3. bölüm · Kibir ve Merhamet

Bölüm 3: Yasak Yıldızın Gölgesinde

Alex Micholsen

Kal-El'in içindeki o merak duygusu, onu bir "tanrı" olarak kalmaktansa, "canlı" hissetmeye itti. İşte hikayenin devamı:
Zod’un buz gibi bakışları Kal-El’in üzerindeyken, Kal sadece başıyla onay verdi. Ama zihninde babasının gösterdiği o mavi küre, Dünya dönüyordu. Zod odadan çıktığında, Kal-El babasına döndü.
"Baba," dedi fısıldayarak. "Onlar gibi olmak istiyorum. Sadece bir günlüğüne bile olsa. Gücün her şeyi kolaylaştırmadığı, hayatta kalmanın bir başarı olduğu o yerde bulunmam lazım. Yoksa bu altın parıltısının içinde ruhum solacak."
Jor-El, oğlunun bu isteğinin Kripton yasalarına göre "genetik ihanet" sayılacağını biliyordu. Ama o da bir bilim insanıydı ve Kripton’un bu duygusuz mükemmelliğinin sonunun iyi olmadığını hissediyordu. "Seni oraya gönderebilirim Kal. Ama sarı güneş orada da var. Güçlerin oraya gittiğinde yok olmayacak, aksine o gezegenin düşük yerçekimi ve atmosferi seni orada daha da büyük bir tanrı yapacak."
Kal-El kararlıydı. "Kendimi tutacağım. Asla uçmayacağım, asla o lazerleri kullanmayacağım. Sadece... yürüyeceğim."
Firar
Gece yarısı, Kripton’un iki ayı gökyüzünde parıldarken, Kal-El babasının gizli laboratuvarındaki küçük bir keşif kapsülüne bindi. Üzerindeki görkemli El Ailesi zırhını çıkarıp, işçilerin giydiği kaba ve gösterişsiz bir pelerin aldı.
Kapsül, Kandor’un görünmez güvenlik ağlarını aşarak uzayın karanlığına fırlatıldı. Kripton’un devasa kütlesi arkada küçülürken, Kal-El ilk kez korkuya benzer bir şey hissetti: Bilinmezlik.