5. bölüm / 5
Kesişen hayatlarBÖLÜM 4 — KATİLİN GÖLGESİ
Bölümler 5Şu an: BÖLÜM 4 — KATİLİN GÖLGESİ
KESİŞEN HAYATLAR
BÖLÜM 4 — KATİLİN GÖLGESİ
“Bazı sırlar geçmişte kalmaz. Bir gün mutlaka kapını çalar.”
Bora'nın telefon ekranında parlayan isim, karanlık arşiv odasının içindeki sessizliği daha da ağırlaştırmıştı.
EYLÜL ARSLAN.
Derin, ekrana birkaç saniye boyunca baktıktan sonra yavaşça Kuzey'e döndü.
“Eylül'ü tanıyor musun?”
Kuzey'in çenesi gerildi.
“Tanıyorum.”
“Ne kadar iyi tanıyorsun?”
“Bu sorunun şu anda bir önemi yok.”
“Bence var. Çünkü birkaç dakika önce babamın gizli soruşturma dosyasını bulduk, ardından birisi gözümüzün önünde ortadan kayboldu ve şimdi de savcının adı bir cinayet mesajında geçiyor. Hâlâ bunun önemsiz olduğunu düşünüyorsan farklı bir yerde yaşıyor olmalısın.”
Bora istemsizce başını salladı.
“Kadının söylediklerinde biraz haklılık payı var.”
Kuzey ona döndü.
“Sen de mi başladın?”
“Ben yalnızca hayatta kalmamızı sağlayacak mantıklı şeyler söylemeye çalışıyorum.”
Derin, ikisinin konuşmasını keserek Bora'ya yaklaştı.
“Mesajı aç.”
Bora telefonunu kendine çekti.
“Bir dakika. Önce şunu açıklığa kavuşturalım. Telefonuma kimin erişebildiğini bilmiyorum, birisi bizi takip ediyor ve burada cinayetle ilgili bir mesaj aldık. Bence şu anda yapmamız gereken ilk şey polise haber vermek.”
Derin başını salladı.
“Doğru. Ama önce şu dosyanın fotoğrafını çekmem gerekiyor.”
Masaya yöneldiğinde Kuzey kolunu uzatarak önüne geçti.
“Dokunma.”
Derin durdu.
“Pardon?”
“Dosyaya dokunma dedim.”
“Burası senin şirketin değil, Bay Alaz. Bana ne yapacağımı söyleyemezsin.”
“Bu dosyada benim babamın adı var.”
“Ve benim babamın da!”
Derin'in sesi ilk kez yükselmişti.
Söylediği söz odanın duvarlarına çarpıp geri dönerken ikisi de sustu.
Derin'in yüzündeki öfkenin altında başka bir şey vardı. Yıllardır tanıdığı babasının aslında kim olduğunu bile bilmiyor olmanın verdiği korku.
Kuzey bir süre ona baktıktan sonra kenara çekildi.
“Fotoğrafını çek. Ama hiçbir sayfayı yerinden oynatma.”
Derin telefonunu çıkarıp dosyanın fotoğraflarını çekmeye başladı. İlk sayfada babasının adı, ikinci sayfada Cem Alaz'ın ölümüne ilişkin soruşturma notları vardı.
Üçüncü sayfaya geçtiğinde eli durdu.
Sayfanın üst kısmında büyük harflerle şu yazıyordu:
ŞÜPHELİLER LİSTESİ — GİZLİ
Altında üç isim bulunuyordu.
Cem Alaz.
Murat Arman.
Ve…
Derin'in nefesi kesildi.
“Bu mümkün değil.”
Kuzey hemen yanına geldi.
“Ne oldu?”
Derin sayfayı ona çevirdi.
Listenin üçüncü sırasında yazan isim, Kuzey'in yıllardır öldüğünü sandığı adamın adıydı.
KAAN DEMİRHAN.
Kuzey'in yüzündeki ifade bir anda değişti.
Bora'nın elindeki telefon neredeyse yere düşüyordu.
“Hayır,” diye fısıldadı. “Bu adamın adı burada nasıl olabilir?”
Derin başını kaldırdı.
“Kim bu adam?”
Kuzey cevap vermedi.
“Bay Alaz, sana bir soru sordum.”
“Babamın eski ortağı.”
“Eski ortağı mı?”
