2. bölüm / 2
KARTALIN KÜLLERİBölüm 1.
Bölümler 2Şu an: Bölüm 1.
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İnsanlar cam gibidir aslında. Dışarıdan bakıldığında ne kadar sağlam görünürlerse görünsünler, bazen küçücük bir darbeyle çatlar, bazen de bir anda paramparça olurlar. Kırıldıklarında keskinleşir, keskinleştikçe de onları toplamaya çalışanların canını yakarlardı.
“Ah!”
Bir anda irkilerek elimdeki parçaya baktım. Aynanın kırık parçaları ayaklarımın dibine dağılmış, içlerinden biri parmağımı kesmişti. Elimi yüzüme yaklaştırıp ince bir çizgi hâlinde süzülen kana baktım. Ardından derin bir iç çektim.
“Derin derin düşünürsen elini de derin kesersin, salak Arel.”
Kendi kendime söylenirken kapı birden açıldı.
“Arel!”
Başımı çevirdiğimde Halil'i gördüm. Yüzündeki telaş, gözleriyle odanın içinde beni ararken daha da belirginleşmişti.
“Ne oldu? İyi misin?”
“İyiyim. Sakin ol, dünyanın sonu gelmedi. Ayna kırıldı, ben de toplarken parmağımı kestim.”
Bakışları önce yüzümde, ardından yerdeki cam parçalarında gezindi. Yanıma gelip elime baktığında omuzlarının gerginliği biraz olsun azaldı.
“Bir gün bu sakarlığın yüzünden başına ciddi bir iş gelecek. Allah sonumuzu hayır etsin.”
“Abartma istersen. Bir parmak işte.”
Elimi gelişigüzel sallayıp ona döndüm.
“Sen asıl ne diye kapıyı çalmadan dan diye içeri giriyorsun? Ya müsait olmasaydım?”
Halil'in yüzüne mahcup bir ifade yerleşti.
“Sen bir anda bağırınca korktum. İnsan meraktan ne yapacağını şaşırıyor.”
“Tamam, tamam. Suçunu kabul ettiysen mesele yok.”
Çantamı karıştırarak yara bandı aramaya başladım. Gözüm bir yandan da saate kayıyordu. İlk iş günümde geç kalmak, isteyeceğim son şeydi.
“Kadir nerede? Hâlâ hazır değil mi?”
Halil'in yüzü bir anda değişti. Az önceki endişesinin yerini alışıldık bir bıkkınlık aldı.
“Odada hazırlanıyordu en son. Üç gündür eşyalarını yerleştirmesini söylüyorum ama beyefendi o kadar rahat ki! Bir gün beni gerçekten delirtecek.”
Dudaklarımı birbirine bastırarak gülmemeye çalıştım.
“Ne var? Ne gülüyorsun?”
“Yok bir şey.”
“Yüzüme bakıp gülüyorsun, Arel!”
“İyi, tamam. Komik olan şu On yıldır birbirinize alışamadınız. Her gün aynı kavga, aynı şikâyet. İnsan bir noktada yorulur.”
“Alışmadım, alışmayacağım da! O dağınıklığa, o tembelliğe alışılmaz!”
Tam o sırada nihayet bulduğum yara bandını açmaya çalıştım. Küçük şeylerle uğraşmak nedense bugün her zamankinden daha zordu. Halil, elimdeki yara bandını çekip aldı ve tek hamlede açtı.
“Ver şunu, bir de bununla uğraşmayalım.”
Parmağıma dikkatlice yapıştırdıktan sonra elimi bıraktı.
“Şimdi hazırlan. Yoksa adliyedeki ilk gününde geç kalacaksın.”
Adliye kelimesini duyunca gülümsemem silindi. Saate yeniden baktım.
“Allah'ım, bir de geç kalmayalım!”
Çantamı kaptığım gibi hazırlanmaya koyuldum. Koridordan yükselen sesler, Kadir'le Halil'in tartışmaya çoktan kaldıkları yerden devam ettiğini gösteriyordu.
