1. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Hivda Yiğitel

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 1. Bölüm

Sessiz bir şehire ihtiyacım vardı ancak bilirsiniz ki şehirler pek gürültüdür. Bu yüzden sessiz, pek insanın bulunmadığı Nova Kasabasına bir süreliğine yerleşmeye karar vermiştim. Hem de işimi daha güzel yapardım. Ne işi mi? Ben gazeteciyim, gittiğim her yerde bir dokunuşum olsun isterim.

Kasabaya yerleşmek için internet üzerinden bir ev kiralamıştım. Ev, iki katlı eski ama huzurlu bir ortama benziyordu. Eminim komşuları da öyledir yoksa olacaklardan ben sorumlu değilim. Bu insanların aptal oldukları kessindi, Türkiye'de yaşıyoruz sen neden köy gibi bir yere 'Nova kasabası' ismini koyasın ki?

Eşyalarımı arabama yerleştirmiştim. Az sonra yola çıkacaktım ama dosyamı unutmuştum. Hemen gidip dosyamı aldım ve arabanın torpidosuna koydum. Spotify'a girip müzik listemin en başında olan The Beatles - Run For Your Life şarkısını açtım. Yol boyunca orada ne tür insanlarla karşılaşacağımı düşündüm. Sonunda varmıştım. Kiraladığım evin fotoğrafına bakıp evi aradım, bulduğumda kapıda genç bir kadın vardı. Arabamı kapının önüne park edip indim.

"Merhabalar ben kiraladığınız evin emlakçısı Yekta Uz." ve elini uzattı

"Memnun oldum bende Pamir Gökmen."

"Bende memnun oldum Pamir bey. Dilerseniz size evi gezdirebilirim?"

"Gerek yok ama siz bilirsiniz."

"Gezdirmezsem içim rahat etmez."

"İyi o zaman gezdirin."

Kapıyı açtı.
Alt katta boş bir salon, küçük bir mutfak.
Üst katta iki oda. Pencerelerden biri sokağa, diğeri arka bahçeye bakıyordu. Bir süreliğine kalmak için güzel bir evdi. Yoksa eskiydi.

"Gezdirmeseniz de olur gibiydi."

Çünkü kadın dilini yutmuş gibi gezdirirken asla konuşmuyordu.

"Bir şey olmaz içim rahatladı sonuçta."

Zaten insanlar başkaları için niye bir şey yapsın ki? Anca kendi vicdanları rahatlasın diye.

"Şimdi siz yorulmuşsunuzdur, çantamda kahve vardı yapalım içelim hem siz komşulardan biraz bahsedersiniz."

"Olur aslında ama şuan olmaz bir yere yetişmem lazım. Ne zaman müsait olursanız o zaman gelirim."

"Ben her zaman müsaitim ama siz bugün içerisinde uğrar mısınız? Biraz buraları tanımam lazım."

"Tabi tabi gelirim ben." dedi ve kapıyı açtı.

"Tamam o zaman görüşürüz."

"Görüşürüz iyi istirahatler." dedi ve kapıyı kapattı.

Bende biraz etrafa baktım. Kirliydi, bu koskoca evi de kendim temizleyemezdim. En iyisi görevli çağırsam iyi olacaktı. Telefonumu gidip arabadan aldım. Evin içine girmeden numarayı çevirdim.

"Alo!" dedi bir ses.

"Alo, temizlik şirketi mi?" diye sordum.

"Evet beyfendi buyrun ne istemiştiniz?"

İki ekmek istemiştim. Temizlik şirketi olduğuna göre ne istiyor olabilirdim.

"Evime temizlik için birilerini gönderebilir misiniz?"

"Tabi adresi verebilir misiniz?"

"Nova kasabası no.sekiz"

"Yarım saate orda olacaklar."

Telefonu kapattım. Biraz etrafıma göz gezdirdim. Herkes camlara çıkmış çoğusuda perde arkasından dikizliyordu.

