5. bölüm · Kayıp yaz
Gerçekler
Deniz kapının önünde duruyordu ama sanki bütün kasaba içeri dolmuş gibiydi.Sessizlik ağırdı. Boğuyordu.
“Anlat,” dedim.Sesim düşündüğümden daha sakindi. Bu daha kötüydü zaten.
Deniz içeri girdi. Kapıyı kapattı ama kilitlemedi. Kaçmam gerekirse yolum açık kalsın diye mi, yoksa onun için mi bilmiyorum.
“Annen,” dedi yavaşça, “bu kasabada bir şey keşfetti.”
Oturmadım. Oturursam çökerdim. Ayakta kaldım.
“Ne keşfetti?”
Deniz derin bir nefes aldı.“Bir kaybolma zinciri. Yıllar boyunca susturulan insanlar.”
Günlük elimdeydi. Parmaklarım sayfaları sıkıyordu.
“Benim babam,” dedi, gözlerini kaçırarak,“o kaybolanlardan biriydi.”
İçimde bir şey koptu.Şimdi her şey yerli yerine oturuyordu. Deniz’in bakışı, öfkesi, kaçışı… hepsi.
“Annem ne yaptı?” dedim.
“Susmadı,” dedi.“Ve bu kasabada susmayanlar… yok olur.”
O cümle odaya düştü. Sert. Soğuk.
“Peki Deniz,” dedim, “annem nerede?”
Bana baktı. Uzun uzun. Sanki cevabı yüzümden okumaya çalışıyordu.
“Yaşıyor,” dedi sonunda.“Ama saklanıyor.”
Gözlerim doldu.“Benden niye saklanıyor?”
Deniz yaklaştı. Bu sefer durmadım.“Çünkü seni korumak istiyor,” dedi.“Ve çünkü… onun hatasını seninle tekrar etmekten korkuyor.”
“Sen misin o hata?” dedim.
Bir an sustu.Sonra başını salladı.
“Benim,” dedi.“Ve sana aşık olmamam gerekiyordu.”
Kalbim…Lan kalbim cidden maldı kanka.
“Elimi tuttuğunda,” dedim, “bunu bilmiyordum.”
“Ben biliyordum,” dedi.“Ve yine de bırakamadım.”
Bir anlık sessizlik oldu.Sonra dışarıdan bir ses geldi. Kapının önünde.
Ayak sesleri.Fısıltılar.
Deniz anında sertleşti.Işıkları kapattı, beni duvara doğru çekti. Nefesi kulağımdaydı.
“Beni dinle,” dedi alçak sesle.“Eğer bir şey olursa… koş.”
“Ya sen?” dedim.
Gözlerime baktı.Bu sefer kaçmadı.
“Ben kalırım,” dedi.“Her zaman kalırım.”
Kapı kolu yavaşça oynadı.
Ve o an anladım…Bu yaz, sadece sırları değil, kalpleri de yakacaktı.