Gözlerimi devirdim.
Daha gün başlamadan başladılar.
───
Diyarbakır Adliyesi'nin önünde arabadan indiğimde gözlerim kısa bir an binanın üzerinde dolaştı. Yeni bir şehir, yeni bir görev, yeni bir başlangıç...
En azından dışarıdan bakıldığında öyleydi.
Çantamın askısını omzuma yerleştirip Kadir'e döndüm.
“Sen benimle gel. Halil, sen arabada bekle. Başsavcıyla görüşüp geleceğim.”
Halil başını sallayıp yeniden koltuğuna yaslandı. Kadir ise yanımda yürümeye başladı.
Daha girişe varmadan sorusunu sordu.
“Van'da iki yılın daha yeni dolmuşken neden Diyarbakır'a tayin istedin?”
“Ben mi istedim?”
Kadir kaşını kaldırdı.
“İstemedin mi?”
“Bildiğim kadarıyla tayinlerde insanın keyfinden çok başka şeyler etkili oluyor. Demek ki burada bana ihtiyaç varmış.”
“Sen de her şeye bir cevap buluyorsun.”
“Mesleğimin bir parçası, Kadir. İnsanlara cevap vermek.”
Başını iki yana salladı. Yüzündeki ifadeden bu cevabımı pek beğenmediği belliydi.
Adliyenin girişindeki güvenlik noktasına ulaştığımızda kimliğimi uzattım.
"Cumhuriyet savcısı Arel KARTAL. Cengiz Başsavcı ile görüşecektim."
Görevli kimliğimi okutup geri verdi.
“İkinci kat, sağdaki ilk oda. İsterseniz size eşlik edebilirim.”
“Teşekkür ederim, kendimiz buluruz.”
Kimliğimi çantama koyup Kadir'le birlikte merdivenlere yöneldim. Koridor boyunca ilerlerken adımlarımın sesi duvarlarda yankılanıyordu.
Kapının önündeki özel kalem masasına yaklaştım.
“Merhaba. Cumhuriyet Savcısı Arel Kartal. Başsavcımızla görüşecektim.”
Görevli hemen ayağa kalktı.
“Tabii savcım, hemen haber veriyorum.”
Kapıyı iki kez tıklattıktan sonra içeri girdi. Ben de beklerken koridorun sonuna doğru göz gezdirdim. Birkaç saniye sonra görevli geri döndü.
“Başsavcımız sizi bekliyor, savcım.”
Başımı sallayıp Kadir'e döndüm. O da bana bakarak göz kırptı. Dudaklarımın kenarı hafifçe kıvrıldı.
Derin bir nefes aldım.
Haydi hayırlısı.
Kapıyı tıklatıp içeri girdim.
───
Cengiz Kaya, geniş masasının arkasında oturuyordu. Saçlarına düşen aklar, yüzündeki çizgiler ve omuzlarına yerleşmiş yılların ağırlığı ilk bakışta göze çarpıyordu. Buna rağmen duruşunda en ufak bir gevşeklik yoktu. Bakışları hâlâ dikkatli, tavrı hâlâ otoriterdi.
Masasının önünde durdum.
“Cumhuriyet Savcısı Arel Kartal. Görüşmeniz üzerine geldim, başsavcım.”
Bakışları üzerimde bir süre kaldı. Ardından eliyle karşısındaki koltuğu işaret etti.
“Buyurun, Arel Savcım. Oturun.”
Teşekkür ederek koltuğa yerleştim. Gözlerim istemsizce odada dolaşırken masanın üzerindeki dosyaları fark ettim.
Başsavcı hafifçe gülümsedi.
“İnceleme işi bittiyse artık biraz da iş konuşalım, ne dersiniz?”
Bakışlarım yeniden ona döndü. Kendimi odanın ayrıntılarına kaptırdığımı fark edince hafifçe mahcup oldum.
“Tabii ki, başsavcım.”
