1. bölüm / 1
KAYIP FREKANS: 03.1484. Dinleyici
Bölümler 1Şu an: 84. Dinleyici
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bu anlatacaklarımı internetin karanlık forumlarında gezinirken, 2008 yılından kalma silinmiş bir blog arşivinin önbelleğinde buldum. Yazı, Oregon'un sık ormanlarıyla çevrili izole bir kasabasında, yerel bir radyoda gece vardiyasında çalışan bir ses teknisyenine aitti. Olayın ardından teknisyen ortadan kaybolmuş, çalıştığı radyo istasyonu ise üç ay sonra "teknik sebeplerle" kapatılmıştı. Yazıyı silinmeden hemen önce ekran görüntüsü alarak kaydetmiştim.
Aşağıdaki metin, o teknisyenin bloguna kaydettiği son günlük girdisidir:
"Eğer bu yazıyı okuyorsanız, muhtemelen Frekans 104.8 artık yayın yapmıyordur. Ya da daha kötüsü, yapıyor ama içindeki sesler değişmiştir.
Olay sekiz ay önce başladı. Gece 02.00 ile 06.00 arasındaki yayında ben dururdum. Bilen bilir, yerel radyolarda o saatlerde canlı yayın olmaz; otomatik çalma listesi devreye girer, biz sadece yayının kesilmediğinden emin olmak için masada otururuz.
Ekim ayının sonlarına doğru, dijital ses masasında garip bir dalgalanma fark ettim. Yayın akışında çalınan şarkı devam ederken, ikincil bir ses kanalı —dijital panoda görünmeyen bir hat— devreye giriyordu. Kulaklığı takıp dinlediğimde sadece diplerden gelen ritmik bir parazit duyuyordum. Hısss... Tık. Hısss... Tık.
Önemsemedim. Eski ekipmanlar, statik elektrik deyip geçtim.
Ancak bir hafta sonra o parazitin içinden bir ses seçilmeye başladı. Bir kadın sesiydi ama konuşmuyordu. Sayılar okuyordu. İngilizce, oldukça pürüzsüz ve duygusuz bir ses tonuyla:
"Fourteen... Eighty-two... Zero-nine... Three..."
Merakıma yenik düşüp bu yayının nereden geldiğini bulmak için ana bilgisayardaki geçmiş ses kayıtlarını inceledim. Bilgisayarda o saatlerde hiçbir ses girdisi görünmüyordu. Yani bu ses vericiden değil, doğrudan stüdyodaki mikrofondan kaydediliyordu. Oysa stüdyoda benden başka kimse yoktu ve mikrofonların hepsi kapalıydı.
Asıl korkunç şey geçen ay yaşandı.
Sayıları bir kâğıda not etmeye başlamıştım. İki hafta boyunca her gece aynı saatte, tam 03.14’te başlayan yayın sekiz dakika sürüyordu. Sayıların bir koordinat olabileceğini düşünüp haritadan baktım. Sayılar, çalıştığım radyo binasının tam arkasındaki terk edilmiş eski ahşap kereste fabrikasının koordinatlarıydı.
Bir gece yayını stüdyoda bırakıp el fenerimle o fabrikaya gittim. Yanıma ses kayıt cihazımı da almıştım. İçerisi çürümüş talaş ve nem kokuyordu. Koordinatların gösterdiği binanın bodrum katına indiğimde, tozlu bir masanın üzerinde oldukça eski, paslanmış bir mikrofon ve ona bağlı, duvarın içine doğru uzanan simsiyah kalın bir kablo gördüm.
Kablo duvarın harcının altına gömülmüştü. Sıvayı biraz kazıdığımda ne gördüm biliyor musunuz? Kablo bir cihaza gitmiyordu. Kablo, doğrudan betonun içine, binanın temelindeki toprağa gömülüydü.
O an mikrofonun yanındaki küçük kırmızı ışık yandı.
Cebimdeki telsizden stüdyodaki otomatik yayının kesildiğini ve stüdyodaki ses masasının cızırdadığını duydum. Fabrikadaki o paslı mikrofondan, duvardan gelen o kuru kadın sesi hoparlörsüz bir şekilde, doğrudan odanın içinde yankılandı:
"Teşekkürler... Sonunda dinleyici sayımız bire ulaştı."
Arkanıza bakmadan kaçtığınızı sanırsınız ya, ben öyle yapamadım. Bacaklarım kilitlendi. Mikrofondan gelen ses bu kez benim adımı, anne babamın adını, hatta o gün üzerime giydiğim kıyafetin rengini söylemeye başladı. Sayılar birer koordinat değilmiş. Sayılar, o frekansa 'yakalanan' insanların sırasıymış.
Ben 03.14 frekansındaki 84. dinleyiciymişim.
Ertesi gün istifa ettim. Kasabadan taşındım. Ama kulaklarımdaki çınlama hiç bitmedi. Ne zaman gece saat 03.14 olsa, kapalı duran radyomdan, bilgisayarımın hoparlöründen veya telefonun ahizesinden o kadın sesini duyuyorum:
"85. dinleyici aranıyor..."
Eğer bu gece radyonuzda veya telefonunuzda sebepsiz bir parazit duyarsanız, sakın frekansı ayarlamaya çalışmayın. Dinlemeyin. Çünkü o ses duyulduğunu anladığı an, sıra size geçiyor."
Bölüm etkileşimi
