1. bölüm / 1
KARANLIKTA KALANLARKARANLIKTA KALANLAR
Bölümler 1Şu an: KARANLIKTA KALANLAR
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm 1 — Gidenin Ardından
Saat gece yarısını çoktan geçmişti.Elimde hâlâ onun son mesajı vardı:“Bitti. Bir daha beni arama.”Ekrana dakikalarca baktım.Belki yeniden yazardı.Belki arardı.Belki de bütün bunların bir yanlış anlaşılma olduğunu söylerdi.Ama telefon sessizdi.İçimde garip bir boşluk vardı. Ağlamak istiyordum ama gözümden tek damla yaş gelmiyordu. İnsan bazen o kadar çok kırılıyordu ki, ağlamak bile anlamsızlaşıyordu.Üç yıl…Bir insanın hayatında üç yıl az değildi.Onun sesine, mesajlarına, “iyi geceler” demesine alışmıştım. Şimdi aynı insan bana sanki hiç tanımadığı biriymişim gibi davranıyordu.Telefonu yatağın üzerine bıraktım.Tam arkamı dönmüştüm ki ekran yeniden aydınlandı.Bilinmeyen Numara:“Sana neden gittiğini hiç anlatmadı, değil mi?”Olduğum yerde kaldım.Kaşlarımı çattım.Parmaklarım istemsizce telefona uzandı.“Kimsin?”Mesajı gönderdikten sonra birkaç saniye bekledim.Cevap gelmedi.Sonra ekran yeniden titredi.“Çünkü öğrendiğinde ondan nefret edeceksin.”İçimdeki öfke korkunun önüne geçti.“Ne biliyorsan açık açık söyle.”Bu kez cevap daha hızlı geldi.“Henüz hazır değilsin.”Telefonu elimden bıraktım.“Saçmalık…” diye fısıldadım.Kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum.Biri benimle oyun oynuyordu.Başka açıklaması olamazdı.Derin bir nefes aldım ve pencereye yöneldim.Dışarıda yağmur hızlanmıştı.Sokağa baktım.Kimse yoktu.Ama içimde, açıklayamadığım bir his vardı.Sanki biri beni izliyordu.Perdeyi kapatmak üzereyken telefon tekrar titredi.Bu kez sadece bir fotoğraf vardı.Fotoğrafı açtığım anda nefesim kesildi.Ben vardım.Yanımda ise beni terk eden çocuk.Fakat fotoğrafın altında yazan tarih, bütün düşüncelerimi altüst etti.Biz tanışmadan iki yıl önce.Fotoğrafı tekrar tekrar inceledim.“Bu… nasıl mümkün?”Sesim titriyordu.Elimdeki telefon ağırlaşmış gibiydi.Sonra fotoğrafın arkasındaki yazıyı gördüm.“Bütün bunlar senin düşündüğünden çok daha önce başladı.”Bir anda geçmişte yaşadığım küçük ayrıntılar gözümün önünden geçmeye başladı.İlk karşılaşmamız…Bana ilk kez baktığı an…Sanki beni daha önce tanıyormuş gibi kurduğu o garip cümleler…O zaman önemsemediğim her şey şimdi zihnimde birleşiyordu.Gözlerim doldu.Bu kez ağlamamak için kendimi tutamadım.Çünkü artık mesele onun beni terk etmesi değildi. Benim bütün ilişkim boyunca bilmediğim bir şey vardı.Ve biri, bunu benden saklamıştı.Tam telefonu kapatacaktım ki son bir mesaj geldi:“Kapının dışına bak.”Kalbim hızla çarpmaya başladı.Birkaç saniye boyunca kıpırdayamadım.Sonra yavaşça kapıya doğru yürüdüm.Elim kapı koluna uzandı.Ve kapıyı açtığımda…Koridorda kimse yoktu.Sadece yerde ikinci bir zarf vardı.Bu kez üzerinde tek bir cümle yazıyordu:“Şimdi intikamın başlayacak.”
