1. bölüm / 3
KasabaGiriş 1
Bölümler 3Şu an: Giriş 1
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bazı hayaller maziye kalmıştı.
Herkesin istediği suçu işleyebildiği bir yer düşünün. Yerdeki cesetlere öyle alışılmıştı ki, üstlerinden taş ezer gibi geçmek kimseye garip gelmiyordu. Bu kasabada polis yoktu. Girmeye cesaret eden olursa da bedelini öderdi; bazen bir uzuvla, bazen insafla. Yaşamak, karşısındaki kişinin vicdanına kalmıştı. Rochert'te yaşlılara saygı yoktu. "Onlar da bizim gibi insan değil mi?" diyerek kendini savunan gençler ve bu saçmalığı kabullenen adalet tabii adalet kelimesi anlamını yitirmediyse.
Sizlere soruyorum;
KANLI DÜNYADA TEMİZ KALABİLİR Mİ İNSAN?
Eğer "evet" diyorsanız burada bırakın. "Hayır" diyorsanız hikâyeye devam edin.
Arven, kanlı dünyasının tam ortasında kendini temiz sanıyordu. İnsan, kendi pisliğini görmediği sürece etrafını kirli zannederdi. Bu, kanla yazılmış bir hayat hikâyesiydi. Sonuna kadar kendini temiz sanan Arven ve beş kişi daha, kendi dünyalarında boğulacaktı. Ölmeyeceklerdi; ama vicdanlarını son damlasına kadar tüketeceklerdi. Biz ise bunu okurken zevk alacaktık.
Arkana yaslan ve izle
Canları acımadığı sürece
Acı çekmek mi öldürür insanı
Yoksa umudunun yitirilmesi mi...
Çığlık sesleri sokağın dört bi yanını inletiyordu görmekten korktuğum şeylerden dolayı çıkamıyordum cama ama merak ta ediyordum.Merakım ağır basmıştı perdeyi hafif yana çekerek yanından sokağa kaçamak bakışlar atığımda sokak boştu, kar hafifçe atıştırıyor rüzgar kar olan ağaçların dallarını sallıyordu. Peki çığlık sesleri nereden geliyordu...Karşımızda ev yoktu ormana bakan odamın manzarasını seviyordum. Tabi gece gelen çığlık sesleri olmadığı sürece.Camdan kendimi çekip yatağıma oturdum ayak ucumdaki şömineden gelen çıtırtılar korkumu bi nebzede olsun azalıyordu. Yatağıma geri yatıp tavanı izlemeye başladım,onun gözlerini hayal etmek bile kalbimi hızlandırıyordu.
Onunla alakalı her hayalim beni sonu olmayan bi yola sürüklüyordu sanki,sevdiğimi öğrenmemesi için elimden geleni yapıyordum.Ama karşısına çıkmak içinde çırpınıyordum.
Benim yaşadığım masum hayata yabancı olabilirdi,ayrıca salaklık bendeydi böyle bi dünyada nasıl birine sevdalanabilirdim ki. Bir anda olmuştu onun gözlerinde benliğimi bulmuştum ben, yanımda değildi olmayacaktı da. Onun dünyası bana kirliydi gitmek istesem bile gidemiyordum.
Ayaklarım prangalıydı gitmek istesem gidemem, konuşmak istesem kendim izin vermezdim. Yorulmuştum onunla alakalı senaryolara kaptırmıştım kendimi,bir zaman sonra kaybolmuştum,farkında değildim.belki de olmak istememiştim
Uyku beni tatlı bir şekilde çağırırken direnmek yerine yenildim bilerek. Onun kalbine yenildiğim gibi.
Dışarıyı izleyerek yudumladığım kahvemin sonunu içip masaya bırakarak içeriye dönmüştüm,okula gitmek istemesemde derslerimi aksatmamak için hazırlanmaya başlamıştım.
Dudaklarıma pembe glossumu sürdükten sonra hızla aşağıya indim, mutfağa girip kahvaltı yapmaktansa dışarıda yemeyi yeğlerdim.
Okula girdiğimde hergün yaptığım gibi kantine girip kahvemi alarak sınıf katına çıkmıştım,sırama oturduğumda gözlerim onu aradı. Buradaydı. Sürekli olduğu gibi çevresinde kızlar doluydu ama hiçbirine bakmadan sadece önünde ki kitaba bakıyordu. Onu izlediğimi fark etmiş gibi siyaha iç çektirecek gözleri benim gözlerimle buluştuğunda ne yapacağımı şaşırmıştım. Kızaran yanaklarım beni ele verirken hızla önüme döndüm elimi masaya koymak isterken dökülen kahvem ise utanç kaynağımsın.
