giriş : Sektör 9'daki Sinyal

Vaveyla Yazarı: Melek Teyfur

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: giriş : Sektör 9'daki Sinyal

Başladığın tarihini alayımm🤭🤭

Selam aşklarımm.

Bu bölüm biraz kısa olabilir ama giriş olduğu için uzun yazmak istemedim.

Yorum yapıp oy verin kitabı yazmak için beni motive ediyor.

Keyifli okumalarr.

Hayatım boyunca haritalara güvendim.

İnsanlara değil, söylentilere hiç değil, ama haritalara her zaman güvendim. Çünkü insanlar yalan söylerdi, anılar eksik kalırdı ve efsaneler zamanla değişirdi. Haritalar ise öyle değildi. Bir yıldız çizimde neredeyse, orada olurdu. Bir gezegen kayıtlı değilse, gerçekten de yoktu. En azından şimdiye kadar buna inanıyordum.

Kokpitin ön camından uzanan sonsuz karanlığa bakarken, gemimin motorlarından gelen hafif titreşim koltuğuma kadar ulaşıyordu. Uzay gemim de -çalışmaya başladığımdan beri- en sevdiğim ses buydu.

Sessizliğin içinde çalışan motorların ritmi. Bana hâlâ hayatta olduğumu hatırlatıyordu. Belki de bu yüzden haftalarca tek başıma uzayda dolaşabiliyordum. Konuşacak kimsem olmasa bile uzay hiçbir zaman beni rahatsız edecek kadar sessiz değildi.

Kontrol panelindeki tarama raporlarına göz gezdirdim. Son üç günde incelediğim on iki sektörün tamamı beklendiği gibiydi. Birkaç küçük asteroid kümesi, terk edilmiş iki madencilik istasyonu ve çoktan yakıtı tükenmiş eski bir kargo gemisi... Hepsi veri tabanına işlendi. Hepsi sıradandı.

Can sıkıcı derecede sıradan...
Derin bir nefes alıp koltuğuma yaslandım. Bazen keşif yapmak, insanların sandığı kadar heyecanlı olmuyordu. Günlerce hiçbir şey bulamadan dolaştığım zamanlar olurdu. Ama yine de vazgeçemezdim. Çünkü bir gün... Kimsenin bulamadığı bir şeyi bulacağıma dair içimde açıklayamadığım bir inanç vardı.
Belki de bu inanç, yıllar önce kaybettiğim her şeyden geriye kalan tek şeydi.

Bakışlarım istemsizce karşımdaki geminin camında beliren yansıma da sol kaşımın üzerindeki ince yara izine kaydı.

Parmak uçlarımla hafifçe dokundum. Acısı çoktan geçmişti ama bıraktığı hatıra hâlâ canlıydı. O izi aynada her gördüğümde kendime aynı cümleyi hatırlatıyordum.
"Kimseye güvenme."
Tarama cihazından yükselen keskin bir uyarı sesi düşüncelerimi böldü.
Başımı hızla ekrana çevirdim.
Mavi holografik haritanın tam ortasında, boş olması gereken bir koordinatta küçücük bir ışık yanıp sönüyordu. Kaşlarımı çattım. Ve sesli bir şekilde
"Bu da ne?" Dedim sistemi yeniden tarattım.

Işık kaybolmadı.

Tam tersine... Bu kez biraz daha belirginleşti. İçimde tarif edemediğim bir his oluştu. Merakla tedirginlik birbirine karışmıştı. Çünkü haritalar hata yapmazdı.

Ama eğer bu gördüğüm gerçekse... Belki de ben, ilk kez bir haritanın yalan söylediğine tanık oluyordum

Haritanın üzerine eğildim. Mavi hologram, kokpitin loş ışıkları arasında yavaşça dönüyor, yıldız kümelerini ve daha önce defalarca taradığım koordinatları önümde canlandırıyordu. Gördüğüm ışık noktası ise diğerlerinin arasında yabancı gibi duruyordu. Çok küçüktü ama oradaydı. Parmak uçlarım kontrol panelinin üzerine koyup taramayı üçüncü kez çalıştırdım. "Sonucu doğrula." Geminin yapay zekâsı "Neo" her zamanki sakin sesiyle cevap verdi.

