2. bölüm / 2
KayıtsızlarYokların Gölgesi
Bölümler 2Şu an: Yokların Gölgesi
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Onlar yoktu.
Hiç var olmamışlardı.
Resmi kayıtlarda isimleri geçmezdi.
Onları bilenler ya ölmüştü ya da susturulmuştu.
Ama savaş hala devam ediyordu.
Ve onlar , bu savaşın en karanlık köşesinde pusuda bekliyordu.
Gece : 02:47
Yağmur, gökyüzünden şiddetle dökülüyor, kaldırım taşlarını sessizce dövüyordu.
Eski bir sanayi bölgesinin terk edilmiş depoları arasında, karanlığın içinde hareket eden gölgeler vardı.
"Hedef doğrulandı."
Kulaklığa gelen boğuk ses, karanlığı yarıp geçti.
Şahin, gözlerini teleskopik dürbünden çekti.
Siyah zırhına gömülü gece görüş modülü, hedef binanın içinde dört silahlı adam olduğunu gösteriyordu.
Ama içeridekilerden daha büyük bir sorun vardı.
"Ek güvenlik var," dedi Şahin , ekibine. "Bu bir tuzak olabilir."
Kurt , çatıdan gözlem yapıyordu.
Kulağında kulaklık , elinde uzun namlulu susturuculu tüfeğiyle , nefes almadan izliyordu.
"Bence de.
Arkada iki araç bekliyor.
Bunlar tipik paralı askerler değil."
"Plan değişti."
Bu ses Hayalet’e aitti.
O çoktan binanın güvenlik sistemine sızmıştı.
Bilgisayar ekranına düşen veriler, içeridekilerin sıradan adamlar olmadığını gösteriyordu.
"Buraya bir şey getiriyorlar. Büyük bir şey."
Şahin'in gözleri kısıldı. Devletin bile bilmediği operasyonlara katılmıştı, ama bu işin kokusu başkaydı. Ne getiriliyordu?
"Harekete geçiyoruz," dedi sertçe. "Sessiz olacağız. Eğer işler ters giderse, kimse sağ çıkmayacak."
02:52
Şahin, susturuculu tabancasını kontrol edip cebinden küçük bir şarjör çıkararak yerine oturttu.
Gözleri binanın arka girişine kaydı. "Hayalet, kilidi çöz.
Kurt, sen çatıdan göz kulak ol.
İhtiyaç olursa destek ver."
"Anlaşıldı," dedi Hayalet ve elindeki küçük cihazı kapıya yerleştirdi.
Birkaç saniye sonra kilit sessizce açıldı. "Temiz."
Şahin eliyle işaret verdi.
Sis, Vega ve Siyah onunla birlikte içeri süzüldü.
Loş ışıkla aydınlatılmış koridorda ilerlerken, uzaktan gelen boğuk bir konuşma sesi duyuldu.
Adamlar içerideydi.
Ve büyük ihtimalle neyin içinde olduklarını bilmiyorlardı.
"Gözlerinizi açın," dedi Şahin fısıltıyla. "Burası düşündüğümüzden daha karmaşık olabilir."
02:54
Tim, duvar kenarında sessizce ilerlerken, Hayalet elinde ki küçük bir tablet aracılığıyla güvenlik kameralarına bağlandı. Binanın planını çıkarmıştı ve odalardan birinin yoğun şekilde korunduğunu gördü.
"Sol koridor , üçüncü oda.
Orada bir şey var," dedi fısıltıyla.
Şahin başını salladı ve ekibi ikiye böldü. Kurt çatıdan keskin nişancı pozisyonunda beklerken ,
Vega ve Sis sağ kanattan destek verecekti. Şahin, Siyah ve Hayalet ise içeri girecekti.
02:56
Kapının önüne geldiklerinde içeriden gelen konuşmalar daha net duyuluyordu.
Bir adam, öfkeli bir şekilde birilerine emirler yağdırıyordu.
"Yeterince bekledik ! Kargoyu hemen çıkarmamız gerek.
