KAYIP VAKA kitap kapağı

1. bölüm / 2

KAYIP VAKA

1.BÖLÜM: BEYAZ LİKRA VE PASLI ANAHTAR

Vaveyla Yazarı: Şekerli Zehir

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: 1.BÖLÜM: BEYAZ LİKRA VE PASLI ANAHTAR

Karakolun üçüncü katındaki koridor, yılların rutubetiyle ağırlaşmış nemli bir duvar kâğıdı kokardı. Bu kokuyu ilk gün, akademiden ayağımın tozuyla girdiğimde genzime çekmiştim; şimdi ise ciğerlerimin doğal bir parçası gibiydi.
Masamın üzerindeki metal lamba, sarımsı ve titrek bir ışıkla önümdeki boş dosyayı aydınlatıyordu. Dosyanın üzerinde kalın, siyah harflerle tek bir şey yazıyordu:
VAKA NO: 2026/804
Benim adımla yan yana duran ilk dosya.
Polis Memuru İlay.
Masamın hemen kenarında duran soğumuş çay bardağına uzandım, ancak içmeden geri bıraktım. İçimdeki o garip, mide bulandırıcı heyecan bir türlü durulmuyordu.
Akademide öğretilen hiçbir şey, eline ilk gerçek insan hayatını aldığın anın ağırlığına insanı hazırlamıyordu. Kitaplar ipuçlarını toplamayı, delilleri korumayı ve şüphelileri sorgulamayı anlatırdı.
Ama bir anneyle babanın gözlerindeki çaresizliği görünce ne yapacağını anlatmazdı.
Kapı aniden vurulmadan açıldı.
Komiser Nedim, elinde iki adet şeffaf delil poşetiyle içeri girdi. Ağır adımlarla masama yaklaştı ve poşetleri laminat kaplı masanın üzerine bıraktı. Yüzündeki derin çizgiler her zamankinden daha çökmüş görünüyordu.
“İmzanı at, dosya resmen senindir İlay,” dedi. Sesi sigara dumanından pürüzleşmişti. “Meyra ve Koray Aksoy aşağıda. Çocukları dün geceden beri yok.”
Sırtımı dikleştirdim.
“Herhangi bir fidye talebi veya tehdit var mı, komiserim?”
“Yok. Hiçbir şey yok.”
Nedim Komiser gözlerini kısıp yüzüme baktı.
“Kayıp vakaları zordur kızım. İlk yirmi dört saat her şeydir. Toyluğunu bu dosyanın üzerinde bırakırsın ya da bu dosya sana neyi eksik yaptığını öğretir. Şimdi in aşağı. Dinle onları.”
Bir an sustu.
“Ama unutma; insanlar yalan söyler. Ağlarken bile.”
Sonra odadan çıktı.
Derin bir nefes aldım.
Delil poşetlerine baktım.
Birinin içinde pirinçten yapılmış, üzeri ince işlemelerle kaplı, uç kısmı hafifçe paslanmış eski bir anahtar duruyordu.
Diğer poşette ise katlanmış beyaz bir likra bluz vardı. Kumaşın üzerinde kurumuş çamur lekeleri bulunuyordu.
İki çocuk.
Bir anahtar.
Bir kıyafet.
Ve hiçbir açıklama.
Dosyayı elime alıp görüşme odasına indim.
Soğuk hava yüzüme çarptığında karakolun o ağır rutubet kokusu yerini keskin bir temizlik maddesi kokusuna bıraktı.
Meyra Hanım masanın başında oturmuş, ellerini dizlerinin arasında sıkıca kenetlemişti. İnce, pürüzsüz cildi ve özenle yapılmış saçları, yaşadığı paniği gizlemeye yetmiyordu. Gözlerinin altındaki mor halkalar ve titreyen dudakları uykusuz geçen bir gecenin izlerini taşıyordu.
Eşi Koray Bey ise odanın köşesinde, pencerenin önünde bir aşağı bir yukarı yürüyordu.
Pahalı takım elbisesinin ceketini çıkarmış, gömleğinin kollarını dirseklerine kadar kıvırmıştı.