Eşyalarımı teker teker topladım ve üst kata götürdüm. Yatağın üstüne koydum. Dosyam en önemlisi olduğu için onu buraya getirmedim. Temizlendikten sonra getirebilirim.

Bahçeye gittim. Bir kaç bitki getirmiştim, bahçenin köşesine çukur kazıp yerleştirdim. Nazikçe toprağı üstüne koydum. Evet sadece bitkilere naziktim, insanlar çok kötü varlıklar. Bende insanım ama bir bitki olmak isterdim. Öyle bahçelerde, parklarda değil dağın zirvesinde. İnsanların ulaşamayacağı yerde olmak isterdim.

Ellerimi yıkadım. Telefonumu yanıma aldım. Bir müzik açtım ve bahçede öylece manzarayı izliyorurdum. Babamın gezdiği yerleri düşünüyordum. Yıllar önce babam bu kasabaya gelmiş, buraya iki üç kafe yaptırmak istemiş ancak halk istememiş ve onun üstüne gitmişler babam ise buradan gitmiş. Ama öncelikle burası benim için önemliydi.

Kapı çaldı. Ayağa kalkıp kapıya bakmaya gittim. Çağırtırdığım görevliler gelmişti.

"Hoş geldiniz." dedim.

"Hoş bulduk. Öncelikle siz ne yapmamız gerektiğini söyleyin biz yapalım."

"Temizlik..." Kısa ve net bir cevap.

"Evet ama nereden başlayacağız?"

"Keyfiniz bilir ben şuan gidiyorum kartım komodinin üstünde olması gerek bir sıkıntı olursa veya işiniz biterse haber edersiniz."

"Tabi efendim."

Kapıyı kapattım ve çıktım. Telefonum için ellerimi cebime götürdüm ama yoktu. Bahçede unutmuş olmalıydım. Geri kapıyı açıp girdim. Görevliler üst kattaydı.

"Bu adam da bir tuhaf ya," dedi biri

"Hoşlanmış gibi duruyorsun ama neyse" başka biri

"Kim ben mi?" dedi aynı ses

"Evet sen."

"Saçmalama adam tam bir manyak."

İltifat ediyorlar benim için benim de onlara bir sürprizim olmalıydı değil mi? Kapının önüne gittim arabaları ordaydı. Frenleri kestim. Telefonumu cebimden çıkarıp temizlik şirketini aradım.

"Alo merhaba."

"Merhaba, ne istemiştiniz?"

"Ben ücret için aramıştım da, yanımda hiç nakit yok acaba bana bir iban gönderebilir misiniz?"

"Tabi gönderiyorum."

Cevap vermeden kapattım. Az sonra bir mesaj geldi iban atmıştılar. Parayı gönderdim. Gidip arabamın bagajından bir benzin ve bir bez çıkarttım. Arabanın ön kısmına iyice sürdüm ve bezi arabanın biryerine sıkıştırdım. Elimi yıkamam gerekiyordu ama eve gitmedim. Benzini geri arabama koyup biraz etrafı gezmek istedim.

Bir kafeye rastladım. İçeriye girdiğimde fazla kalabalık değildi. Lavaboya doğru ilerledim ellerimi yıkadım. Tam çıkacakken bir ses geldi.

"Sen... Tüm kasaba seni konuşuyor." dedi biri.

"Öyle mi? Neden?"

"Yabancılar pek gelmez buraya hele ki senin gibi bir gazeteci gelince kasabanın dedikodu kurbanı oldun."

"Dedikodu kurbanı mı? Güzelmiş..."

"Evet, ben Rüzgar Erdem."

"Bende Pamir Gökmen. Memnun oldum."

"Bende. Biraz oturup konuşalım mı?"

"Olur aslında ben de kasabayı bana anlatacak birileri arıyordum."

"Hadi sipariş verelim ama benden."

"Asla!"

"Sen yenisin, bırak da ben ödeyeyim."

"Peki ben masada seni beklerim."

Tuvaletten çıktım. Ellerimi pantolonumda kuruttum ve bir masa seçip oraya oturdum. Oturduğum sandalye camdan dışarıyı görebilmemi sağlıyordu. Üstelik manzara mükemmeldi.

