Ama o an bişey oldu. Yüzü siyah maskeli bir adam geldi muhafizlar onun gecebilmesi adına istemeyerekte olsa çekilmişti. Simsiyah gözleri vardı Aeros'un gözlerine benziyordu... Hayır sadece ben onu fazla kafaya takmış durumdayım. Her şey sanki onu çağrıştırıyordu.
"Buna nasıl cürret edersiniz?" Dedi kalın bir sesle
"Çekil yolumuzdan." Dedi muhafız
"Size yeminim olsun ki. Asla çekilmeyeceğim yolunuzdan. Ve size yine yeminim olsun ki bu güzel hanımefendiyi size vermeyeceğim!" Deyince tüylerim diken diken olmuştu.
Aeros bu adamı görse şu an adam yaşamıyor olmalıydı.
Muhafızlar korkmuş olacaklarki geri çekilmeye başladılar az önce konuştuğum muhafız " bekle bizi diyarın sonu" diyerek gitti.
"İyi misin?" diye sordu maskeli adam.
"Evet, sen kimsin?"
"Öğreneceksin. Uzun bir yolun var geceye ışık veren." Deyip cebinden bir mendil çıkardı ve bana uzattı o an ki şaşkınlıkla aldım.
"Yaraya, bastır kanamayk durdursun" dedi ve duvardaki merdivene tırmanıp çatıya çıktı çatıların arasında kayboldu.
Kanamam çoktu görünüşüm bulanıktı.
Gecenin yanına gittim ama binecek gücüm bile yoktu nalina tutunul destek aldim ve kendimi zorlukla üstüne attım yaraya bastırırken gecenin ilerlemesini sağladım.
🗡️⚔️
Krallığa geldiğimde cama tırmanacak gücüm olmadığı için büyük kapıyı açıp içeri girdim. Ama karşımda sandalyede oturan Aeros beni bozguna uğratmıştı saçları dağınıktı. Elinde dolu bir kadeh vardı.
"Nerdesin sen?" Deyince konuşacak halim olmadığı için cevap veremedim sadece ona doğru hafifçe bir adım attım. O an kolumu görmüş olacak ki
"Mierra. Kolun... Ne oldu sana?"
Demişti ama çok geçti. Gözüm karardı ve kendimi bıraktım tam yere düşecekken Aeros tuttu. Tek bildiğim onun kollarında olmamdı. Bu gece tek olmam gereken yerdeydim.
⚔️🗡️⚔️
Eveettt bölümümüz bitti uzun bir bölümdü nasıl olmuşş beğendiniz mi en sevdiginiz kısım neredeydi yazarsanız çok sevinirim seviliyorsunuzzzzz 💖 🤍
