Kendi Davası kitap kapağı

5. bölüm / 5

Kendi Davası

5. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Hira Savaş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 5. BÖLÜM

BÖLÜM-5 "KARANLIĞIN ARDINDA"

Yağmur adliyeden çıktığımızda yağmaya başlamıştı.

Önce birkaç damla düşmüştü kaldırımlara. İnsanların çoğu bunu önemsemiyor, kimisi başını kaldırıp gökyüzüne bakıyor, kimisi de telefonunu çıkarıp hava durumunu kontrol ediyordu. Ben ise yağmurun birazdan hızlanacağını biliyordum. Gökyüzünün rengi, havadaki ağır koku ve rüzgarın yönü bunu söylüyordu.

Yanılmadım. Binadan birkaç adım uzaklaşmıştık ki yağmur bir anda hızlandı.

Aras başını kaldırıp gökyüzüne baktı.
"Şemsiyen var mı?" Diye sordu.

"Hayır."

"Benim de yok."

"Centilmenlik yapacağını sanmıştım."

Bana baktı. "Yanımda şemsiye taşıyacak biri gibi mi görünüyorum?"

"Hayır," dedim. "Daha çok her şeyi önceden planlayan biri gibi görünüyorsun."

"Öyleyim."

"Şemsiyeyi de planlamış olman gerekirdi."

Aras'ın yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
"Bazen insan her şeyi planlayamıyor."

Yağmur birkaç saniye içinde üzerimizi tamamen ıslatmaya başlamıştı. Arabanın bulunduğu yere kadar yürümekten başka çaremiz yoktu. Dosyaları göğsüme bastırıp koşmaya başladım. Aras da hemen yanımdan geliyordu.

Arabanın yanına ulaştığımızda saçlarımın ucundan su damlıyordu. Kapıyı açıp içeri oturduğumda derin bir nefes aldım.

Aras direksiyona geçti. Birkaç saniye boyunca hiçbirimiz konuşmadık. Sonra bana baktı.
"Saçların."

"Ne olmuş?"

"Gözünün önüne düşmüş"

Elini saçlarıma götürüp yavaşça geriye çekti.

"Şimdi?" Diye sordum.

"Daha iyi."

Nedenini bilmiyordum ama o küçücük temas, gün boyunca hissettiğim bütün resmi temaslardan daha fazla aklımda kaldı.

Belki de insan alışık olmadığı bir ilgiyi gördüğünde, onu olduğundan daha büyük sanması yüzündendi.

Aras arabayı çalıştırdı.

Silecekler camdaki yağmur damlalarını düzenli bir ritimle temizliyordu. Dışarıda insanlar koşuşturuyor, arabalar su birikintisinin içinden geçerken kaldırımlara su sıçratıyordu. Şehir, birkaç dakika içinde gri ve bulanık bir görüntüye dönüşmüştü.

"Bugün çok sessizsin," dedi Aras.

"Yoruldum."

"Selim Vardar yüzünden mi?"

"Her şey yüzünden."

Aras bir süre sustu.
"Bazen kendini fazla zorluyorsun."

Başımı ona çevirdim.
"Bunu nereden çıkardın?"

"Cünkü herkes yorulduğunda durur. Sen daha çok çalışıyorsun."

"Belki durursam düşünmeye başlayacağım içindir."

Aras'ın eli direksiyonun üzerinde hareketsiz kaldı.
"Ne düşünüyorsun?"

Camdan dışarı baktım.
"Çok şey."

"Mesela?"

Cevap vermedim. Çünkü ona verebileceğim cevapların çoğu doğru değildi.

Bazı düşünceler vardı ki insan onları yüksek sesle söylediğinde gerçeklik kazanırdı. Ben yıllardır gerçek olmasından korktuğum şeyleri sessiz tutmayı öğrenmiştim.

Aras sorusunun cevabını alamayınca üstelemedi.

İnsanların çoğu bosluğu bir sessizlik olarak görüp hemen doldurmaya çalışırdı. Aras ise sessizliğin de bi cevap olabileceğini biliyor gibiydi.

Bir süre sonra arabayı yol kenarındaki küçük bir kafeye çekti.

"Ne yapıyoruz?" Diye sordum.

"Yağmurun dinmesini bekleyeceğiz."

"Adliyeye dönmemiz gerekmiyor mu?"

"On dakika bekleyebilir."

"Senin için mi söylüyorsun benim için mi?"