"Tarama yeniden başlatılıyor."

Birkaç saniye boyunca yalnızca cihazların mekanik uğultusu duyuldu. Ben ise gözümü ekrandan hiç ayırmadım. Eğer bu bir sensör hatasıysa birkaç saniye sonra kaybolacaktı. Ama içten içe kaybolmamasını istiyorum. Bazen böyle hatalar olurdu. Kozmik radyasyon bazen tarama sistemlerini yanıltırdı. Fakat içimdeki his bunun basit bir arıza olmadığını söylüyordu.
Yeni veriler ekrana düştüğünde nefesim istemsizce yavaşladı.

Işık hâlâ oradaydı. Üstelik bu kez yalnızca bir enerji izi değil, belirsiz bir kütle de okunuyordu.
"İmkânsız..."
Harita veri tabanını açtım. Sektör 9, onlarca yıldır "boş bölge" olarak işaretlenmişti. Ne bir koloni, ne bir ticaret rotası, ne de keşfedilmiş bir gök cismi vardı. Bu koordinatın boş olduğundan o kadar emindim ki daha geçen ay raporunu kendim imzalamıştım.

Peki şimdi önümde duran şey neydi? Parmaklarım hızla klavyenin üzerinde dolaştı. Eski keşif kayıtlarını, askerî arşivleri ve sivil veri tabanlarını tek tek taradım. Her ekran aynı cevabı veriyordu.

Kayıt bulunamadı.

Koltuğuma yaslanıp gözlerimi kapattım. Çocukken babam bana, "Bir haritacı önce gördüğünden şüphe eder, sonra kendi şüphesinden," derdi. O sözü yıllarca unutmadım. Belki de bu yüzden hiçbir keşif raporunu aceleyle hazırlamazdım. Ama şimdi... Şimdi gördüğüm şeyi inkâr etmek giderek zorlaşıyordu.
Gözlerimi kapattım. Sakince düşünmem lazımdı.

Ama yapamıyordum. Gözlerimi yeniden açtım ve ön camdan dışarı baktım.
Uzay, her zamanki gibi sonsuzdu. Siyah boşluğun içinde yıldızlar sessizce parlıyor, hiçbir şey olmamış gibi yerlerinde duruyorlardı. Oysa birkaç milyon kilometre önümde, bütün bildiklerimi altüst edebilecek bir sır beni bekliyor olabilirdi.

Dudaklarımın kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu. "Küçük bir sırrın var demek..."
Rotayı değiştirdim.

Geminin burnu ağır ağır yeni koordinata dönerken motorlar daha güçlü homurdanmaya başladı. Gövde hafifçe titreşti. Ekranın kenarında hedefe olan mesafe hızla azalıyordu. Her geçen dakika içimdeki merak büyüyor, onunla birlikte tuhaf bir huzursuzluk da yerleşiyordu.
Nedense, bu yolculuğun dönüşünde artık aynı insan olmayacağımı hissediyordum.

...

Rotayı kilitledikten sonra ellerimi kumanda kolundan çektim. Gemi gerisini otomatik pilota bırakacak ve bende bu yeni yapay gezegeni araştıracaktım. Benim yapmam gereken tek şey beklemekti. Beklemekten ise hiçbir zaman hoşlanmazdım. İnsan beklerken düşünüyordu, düşündükçe de geçmiş, davetsiz bir misafir gibi zihnin kapısını çalıyordu.

