KERKES kitap kapağı

1. bölüm / 1

KERKES

Kum Taneleri

Yazar: S Merve

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 1Şu an: Kum Taneleri
  1. 1 Kum Taneleri1.052 kelime · Okuduğun bölüm

Başımı dijital kum saatine döndürerek yapay kumların aşağıya dökülüşünü yavaşça izlemeye başladım. Son bir tane daha düştükten sonra ağır, metalden yapılmış kapı sertçe açıldı. Başımı hızlıca kapıya doğru döndürürken heyecanla ayağa kalktım ve kapıya doğru birkaç adım attım.

Gelen kişi babamdı.

Babamın gözleri ilk önce odada dolandı, daha sonra bana doğru çıktı. Bütün dişlerim gözükürcesine gülümseyerek ona doğru baktım.
O da bana hafifçe gülümseyerek yorgun adımlarla bana doğru ilerlemeye başladı. Hemen ileri atılarak babamın kolundan tuttum ve onu sandalyeme oturttum.

“İyi misin babacığım?” dedim endişeyle.

Babam bitkince başını salladı ve sıkıntılı bir nefes bıraktı. Onun karşısına oturdum ve iki elinden tutarak onun dertli yüzüne baktım.

“Babacığım, neyin var?”

Başını sol tarafına çevirdi ve yere doğru baktı. Bir süre metal parkeyi izledikten sonra tekrardan bana baktı.

“Arselia, ben bir gün buraya hiç gelmezsem ne yaparsın? Aklından ne geçer?”

Duraksadım ve babamın yüzüne sorgularcasına baktım. Ortamdaki ambiyans bir anda gerilirken babamın ellerini bıraktım.

“Bu da nereden çıktı baba?”

“Bana cevap ver Arselia. Ben bir gün gelmezsem ne yaparsın?”

Derin bir nefes aldım ve birkaç saniye babamın solmuş tişörtüne bakarak derin düşünceler içerisine daldım.

“Büyük ihtimalle bu odadan çıkar ve seni arardım.”
“Sakın Arselia. Sakın.” Babamın sert ve keskin ses tonuyla bakışlarım onun yüzüne çıktı. Bir miktar şaşırarak onun gözlerinin içerisine baktım.

“Anlamadım?” dedim şaşkınlığım hâlâ devam ederek.
Babam sert tonunu fark etmiş olacak ki bir an kendine geldi ve sandalyeden öne doğru eğilerek ellerimi ellerinin içerisine aldı.

“Dışarısının çok tehlikeli olduğunu sana binlerce kez söyledim Arselia. Ben yanına gelmezsem bil ki ölmüşümdür. İşte o zaman sakin ama sakın bu odadan dışarıya çıkma. Tek güvenli ve sağlam kalan yer burası. Bana güvenmeli ve sözlerimi dikkate almanı istiyorum.”

Bana beklentiyle bakarken istemsizce başımı salladım. Bu bir davranış değil. Bu bir komuttu. Öğrenilmesi ve yapılması gereken bir komuttu.

“Tamam?” dedi babam hâlâ şüpheyle bana doğru bakarken.

Tekrardan başımı isteğim dışında salladım. “Tamam.” dedim fısıldayarak.

Babam memnunca gülümsedi ve ellerimi bırakarak rahatça arkasına yaslandı. Yüz ifadesi çok fazla rahattı. Az önce binlerce kaygı varken şuan o kaygıların tek bir emaresi bile yoktu.

“Arselia, bir sıkıntın var mı? Ya da bir ihtiyacın?” dedi odayı süzerek.

Başımı iki yana salladım. Babam tekrardan bana baktı.
“Yiyecek?”

“Dikkatli kullanıyorum.”

“Güzel.” Diyerek yavaşça ayağa kalktı. Kapıya doğru ilerledi ve daha yeni fark ettiğim koca çuvalı alarak çalışma masamın üzerine koydu.

“Sana yiyecek şeyler getirdim. Rahatça kullanabilirsin. Bunlar bir sonraki aya kadar artmamasına dikkat et. Yoksa bozulurlar.”

Tekrardan başımı salladım ve ayağa kalktım. “Tamam baba.”

Hiçbir şey demeden kapıya doğru ilerleyince bakışlarım hayal kırıklarıyla doldu. “Hemen gidiyor musun?”

Babam başını salladı ve kapıyı zorlanarak açtı. “Çok işim var Arselia. Gitmem lazım.”

“Lütfen biraz daha kal. Eminim ki bir süre daha zamanın vardır.” dedim ısrar ederek.

Babam odadan dışarıya çıktı ve bana birkaç saniye baktıktan sonra kapıyı kapattı. Daha sonra kilit sesinden sonra gözlerimden yaşlar akarken bedenimi sandalyeye bıraktım. Metal sandalyenin sert yüzeyine sırtımı yaslayarak ellerimi kucağıma çektim. Başımı iki yana salladıktan sonra daha çok sesli ağlamaya başladım.

Her ay sadece birkaç dakika geliyor ve gidiyordu. Onu yılda sadece 12 kez 24 dakika görmek beni yıpratıyordu. Ona ihtiyacımın olduğunu, ona ne kadar çok muhtaç olduğumu, baba özlemi çektiğimi biliyordu. Ama bilmesine rağmen ısrarla beni her defasında kalbimi binlerce parçaya ayırıyordu.
Hiçbirisini de onarmadan gidiyordu.

