17. bölüm · Karmaşık İpler
Kabus
Bilirsiniz, hayatta herkesin bir travması, kabusu, fobisi vardır. Bunlar bizim kötü anılarımız veya nefret kustuğumuz zamanlar olabilir. İşte ben tam olarak bu duyguları yaşıyorum. Annemin kalp krizi geçirdiğini öğreneli tam olarak dört dakika geçmişti. Zaman gittikçe algısı kaybeder gibi olup geri dönüyordum. Bu tamamen fazla stres ve baş dönmesinden kaynaklandığını düşünüyorum, bide mide bulantısından da listeme ekleyebilirim. Daha Aras'ın beni almasına iki dakika vardı. Zaman normalde kötü veya sıkıcı bir an yaşadığınızda yavaş geçmez mi ? İşte benim ki hiç olmadığı kadar hızlı geçiyor. Annemin ölümüne doğru ilerliyor gibi geliyordu. Bu düşünceden nefret ettim. Sanki annem ameliyathanedeyken dakikalar geçtikçe benim yokluğumu hissediyordu. Bilmiyorum doğru mudur, bu sadece benim düşüncem.
Evimizdeki kişiler, daha doğrusu ruhsuzlar demek isterim kendilerine, muhabbet etmek, çeneleri ağrıyana kadar konuşmak için bizim evimizde toplanmışlar. Şahsen benim gördüğüm görüntü böyle. Sonuçta ben "Gördüğüme mi inanayım, duyduğuma mı ?"
Evimizde abartmıyorum binaya duyulacak şekilde gülüşme sesleri vardı. Bu beni rahatsız etmekle kalmayıp tiksintici bir duruma sürüklemeye geri adım atmıyordu.
Bir anda telefonumun sesi duyuldu ve bu düşüncelerinden sıyrılmama sebep oldu.
"Alo Gece aşağıda seni bekliyorum, az önce geldim." İşte beklediğim yanıttı bu.
"Tamam, hemen geliyorum." Dedim ve tek kelime etmesini beklemeden telefonu heyecandan yüzüne kapattım. Umarım ki yanlış anlamaz ve benim hakkımda kötü düşüncelerde bulunmazdı.
Apar topar odama daldım. Ee tahmin edersiniz ki nefret ettiğim misafir çocukları odamda bulunmayı eksik etmiyordu. Hep odamın kapısını kilitlerdim. Ne olursa olsun. Bugün annem biraz sırf şüpheci davrandığı için kapıyı kilitlemeye tenezzül bile etmemiştim. Annem gelip geçip, her karşılaştığımızda 'Özelin mi var kızım ? Benden çekinme.' Veya 'Niye kilitleyip duruyorsun odanın kapısını, gören de herşeyini didik didik edip aradığımı sanar kızım. Benimle rahatça paylaşabilirsin.' Gibi cümleler kuruyordu. Sırf o şu laflarını bitirsin diye bütün öylesine kilitlememiştim bide başıma gelenlere bak. Odanın içi darmadağınıktı.
Bende en üst dolabı açtım. İşte cüzdanım ve özel eşyalarımı yerli yerindeydi. Hemen hepsini tek avucuma sığdırdım ve evden bir dakika bile beklemeden, kimseye bir şey söylemeden çıktım. Evi ister yaksınlar, şuan tek umurumda olan şey bir an önce annemin yanına gidebilmekti.
Devam edecek...
