Kayıp Mevsim🍂 kitap kapağı

4. bölüm / 5

Kayıp Mevsim🍂

Bölüm-4 Elya'nın sırrı🪽

Yazar: nehir V.🩷🌸💐

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: Bölüm-4 Elya'nın sırrı🪽

Simsiyah karanlığın ardından bir silüet bana doğru geliyordu. Bu siyahlığın ortasında mavi gözleri parıldıyor, omuzları dik bir şekilde bana yaklaşıyordu. Gözleri ruhumun her bir ayrıntısını inceler gibiydi. Yavaş yavaş yüzü ortaya çıkınca bu gizemli kişinin Alas olduğunu anladım. Kendi kendime bu adamın buraya nasıl geldiği ve az önce köye gelen Mevsim Avcıları denilen kişilerle savaşıyor olup olmadığını sorguluyordum. Gerçekten öğrenmem gereken ciddi bilgiler vardı ve bu bilgiler hayatımın dönüm noktası olacaktı. Kim benden ne saklıyordu? Bu yaşlı adam da neyin nesiydi? Hepsini öğrenecektim.
Derin bir nefes alıp sakinleşmeye çalıştım. Güvenmez gözlerle bakarak ciddi bir ses tonuyla konuşmaya başladım.
"Siz kimsiniz ve neler saklıyorsunuz? Biri bana açıklasın artık. Ve sen, Alas. Onlarla savaşmıyor muydun, buraya nasıl geldin?"
Alas açıklayıcı gözlerle önce yaşlı adama sonra bana baktı. Sanki yaşlı adamdan konuşma izni istiyormuş gibiydi. Sert ama bir o kadar da nazik bir ses tonuyla konuştu.
"Seria Teyze'nin evindeki bodrum buraya bağlanıyor, Elya. Mevsim avcılarını hallettim Seria Teyze güvende. Sana merak ettiğin her şey anlatılacak fakat bunu Rolie Amca yapacak."
Rolie Amca. Bu isim bir yandan tanıdık geliyor ama çıkaramıyordum. En azından Seria Teyze güvendeydi. Yine aynı ses tonuyla konuştum.
"Pekala, ama sizi hala tanımıyorum. İyi niyetli olup olmadığınızı nereden bileceğim? Ve babaannem nerede, ona ne yaptınız?" Bir yandan Alas'a bakıyor, bir yandan Rolie Amca'ya bakıyordum.
Alas bir an konuşacaktı ama onun sözünü Rolie Amca kesti.
"Babaannen Seria Teyzeyle güvende. Ona hiçbir şey yapmadık endişelenmene gerek yok." bir an duraksadı ama konuşmaya devam etti. "Yavaş yavaş tanıyacaksın, Elya. Bunca zaman söylemememizin bir nedeni vardı. Ve merak etme bizi çok seveceksin." Alas'a bakarak kaş göz hareketi yaptı ve Alas ahşap odadan çıktı. Gözlerini tekrar bana çevirdi ve konuşmasına devam etti "Evet, Elya." derin bir nefes aldı "Babaannenin anlattığı hikayeyi biliyorum. O hikaye gerçek. Sen büyüyünceye kadar ona bu sırları saklamasını istedim. Şimdi anlatmamın sırası geldi çünkü dünya tehdit altında. Mevsim avcıları..." Gözlerim fal taşı gibi açılmıştı. Sandalyeyi göstererek oturmamı söyledi. Oturdum. Ardından konuşmaya devam etti. "Bu dünyada dört mevsim vardı Elya. Her mevsimin bir prensesi, prenseslerin de koruyucuları vardı. Sonbahar çalındıktan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Yapraklar sararmadı, dünya huzursuz bir yere dönüştü. Sonbaharın prensesi ise ortadan kayboldu. Kimileri öldüğünü sandı, kimileri ise Mevsim Avcıları tarafından kaçırıldığına inandı. Ama gerçek çok daha farklıydı." Elya şaşkınlıkla Rolie Amca'ya baktı.
"Bulamadınız mı?" Rolie Amca başını iki yana salladı. "Hayır. Çünkü onu kimse aramadı." Kaşlarım çatıldı. "Ne demek bu?" Yaşlı adam gözlerini doğrudan gözlerime çevirdi. "Çünkü herkes onun öldüğüne inandırıldı." Odadaki sessizlik ağırlaştı.
"Fakat ben yıllarca araştırdım. Eski yazıtları okudum, koruyucularla konuştum. Ve sonunda gerçeği öğrendim." Boğazım düğümlendi.