“İlay ben,” dedim sandalyemi çekip karşılarına otururken. Sesimin kendinden emin çıkması için normalden fazla çaba sarf etmiştim. “Soruşturmayı ben yürüteceğim. Lütfen oturun Koray Bey.”
Koray duraksadı.
Bana kısa ve şüpheci bir bakış attı.
“Siz mi?”
Sesindeki şaşkınlık gizlenemeyecek kadar açıktı.
“Bize daha tecrübeli birini vereceklerini sanıyordum. İkizlerimiz kayıp! Mina ve Miran daha on dört yaşında. Dün gece odalarında yatıyorlardı, sabah yoktular.”
“Koray, lütfen...” dedi Meyra.
Sesi neredeyse fısıltıydı.
Sonra bana döndü. Gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
“Lütfen bize yardım edin. On dört yaşındalar daha. Biri olmadan diğeri nefes alamaz. Mina biraz içine kapanıktır ama Miran... Miran çok hareketlidir. Her şeyi merak eder. Gece hiçbir şey duymadık. Hiçbir şey.”
Not defterimi açtım.
“Baştan başlayalım. Dün akşam saat kaçta odalarına çekildiler?”
“On bir gibi,” dedi Meyra hızla. “Miran ödevlerini bitirdiğini söyledi. Mina zaten bütün gün odasından pek çıkmamıştı.”
“Sonra?”
“Sabah sekizde kahvaltıya çağırmak için odalarına girdim.”
Sesi titredi.
“Yatakları düzeltilmişti ama ikisi de yoktu.”
“Pencereler?”
“Kilitliydi.”
“Kapı?”
Koray söze girdi.
“Ön kapı aralıktı.”
Kalemimi durdurdum.
“Evde zorlama izi var mıydı?”
“Hayır.”
Koray yanımıza gelip masaya dayandı.
“Alarm sistemi de devre dışı bırakılmıştı.”
“Şifreyi kim biliyordu?”
“Ben, Meyra ve çocuklar.”
Bir saniye düşündüm.
“Başka biri?”
“Hayır.”
Yani ya çocuklar alarmı kendileri devre dışı bırakmıştı ya da şifreyi bilen biri eve girmişti.
İki ihtimal de hoşuma gitmiyordu.
Cebimden Nedim Komiser'in bana verdiği delil poşetlerini çıkardım.
“Olay yeri inceleme ekibi bazı şeyler buldu.”
Önce anahtarı masaya koydum.
Koray kaşlarını çattı.
“Bu bizim evin anahtarı değil.”
“Eviniz dijital sistem kullanıyor, değil mi?”
“Evet.”
“Peki neyin anahtarı olabilir?”
“Bilmiyorum. Eski bir depo, dolap... Hiç görmedim.”
Bakışlarını anahtardan çekti.
Ben ikinci poşete uzandım.
Beyaz bluzu masanın üzerine bıraktım.
O an odadaki hava değişti.
Meyra Hanım'ın bakışları kumaşa takıldı.
Gözleri büyüdü.
Elini ağzına götürdü ve kısa, boğuk bir nefes aldı.
Ardından başını hızla eşine çevirdi.
Koray'ın yüzündeki sabırsız ifade bir anda kayboldu.
Bakışları Meyra'nın gözleriyle buluştu.
Hiçbir şey söylemediler.
Ama aralarında bir şey geçti.
Kısa bir bakış.
Bir korku.
Belki de yıllardır taşıdıkları bir sırrın tek bir saniyeliğine yüzeye çıkışı.
Koray boğazını temizledi.
“Bu... bize ait değil.”
Sesi titriyordu.
“Ne Mina'nın ne de Meyra'nın böyle bir kıyafeti var.”
Bakışlarımı ondan ayırmadım.
“Emin misiniz?”
“Evet.”
Meyra da hemen konuştu.
“İlk defa görüyorum.”
Yalan söylüyorlardı.
Bundan emin değildim.
Ama doğruyu söylemediklerinden emindim.
“Anladım,” dedim.
Üzerlerine gitmedim.
İlk sorguda ipin ucunu fazla çekerseniz, bazen düğümü çözmezsiniz. Sadece koparırsınız.