“Cem Alaz'ın en yakın dostuydu. Şirketin kuruluşunda birlikte çalıştılar. Babam öldükten sonra Kaan ortadan kayboldu. Birkaç ay sonra da öldüğüne dair haber aldık.”
Derin gözlerini yeniden kâğıda indirdi.
“Peki, neden babamın soruşturma dosyasında?”
“Bilmiyorum.”
“Yalan söylüyorsun.”
Kuzey aniden ona döndü.
“Ne dedin?”
Derin geri adım atmadı.
“Bu adamın adını gördüğünde yüzün değişti. Onu yalnızca eski bir ortak olarak tanımıyorsun.”
Kuzey'in sesi soğudu.
“Beni tanımıyorsunuz, Avukat Arman.”
“Sen de beni tanımıyorsun. Ama ikimiz de burada olmamızın tesadüf olmadığını biliyoruz.”
Bora ikisinin arasına girdi.
“Tamam! Birbirinizi sorgulamayı biraz erteleyebilir miyiz? Çünkü hatırlatmak isterim ki az önce odada bir adam vardı ve şimdi yok.”
Bu söz üzerine üçü de masanın başına döndü.
Gerçekten de adamdan hiçbir iz kalmamıştı.
Ne ayak sesi duyulmuştu ne de kapının açıldığına dair bir ses.
Yalnızca açık dosya ve duvarda titreyen eski bir saat vardı.
Derin odanın kapısına yöneldi.
“Kamera kayıtlarını bulmamız gerekiyor.”
Bora başını salladı.
“Güzel fikir. Güvenlik odası giriş katında.”
Kuzey elini kaldırarak ikisini durdurdu.
“Bekleyin.”
Bakışları odanın köşesindeki eski ahşap dolaba çevrilmişti.
Dolabın kapısı tam kapanmamıştı.
Kuzey yavaşça yaklaştı ve kapıyı açtı.
İçerisi boştu.
Fakat arka duvarda küçük, siyah bir cihaz vardı.
Bora yanına geldiğinde yüzünü buruşturdu.
“Kamera mı bu?”
Derin cihazı dikkatle inceledi.
“Hayır. Ses kayıt cihazı.”
Kuzey'in bakışları sertleşti.
“Yani konuşmalarımızı kaydettiler.”
Derin başını kaldırdı.
“Yalnızca bugün değil.”
Üçü de aynı anda sustu.
Çünkü cihazın üzerindeki küçük ışık hâlâ yanıyordu.
Birisi onları dinlemeye devam ediyordu.
---
Saat 22.19.
Eski adliye binasının arka kapısından çıktıklarında yağmur başlamıştı.
Derin ceketinin yakasını kaldırırken Kuzey'in yanına geldi.
“Bana bildiğin her şeyi anlatmanı istiyorum.”
Kuzey arabasının anahtarını çıkardı.
“Ben de senden aynı şeyi istiyorum.”
“Benim sakladığım bir şey yok.”
Kuzey ona anlamlı bir bakış attı.
“Babanın eski dosyasını daha önce gördün mü?”
Derin cevap vermeden önce duraksadı.
“Bir kez.”
Kuzey'in bakışları keskinleşti.
“Ne zaman?”
“Yıllar önce. Babamın çalışma odasında kilitli bir çekmece vardı. Anahtarını bulduğumda içinden birkaç evrak ve bir fotoğraf çıkmıştı.”
“Fotoğraftaki adam Kaan mıydı?”
Derin başını salladı.
“Evet. Ama o zaman kim olduğunu bilmiyordum. Babam beni odada görünce çok sinirlendi. Bir daha o çekmeceye dokunmamamı söyledi.”
“Sonra ne oldu?”
“Birkaç gün sonra çekmece tamamen boşaltılmıştı.”
Kuzey bir süre düşündü.
“Bunu neden daha önce söylemedin?”
Derin ona sertçe baktı.
“Çünkü seni tanımıyordum. Hâlâ da tanımıyorum.”
Bora, ikisinin arasındaki konuşmayı dinlerken arabasının kapısını açtı.
“Harika. Birbirinize güvenmiyorsunuz, elimizde bizi izleyen birinin kaydı var ve muhtemelen yıllardır saklanan bir cinayet dosyasının ortasındayız. Bence bu gece için yeterince heyecan yaşadık.”