"Gerçek ne?"
Rolie Amca derin bir nefes aldı. "Sonbaharın prensesi ölmedi." Kalbim hızla çarpmaya başladı. "Peki... nerede?" Yaşlı adamın bakışları yavaşça bana çevrildi.
"Tam karşımda oturuyor." Sanki zaman durmuştu.
"N-ne?"
"Evet Elya. Çocukken seni köyde sıradan bir kız gibi büyütmemizin nedeni buydu. Mevsim Avcıları seni yıllardır arıyor. Sonbaharın gücü senin içinde mühürlü."
Bir an nefes alamadım. Hayatım bir film şeridi gibi gözümde canlanıyordu.
"Bu... imkânsız. Olamaz, hayır." Çatılmış bir yüzle onlara baktım "Beni kandırıyorsunuz!" artık bu kadarı da yeterdi. Gerçekten inanacağımı mı düşünmüşlerdi? Onların gözünde aptal bir kızdan başkası değildim.
"Elya, bize inanmalısın. Diğer mevsimlerin prenseslerini de arıyorlar. Bu dünyayı ele geçirmek istiyorlar, Elya. Biliyorum şuan bir şoktasın fakat şuan bunun sırası değil onlar her yerde."
Şoktan ağzım açılmıştı. Rolie Amcanın kırışmış yüzüne odaklanmış, şuan yaşadıklarımı sindirmeye çalışıyordum. Demek ki ben onların aradığı prensestim. Babaanneme kızgındım. Hatta bu olayın içerisinde olan herkese kızgındım. Bu kadar yıl benden saklamayı nasıl becerebilmişlerdi? Hiç mi içleri sızlamamıştı. Anlamıyordum. Kafam çok karışmıştı.
"O anıt... sonbaharın sembolü eksikti. Benden ne istiyorlar? Ne yapmam gerekiyor?"
Rolie Amca dikkatlice bana baktı. Sanki diyeceklerini tartıyor gibiydi.
"Evet, sonbaharın sembolü eksik. Onu çaldılar Elya. Ve seni de istiyorlar, seni arıyorlar. Onlarla savaşacağız. Gerekirse krallıklarına gideceğiz."
Krallık. Demek çok güçlüydü bu mevsim avcıları. Ama bende korkak değildim. Gerekirse onlarla canım pahasına savaşabilirdim. Ellerimi saçlarıma daldırdım ve sakinleşmeye çalıştım. Derin bir nefes aldım. "Peki annem ile babam... ben prenses olduğuma göre onlar kral ve kraliçe değil miydi? Onlar neden saklandı?"
"Bu çok karmaşık bir konu, Elya. Senden önce sonbaharın mührü annendeydi. Annen cadılıktan yakılınca mühür sende kalmak zorunda kaldı. Şu konuya açıklık getirmeliyim ki o zamanlar kimse kimseye inanmıyordu ve insanlar çok kötüydü. Annen ile baban köy halkına bunu söyleselerdi kimse inanmazdı, annenin yine cadı olduğunu düşünürlerdi."
"Alas'a gelirsek, Alas senin koruyucun, Elya. O seni korumakla görevli."
Kaşlarım çatılmıştı. Gerçekten kendi kendimi koruyamayacağıma mı inanıyorlardı? Çenemi dikleştirdim. Sert bir ses tonuyla konuştum. "Benim koruyucuya ihtiyacım yok. İsterseniz dövüş sanatı bile öğrenebilirim. Ezberim kuvvetlidir."
Rolie Amca başını salladı.
"Tabii ki de sana öğreteceğiz. Şuan bilmediğin için seni şimdilik Alas koruyacak, prenses."
Mecburen bu anlaşmayı başımı sallayarak onaylamak zorunda kaldım. Kızgın bir sesle konuştum. "Bu kadar zaman neden bunların hepsini benden sakladınız?"
Rolie amca gözlerini önce yere sonra bana çevirdi. Gözleri sanki özür diler gibiydi. Ona kızmamamı söylüyordu. Fakat ben ihanete uğramış gibi hissediyordum.
"Aklın başında bir genç kız olana kadar sakladık senden, Elya. Küçük bir kızken söyleseydik bu sırları sindiremezdin ve hatta anlayamazdın belki. Biliyorum bizlere kızgınsın ama senin iyiliğinden başka bir şey istemeyiz."
Yine de kızgındım. Onlar benim iyiliğimi isteyen ikinci ailemdi. Belki ölmemi bile engellemişlerdi. Ne hissedeceğimi bilmiyordum. Bir yanım onlara inanmak istiyor, diğer yanım ise yıllarca benden sakladıkları gerçeği affedemiyordu. Önceki sesimden daha sevgi dolu bir tonla konuşmaya başladım.