Eğer yanlış ellere geçerse hepimiz ölürüz!"
Şahin, bir anlığına nefesini tuttu.
Kargo mu ? Ne kargosu ?
İçeri bakmak için küçük bir ayna çıkardı ve kapının altından yavaşça kaydırdı.
Oda'nın içinde dört adam vardı.
Üçü silahlıydı , biri ise beyaz bir laboratuvar önlüğü giymişti.
Masanın üzerinde büyük, metal bir kasa duruyordu.
Hayalet, kulaklıktan fısıldadı. "O kasanın içinde ne olduğunu merak etmeye başladım."
Şahin derin bir nefes aldı.
"Öğrenmek üzereyiz."
02:58
"Hazır olun," dedi Şahin. Eli, kapının koluna gitti. "İçeri giriyoruz."
Şahin, parmaklarını kapının soğuk metal kolunda gezdirirken içerideki sesler azalmıştı. İçerideki adamlardan biri sigarasını sertçe yere attı, tabanında ezerek söndürdü. Sinirliydi.
"Bu kadar yeter ! Patron, bunun burada kalmasını istemedi. Beş dakika içinde çıkmazsak, gelenlere anlatacak bir şeyimiz kalmaz."
Şahin kısa bir el işaretiyle geri sayım başlattı. Üç… İki… Bir…
Kapı hızla açıldı.
Sessiz ve ölümcül bir gölge gibi içeri süzülen kayıtsızlar üç adamı yere indirdi. Son kalan, laboratuvar önlüklü adam ise duvara yapışmış halde panikle titriyordu.
Şahin, silahını adamın alnına doğrulttu. "Kasa. İçinde ne var?"
Adamın gözleri büyüdü.
"Siz… Siz kimsiniz ? Siz burada olmamalısınız !"
"Yanlış cevap," dedi Şahin soğukkanlılıkla. İşaret parmağı hafifçe tetiğe bastı, ama ateş etmedi.
"Tekrar soruyorum : İçinde ne var ?"
Hayalet hızla bilgisayarını açtı, binanın iç ağını taramaya başladı.
"Şahin, bu bir biyolojik taşıma kasası. İçinde kimyasal koruma sistemi var."
Şahin'in gözleri kısıldı.
Bu iş düşündüğünden daha büyüktü.
03:00
Kurt’un sesi kulaklıktan geldi. "Hareket var ! Binanın dışında beş araç yaklaşıyor.
Ağır silah taşıyorlar."
Vega hemen dış kapıya yöneldi, silahını kavradı.
"Gelenler kargo için mi, yoksa bizi ortadan kaldırmak için mi?"
Siyah, yere yığılan adamlardan birinin telsizini aldı. Frekansı ayarladı, kısa bir sessizlikten sonra tiz bir ses duyuldu.
"Eğer içeridekiler paketi aldıysa, hepsini temizleyin. Tanık istemiyoruz."
Şahin, laboratuvar önlüklü adamın korkuyla titrediğini gördü.
"Bizi öldürmek için mi geliyorlar ?"
Adam başını hızlıca salladı.
"Siz… Siz yanlış adamlarla oynuyorsunuz ! Eğer bu kasayı açarsanız, yalnızca kendi sonunuzu değil, herkesin sonunu hazırlarsınız !"
Kapının dışında bir motor sesi duyuldu. Ağır adımlarla yaklaşan silahlı adamların gölgeleri kapının altından süzülüyordu.
Şahin silahını kaldırdı , ekibine sertçe baktı. "Savaş başlıyor."
Ve o an , ilk kurşun sesi karanlığın bütün sessizliğini bozdu.
03:01
İlk kurşun duvara saplandığında Şahin, takımını hızlıca pozisyon almaları için yönlendirdi. "Siper alın ! Kurt, durum nedir ?"
"Beş araçtan on beş adam indi. Ağır silahlı ve eğitimliler. Binayı kuşatıyorlar," dedi Kurt soğukkanlılıkla. "Onları oyalayabilirim, ama içeri girmeleri an meselesi."