Aydan aya aramıza mesafelerden çok dağlar giriyordu. Ona ulaşmaya çalışıyordum ama olmuyordu. O buna izin vermiyordu.

Sertçe yanaklarımdaki yaşları sildim ve derin nefesler alarak sakinleşmeye çalıştım.

Birkaç dakika sonra sakinleştiren sonra başımı dijital kum saatine baktım. Ters dönmüş ve taneler yeniden akmaya başlamıştı. Ayağa kalktım ve kum saatine doğru ilerledim. Elimi kaldırdım ve onun soğuk metal yüzeyine dokundum.

Titreyen ellerimi saatten çekerek eğik başımla yatağıma doğru ilerledim ve yatağın içine girdim. Yorganı başımın tepesine kadar çekerek gözlerimi sımsıkı kapattım. Gözlerimin önüne gelen tek şey babamla geçen sınırlı an ve annemin fotoğrafı. 19 yaşındayım ama bu 19 yaşına kadar gördüğüm tek yüz ikisi. Annem ve babam.

🕊️

Yorganın içinde olduğum için nefessiz kalmış ve sıcaktan bunalmıştım.

Hararetle yorganın içinden çıktım ve ellerimle yüzümü yellemeye başladım. Ellerim yorulana kadar bir süre boyunca yüzümü yelledim. En sonunda ellerim yoruldu ve bitkince elimi indirdim. Bakışlarım masanın üzerindeki siyah çuvala takılınca ayağa kalktım ve çuvala doğru ilerledim. Çuvalın içine baktığımda poşetlenmiş kırmızı etleri ve un gördüm. Yanında da yıpranmış birkaç kumaş parçası.

Dışarısı nasıl bir yer bilmiyorum ama bu kumaş parçalarına baktığımda o kadar iyi bir yer olmadığını anlıyorum.

Çuvaldakileri tek tek dışarıya çıkardım ve poşetlenmiş kırmızı etleri kucağıma alarak kapının yanındaki duvara doğru ilerledim. Elimi duvara bastırdım ve duvar elimi okuyunca yana kayarak açıldı.

Burası derin dondurucu olduğu için girdiğim an soğuktan titredim. Hızlıca elimdekileri raflara düzenlice yerleştirdikten sonra dışarıya çıktım. Soğuktan titreyerek kendimi ısıtmaya çalıştım. Neyse ki havanın sıcaklığından olması gerek vücut ısım yavaşça düzene girdi.

Unu kapının bir diğer yanındaki duvara elimi bastırdım ve kapı açıldı. Kapıdan içeriye girerek unu diğer un çuvallarının yanına bıraktım. Akşama güzel bir ziyafet çeksem iyi olacaktı.

Odadan çıkarak yatak odama girdim. Kumaş parçalarını da masamın üzerine yayarak neresinin kurtulabileceğine bakmaya başladım. Elime büyük bir makas alarak kesmeye başladım. Daha sonra kestiğim parçaları düzeneğe koyarak dökülmesini sağladım. Kumaşı düzenekten çıkartarak üstüme giydim. Bedenimi bildiğim için üzerime tam oturmuştu.

Yandaki aynadan üstüme bakınca gerçekten bana yakıştığını fark ettim. Memnuniyetle gülümserken kalan kumaş parçalarını topladım ve boş bir çekmecenin içine koydum.

Beyaz ışıklar bir anda açık maviye dönünce akşam olduğunu anladım ve mutfağa geçtim. Kendime undan ekmek yaptım. Bazlama ekmeğini ocakta tavanın üzerinde pişirirken bir yandan kırmızı eti aldım ve bir güzel yıkadım. Ekmek pişince tavaya bir miktar yağ döktüm ve eti kızartmaya başladım. Et kızarınca metal tabağa koydum ve üzerine bazlama ekmeğimi de koydum.

Her gün yediğim akşam yemeği. Çünkü başka bir şey yoktu. Sadece bu ikisi vardı. Yıllarda bildiğim tek tat buydu. Bundan çok fazla şikayetçiydim ama babamın bir gün bana bu eti ve unu dışarı bulamayanlar ve açlıktan ölen insanlar olduğunu söylediği günden sonra artık benim için bir ziyafet oldu. O günden sonra hiç şikayet edip isyan etmedim. Tam tersi yemekler için şükürler ettim.

Yemeği yemeye başladım. Yemeğin bitince de tabağı ve tavayı suyu sınırlı kullanarak yıkadım ve bir kenara koydum. Daha sonra bir bardak su içerek boğazımı serinlettim.

Işıklar bu sefer koyu mavi olunca uyku vaktinin geldiğini anladım. Yatak odama geçerek yatağın içine girdim. Şükür duamı ettim.

Yorganı üzerime çekerek gözlerimi kapattım. Uykumun gelmemesine rağmen saatlerce yatakta kalarak uyumaya çalıştım. En sonunda uyku bastırınca bedenimi uykuya bıraktım. Derin rüyalar içerisine dalarak bir ayın çabucak geçmesini diledim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

24okunma 2beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…