3. bölüm · KAYIP İTALYAN'IM |TEXTİNG

~3~

Vallinna .

Keyifli ve iyi okumalar, ballarım. Yorumlarınızı bana iletebilirsiniz.
Beni takip etmeyi ve bölümü beğenmeyi unutmayın.

Instagram: vallinnays
Tiktok: vallinnays

***

Son aldığım mesajdan sonra telefonu uçak moduna alıp uyumuştum. Şimdi ise yüzüme vuran güneş nedeniyle uykumdan olmuştum.

Yataktan doğrulup karşımdaki boy aynasından kendime baktım. Sarı saçlarım saman gibi olmuştu. Saçlarımı elimle arkaya atıp banyonun yolunu tuttum. Bugün yıkanmasam, dışarıda biri beni gördüğü gibi evine alıp banyoya sokardı.

Kısa bir duşun ardından okula gitmek için hazırlandım. Üstüme halter yaka, düğmeli crop yelek ve yüksek bel uzun etek giydim.

Ayakkabı konusunda da beyaz spor ayakkabılarımı tercih ettim. Laptopumu çantama koyup dış kapıdan çıktım, durağa doğru yürümeye başladım. Bugün üniversiteden Yaren’in doğum günü vardı, beni de davet etmişti. Açıkçası şaşırmıştım; çok da samimi değildik, sadece bazı zamanlar selamlaşıyorduk.

Telefonuma baktım, mesaj gelmiş mi diye ama hiçbir mesaj yoktu. Kendi kendime gece yaşadığım olayı düşünürken otobüs gelmişti.

Son bir ders kala Tuna'nın yoğun isteği üzerine dersi ekip kafeteryaya gelmiştik. Tuna yeni tanıştığı kızı bize anlatıyordu. İlayda kulağıma eğilip,
"Maksimum üç gün sürer, üç gün sonra yeni bir kızı gelip anlatır," dedi.

İlayda’nın sözleri üzerine derin bir tebessüm ettim. Tuna, bize kısık gözlerle bakarak,
"Dedikodumu mu yapıyorsunuz?" dedi.
İlayda ise açık sözlülüğünü kullanarak,
"Evet," dedi.
Tuna ise, "Öyle olsun," diyerek sanki saçı varmışçasına başını sol tarafa çevirdi.

İlayda onun bu hâline gülerek bana döndü.
"Akşam Yaren’in doğum gününde ne diyeceksin?" dedi.
Ben de kısa bir yanıtla,
"Bilmiyorum,"dedim.
O ise bana dün geceden hazırladığı kombinini anlattı. O dün gece kombin derdine düşmüşken, ben dün gece ne yaşamıştım?

Bunlar bir kenara, bugün Dilara'yı da görmemiştim. Acaba o kişi Dilara'ya bir şey mi yaptı diye düşünerek iyice strese girmiştim. Derin bir off çekince Tuna ile İlayda bana döndü. Galiba Tuna'nın tribi bitmişti ama nazlıydı da. En iyisi Tuna’ya odaklanmak diyerek ona döndüm.

***

Eve gelmiş, Yaren’in doğum günü için kıyafet seçiyordum. Yatağın üstündeki kıyafetlerden saten elbise dikkatimi çekmişti. Onu giyme kararı alıp diğer elbiseleri geri dolaba koydum.

Hazırlanmış, Tuna’yı bekliyordum. Üstümde kırmızı saten mini elbise ve taşlı topuklu ayakkabılar vardı. Telefonuma gelen mesajla

Tunişş: Kapıdayız, birazdan dokuz doğuracağım. Seni bekliyoruz, gel hemen.

Kapıya çıktım. Tuna’nın arabası kapının önündeydi. Önde İlayda olduğu için arkaya geçtim.
"Selam," diyerek selam verdim.
Tek İlayda cevap verdi.

Elini kaldırarak bana gel işareti yaptı. Onun yanına doğrulduğumda,
"Çok tahammülsüz," dedi.
Tuna, bize dönüp ters ters baktı. Ben de onun o bakışıyla geriye yaslandım, yolu izlemeye başladım.

Yolun ardından davete gelmiştik. Önümüzde büyük bir villa vardı. Evin dışı beyaz ve bej renklerden oluşuyordu, camlar ise siyahtı. Tuna ağzını açarak,
"Oha," dedi.
İlayda ise ilk benim suratıma baktı ve ardından onun ensesine bir şaplak attı. Tuna,
"Acıdı," diyerek ilerlemeye başladı.
Kapıda bir adam vardı, yanında da kağıtlar... Herhalde davet listesine bakıyordu.