Derin telefonunu çıkardı.
“Polisi arayacağım.”
Tam numarayı çevireceği sırada telefonu çaldı.
Arayan Eylül'dü.
Derin bir an duraksadı. Ardından telefonu açtı ve hoparlörü etkinleştirdi.
“Eylül?”
Karşı taraftan telaşlı bir nefes duyuldu.
“Derin, neredesin?”
“Dışarıdayım. Ne oldu?”
“Beni dikkatlice dinle. Şu anda kimseye güvenme.”
Derin'in gözleri Kuzey'e kaydı.
“Ne demek istiyorsun?”
Eylül'ün sesi titriyordu.
“Arşive gittin, değil mi?”
Derin'in yüzü sertleşti.
“Bunu nereden biliyorsun?”
“Çünkü oraya gitmemen gerekiyordu!”
“Bizi kim takip ediyor, Eylül?”
Karşı tarafta birkaç saniyelik sessizlik oldu.
Sonra Eylül alçak sesle konuştu.
“Cem Alaz'ın dosyası yeniden açılırsa herkesin hayatı değişecek. Senin babanın da benim ailemin de.”
Derin'in kalbi hızlandı.
“Senin ailenin bu olayla ne ilgisi var?”
Eylül cevap vermedi.
“Eylül!”
“Derin, sana anlatacağım. Ama telefonda değil. Yarın sabah saat dokuzda eski adliyenin karşısındaki kafeye gel. Yalnız gel.”
Kuzey hemen araya girdi.
“Hayır. Buluşma yeri değişecek.”
Telefondaki Eylül sustu.
Ardından sesi buz gibi bir hâl aldı.
“Kuzey Alaz da yanında mı?”
Kuzey telefonu Derin'in elinden aldı.
“Benimle bir sorunun mu var, Eylül?”
“Seninle değil, Bay Alaz. Babanın yaptıklarıyla.”
Kuzey'in yüzü gerildi.
“Babam ne yaptı?”
Eylül derin bir nefes aldı.
“Bunu gerçekten bilmiyor musun?”
“Biliyorsan söyle.”
“Cem Alaz öldüğü gece yalnız değildi.”
Kuzey'in parmakları telefonun etrafında sıkılaştı.
“Yanında kim vardı?”
Eylül'ün sesi neredeyse fısıltıya dönüştü.
“Babanın ölümünden önceki son gecesinde yanında olan kişi, onun ölümünden de sorumlu olabilir.”
Kuzey'in yüzündeki ifade değişti.
“Kim?”
Fakat Eylül cevap vermeden hat kesildi.
Derin hemen telefonuna baktı.
Ardından Kuzey'e döndü.
“Babanın ölümünden önceki son gece yanında kim vardı?”
Kuzey uzun süre cevap vermedi.
Sonunda gözlerini Derin'e çevirdi.
“Ben.”
Derin'in yüzü bembeyaz oldu.
“Ne?”
“Babamla o gece ben vardım. Ölmeden önce konuştuğum son kişi bendim.”
Bora başını iki yana salladı.
“Kuzey, bunu daha önce neden anlatmadın?”
Kuzey'in sesi sertleşti.
“Çünkü bunun konuyla ilgisi olduğunu düşünmüyordum.”
Derin bir adım yaklaştı.
“Baban sana o gece ne söyledi?”
Kuzey gözlerini kaçırdı.
“Bir gün gerçeği öğrenirsem ailemden nefret edeceğimi söyledi.”
Derin'in sesi alçaldı.
“Peki, ona ne cevap verdin?”
Kuzey birkaç saniye sustu.
Sonra başını kaldırdı.
“Bana neden böyle konuştuğunu sordum. Bana cevap vermedi. Yalnızca masanın üzerindeki dosyayı alıp kasasına koydu.”
“Dosya neyle ilgiliydi?”
“Bilmiyorum.”
Derin'in aklına arşivde gördükleri geldi.
“Belki de o dosya hâlâ bir yerde duruyordur.”
Kuzey başını salladı.
“Babamın kasası yıllardır kapalı. Şifresini kimse bilmiyor.”
Bora kaşlarını kaldırdı.
“Bir dakika. Kimse mi?”
Kuzey ona baktı.
“Ne demek istiyorsun?”
Bora cebinden telefonunu çıkarıp birkaç saniye ekrana baktı. Ardından başını kaldırdı.