Aras bana baktı.
"İkimiz için."

Kafeye girdik. İçerisi sıcaktı. Camların kenarında yağmurdan buğulanmış küçük izler vardı. Pencerenin yanındaki masaya oturduk. Dışarıdaki havaya karşı içerisi garip bir şekilde huzurlu görünüyordu.

Aras kahve söyledi. Ben çay. Bunu artık şaşırtıcı bulmuyordu. Çayım geldiğinde ellerimi bardağın etrafına sardım. Sıcaklık parmaklarıma yayıldı.

"Biliyor musun" dedi Aras gözlerini camdan ayırmadan "seni ilk tanıdığımda bu kadar sessiz biri olduğunu düşünmemiştim."

"İlk tanıdığında ne düşündün?"

"Fazla ciddi olduğunu."

"Şimdi?"

Bu kez bana baktı.
"Yanılmışım."

"Ne konuda?"

"Ciddi değilsin."

Kaşımı kaldırdım.
"Bu iltifat mı?"

"Henüz karar vermedim."

Güldüm. Gerçekten güldüm. Aras birkaç saniye yüzüme baktı. Bakışlarını kaçırmadı. Ben de kaçırmadım.

O an aramızda söylenmeyen bir şey olduğunu hissettim. Adını koyabileceğim bir sey degildi. Belki yalnızca iki insanın birbirini ilk kez gerçekten fark etmesiydi.

Ama nedense kalbimin hızlandığını hissettim. Başımı çayıma çevirdim.
"Bana öyle bakma."

"Nasıl bakıyorum?"

"Bilmiyorum."

"Sen de bana bakıyorsun."

"Bakmıyorum."

"Bakıyorsun."

"Belki."

Aras'ın dudaklarının kenarında küçük bir gülümseme belirdi. Başımı kaldırdım. Bir anlığına ne söyleyeceğimi bilemedim. Sonra dışarı baktım. Yağmur hâlâ yağıyordu.

Ve ben, hayatım boyunca insanlara yaklaşmanın tehlikeli olduğunu düşünmüşken, ilk kez birinin bana yaklaşmasından korkmak yerine bunu istemeye başladığımı fark ettim.

Bu düşünce hoşuma gitmedi. Çünkü benim hayatımda güzel olan hiçbir şey uzun süre güzel kalmazdı. Ve bazı insanlar, hayatınıza girdikleri anda size yalnızca mutluluk getirmezdi.

Bazen bir insan, sakladığınız her şeyi ortaya çıkarabilecek en büyük tehlike olurdu.

***

Yağmur biraz hafiflediğinde kafeden çıktık. Hava hâlâ soğuktu fakat birkaç dakika o ağır yağış yerini ince bir çiselemeye bırakmıştı. Kaldırımın üzerinde biriken sular, sokak lambalarının altında titreye sarı ışıkları yansıtıyor; insanlar ellerindeki şemsiyelerle aceleyle yanımızdan geçerken şehir sanki biraz önce yaşanan hiçbir şeyi umursamıyormuş gibi kendi hayatına devam ediyordu.

Bazen şehirlerin bu tarafını kıskanıyordum.

Birinin hayatı darmadağın olurken başka birinin markete yetişmesi, bir başkasının otobüsü kaçırmamak için koşması, bir çocuğun annesinin elinden kurtulup su birikintisine basmaya çalışması... dünyanın hiçbir şey olmamış gibi devam edebilmesi tuhaf bir şeydi.

Aras arabanın kapısını açtı.
"Üşüdün mü?" Diye sordu.

"Biraz."

"Ceketimi al."

"Sen?"

"Ben üşümüyorum?"

Ona baktım.
"Yalan söylüyorsun."

"Nasıl anladın."

"Ellerin soğuk."

Aras birkaç saniye sustu. Sonra ceketini çıkardı ve omuzlarıma bıraktı. Kumaşın üzerindeki sıcaklık hâlâ duruyordu.

"Teşekkür ederim." Dedim.

"Önemli değil."

Arabaya bindik.

Bu kez aramızdaki sessizlik farklıydı. Birkaç dakika önce kafede yaşanan o garip yakınlığın izleri hâlâ ikimizin de üzerinde duruyor gibiydi. Konuşmamız gerekiyormuş gibi hissediyordum ama ne söylersem söyleyeyim, az önceki anın büyüsünü bozacakmışım gibi geliyordu.