Ne olduğunu anlayamıyordum
“Şimdi intikamın başlayacak.”Cümlesini tekrar tekrar okudum.İçimde bir şey koptu.Az önce terk edilen, ne olduğunu anlamaya çalışan o kız değildim artık. Korkuyordum, evet. Ama korkumun yanında başka bir şey daha vardı.Öfke.Zarfı sıkıca tuttum.“Benimle ne istiyorsun?” diye fısıldadım.Telefonum yeniden titredi.Bilinmeyen Numara
Ve şöyle diyordu:
“Onun sana söylediği hiçbir şeye inanma.”Kaşlarımı çattım.“Peki sana neden inanayım?” diye yazdım.Uzun bir sessizlik oldu.Sonra tek bir fotoğraf geldi.Fotoğrafta onun eski evinin önünde duran bir araba vardı.Fotoğrafın altında ise bir tarih yazıyordu.Bizim ayrıldığımız gecenin tarihi.Boğazım düğümlendi.Demek o gece yalnız değildi.Tam telefonu kapatacakken yeni bir mesaj geldi:“Yarın saat 23.00’te eski eve git.”Ardından:“Ve sakın yalnız olduğunu düşünme.”Ekrana bakarken kalbim yeniden hızlandı.Çünkü odanın kapısı kapalıydı.Ama koridordan birinin yürüdüğünü duydum.Bir adım.Sonra bir adım daha.Ve kapının önünde durdu.çok korkmuştum panikle yatağıma gidip battaniyemi gözümün ucuna kadar çektim korkudan yüzümde terler akar oldu neler oluyordu böyle?
Battaniyenin altında nefesimi tutmuş, kapıya bakıyordum.Ses kesilmişti.Birkaç saniye geçti. Sonra kapının altından içeriye doğru yavaşça bir kâğıt itildi.Olduğum yerde donup kaldım.Kâğıda yaklaşmaya cesaret edemiyordum. Ama üzerindeki yazıyı uzaktan bile okuyabiliyordum.“Beni dinlemeliydin, Elif.”Gözlerim doldu. Bu cümleyi tanıyordum.Bu, onun el yazısıydı.“Hayır…” diye fısıldadım. “Bu mümkün değil.”Çünkü o kâğıdı yazan kişinin artık burada olmaması gerekiyordu.Telefonuma bir bildirim geldi.Bilinmeyen Numara:
“Sana söyledim. Korkman gereken kişi o değil.”Ekrana bakarken ikinci mesaj geldi:“Çünkü o da senden korkuyor.”İşte o an anladım.Bu hikâyede terk edilen sadece ben değildim.
BÖLÜM 2-eski ev
Ertesi gün gözlerimi açtığımda gece yaşadıklarımın bir rüya olmasını umdum.Ama komidinin üzerindeki kâğıt hâlâ oradaydı.“Beni dinlemeliydin, Elif.”Kâğıdı elime aldım. Parmaklarım titriyordu.Onun el yazısı olduğundan emindim.Fakat aklımda tek bir soru vardı:Bu kâğıt buraya nasıl gelmişti?Telefonumu açtım. Gece boyunca gelen mesajlara tekrar baktım. Son mesaj hâlâ ekranımdaydı:“O da senden korkuyor.”İçimde garip bir merak oluştu.Belki de kaçmak yerine gerçeğin peşinden gitmeliydim.Saat 22.47 olduğunda montumu giyip evden çıktım.Eski evin önüne geldiğimde yağmur yeniden başlamıştı.Evin yıllardır kullanılmadığı belliydi. Pencereleri karanlıktı, bahçesi tamamen sessizdi.Kapının önünde durdum.Telefonuma baktım.22.59.Bir dakika kalmıştı.Tam o sırada içeriden bir ışık yandı.Olduğum yerde kaldım.Demek yalnız değildim.Kapı yavaşça aralandı.Ve içeriden bir ses geldi:“Elif… sonunda geldin.”
Sesin kime ait olduğunu anlayamıyordum. Tanıdık geliyordu ama aynı zamanda içimde kötü bir his bırakıyordu.“Kimsin?” diye sordum.İçeriden birkaç saniye ses gelmedi.Sonra kapı biraz daha açıldı.“Beni gerçekten hatırlamıyor musun?”Kalbim hızla çarpmaya başladı.Bir adım attım ama içeri girmedim.“Ben seni tanımıyorum.”Karşımdaki kişi kısa bir kahkaha attı.“Tanımıyorsun… çünkü sana beni hatırlamanı sağlayacak hiçbir şey bırakmadılar.”“Kim onlar?” diye sordum.Bu kez cevap vermedi.Bunun yerine elindeki eski bir fotoğrafı bana uzattı.Fotoğrafa baktığım anda nefesim kesildi.Fotoğraftaki küçük kız bendim.Ama yanımda duran kişiyi hayatım boyunca hiç hatırlamıyordum.Fotoğrafın arkasında ise tek bir cümle vardı:“Onu bulduğunda, geçmişini de bulacaksın.”
Fotoğrafa biraz daha dikkatli baktım.Yanımda duran kızı tanıyordum.Beyza.Ama bu mümkün değildi. Çünkü Beyza’yla o zamanlar daha tanışmamıştık.Fotoğrafı çevirip arkasına baktım.Tarihin altında tek bir cümle vardı:“Beyza’nın sana anlattıklarına inanma.”İçimde bir şeyler koptu.Demek bu sadece sevgilimin ihaneti değildi.