“Ben o kasayı bir kez gördüm.”
Kuzey'in yüzü gerildi.
“Ne zaman?”
“Cem Bey'in ölümünden birkaç hafta önce. Beni odasına çağırmıştı. Sen dışarıdaydın. Kasayı açtı ve içinden bir dosya çıkardı.”
“Dosyada ne vardı?”
Bora'nın yüzündeki ifade değişti.
“Bir fotoğraf.”
“Nasıl bir fotoğraf?”
Bora gözlerini Kuzey'e dikti.
“Senin çocukluk fotoğrafın.”
Kuzey'in kaşları çatıldı.
“Bunun ne anlamı var?”
“Fotoğrafın arkasında bir tarih ve bir isim yazıyordu. Cem Bey bana fotoğrafı kimseye göstermememi söyledi.”
Derin araya girdi.
“İsim neydi?”
Bora dudaklarını birbirine bastırdı.
“Hatırlıyorum.”
“Öyleyse söyle.”
Bora, Kuzey'e baktı.
“Murat Arman.”
Derin'in dünyası bir anlığına sessizliğe gömüldü.
Babası.
Kuzey'in babasının kasasında.
Yıllar önce.
“Bu imkânsız,” diye fısıldadı.
Kuzey de en az onun kadar şaşkın görünüyordu.
“Senin babanla benim babam birbirlerini ne zamandır tanıyordu?”
Derin başını iki yana salladı.
“Bilmiyorum.”
Bora derin bir nefes aldı.
“Sanırım artık tek bir seçeneğimiz var.”
Kuzey gözlerini ona çevirdi.
“Neymiş o?”
“Cem Alaz'ın kasasını açmak.”
Kuzey hiç düşünmeden başını salladı.
“Yarın sabah.”
Derin telefonunu cebine koydu.
“Ben de geliyorum.”
Kuzey itiraz edecek gibi oldu ama Derin sözünü kesti.
“İçinde babamın adı geçen bir dosya var. Bu mesele beni de ilgilendiriyor. İstersen kabul et, istersen etme. Ben gerçeği bulacağım.”
Kuzey bir süre ona baktı.
Sonra başını hafifçe eğdi.
“Peki, Avukat Arman. Ama bir şartla.”
Derin kaşlarını kaldırdı.
“Neymiş?”
“Bundan sonra birbirimizden hiçbir şey saklamayacağız.”
Derin acı bir gülümsemeyle karşılık verdi.
“Bunu söyleyen kişinin Kuzey Alaz olması oldukça ironik.”
Kuzey'in dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
“Bana güvenmiyorsun.”
“Sana güvenmem için henüz bir sebep vermedin.”
“Belki de bir gün veririm.”
Derin cevap vermedi.
Çünkü o anda telefonuna yeni bir mesaj gelmişti.
Bilinmeyen numara.
Mesajı açtı.
“Kuzey Alaz'a güvenme. Babanın katilini arıyorsan önce onun çocukluğunu araştır.”
Derin'in bakışları yavaşça Kuzey'e kaydı.
Kuzey, onun yüzündeki değişikliği fark etti.
“Ne oldu?”
Derin telefonu kilitledi.
“Hiçbir şey.”
Kuzey gözlerini kıstı.
“Daha birkaç saniye önce hiçbir şey saklamayacağımızı söyledin.”
Derin başını kaldırdı.
“Önce sen kendi sırlarını anlatmaya başla, Bay Alaz.”
Arkasını dönüp yürümeye başladı.
Kuzey olduğu yerde kaldı.
Bora yanına geldiğinde sessizce sordu:
“Mesaj mı geldi?”
Kuzey başını salladı.
“Evet.”
“Ne yazıyordu?”
Kuzey, Derin'in uzaklaşan siluetine baktı.
“Bilmiyorum.”
Bora şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı.
“Nasıl bilmiyorsun?”
Kuzey ellerini cebine soktu.
“Çünkü bu kez mesaj bana gelmedi.”
Bir an durdu.
“Derin'e geldi.”
---
Ertesi sabah saat 08.42.
Derin, çalışma masasının üzerinde açık duran eski gazete kupürlerini inceliyordu.
Gece boyunca uyuyamamıştı. Babasının adını, Cem Alaz'ın ölümünü ve Kuzey'in çocukluğuna dair gönderilen mesajı düşünmüştü.