“Şimdi evinize gidip çocukların odasını bizzat incelemek istiyorum.”
Aksoy ailesinin evi, şehrin dışında, çam ormanlarının hemen kıyısında yer alan lüks bir sitedeydi.
İki katlı, geniş camlı, modern bir yapıydı.
Dışarıdan bakıldığında kusursuz görünüyordu.
İçeri girdiğim anda ise o görüntü kayboldu.
Ev sessizdi.
Fazla sessiz.
Olay yeri inceleme ekipleri çalışmalarını tamamlayıp gitmişti. Geriye yalnızca yerdeki birkaç işaretleme bandı, ayak seslerimiz ve ağır bir sessizlik kalmıştı.
“Çocukların odası üst katta,” dedi Koray.
“Ben yalnız çıksam daha iyi olur.”
Koray bir şey söylemedi.
Merdivenlere yöneldim.
İkinci kata çıktığımda sağda ve solda iki ayrı kapı bekliyordum.
Ama karşıma tek bir büyük çift kanatlı kapı çıktı.
İkizler aynı odayı paylaşıyordu.
Kapıyı açtım.
Oda tam ortadan ikiye bölünmüş gibiydi.
Sol taraf son derece düzenliydi.
Kitaplıkta alfabetik sıraya göre dizilmiş kitaplar, gri bir yatak örtüsü, masanın üzerinde muntazam duran ders notları ve birkaç büst maketi vardı.
Burası Miran'ın tarafı olmalıydı.
Sağ taraf ise tamamen farklıydı.
Duvarda soyut resimler, çizim defterleri, yerlere bırakılmış tuvaller ve darmadağınık bir yatak vardı.
Mina'nın dünyası.
Eldivenlerimi taktım.
Odayı sistemli şekilde incelemeye başladım.
Çekmeceler.
Dolaplar.
Yatak altları.
Masalar.
İlk bakışta olağandışı hiçbir şey yoktu.
Sıradan iki ergenin odasıydı.
Ta ki Mina'nın çalışma masasının yanındaki çöp kutusuna kadar.
Çöp kutusu boşaltılmıştı.
Ama masanın altındaki ahşap parkenin birleştiği derz arasında küçük bir kâğıt parçası gözüme çarptı.
Eğildim.
Cımbızla kâğıdı dikkatlice çıkardım.
Çizgili bir defterden aceleyle yırtılmış bir sayfanın köşesiydi.
Üzerinde tükenmez kalemle yazılmış birkaç harf vardı:
“...arkasındaki göl...”
Kaşlarımı çattım.
Gölün arkasındaki ne?
Kâğıdı delil poşetine koydum.
Sonra Mina'nın masasını daha detaylı aramaya başladım.
Kitaplar.
Defterler.
Çekmeceler.
Hiçbir şey.
Miran'ın tarafına geçtim.
O kadar düzenliydi ki bu düzen neredeyse yapay görünüyordu.
Gardırobunu açtım.
Düzenli katlanmış kazaklar, tişörtler...
En alt rafta, kışlık kazakların arkasına gizlenmiş siyah, sert kapaklı küçük bir defter buldum.
Kapağında isim yoktu.
Kilit mekanizması da yoktu.
Ama köşesi aşınmıştı.
Defteri açtım.
Günlüktü.
Sayfaları çevirdim.
Tarihler birkaç ay öncesinden başlıyordu.
Miran'ın el yazısı köşeli ve gergindi.
12 Ekim
Mina yine saatlerce bahçedeki eski kulübeye baktı. Benimle konuşmuyor. Annemlerin ne sakladığını bildiğini sanıyorum.
Bir sonraki sayfaya geçtim.
4 Kasım
Babamın telefonda konuştuğunu duydum. O ismi tekrar söyledi. Eğer o adam geri dönerse ne yapacağız? Mina korkuyor.
Bir sayfa daha.
18 Ocak
Bugün vestiyerde o beyaz şeyi gördüm. Annem onu hızlıca çantasına sakladı. Neden ağlıyordu?
Kalbim hızlandı.
Beyaz likra.
Aile onu tanımıyordu.
Ama günlük, en azından Miran'ın gözünden, bunun daha önce evde bulunduğunu söylüyordu.