Rügzar ile tanışmam iyi olmuştu. En azından buralarda yabancı kalmış olmazdım. Az sonra Rüzgar elinde iki kahve ile geldi.

"Bu kahveler bir harika." diyip masaya bırkatı kahveleri.

"Bakalım harika mı?" dedim ve elime bir kahveyi alıp bir yudum içtim. Mükemmeldi.

"Bunun tarifi falan yok mu? Hayatımda böyle kahve görmedim."

"Özel sırmış, bende defalarca istedim ama söylemiyorlar."

"Tüh en azından evime yakın arada alırım."

"Evin kaç numaraydı?"

"Sekiz."

"Oranın sahibi tam kafadan çatlak."

"Yekta hanım mı?"

"Evet. Umarım fazla nazik değilsindir yoksa bu kadın seni çok rahatsız eder."

"Naziklikle ne alakası var ki?"

"Önceki kiracılarına sürekli yemek getiriyordu. Adamda hayır diyemiyordu. En sonunda kendileri gittiler."

"Rahatsız olursam dile getiririm merak etme sen. Bir şey soracağım da,"

"Buyur sor,"

"Buranın ismi neden Nova kasabası?"

"Herkez soruyor biliyor musun? Buranın eski zamanlarda muhtarı Kanadaya gitmiş ve orada bir kasabada Nova adında bir kadınla tanışmış ancak kadın evliymiş geri döndüğünde de buranın ismini Nova koymuş."

"Şimdi anladım. Ben de diyordum Türkiye de kasaba ne arar? Herkez köy diyor kasaba ne alaka?"

"Yani ama bir bakımdan da mantıklı bir sebep."

"Evet. Hiç burada gazeteci var mı?"

"Var Efsa Işık. Bir kardeşi var çok güzel ama benim sevgilim var ve kız saçma işlerle uğraşan biri."

"Ne gibi saçma işler?"

"Dedektiflik yapıyor hani saçma değil ama kız kendini fazla kaptırmış."

"Normal ya ilan falan vermediğine dua et."

"Onu da bir gün yapar diye korkuyorum"

İkimzide uzun bir kahkaha attık. Sevmiştim bu çocuğu, bana yardım edecek tiptendi. Biz kahkaha atarken telefonum çaldı. Yabancı numaraydı.

"Alo!"

"Alo Pamir bey temizlik bitti."

"Ne çabuk? Vallahi helal olsun."

"İşimi bu efendim."

"Tamam on beş dakikaya orda olurum hiç bir yere ayrılmayın. Ha bu arada kaç kişiydiniz?"

"Dört kişiyiz efendim."

Telefonu kapatıp cebime koydum. Garsonu çağırdım.

"Buyrun efendim ne istemiştiniz?"

"Altı adet kahve rica edebilir miyim?"

"Tabi hangisinden?"

Rüzgar'a döndüm "Rüzgar bu hangisi?"

"Sütlü cappuccino" diye cevap verdi.

"Beş dakikaya hazırlanıyor efendim."

Bende kartımı çıkarıp masaya koydum. Diğer kahvemde kalan son yudumu içtikten sonra Rüzgar'ınkine de baktım bitmişti. Alıp çöpe attım.

"Rüzgar benim gitmem lazım sana kahve aldım itiraz istemiyorum yolda içe içe gidersin." dedim Rüzgar'a dönerek.

"Gerek yoktu onu da eve götür."

"Yok bana bir tane yeter diğerleri de çalışanlara." dedim ve iki parmağımı anlımdan ona doğru işaret ettim kahveleri alıp gittim.

Cebimde ki zehiri çıkardım ve kahvelere boşalttım. Bunlar öyle bir zehirdi ki otopsi raporunda bile çıkmazdı. İyice karıştırdıktan sonra eve girdim. Salonda oturmuş beni bekliyordular.

"Ellerinize sağlık pırıl pırıl olmuş." dedim.