Bilgisayarının ekranında yıllar öncesine ait bir haber açıktı.
Cem Alaz'ın ölümünün ardından soruşturmayı yürüten savcı Murat Arman, görevinden kendi isteğiyle ayrıldı.
Derin haberi defalarca okudu.
Babası neden görevinden ayrılmıştı?
Neden bu konuyu hiçbir zaman anlatmamıştı?
Ve en önemlisi, Kuzey'in çocukluğuyla ne ilgisi vardı?
Telefonunu eline aldı ve babasının eski numarasını aradı. Numara yıllardır kapalıydı. Yine de her seferinde aramaktan kendini alamıyordu.
Bu kez farklı bir şey oldu.
Telefon iki kez çaldı.
Sonra bir erkek sesi duyuldu.
“Efendim?”
Derin'in eli havada kaldı.
Bu sesi tanıyordu.
Çok iyi tanıyordu.
“Baba?”
Karşı tarafta derin bir sessizlik oluştu.
Derin'in kalbi hızla çarpmaya başladı.
“Baba, sen misin?”
Adam derin bir nefes aldı.
“Derin…”
Derin sandalyesinden kalktı.
“Sen neredesin? Neden bu numara açık? Yıllardır seni arıyorum!”
“Beni dikkatlice dinle. Sana çok az zamanım var.”
“Ne oluyor? Neredesin sen?”
“Cem Alaz'ın dosyasını buldun mu?”
Derin'in boğazı düğümlendi.
“Baba, bana ne sakladığını anlat.”
“Dosyayı bulduysan içindeki son sayfayı sakın okuma.”
Derin'in gözleri masadaki fotoğrafa kaydı.
“Ne demek bu?”
“Derin, ne olursa olsun Kuzey Alaz'a güvenme.”
Derin gözlerini kapattı.
Aynı cümle.
Aynı uyarı.
Fakat bu kez babasının sesinden duyuyordu.
“Baba, neden? Kuzey'in bununla ne ilgisi var?”
Karşı taraftan bir ses geldi. Sanki bir kapı açılmıştı.
Ardından babasının sesi yeniden duyuldu.
“Çünkü Kuzey'in bilmediği bir gerçek var.”
“Ne gerçeği?”
Babası birkaç saniye sustu.
Sonra hayatını değiştirecek o cümleyi söyledi.
“Kuzey Alaz, Cem Alaz'ın oğlu değil.”
Derin'in elindeki telefon kaydı.
“Ne?”
Tam o sırada hat kesildi.
Derin olduğu yerde donup kaldı.
Telefonu yeniden kulağına götürdü.
“Baba? Baba!”
Cevap yoktu.
Ekrana baktığında aramanın sonlandığını gördü.
Bir süre kıpırdayamadı.
Sonra masadaki fotoğrafı eline aldı.
Fotoğrafta çocuk Kuzey, Cem Alaz'ın yanında duruyordu.
Fotoğrafın arkasında bir tarih vardı.
Ve daha önce dikkat etmediği küçük bir not:
“Gerçek varis, yanlış ailede büyüyor.”
Derin'in gözleri büyüdü.
Telefonu yeniden çaldı.
Bu kez arayan Kuzey'di.
Derin birkaç saniye ekrana baktıktan sonra telefonu açtı.
“Efendim?”
Kuzey'in sesi her zamankinden daha ciddiydi.
“Derin, hemen şirkete gelmen gerekiyor.”
“Neden?”
“Kasayı açtık.”
Derin'in kalbi hızlandı.
“İçinden ne çıktı?”
Kuzey bir süre sustu.
Sonra alçak sesle konuştu.
“Babamın vasiyeti.”
“Peki?”
Kuzey'in sesi titremese de söyledikleri Derin'in kanını dondurdu.
“Vasiyette şirketin gerçek varisinin kim olduğu yazıyor.”
Derin gözlerini kapattı.
“Kimmiş?”
Kuzey'in cevabı gecikmedi.
“Murat Arman'ın kızı.”
Derin'in elindeki fotoğraf yere düştü.
Çünkü Murat Arman'ın kızı kendisiydi.
Telefonun diğer ucunda Kuzey yeniden konuştu.
“Derin, bana bir şey söylemen gerekiyor.”