Sonunda Aras sessizliği bozdu.
"Bir şey soracağım."

"Dinliyorum."

"İnsanlara güveniyor musun?"

Sorunun beklenmedikliği karşısında ona döndüm.
"Bu nereden çıktı?"

"Cevap vermek istemiyorsan verme."

Bir süre düşündüm.
"Hayır."

"Kimseye mi?"

"Çok az kişiye."

"Bana?"

Kalbim bir anlığına hızlandı. Pencereden dışarı bakıyormuş gibi yaptım.
"Seni daha yeni tanıyorum."

"Bu cevap değil."

"Cevap."

Aras hafifçe gülümsedi.
"Demek daha zamanımız var."

"Ne için?"

"Güvenmen için."

Ona baktım. İlk defa yüzünde alıştığım o soğuk ifadeden eser yoktu.

"Bunu neden bu kadar önemsiyorsun?"

Aras gözlerini yoldan ayırmadı.
"Bilmiyorum." Birkaç saniye bekleyip ekledi. "Belki senin bana güvenmeni istiyorum."

Bu kez cevap veremedim. Çünkü bazı cümleler insanın içinde gereğinden fazla yer kaplardı.

Adliyeye döndüğümüzde koridorlar sakinleşmişti. Gün boyunca üzerimize çöken kalabalık dağılmış, gazeteciler gitmiş, çalışanların çoğu odalarına çekilmişti. Selim Vardar'ın dosyası hâlâ masamın üzerindeydi.

Ceketini çıkarıp sandalyenin arkasına bıraktım. Aras da karşıma geçti.
"Bir şey fark ettim." Dedi.

"Yine mi?"

"Evet."

"Bu kez ne?"

"Cinayetlerden bahsederken hiç korkmuyorsun."

Elimdeki dosyanın kapağına baktım.
"Mesleğim bu."

"Ben de aynı işi yapıyorum."

"Sen korkuyor musun?"

"Hayır."

"Öyleyse sorun ne?"

Aras'ın bakışları üzerimde durdu.
"Hiçbir şey."

Bunu söylerken bana inanmadığını biliyordum. Ben de ona inanmadım. Dosyayı açtım.
"Derya Aydın'ın dosyasına bakacağım."

"Bu gece mi?"

"Evet."

"Leyla."

"Efendim."

"Git biraz uyu."

Başımı kaldırdım.
"Bunu senden duymak garip."

"Biliyorum."

"Sende dinlen biraz."

"Benim işim daha bitmedi."

"Benimki de."

Aras bir süre bana baktı. Sonra masanın üzerindeki dosyaları topladı.

"Peki."

"Peki ne?"

"Kaliyorum."

Yüzümde istemsiz bir gülümseme oluştu.
"İnatçısın."

"Bunu daha önce de söyledin."

"Çünkü hâlâ öylesin."

"Sen de."

O gece adliyede yalnızca ikimiz kaldık.

Saatler ilerledikçe koridorun sessizliği arttı. Arada bir dışarıdan araba sesleri geliyor, bilgisayarların fanları duyuluyor, dosyaların sayfaları çevrilirken çıkan küçük sesler gecenin içine karışıyordu.

Bir ara başımı kaldırdığımda Aras'ın bana baktığını gördüm.

"Ne var?" Diye sordum.

"Hiç."

"Yine bakıyorsun."

"Belki."

Bu kez ben gülümsedim. Dosyama döndüm. Fakat sayfaları okumaya başladığımda tek bir kelime bile aklımda kalmadı. Yanımda duran Aras'ın ceketini yeniden omuzlarıma aldım. Ve nedense onu çıkarmaya kıyamıyordum.

Gece yarısına yaklaşırken Aras'ın sesi koridorun sessizliğini böldü.
"Leyla."

Başımı kaldırdım.
"Efendim?"

"Bir gün bana gerçekten güvenebilirsen her şeyi anlatacağına söz verir misin?"

Elimdeki kalem hareket etmeyi bıraktı.
"Her şeyi mi?"

"Her şeyi."

Ona baktım. Bir insanın bazen tek bir soruyla bütün savunmalarını yıkabileceğini o gece öğrendim. Gülümsedim. Ama cevabımı vermedim. Çünkü bazı sözler tutulmak için değil, saklanmak için verilirdi. Ve benim sakladığım şeyler, bir insanın bana güvenmesinden çok daha ağırdı...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

20okunma 8beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18