"Anlıyorum. Şuan ne yapmamız gerek?"
"Şuan yapmamız gereken şey önce sembolü mevsim avcıların elinden almak. Yoksa daha çok güçlenip diğer sembolleri de alabilirler. Onlarla savaşmamız gerek, Elya." Ahşap sandalyeden kalkarak kapıya doğru yöneldi ve kapıyı araladı. Alas sakin bir şekilde odaya girdi. Ardından kapının kapanma sesi geldi. Rolie amca tekrar ahşap sandalyeye oturunca eski ses tonuyla konuşmaya başladı. "Alas sana iki günde bir dövüş sanatları öğretecek. Senden sadece onun sözünü dinlemeni ve dövüş sanatları öğrenme konusunda biraz gayret etmeni istiyorum."
Tekrar aynı şeyi söyledim. "Bana dövüş sanatını öğretebilir fakat onu koruyucu olarak istemiyorum, Rolie Amca." İnatçılığımı her yerde belli etmesem ne olurdu sanki? Ama kendimi tutamıyordum.
Alas beni süzdü "Bunu seçmedim, Elya. Seni koruyacağıma yemin ettim."
Rolie Amca tekrar başını salladı "Evet prenses, şimdilik Alas seni koruyacak. Dövüş sanatlarını öğrendiğinde kendini korumaya başlayabilirsin."
"Bu arada ben Rolie Amcan. Bu köyde ismimi duymuş olabilirsin. Köyün kütüphanesinde çalışıyorum. Sana yardımcı olmak için elimden geleni yapacağım. Bu arada babanı çok severdim. En yakın dostumdu."
Babamın en yakın dostu olduğuna göre onu en ince ayrıntısına kadar tanıyor olmalıydı. Bu ilgimi çekmişti. Rolie Amca ayağa kalktı ve eski ahşap masanın çekmecesinden küçük, deri kaplı bir defter çıkardı.
"Bu, babanın günlüğü."
Nefesim kesildi. "Babamın mı?"
"Evet. Ama şimdilik tamamını okuyamazsın. İçindeki bazı sayfalar yalnızca sonbaharın mührü uyandığında açılacak."
Defteri titreyen ellerimle aldım. Kapağında altın renkli, dört yapraklı bir ağaç sembolü vardı. Sonbaharı temsil eden yaprak ise diğerlerinden farklı olarak bakır rengindeydi. Defteri açmak için kapağına dokunduğum anda parmak uçlarında hafif bir sıcaklık hissettim. Altın işlemeler bir kaç saniyeliğine parladı. Ardından kapağın ortasındaki bakır yaprak sanki canlıymış gibi titreşti. Şaşkınlıkla geri çekildim.
"Bu... bu nasıl oluyor?"
Rolie Amca gülümsedi. "Çünkü o seni tanıyor."
"Bir defter beni nasıl tanıyabilir?"
"Bu sıradan bir defter değil. Sonbaharın son hükümdarına ait."
Kaşlarım çatıldı "Babam mı yazdı bunu?"
"Her satırını"
Derin bir nefes aldım ve kapağı araladım. İlk sayfada tek bir cümle yazıyordu.
"Bu satırları okuyorsan, ya ben artık hayatta değilim... ya da seni koruyamadım güzel Elya'm"
Kalbim sıkıştı. Yazılar gözlerimin önünde yavaşça silinmeye başladı. Yerlerine yeni kelimeler beliriyordu.
"Elya... eğer bunu okuyabiliyorsan mühür seni kabul etti demektir."
Nefesim kesildi. "Yazılar değişiyor"
Rolie Amca başını salladı. "Sana ait olmayan hiç kimse bu yazıları okuyamaz, Elya."
Tam ikinci satırı okumaya hazırlanıyordum ki... defter aniden kendi kendine kapandı ve mumlar söndü.
Sonra dışarıdan bir ses duyuldu.
Tak...
Ahşap çatıda bir ayak sesi. Bir tane daha.
Tak... Tak...
Alas bir anda kapının önüne geçti. Mavi gözleri karanlıkta keskinleşmişti.
"Birileri geldi."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

43okunma 10beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kategoriler ve temalar yükleniyor…