"Adlarınızı öğrenebilir miyim?"
İlayda hemen cevap verdi.

"Tuna Karahan."
"İlayda Güneş."
"Deva Alyazı."

Adam eliyle yolu göstererek,
"Buyurun," dedi.
İçeriye ufak bir göz attığımda, havuzun etrafındaki oldukça şık insanları gördüm. Biz de şıktık. Bizim onlardan ne farkımız vardı?

Boş masa ararken Yaren’i gördüm. Bize doğru geliyordu. Üzerinde pembe, ip askılı, sırt dekolteli bir elbise vardı. Yanımıza yaklaştığında bir iki adım uzaklaştı. Bunu neden yapmıştı, anlamamıştım.
"Hoş geldiniz,"dedi ama sanki silah zoruyla söyletmişiz gibi.

Tuna pis gülüşüyle,
"Hoş bulduk, Yarenciğim," dedi.
İlayda dirseğiyle Tuna’yı dürttü.

"Siz burada bekleyin, birazdan parti başlar," diyerek ayrıldı.

Garson servise başlamıştı. Önümüze gelen kırmızı şaraplarla havuzun karşı tarafındaki organizasyona baktık. Pembe balonlu, simli bir organizasyondu ve gri harflerle "Happy Birthday Yaren" yazıyordu. Bu yazıyı görmemle güldüm. Sanki bir yaşına yeni girmiş çocuklar gibi organizasyon yaptırmıştı (!)

Önüme dönüp telefona baktım ama hiçbir bildirim yoktu; kredi borcumu hatırlatan banka dışında.

Derin bir off çektiğimde bir anda alkışlar yükseldi. Ne oldu? diye baktığımda, Yaren Hanım doğum günü kürsüsüne çıkmıştı.

"Sevgili arkadaşlarım ve değerli ailem, bugün burada yeni yaş günümde beni yalnız bırakmadığınız için çok teşekkür ederim. Bu günün şerefine size bir sürprizim var!" dedi.
Ne sürprizi, herhalde üzerinde kendi fotoğrafı olan magnetleri dağıtacaktı.

"Kameralar hazırsa, sürpriz geliyor," dedi. Derin bir alkış koptu. Yüzündeki tebessümle:
"Yansıt!" diye bağırdı.

Ne olduğuna bakmak için yaklaştığımda gördüğüm şeyle yerime çivilendim; 3 yıl önce kaybettiğim annem ve babamın fotoğrafı vardı. Bu fotoğrafın ardından benim ve kardeşimin fotoğrafı…

Gözlerimden yaşlar yanağıma düşmeye başladığında, İlayda ayaklanarak masanın üzerine çıktı.
"Kapatın! Kapat!" diye bağırdı.
Tuna ise şaşkın ve sinirli gözlerle bana doğru baktı. Sonrasında elindeki şarap bardağını yere fırlattı. Çevremizdekiler, kimi kendi arasında konuşuyor, kimi kendi arasında gülüyordu.

Yaren konuşmaya başladı
"Karşınızdaki bu kişi, benim sevgilimle buluştu."
Ben onun sevgilisiyle ne yapacaktım? O beni yanına çağırmıştı. Ben de gidip bir daha gelmeyeceğimi, konuşmak istemediğimi söylemiştim.

Hızla ayaklanarak çıkışa doğru yürüdüm. Parti çok iyi sonlanmıştı. Eve dönüş vaktiydi. Gözyaşlarımı elimin tersiyle silerek caddeye doğru yürümeye başladım. Yoldan geçen bir taksiyi durdurup bindim. Telefonu açarak konuşabileceğim tek kişiye yazdım.

Gözyaşlarım telefonun üzerine damlıyordu.

Siz: Rahatsız ettiğim için özür dilerim. Çünkü konuşabileceğim kimsem yok. Belki umurumda değil diye düşünüyorsun, napayım diye dalga geçiyorsun ama, Cidden buna ihtiyacım var.

Devam Edecek...

Merhaba, iyi okumalar. Umarım beğenirsiniz. Lütfen düşüncelerinizi belirtirseniz çok sevinirim. Oy vermeyi unutmayın.