Resmen ağlayacak durumdaydım çantamdan çıkardığım peçeteye masaya bastırırken onun olduğu tarafa doğru kaçamak bi bakış atmayı da ihmal etmemiştim, beni izliyordu gözlerini kırpmadan bana bakıyordu,bu daha da utanmama neden olurken yerinden kalkıp yanıma doğdu yürümeye başladı.
Benim yanıma geleceğini düşünerek yüzümde istemsizce bir gülümseme olsa da kalbim adrelanilinden patlayacak noktaya gelmişti. Gözlerini bi anda üzerimden çekip yanımdan gidince şaşkınlıkla ağzım bir karış açılmıştı geleceğine inanmıştım.
Ben ne yapıyordum böyle,az önce yaptığım saçmalıkda neyin nesiydi ben bu dünyada birini sevemezdim. En azından tek taraflı olmalıydı LANET OLSUN ki kalbim bana ihanet etmiş aklımın oynadığı oyuna kanmıştı.
Ders oldukça sıkıcı geçmişti not defterime onu düşünerek yazdığım cümlelerin sessizliğinde kaybolmuştum adeta, gülümseyerek yazdığım son satırlara bakıyordum şimdi.
Gel dese gözlerim,anlar mısın?
Yolum yol değil dediğimde bakar mısın?
Ağlama kalbim ağlama;
Boşuna duvarlara kendini yorma.
Satırlarda derdimi anlatmak içimdeki acıyı kağıda döküp kelimelerin içine saklamak huzur veriyordu bana. Şiirin amacı bence bu olmalıydı duyguların nasıl nakış işler gibi nakşettiğini anlayarak okumakdı, insanlar sadece okur ve geçerdi ama anlayana çok şey verirdi, belki ölüm,belki saf mutluluk.
Hala onu görememinin hüznü vardı gözlerimde,elimde kahvem bir bankta oturmuş bahçede duran öğrencileri izliyordum. Mutlulardı sanki ,yada güzel bi maskeyle süslülerdi bunu bilemezdim. Elbette ama bazılarının bariz ortadaydı.
Duygularımı dışarı göstermemeyi öğretmişti hayat bana,herkese kalbimi açıp sonra terk edildiğinde göz yaşı dökmemeyi,kelimerimi boşa sarf etmemem gerektiğini öğretmişti. Acıtıyordu ama öğreniyor sonra da alışıyordun zaman denilen şey sayesinde,unutuyordun. Öğreniyordun.
...
Günün yorgunluğu nedeniyle üzerimi bile değiştirmeden kendimi yatağa bırakmıştım çıkışta olanları düşündükçe gülümsememe engel olamıyordum. Yanına gelen her kızı eliyle itmesi bile benim gözümde onu çekici yapıyordu,ben bu çocuğa bitiyordum.
Uykunun tatlı esintisiyle gözkapaklarım yavaşça kapanmıştı,dışarıdan gelen rüzgarın ıslık sesi kulağa gelen melodinin fısıltısı gibiydi.
♡
Uyandığımda hava kararmış yıldızlar en güzel şeklinde gökyüzünde eşsiz bi tuval sanatı gibi süslüyordu. Yatağımda biraz daha gökyüzünü izleyip kalktığım gibi telefonumla birlikte salona yönelmiştim.
Saat 12 olmasına 10 dakika kalmıştı,birazda koltuğa oturup kendime gelmeye çalıştıktan sonra toparlandığımı düşünerek mutfağa yol aldım
Buzdolabı ile abartısız 10 dakikadır bakışıyordum,ne yemek istediğime bi türlü karar veremiyordum ve bu sinir bozucuydu. Telefonumun notlar bölümüne merak ettiğim tarifleri ekliyordum,listeme bakarken gözüm bir tanesinde takılı kalmıştı.
12-Cucumber salad(kesinlikle dene)
Yüzümde şeytani bi gülümseme eşliğinde ne yemek istediğimin kararını vermenin mutluluğu da vardı. Dolaptan gereken malzemeleri alıp kafamı şişiren sesi de yok etmiş olmuştum.
Kaseye kestiğim Salatalıkları koyup üzerine çeşitli baharatlarla yaptığım yoğurtlu mezeyi de ekleyip karıştırdım,elimde duran kaşığı mezeli Salatalıkla doldurup ağzıma soktuğumda istemsizce gözlerimi kapatmıştım
Tabağımı alarak salona geri dönmüş ve koltuğa yayılmıştım geriye tek bişey kalıyordu ne izleyeceğim. Allah'tan merak etsem de başlayamadığım bir film serisi vardı STRANGER THİNGS'in 1 sezon 1. Bölümünü açarak yaptığım salata eşliğinde filmi izlemeye başladım.