"Sağolun Pamir bey biz görevimizi yaptık." diye cevap verdi o bana tuhaf ve manyak diyen kadın.

Görevin sanki çok büyük bir şeymiş gibi bir de gururla söylüyor.

"Alın kahvelerde benden. İtiraz kabul edilemez."

"Teşekkürler Pamir bey." dedi otuz veya kırklı yaşlardaki kadın.

"Afiyet olsun ben gereken ücreti şirketinize attım. Haberiniz olsun."

"O zaman biz gitsek iyi olur." diye yine konuştu bana tuhaf ve manyak diyen kadın.

Kapıdan çıktılar ve arkalarından kapıyı kapattım. Son kez camdan bakıp perdeyi çektim. Görüşürüz meymenetsiz insanlar.

Kahvemi alıp çöpe attım. Çünkü ben unutkan bir insan olduğum için kendi kahvemle diğerlerinkini karıştırmış olabilirdim. Yukarı gidip taşınabilir wi-fiyi prize taktım. İnternete girdim ve bu kasabada market var mı diye baktım. İlla vardı kafe bile var. Kasaba falan diyoruz da baya gelişmiş bir kasaba gibi. Sadece sessizlik ve sakinlik var.

Gidip üstümü değiştirdim ve aşağıya indim. Arabama bindim ve konumu takip ederek markete gidecektim. Gayet gelişmiş bir kasabaya benziyordu. Bir şehrin küçük mahallesi gibi. Marketi bulduğum da önce uzun uzun süzdüm. Tabelasına baktım, ne Nova'mış arkadaş her yer Nova ismiyle başlıyor. Arabadan indim ve markete girdim. Telefonumu çıkarıp Not defteri bölümünü açtım. Market alışverişi listeme bir göz gezdirdim.
-üç paket makarna
-bir paket tuz
-bir paket şeker
-bir paket gevrek
-bir litre süt
-İki paket cips
-bir şişe kola
-bir koli bandı
-bir eldiven paketi
-bir kalın ip
-küçük not kağıtları

Hepsini aldıktan sonra kasaya gittim.

"Kolay gelsin" diyerek gülümsedim.

Kadın gülümsememe karşılık sakızını ağzında yayarak çiğnedi. Ürünleri bana bakıp sakız çiğnerken geçirdi. Sabrımın taşmasına az kalmıştı.

"Üç yüz seksen Türk lirası."

Kartımı çıkarıp ödedim. Ürünleri poşete koyarken kadının hâlâ ağzında sakızı yayarak çiğnediğini görünce sinirlerim bozuluyordu. Cebimden beş lira çıkarıp bir sakız aldım ve ağzıma attım. Tıpkı onun gibi çiğnemeye başladım. Kadın iğneleyici bakışlarla bana bakıyordu.

"Pardon beyefendi de burada sakızı böyle çiğneyemezsiniz, burası özel bir müessese."

"Özel bir müesseseyse bu müessesenin çalışanlarıda adam akıllı çiğnesin sakızı. Ben böyle çiğneyemiyorsam sende çiğneyemezsin."

"Alakası bile yok beyefendi lütfen düzgün çiğner misiniz?"

"Hayır."

Onun bana sinir dolu bakışlarıyla daha fazla sakızı ona göstererek çiğnemeye başladım. Poşetimi alıp çıkarken bile ona bakıp çiğnemeye devam ettim. Marketten çıktıktan sonra sakızımı alıp çöpe attım. Çevreye atmamak lazımdı çünkü bu aptal insanlardan daha faydalı olan kuşlar sakızı ekmek parçası zannedip yiyorlar ve bu aptal insanlar yüzünden ölüyorlar. Bu küçücük sakızın ne zararı olabilir ki dediğiniz sakız çoğu kuşun ölmesine sebep oluyor.

Eşyaları arabaya yerleştirdim ve evin yolunu tuttum. Yolumu uzatarak eve gidecektim hem bu kasabayı daha iyi görmüş olurdum. Yolumun üstünde bir petshopa rastaldım. Koskoca evde yalnız yaşamamalıyım değil mi? Arabayı park edip dükkana girdim.