Önündeki dosyalardan birini eline aldı.
“Masana bir dosya bırakılacak. Kayıp vakası. İlk incelemeyi sen yapacaksın.”
Başımı salladım. Kayıp dosyaları, ilk bakışta göründüklerinden çok daha karmaşık olabilirdi. Özellikle de üzerinden zaman geçmişse.
Başsavcı dosyayı masaya bıraktı ve parmaklarını birbirine kenetledi.
“Buraya gelişinle ilgili kafanda soru işaretleri olduğunu tahmin ediyorum.”
“Van'daki görev sürem henüz iki yılı doldurdu, başsavcım. Açıkçası tayin kararının nedenini merak ettim.”
“Bu dosya sıradan bir dosya değil. Bazı ayrıntıların dikkatle incelenmesi gerekiyor. Üstlerin de bu görev için senin uygun olduğunu düşündü.”
Sözlerini dikkatle dinledim.
“Benden tam olarak ne bekliyorsunuz?”
“Öncelikle dosyayı baştan sona incelemeni. Ardından eldeki bilgileri değerlendirmeni ve gerekli adımları atmanı. Acele etmeni istemiyorum ama hiçbir ayrıntıyı da gözden kaçırmanı istemem.”
“Anlaşıldı, başsavcım.”
“Bu hafta izin günün. Dosyayı incelemek için vaktin olacak. Kalem personeli seni odana yönlendirir. Şimdilik bu kadar.”
Ayağa kalktım.
“İyi haftalar, başsavcım.”
“Size de, savcım.”
Kapıya yönelip kolu kavradım. Tam çıkmak üzereyken arkamdan gelen sesle durdum.
“Arel Savcım.”
Başımı çevirip ona baktım.
“Seni yeniden görmek güzel. Hoş geldin.”
Yüzümde kendiliğinden küçük bir gülümseme belirdi.
“Beni hatırladınız demek.”
Başsavcının dudaklarının kenarı belli belirsiz kıvrıldı. Bakışları bir anlığına masanın üzerinde sabit kaldıktan sonra yeniden bana döndü.
“Bazı insanları unutmak kolay değildir.”
Gülümsemem yüzümde kaldı ama içimde bir şey sessizce yer değiştirdi.
“Ben de hayatımın dönüm noktalarını unutmam, başsavcım.”
Bir süre birbirimize baktık. Söylemediğimiz şeyler, odadaki sessizliğin arasına yerleşmiş gibiydi.
Başsavcı elini kapıya doğru kaldırdı.
“Görüşmek üzere, Arel Savcım.”
“Görüşmek üzere.”
Kapıyı kapatıp koridora çıktım.
Kadir birkaç adım ötede beni bekliyordu. Beni görür görmez yanıma geldi.
“Eee? Ne dedi?”
Çantamın askısını düzelttim.
“Bir dosya verdi. Kayıp vakası.”
“Peki, buraya gelişin?”
Bir an duraksadım. Başsavcının son sözleri yeniden zihnimde yankılandı.
Bazı insanları unutmak kolay değildir.
Bakışlarımı Kadir'e çevirdim.
“tayinim burada ya kadir. "
Ardından yürümeye başladım. Hayat ne kadar tuhaf. Geçen haftaya kadar bile bugün burada olacağımı nereden bilebilirdim. Rabbım biz planlar kurarken bizi başka yollara yönlendiriyordu. O yolların da şer mi hayır mı olduğunu sadece o bilirdi. Benim yolum ise inşallah hayra giderdi. Tek duam buydu.
Selam arkadaşlar. Aslında bu kitabi yazmam, kendimi farklı sekilde, hayallerimle kurgulayıp paylaşmak. Areli kendi huylarım, karakterim ve hayallerim ile yazıyorum. Gercek hayatta yapamadığım ama istediğim bir meslekle yazıyorum. Bir nevi kendimi yazıyorum. Çok konustum. Umarim beğenirsiniz.
Bölüm etkileşimi