Filme kendimi o kadar kaptırmıştım ki kapının çaldığını yeni fark ediyordum filmi durdurup koşarak kapıya ilerledim gecenin bu saati kim gelirdi ki evime, kapının deliğine bakmak gibi bi zekilik benden beklenemezdi bende beklemiyordum zaten.
Kapıyı açtığımda küçük dilimi yutabilirdim,onun burada ne işi vardı?
"Girebilir miyim?" Yutkunurken kapıyı hafif girebilmesi için araladığımda hala şaşkınlığını üzerimden alabilmiş değildim. Sevdiğim çocuk evime gelmişti,Neden?
"Sen hep böyle dağınık mısın?" içeriden gelen sesiyle kapıyı kapatarak salona dönmüştüm battaniyemi bi kenara koymuş koltuğa yayılmıştı. "S.. senin burada ne işin var?" Zoraki sorduğum soruya kaşlarını kaldırmıştı
"Beni gördüğüne sevinmemiş gibisin"alayla gülerek önünde duran salatayı kaşıkla ağzına sokarken şaşkınlıktan ne yapacağımı bilmez duruma düşmüştüm.
"Hayır sevinmekle alakalı değil,sadece gelmene şaşırdım"resmen dumura uğramaktı bu. Elindeki salatayı bitirip masaya bıraktıktan sonra arkasına yaslanarak ayaklarını sehpaya uzatan Arlas'ı hayretler içinde izledim.
Sanki kendi eviymiş gibi rahat hareket etmesi alışık olmadığım bi durumdu"kendi evin gibi yabancılık çekmemen güzel" gülümseyerek laf çarpıtmamı duyduğunda tepki vermeyi unutmuş gibiydi. "Evim olmadığını kim söyledi?" Dediği cümleya kafa yormak yerine gerçekten neden geldiğini çözmeye çalışıyordum
"Arlas evime neden geldin?" tam bir öküzdüm bu nasıl bir soruydu. "Evimize demek istedin sanırım" gözlerim ikinci bi şokla açılırken dediklerine anlam veremez duruma gelmiştim. "Ha bu arada bunlar sana ..elim boş gelmek istemedim" cebinden çıkardığı beyaz gülü bana uzattığında önce hayretle sonra ise hayranlık dolu gözlerle gülü izledim
Bişey dikkatimi çekmişti bu gül de diken yoktu ,kafamı kaldırıp beni izleyen Arlasa çevirdim "gül de diken olur diye biliyordum ben" kafasını ağır ağır saklarken burnuma gelen kokuyu fark ettim .Arlas alkol kokuyordu "öyleydi zaten..ben kestim" alkolün etkisi altına girmeye başladığı kurduğu cümlelerde beklemesinden belli oluyordu.
"Neden kestin dikenlenlerini ,gülü seven dikenlerine katlanmaz mı?" Tekrar kafasını saklarken doğruldu ayaklarını indirdiğinde gözlerimin içine bakıyordu "hayat senin canını bu kadar yakmışken birde gülün dikenleri canını yaksın istemediğim için dikenleri kestim" yüzümde gamzem gözükecek derecede gülümsemem varken gözlerim doldu
Hayatımda ilk defa çiçek alıyordum ve sevdiğim peşinden koştuğum çocuk tarafından dikenleri kesilerek verilmişti, gözyaşları içinde hiç yapmadığım bişey yaparak arlas'a sarıldım. Başta tepki vermesede sonrasında o da bana sarıldı,hiç kimsede almadığım karamel kokusuyla karışık alkolün uyuşturucu etkisindeki kokusunda kaybolmak için hayatı şuan da durdurmak istiyordum.
Kaybolmak bulunmamak için gözlerimi kapatıp arlas'ın kokusuyla sarhoş olmaya karar vermiştim, gözlerimden akan mutluluğun yaşları arlas'ın göğsüne damlasada kızmak yerine kaybolmama izin verdi.
İlk yazıp yayınladığım wattpad tarzı kitabımı sizlere sunmaktan gurur duyuyorum,umarım beğenirsiniz isteklerinize göre haraket edeceğim. Şimdilik yorum yapmayı unutmayın sizleri seviyorum umut ışıklarım🤍
Bölüm etkileşimi