Derin nefesini tuttu.
“Neymiş?”
“Babanın senden sakladığı bir kardeşin var mı?”
Derin'in dudakları aralandı ama sesi çıkmadı.
Tam cevap verecekken Kuzey'in arkasından bir kadın sesi duyuldu.
Eylül.
“Dosyayı ona gösterme, Kuzey!”
Kuzey'in sesi sertleşti.
“Neden?”
Eylül'ün cevabı ikisini de susturdu.
“Çünkü vasiyette yazan isim Murat Arman'ın kızı değil.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Ardından Eylül son cümlesini söyledi.
“Murat Arman'ın kızı, Alaz Holding'in gerçek varisi. Ama bunun nedeni onun kızı olması değil.”
Derin'in kalbi hızlandı.
Kuzey'in sesi duyuldu.
“Eylül, ne saçmalıyorsun?”
“Vasiyetin son sayfasını oku.”
Kâğıtların hışırtısı duyuldu.
Birkaç saniye sonra Kuzey'in sesi kesildi.
Derin sabırsızlıkla sordu:
“Kuzey? Orada ne yazıyor?”
Cevap gelmedi.
“Kuzey!”
Sonunda Kuzey konuştu.
Sesi ilk kez gerçekten sarsılmıştı.
“Derin… burada senin doğum tarihin yazıyor.”
Derin'in gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
“Bunun anlamı ne?”
Kuzey cevap veremeden Eylül konuştu.
“Cem Alaz'ın ölümünden sonra herkes yanlış kişinin peşine düştü. Çünkü gerçek varis, yıllardır düşman bildikleri ailenin içinde büyüyordu.”
Derin'in zihninde binlerce soru dönüyordu.
Babası neden yıllarca sustu?
Cem Alaz onunla neden ilgileniyordu?
Kuzey neden bütün bunlardan habersizdi?
Ve Eylül, bütün bunları nereden biliyordu?
Derin telefonunu sıkıca tuttu.
“Eylül, bana her şeyi anlatacaksın.”
“Anlatacağım. Ama önce bir şeyi bilmen gerekiyor.”
“Neyi?”
Eylül'ün sesi alçaldı.
“Cem Alaz'ın vasiyeti ölümünden bir gün önce değiştirildi.”
Kuzey hemen araya girdi.
“Kim değiştirdi?”
Eylül cevap vermeden önce uzun bir süre sustu.
Sonra tek bir isim söyledi.
“Murat Arman.”
Derin'in yüzündeki bütün ifade kayboldu.
Babası.
Kuzey'in babasının ölümünden bir gün önce.
Bir vasiyeti değiştirmişti.
Ve şimdi herkes onun peşindeydi.
Tam o sırada Derin'in kapısı çaldı.
Derin irkildi.
“Kuzey, kapım çalıyor.”
“Kim o?”
“Bilmiyorum.”
“Kapıyı açma.”
Fakat kapının altından ince bir zarf içeri kaydırıldı.
Derin yavaşça eğilip zarfı aldı.
Üzerinde yalnızca dört kelime yazıyordu:
“GERÇEKLERİ ÖĞRENMEYE HAZIR MISIN?”
Zarfı açtı.
İçinden tek bir fotoğraf çıktı.
Fotoğrafta Cem Alaz, Murat Arman ve henüz çocuk yaşta olan iki kişi vardı.
Biri Kuzey'di.
Diğeri ise Derin.
Fotoğrafın arkasında el yazısıyla şu not bulunuyordu:
“Bu hikâyede hiç kimse göründüğü kişi değil.”
Derin fotoğrafı elinde tutarken telefonun diğer ucundan Kuzey'in sesi geldi.
“Derin, ne oldu?”
Derin gözlerini fotoğraftan ayırmadı.
“Sanırım…” diye fısıldadı. “Sanırım babalarımız bizi yıllar önce tanıştırmış.”
Kuzey'in sesi kesildi.
Ve tam o anda, Derin'in telefonuna yeni bir mesaj geldi.
“Bir sonraki gerçeği öğrenmek istiyorsan Kuzey'e çocukken verilen soyadını araştır.”
Derin'in gözleri büyüdü.
Çünkü mesajın sonunda bir isim daha vardı.
Kaan Demirhan.
DEVAM EDECEK…
Bölüm etkileşimi