Sayfaları çevirmeye devam ettim.
Son sayfaya geldim.
Tarih dündü.
15 Eylül
Sayfanın ortasında yalnızca iki cümle vardı.
Kalem, kâğıdı delecek kadar bastırılmıştı.
Planı değiştirdi.
Ben her şeyi anladım ama çok geç. Ona güvenmemeliydim.
Bir süre sayfaya baktım.
“Ona güvenmemeliydim...”
Kime?
Mina'ya mı?
Babasına mı?
Annesine mi?
Yoksa günlükte bahsettiği o adama mı?
Defteri kapattım.
Tam o sırada gözüm pencereye kaydı.
Aksoy ailesinin bahçesi, arka taraftaki koyu renkli çam ormanına kadar uzanıyordu.
Ağaçların arasında, sisten neredeyse görünmez hâle gelmiş küçük bir yapının karartısı seçiliyordu.
Eski bir kulübe.
Günlükteki cümle zihnimde yeniden yankılandı.
Mina yine saatlerce bahçedeki eski kulübeye baktı.
Elimi cebime attım.
Paslı pirinç anahtarı çıkardım.
Üzerindeki girintilere baktım.
Bu, modern bir kapıya ait değildi.
Eski bir asma kilide aitti.
Belki de kulübeye.
Tam o sırada aşağıdan boğuk sesler geldi.
İstemeden durdum.
Meyra'nın sesi.
“Polise her şeyi anlatamayız, Koray.”
Koray'ın sesi daha alçaktı.
“Biliyorum.”
“Onlar daha on dört yaşında.”
Kısa bir sessizlik oldu.
“Eğer o öğrenirse çocukları bir daha göremeyiz.”
Nefesimi tuttum.
Koray'ın sesi bu kez daha sert çıktı.
“Sesini alçalt.”
“On dört yıl önce yaptığımız şeyin bedelini çocuklar mı ödeyecek?”
Olduğum yerde kaldım.
On dört yıl önce.
İkizlerin doğduğu yıl.
Koray'ın sesi titredi.
“Bunu burada konuşmayacağız.”
“Peki ya İlay?”
Adımı duyunca kalbim bir anlığına duracak gibi oldu.
Koray cevap vermeden önce uzun bir sessizlik yaşandı.
“Daha yeni başladı,” dedi sonunda. “Ne bildiğini bilmiyoruz.”
Adımlarını duydum.
Hemen geri çekilip çocukların odasına girdim.
Kapının yanındaki duvara yaslandım.
Birkaç saniye sonra sesler kesildi.
Elimdeki siyah deftere baktım.
On dört yıl önce ne olmuştu?
Ve daha önemlisi...
Mina ile Miran bunun neresindeydi?
Defteri ceketimin iç cebine yerleştirdim.
Pencereye yürüdüm.
Dışarıda hava kararıyordu.
Çam ağaçlarının arasında duran eski kulübe artık daha net görünüyordu.
Cebimdeki paslı anahtar ağırlaşmış gibiydi.
İlk görevimdi.
Belki tecrübesizdim.
Belki emniyetteki herkes bu dosyayı yüzüme gözüme bulaştıracağımı düşünüyordu.
Ama artık bunun sıradan bir kayıp vakası olmadığını biliyordum.
Mina ve Miran ortadan kaybolmuştu.
Ebeveynleri bir şey saklıyordu.
Bir yabancının kıyafeti evlerinde bulunmuştu.
Ve elimde, nereye ait olduğunu bilmediğim eski bir anahtar vardı.
Merdivenlerden aşağı inip Meyra ve Koray'la yüzleşmeden önce yapmam gereken bir şey vardı.
Bahçedeki kulübeye gitmek.
Anahtarın neyi açtığını öğrenmek.
Ve mümkünse, Mina ile Miran'ın bıraktığı bir sonraki izi bulmak.
Cebimdeki anahtara son kez dokundum.
İlk vakam daha ilk geceden bana bir soru sormuştu.
Ben de cevabını bulmaya kararlıydım.
O anahtar neyi açıyordu?

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

41okunma 12beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18