Kokpitten çıkıp dar koridora gittim. Gemim büyük değildi. Zaten özellikle böyle istemiştim. Devasa keşif gemileri bana hep soğuk gelirdi. İçlerinde kayboluyormuş gibi hissederdim. Benim gemim ise küçük, eski ve inatçıydı. Tıpkı sahibi gibi.
Elimi geçerken duvardaki metal yüzeyde gezdirdim. Boyası yer yer dökülmüş, bazı paneller yıllardır yaptığım tamirlerin izlerini taşıyordu. Uzay geminin tasarımcısı, eski model bu gemiyi hurdaya ayırmayı çoktan önermişti. Ben reddetmiştim. Çünkü bu gemi yalnızca bir araç değildi. Hayatta kalan son yuvamdı.
Mutfak bölümüne geçtiğimde kapının ardından gözlerimle etrafı taradım. Minik bir dolap ve yanında küçük bir tezgah vardı her tarafın demirden olması pek hoş değildi ama yinede ben seviyorum. Kapının hemen karşısına geçip kendime kahve hazırlamaya başladım. Isıtıcının ince uğultusu duyulurken ön taraftaki geniş pencereden yıldızlar parlamaya devam ediyordu. Kupayı elime aldığım sırada gemi hafifçe sarsıldı.
Sarsılmanın etkisiyle beklemediğim için 1-2 adım geriye gittim tekrar eski yerime geldiğimde yüksek bir sesle "Yine neler oluyor?" Dedim.

Yapay zekâ anında cevap verdi.

"Yoğun kütle çekim dalgalanmaları tespit edildi." Şu yeni yapay gezegenden dolayı olabilir. Ama kayıtları yoktu. Hemen 'neo'ya sordum.

"Neo kayıtlı bir gök cismi mi var?"
"Hayır."
Cevap yine aynıydı.
Hayır.

Artık bu kelimeden nefret etmeye başlamıştım.

Kahvemi alıp yeniden kokpite döndüm. Hedefe olan mesafe yarı yarıya azalmıştı. Fakat asıl dikkatimi çeken şey, ön camın ötesindeki boşluktu.
Yıldızlar... garip görünüyordu. Sanki bazıları oldukları yerden hafifçe kaymıştı. Böyle bir görüntü ancak çok güçlü bir kütlenin uzay-zamanı bükmesi ile oluşabilirdi.
Kupayı yavaşça konsola bıraktım.
"Yakınlaştır." Önümdeki görüntü büyüdü. İlk başta hiçbir şey seçemedim. Sonra karanlığın içinde, ışığı neredeyse tamamen yutan devasa bir siluet belirmeye başladı.
Kalbim tekledi.

"Bu..."
Siluet büyüdükçe nefesim yavaşladı. Bu bir gezegendi. Ama gördüğüm hiçbir gezegene benzemiyordu. Yüzeyi kayalık değildi. Atmosferi yoktu. Üzerinde bulutlar dolaşmıyordu. Tüm küre, tek parça koyu gri metalden dökülmüş gibiydi. Yıldız ışıkları üzerine vuruyor ama yansımıyor, yüzey tarafından adeta yutuluyordu.

"Çap hesapla."
"Yaklaşık 12.856 kilometre."
Dünya büyüklüğünde... Bütün kaslarım gerildi.

Böylesine büyük yapay bir gezegeni inşa etmek, bugün yaşayan hiçbir uygarlığın başarabileceği bir şey değildi. Peki bunu kim yapmıştı?
Ve daha önemlisi... Neden bütün kayıtlar onun hiç var olmadığını söylüyordu?

Tam o anda kontrol panelindeki tüm ekranlar bir anlığına titredi. Işıklar sönüp yeniden yandı.

Kokpit sessizleşti. Ardından hoparlörden, daha önce hiç duymadığım boğuk bir ses yükseldi.
"...bana..."
Kaşlarım çatıldı. Bu sesin nereden geliyordu. "Ne?" sert bir sesle söylemiştim.

Ses kesildi.

Yalnızca parazit vardı.

Sonra aynı sesin fısıltısı yeniden duyuldu.
"...yardım..."sesi çok az çıkıyordu.
"Edin..." ses ne çok yabancı ne de tanıdık.
Bu yeni yapay gezegende neler oluyor.

Kupa elimden düştü.

Metal zemine çarpan seramik büyük bir gürültüyle parçalanırken gözlerim hoparlöre kilitlendi.
Bu yapay metal gezegene gidip neler olduğunu öğrenmem gerekiyor.

Lütfen hayalet okuyucu olmayın fikirlerinizi belirtin.

Bir sonraki bölümde görüşmek üzere canlarımm. 🫶

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18