Şahin’in zihni hızlı çalışıyordu. "Vega, arka kapıyı tut. Sis, odayı güvene al. Hayalet, kasayı incele. Ne ile karşı karşıya olduğumuzu bilmek zorundayız."
Hayalet hızla kasanın başına geçti. Ellerini metal yüzeyde gezdirerek güvenlik mekanizmasını analiz etti. "Bu teknoloji çok ileri… Biyometrik kilit var. Yanlış açarsak, kendi kendini yok etme sistemi devreye girer."
Şahin, duvara sırtını yaslayarak içeridekilere göz kulak oluyordu. "Bu kadar korunan bir şey varsa, kesinlikle sıradan değildir."
03:03
Vega, kapının hemen yanındaki boşluktan dışarı baktı. Adamlar stratejik olarak yerleşiyorlardı. İçeri girerlerse, kısa sürede sıkışıp kalacaklardı.
"Şahin, fazla vaktimiz yok. Dışarıdan içeriye doğru ilerliyorlar," dedi Vega. "Onları yavaşlatmak için mayın döşeyebilirim."
"Yap," dedi Şahin kararlı bir sesle. "Ama önce tuzağa düşmelerini sağla."
Sis, odanın içinde pozisyon aldı ve dikkatini dağıtmadan koridoru izledi. "Hedefler yaklaşmaya başladı. Sayıları çok fazla."
03:05
Bu sırada, Hayalet’in gözleri bilgisayar ekranında hızla kayıyordu. "Buldum. Kasanın içinde biyolojik izolatörler var. Eğer yanlış açarsak, içerideki madde serbest kalır."
Şahin kaşlarını çattı. "Biyolojik izolatör mü? Bu, bir silah olabilir mi?"
Hayalet başını salladı. "Daha kötüsü. Bir virüs olabilir."
"Bir biyolojik saldırı silahı…" Şahin’in boğazı kurudu. "Bu yüzden bu kadar korunaklı."
03:07
Dışarıdan patlama sesleri geldi. Vega'nın kurduğu tuzaklar devreye girmişti. Bağırışlar ve silah sesleri yankılandı.
Kurt, dürbününden olanları izlerken gülümsedi. "Tuzaklar etkili oldu. İkisini indirdim, diğerleri dağıldı. Ama geri çekilmiyorlar."
Şahin derin bir nefes aldı. "Vakit kaybetmeden çıkmalıyız. Bu kargonun düşman eline geçmesine izin veremeyiz."
"Ya kasadaki şey ?" diye sordu Siyah.
Şahin, kararını vermişti. "Onu da götürüyoruz.
Ama önceliğimiz hayatta kalmak."
03:09
Hayalet, kasanın üzerindeki paneldeki tuşlara hızla dokundu. "Biyometrik kilidi atlatmam zaman alır. Ama başarırsam, güvenliği devre dışı bırakabilirim."
"O zaman başla. Biz seni koruyacağız." Şahin, takımına işaret verdi.
"Pozisyon alın ! Gelenleri durduruyoruz !"
03:10
Kapının menteşeleri titredi.
Düşman, içeri girmeye çalışıyordu.
Kapının arkasında metalin çatırtıları duyuldu.
Şahin’in gözleri soğuktu. "Kimse bu odadan sağ çıkmayacak.
Gölgelerden geldik , gölgelerden gideceğiz."
Kapı patladı.
Ve cehennem başladı.
03:10
Kapı paramparça olurken içeriye siyah üniformalı, tam teçhizatlı saldırı timi daldı. Otomatik tüfeklerinden çıkan mermiler, duvarları delip geçerken Şahin bağırdı: "Dağılın!"
Sis hızla yan odaya süzüldü, keskin hareketlerle köşeyi dönerken susturuculu tabancasıyla iki düşmanı yere serdi. "Temiz."
Vega, koridoru tutmak için ateş yağmurunu üzerine çekti.