"Merhabalar,"

"Merhaba, buyrun ne istemiştiniz?"

Kadının gülen yüzü ve badem gözleriyle farklı bir sıra katıyorfu güzelliğine. Yanıma yakışacak tek kadın buydu. Havalı bir vibe veriyordu, ikimiz güzel ortak olurduk.

"Ben yeni evimde bana ev arkadaşı olacak biri arıyorum da,"

Ev arkadaşımın yanında seni de alabilirim. Umarım bekarsındır ya.

"Size önerim kedi veya köpek ama diğer seçeneklerimize de göz atabilirsiniz."

Ne? Hayvanları seçenek olarak mı görüyordu? Bu kadını beğenmiştim oysaki ama şuan kendi ellerimle boğmak istiyordum.

"Kedilere bakabilir miyim?"

"Tabi ki şuan elimizde on iki kedi bulunmakta seçmek ister misiniz?" Ha? Kedilerin hepsi aynı benim için bir de kedi mi seçecektim?

"Siz hepsini getirebilir misiniz?"

"Tabi, hemen."

Kadın bir kapıyı açıp odaya girdi. Ben de o sırada biraz etrafa göz atıyordum. Duvarda bir kaç diploma vardı. Hafif göz gezdirdim. Kadının ismi Lidya olduğunu öğrendim. Onunla özel olarak ilgilenmek bir zevk olacaktı. İçeriden bir kaç kedi sesi geliyordu. Ah bu beceriksiz şimdi kedilere zarar verir.

"Yardıma ihtiyacınız var mı?"

"Var gibi,"

İçeriye girdim. Kediler, köpekler, tavşanlar, kuşlar, balıklar ve hamsterlar hepsi aynı yerde ve daracık bir odada. Evet farklı kafesteydiler ama hayvanların özgürlüğü kısıtanlanıyordu.

"Hepsini alma ihtimalim var mı?"

"Var ama ücreti fazla olduğundan sıkıntı olabilir sizin için."

Hayvanların özgürlüğü için ücret mi sıkıntıydı? Bu insanları cidden anlamıyordum.

"Benim için sıkıntı yok. Hayvanların özgürlüğü daha önemli."

"Ne yani siz bu hayvanları satın alıp serbest mi bırakacaksınız?"

"Hayır tabi ki de bahçemde besleyeceğim."

"Hayvanların özgürlüğünü düşünmeniz mükemmel ama birikiminizi yatırmanız saçma geldi."

"Belli ki hayvanları sevmiyor gibisiniz ama petshop sahibisiz bu da saçma ama bana göre benim hayvanların özgür kalmasını istememde size saçma geliyor ama size göre. Herkezin amacı, düşünceleri, zevkleri, tarzları, sevdikleri, sevmedikleri farklı."

"Hayır tam tersi hayvanları çok severim hatta yan dükkan benim veteriner kliniğim siz beni yanlış anladınız ama haklıydınız."

Ben mi yanlış anladım? Merak etme benim anladığım tek şey elime iyi bir fırsat geçtiği.

"Öyle mi? Kartınız falan var mı?"

"Var biz bu hayvanları arabanıza yerleştirelim size kartımı veririm."

"Tamam."

Tüm hayvanları nazikçe kafeslerine koydum. Libya'nın yardımı ile hepsini arabaya yerleştirmiştik. Sığmayacak gibiydi ama her şeyi halletmiştim.

"Toplam ücret ne kadar?"

"İki yüz otuz bin ama siz dirket iki yüz bin verin."

Kartımı çıkardım ödedim. Bana veteriner kliniği kartını verdi teşekkür edip arabama bindim. Tam evin kapısında Yekta hanımı gördüm. Arabayı park ettim.

"Yekta hanım?"

"Aaa, merhaba Pamir bey. Bende tam size geliyordum."

