7. bölüm · KARDELEN:Yalnız Çiçek

6. BÖLÜM

Hilal Turhan

Drew'in önce şaşkın sonrada pişkin sırıtışı beni deli etmişti ama o bunlar yetmemiş gibi sözlü olarakta beni sinir etmişti. Annem yanımda ölmüş babamın silüeti beni izliyor onun anneside yanımızda ama o ,

" Daha teklif etmemiştim bile sevgilim. Benimle evlenir misin? "

Demeyi seçmişti. Bense yine aynı şekilde bir cevap verdim.

"Heyecandan oldu bir an evet seni seviyorum."

Tabi ki yalandı ama annemin inanması gerekiyordu ve babamdan bu sefer tek kurtulamaya bilirdim bu nedenle ondan yardım alacaktım bunu hiç istemeseydi. Drew yüzüğü parmağıma taktı ve ayağa kalkıp yanıma geldi o sırada bizi şaşkın şaşkın izleyen annelerimiz en sonunda konuştular.

"Vallahi Nefes'cim yıllar sonra çocuklarımızla karşılaşıp üstüne çocuklarımızın sevgili olduğunu öğrenmemiz çok garip değil mi?"

"Öyle Ayla'cım öyle ama böyle çok ayak üstü olmadı mı gel bir yere oturup konuşalım olur mu?"

"Olur tabi ki şurada kafe var galiba oraya gidelim oğlum sizde bize çay ve su alın ilaç saatim yaklaşıyor içmem lazım."

"Tamam anne biz Kardelen ile hemen alıp geliyoruz."

Onlara cevap şansı vermeden su ve çay almaya gittik. Arkamızı dönüştük ki Drew'e ard arda fırça atmaya başladım.

"Drew ne yaptın sen ya bize inanmasalardı hem illa evlilik teklifi mi gerekiyordu bunun için ne yapıcam ben şimdi zaten babamda peşimde-"

"Bir dakika ne baban öldü ya nasıl peşinde olacak?"

"Bilmiyorum ama daha ona şaşırma fırsatı bulamadım.Ama sen önümde eğildiğin zaman gördüm tam köşede bizi izleye silüetler vardı."

"Silüetler derken baban adamları olmadan gezemiyor sanırım."

"Hayır başka biri vardı benim takıntılı eski sevgilime benzettim."

"Takıntılı eski sevgilin mi?"

"Evet neden şaşırdın ki yoksaa kısk-"

"Hayır sadece anlamadımda bir an sorun yok yani"

"Hmm hıı tamam sorun yoksa okey"

Konuşmaya dalmışken kafenin önüne gelmiştik.

"2 su alabilir miyiz birde 4 çay?"

Drew bana yandan bir bakış attı ve Rusya'da olduğumuzu hatırlatarak benim isteğimi bize anlamayan gözler ile bakan adama çeviri yaptı.Biraz beklemeden sonra bir tepside 4 çay 2 su ve paket şekerler ile annelerimizin oturduğu masaya doğru ilerledik.İkimizide rahatsız eden bir sessizlik vardı aramızda ama ikimizde bu sessizliği bozmak istemiyorduk sanki.Annelerimizin yanına gelir gelmez aramızda ufak bir bakışma oldu ama sandalyelere oturduk.

"Nefes'cim seni çok özlemişim ya iyi ki karşılaştık ama kadere bak çocuklarımız evleniyor şimdi de istemeye ne zaman gelelim?"

"Ay ne istemesi kız verdim gitti direk bir nişan bir düğün yeter"

Ben şok bir ifade ile Drew'e döndüm

"Drew ile biz bir baş başa konuşsak olur mu?"

"Tabii ki annecim konuşun karar verin düğün tarihine"

"Tamam onada bakarız tabi ama bir 15 dk bize müsaade eder misiniz?"

Ayla teyze söze girdi

"Tabii yavrum konuşun biz burda nefesle çay içip muhabbet ediyoruz."

Drew ve ben gözlerimiz ile anlaşım masadan kalktık ve boş bir yere yürümeye başladık

"Drew nerede konuşabiliriz?"

"Şurada kullanılmayan bir oda olmalıydı oraya gidelim"

"Ne yani 2 tane genç elini kolunu sallaya sallaya boş odaya gidecek güvenliklerde umursamicak öyle mi? Hah komikmiş başka zaman yaparsan gülerim belki hem oranın boş olduğunu nereden biliyorsun ya doluysa?"

"Kardelen bu içinde bulunduğun hava limanının sahibi babamdı şimdi ise benim yani burada çalışan tüm herkes benim sözümü dinliyor sadece"

"Şaka gibisin"
"Öyleyimdir."
Drew'in gösterdiği boş odaya doğru ilerledik.Sanırım artık onun bu şovlarına alışmam gerekiyordu onun evinde mahsurken -pekte mahsur hayatı değildide bu önemli değil- bulunduğum odada tek kullanımlık diş fırçaları,şampuanlar, sabunlar, kremler, saç maskeleri, saç kremleri ve küvete atılınca kabarıp köpüren toplardan çeşit çeşit ve oldukça fazla vardı. İlerlediğimiz esnada kolumdan tutup beni kendine çevirdi.Tam odanın kapısının önündeydik.

"Napıyorsun sen be öküz müsün"
"Şşş ayıp oluyor ama ilerideki kocana hemde."
"Bana ilerideki kocan fln deme seninle ev- len-mem."
"Bak böyle konuşma ilerde beni çok istersinde seni almam."
"Almasan alma be sana mı kaldık ayrıca sen evlenmeye bakıyorumda çok meraklıymışsın sanki. Hem şu saçma muhabbeti bırakta içeri gir böyle kapıda mı konuşacağız?"
"Gireceğiz güz- Kardelen ama ben önden giriyim ne olur ne olmaz."
"Tamam buyur öküz öne geç" dedim elimi önüme uzatarak. Tip tip baktı yüzüme ama cevap vermedi.

Belinde ki silahı kavradı ve odanın kolunu tuttu kapıyı yavaşça açtı. Silahı ileri doğrulamak içeri girdi bende hemen arkasından girdim. Ama kapı arkasından bize doğru dönen iki silahla yutkunmak zorunda kaldım.