"Bunlar profesyonel ! Geri çekilmek yok , ölümüne savaşıyorlar."
Şahin’in yüzü ciddileşti. "Bizi buradan canlı çıkarmamaya yemin etmiş gibiler.
Kim bunlar ?"
03:12
Hayalet, kasanın başında ter içinde çalışıyordu. "Biyometrik kilidi atlatmama çok az kaldı.
Sadece biraz daha zaman kazanın !"
Siyah, bir el işaretiyle odanın köşesine yöneldi. Elindeki duman bombalarını kapının eşiğine doğru yuvarladı. Patlama sesleri ve yoğun duman, düşmanların ilerleyişini durdurdu.
Kurt’un sesi kulaklıktan geldi: "Onlar ‘Kara Gölgeler’. Kiralık ölüm makineleri.
Görevleri asla yarım kalmaz."
Şahin’in bakışları keskinleşti. "Demek bu kadar organize olmalarının sebebi bu.
Bizi canlı bırakmayacaklar."
03:14
Düşmanlar yeniden saldırıya geçtiğinde Vega ve Sis ölümcül bir koordinasyonla hareket etti. Vega, koridoru tutarken Sis, hızlıca düşmanların arkasına sızarak onları gafil avladı.
"Arka koridor temiz," dedi Sis , kan ter içinde. "Ama bu kadar adamı buraya kim gönderdi ?"
"Bu kadar organize olabilen biri varsa, bu iş düşündüğümüzden daha büyük," diye yanıtladı Şahin.
"Bu kasada ne olduğuna bağlı.
Hayalet, durum nedir?"
03:15
Hayalet’in yüzü aydınlandı. "Kilidi kırdım. Kasa açılıyor."
Kasanın metal kapağı yavaşça açıldığında, içeride cam bir silindir ortaya çıktı. Silindirin içinde, koyu mavi bir sıvı kıvrılarak hareket ediyordu.
Şahin, gözlerini kısarak yaklaştı.
"Bu da ne ?"
Hayalet, ekranına baktı.
"Bu… bu bir biyolojik prototip.
Hücre yenilenmesini tetikleyen bir madde. Ama aynı zamanda genetik yapıyı yeniden şekillendirme gücüne sahip."
Vega kaşlarını çattı. "Ne anlama geliyor ?"
Hayalet’in yüzü ciddileşti. "Bu, biyolojik bir silahın ötesinde. Bu, insanları yeniden yaratabilir.
Daha güçlü… Daha dayanıklı… Daha kontrol edilebilir varlıklar haline getirebilir."
03:17
Şahin’in gözleri kasadaki sıvıya kenetlendi. "Demek peşimizdeki köpeklerin sebebi bu."
Tam o anda kulaklıktan Kurt’un sesi aciliyetle yankılandı: "Beşinci araçtan inen adamı gördüm. Liderleri o."
Şahin’in yüzü sertleşti. "Kimmiş o?"
Kurt, dürbününden adamı takip ederken sesi soğuk ve sakin çıktı. "O, Hayalet’in geçmişinden biri. O, ‘Zifir’."
Hayalet’in yüzü bembeyaz oldu. "Zifir… O burada mı?"
"O, Kara Gölgeler’in başı," dedi Kurt. "Ve şu an doğrudan size doğru geliyor."
03:19
Kapının önünde ağır adımlar yankılandı. Dumanın içinden çıkan siluet, iri yapısıyla karanlığı bile yutuyordu. Kafasında siyah bir maske, gözlerinde kırmızı bir parıltı vardı.
Şahin, ekibine baktı. "Bu her kimse, onu burada durdurmak zorundayız."
Hayalet’in sesi titriyordu. "Bu adamı durdurmak o kadar kolay değil.
O… O bir canavar."
Zifir, kapının önünde durdu. Mekanik sesi odada yankılandı.
"Kayıtsızlar…
Nihayet karşılaştık.
Bugün bu odadan hiç kimse çıkmayacak."
Bölüm etkileşimi