"Evet doğru sizi davet ettiğimi tamamen unutmuşum ama müsaitim hatta tam zamanında karşılaştık. Acaba yardım edebilir misiniz?"

"Tabi ki de."

Elimdeki market poşetlerini aldı ve gitti. Bende hayvanları çıkarıp götürdüm. Açıkçası bu kadar hayvanı taşımak zor geldi ama değdi. Hamsterlar ve balıklar arabada kalmıştı. Gidip aldım getirirken Yekta hanım çığlık attı.

"Fare mi o? İmdat!" diye ciyaklamaya başladı.

"Fare değil o bir hamster ve fare de olsa o da sizin bizim gibi bir canlı."

"Evimde istemiyorum bunu. Derhal atın!"

Ne atmak mı? Seni hamsterlarıma kurban ederdim be kadın. Ama ben napacağımı biliyordum.

"Yarın sabah yeğenlerim gelecek onlar için aldım zaten geri gidecekler."

"Tamam ama sakın kafesten çıkarma!"

"Merak etmeyin çıkarmam."

Salona geçip oturdu. Ben de bizim adamlardan birine mesaj attım. Bu akşam depoyu bana ayarlamasını istedim.

"Kahve mi çay mı?"

"Kahve daha iyi olur."

Kahveyi hazırladım. İçine bir kaç uyku hapı attım ve getirdim.

"Ee burada böyle manzarası güzel olan yer yok mu?"

"Var kasabanın girişinde gün batımını izlemelik yemyeşil bir alan var."

"Ne kadar sevindim! Bugün gidelim mi? Zaten bir kaç saat sonra gün batımı gerçekleşecek birlikte izlemiş oluruz."

"Mükemmel olur. Kahvemizi içelim gideriz."

"Peki ama ben yanıma bir kaç eşya alacağım da bekler misiniz?"

"Beklerim siz hazırlarken bende kahvemi içerim."

"Çok teşekkürler."

Yukarıya gidip küçük bir sır çantası aldım. Mutfaktan eldiven ve küçük not kağıtlarımı ve arabanın torpidosundan dosyamı aldım. Mürekkepi az kalsın unutuyordum. Gidip mürekkebi de aldıktan sonra salona gittim.

"Hadi gidelim mi?"

"Hafif uyku bastı ama söz verdim."

"Hiç bir şey olmaz yeşillikleri görünce uykunuz gider."

Önden ilerledi arabaya bindi. Bende çantamı alıp arabaya bindim. Arabaya bindiğimdd Yekta hanım esniyordu. Arabayı çalıştırdım ve sürmeye başladım. Muğla ve kasaba arasında bir yerde durdum. Yekta hanım çoktan uyumuştu. Arabadan inip Yekta hanımı kucağıma aldım ve depoya götürdüm.

Deponun ortasında kocaman cam bir fanus vardı, kapağını açıp Yekta hanımı içine koydum ve kapağını kapattım. Gidip çantamı getirdim ve içinden mürekkep, eldiven ve küçük not kağıtlarını çıkardım. Fanusun içine girip mürekkebi Yekta hanımın baş parmağına döktüm ve not kağıdına bastırdım. İş tamamdı. Farelerin kafeslerine tek tek getirip fanusun içine boşalttım. Hepsi Yekta hanımı kemiriyordu. Yekta hanım uyanmaya başlayınca fanusun kapağını kapattım. Bağırıyordu ama sesi gelmiyordu.

Bir süre sonra kadıncağız kendiliğinden bayıldı. Ben de temizlik görevlilerine verdiğim zehirden verecektim ona. Fanusun içindeki fareleri tutup geri kafeslerine koydum. Kemirilmiş Yekta hanımın ağzına bir kaç damla zehirden boşalttım. Arabaya geri bindirdim.

Kasabaya geri döndüğümüz de baya geç olmuştu. Şimdi bundan kurtulma vaktiydi. Kanalizasyon kapağını açıp cesedini oraya attım. Bu aptal insanlar bir dersi hakkediyordu ve ilk dersim olmuş olabilir.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

40okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18