Beyza’da bu sırrın içindeydi.
Telefonumu tekrar elime aldım. Ekranda yeni bir mesaj vardı.“Artık gerçeği öğrenmenin zamanı geldi.”Altında bir fotoğraf daha vardı.Bu kez fotoğrafta sadece Beyza ve eski sevgilim vardı.Fotoğrafın tarihine baktığımda nefesim kesildi.Biz hâlâ sevgiliyken çekilmişti.Fotoğrafın altında tek bir cümle yazıyordu:“Sana ihanet ettiği gün, sandığından çok daha yakındı.”Gözlerim doldu. Ellerim titremeye başladı.Beyza’yı aramak için numarasını açtım.Tam arayacakken telefonuma son bir mesaj geldi:
“Arama çünkü Beyza’da şuan seni izliyor
BÖLÜM3- BEYZANIN GERÇEK YÜZÜ
Hemen oradan çıkmıştım kan ter içinde kaldım en yakın arkadaşım ne yapmış olabilirdi öğrenmeliydim.
Beyzayı arayıp hemen görüşmek istediğimi söyledim oda mırıldanarak ince bir sesle: hıhımpeki. Diye cevap vermişti
Elif, Beyza’ya uzun uzun baktı. İçinde anlam veremediği bir huzursuzluk vardı.“Beyza… Sen ne biliyorsun?”Beyza bir an sustu. Sonra gözlerini kaçırıp fısıldadı:“Her şeyi anlatırsam, geri dönüşü olmaz.”Elif’in yüzündeki ifade değişti.“Zaten benim için hiçbir şey eskisi gibi değil.”Tam o sırada Elif’in telefonu titredi. Bilinmeyen bir numaradan tek bir mesaj gelmişti:“Beyza’ya güvenme. Asıl gerçeği sana o anlatmadı.”Elif yavaşça telefonu Beyza’ya çevirdi.Beyza mesajı görünce bembeyaz oldu.“Bu mesajı… kim gönderdi?”
Beyza’nın yüzü bembeyaz oldu.Elif bunu fark edince bir adım yaklaştı.“Beyza… Sen neden korktun?”Beyza cevap vermedi. Sadece Elif’e baktı.Elif’in sesi sertleşti.“Bana doğruyu söyle. Bu mesajla senin ne bağlantın var?”Beyza derin bir nefes aldı.“Çünkü o mesajı kimin gönderdiğini biliyorum…”Elif’in gözleri büyüdü.“Kim?”Beyza birkaç saniye sustu. Sonra başını kaldırıp fısıldadı:“Hasan…”
Tam o sırada Elif’in telefonu yeniden titredi.Bilinmeyen numara:
“Artık saklayamazsınız.”Mesajın hemen ardından bir fotoğraf gelmişti Fotoğrafa baktım ve Beyza ve Hasanın yattığı fotoğraf altında ise tek bir cümle vardı:“Elif, gerçeği öğrenmenin zamanı geldi.”Elif’in elleri titremeye başladı. Başı dönüyor ve gözleri kararıyordu Başını yavaşça kaldırıp Beyza’ya baktı.“Bana hâlâ anlatmayacak mısın?”Beyza’nın gözleri doldu.“Ben bunu istemedim Elif…”Elif geri çekildi.“Demek doğruymuş…”Tam o anda ikinci bir fotoğraf geldi.Bu kez fotoğrafta Hasan Beyza’ya aşk dolu mesajlar atıyordu Elif ekrana bakakaldı.Çünkü fotoğrafın çekildiği o konuşmalar ve tarih, Hasan’ın Elif’e ‘seni seviyorum benimle çıkarmısın’ dediği gündü.
BÖLÜM4- karakol
Elif’in gözleri doldu. Telefonu sıkıca tuttu.“Bunca zaman… bana bunu nasıl yaptınız?”Beyza bir adım yaklaşınca Elif geri çekildi.“Yaklaşma!”Beyza durdu.Elif’in sesi titriyordu ama bu kez ağlamıyordu.“Beni kaybettiniz. İkinizi de hayatımdan sildim.”Beyza başını eğdi. Bu iş burda bitmedi diyerek tam giderken Beyza’ya doğru bi anda koşarak beyzayı bıçakladı ardından telefonuna yeni bir mesaj geldi:“Bu daha başlangıç. Hasan’ın sakladığı her şeyi sana göstereceğim.”Elif ekrana baktı asıl oyun yeni başlıyor diyerek elif olay yerinden hızlıca uzaklaştı
Ama ne yazık ki!
Elif gözlerini açtığında kendini karakolda buldu.Etrafına baktı. Ne olduğunu anlamaya çalışırken kapı açıldı ve bir polis içeri girdi.“Elif, sakin ol. Birazdan ifaden alınacak.”Elif hiçbir şey söylemedi. Elife sordu:yaptığın şeyden pişmanmısın Elif: hayır diyerek cevap verdi Sadece yere baktı.Bir süre sonra polis dosyayı masanın üzerine bıraktı.“Beyza’nın durumu hakkında bilgi geldi. Ayrıca Hasan da ifade vermek için burada.”Elif’in başını kaldırmasıyla gözleri kapıya takıldı.Kapının diğer tarafında Hasan duruyordu.Göz göze geldiler.Hasan hiçbir şey söylemedi.Elif ise içinden tek bir şey geçirdi:“Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.” Dedi
Bölüm5-çıkış
İfadenin ardından polis dosyayı kapattı.“Şimdilik gidebilirsin. Ama gerektiğinde tekrar çağrılacaksın.”Elif ayağa kalktı, montunu aldı ve kapıya yöneldi.Tam çıkacakken koridorda Hasan’la göz göze geldi.Hasan bir şey söylemek istedi ama Elif durmadı.Kapıdan çıktığında derin bir nefes aldı.Telefonunu eline aldı.Bilinmeyen numaradan yeni bir mesaj vardı:“Karakoldan çıktın. Şimdi asıl hikâye başlıyor.”Elif ekrana baktı.Bu kez korkmadı.“Kim olduğunu bulacağım.”
Elif karakoldan çıkar çıkmaz Hasan önüne geçti.“Konuşmamız lazım.”Elif sertçe baktı.“Seninle konuşacak hiçbir şeyim yok.”Hasan cebinden bir anahtar çıkardı.“Beyza’nın evinin anahtarı. Oraya gidersen her şeyi göreceksin.”Elif anahtarı aldı.“Beni neden oraya gönderiyorsun?”Hasan cevap vermedi.Elif tek başına eve gitti.Kapıyı açtığında içerisi tamamen boştu.Masada yalnızca bir zarf vardı.Zarfın üzerinde tek bir isim yazıyordu:ELİF.Zarfı açtı.İçinden eski bir fotoğraf ve kısa bir not çıktı:“Beyza seni hiç tanımadı. Çünkü seni benden önce tanıyan biri vardı.”Elif fotoğrafa baktı.Ve gerçeği anlayınca olduğu yerde kaldı.Çünkü fotoğraftaki kişi Hasan değildi.
Çünkü fotoğraftaki kişi Hasan değildi.Elif’in nefesi kesildi.“Bu kim?”Beyza gözlerini kapattı.“Benim eski sevgilim.”Elif şaşkınlıkla ona baktı.“Ne alaka?”Beyza sonunda gerçeği söyledi:“Hasan’la seni ayırmak için onunla birlikte plan yaptık. Sana gelen mesajların hepsini biz gönderdik.”Elif’in yüzü düştü.“Yani bütün bunlar bir oyun muydu?”Beyza cevap veremedi.Tam o sırada kapı açıldı.Hasan içeri girdi.“Hayır Elif. Sana söylemediği bir şey daha var.”
Gine ne diyerek bağırdı
Hasan, Beyza’ya baktı.“Beyza başından beri her şeyi biliyordu. Hatta bu oyunu başlatan kişi oydu.”Elif’in yüzü düştü.“Beyza… doğru mu?”Beyza sessiz kaldı.Bu sessizlik her şeyi anlatıyordu.Elif başını salladı.“Demek bütün bunların arkasında sen vardın.”Beyza gözlerini kaçırdı.“Evet.”Elif kapıya yöneldi.“Bitti Beyza. Bundan sonra benim hayatımda yoksun.”Ve Elif kapıyı arkasından kapattı.
Elif kapıyı arkasından kapattı.Hasan yanına geldi.“Bitti mi?”Elif gözlerini silip başını salladı.“Bitti. Beyza artık hayatımda yok.”Tam yürümeye başlayacakken Elif’in telefonu titredi.Ekranda bilinmeyen bir numara vardı.Tek bir mesaj:“Beyza’dan kurtuldun. Peki ya Hasan’dan?”Elif yavaşça Hasan’a baktı.Hasan’ın yüzündeki ifade bir anda değişti
Bunu sen mi yaptın?”Hasan şaşkınlıkla başını salladı.“Hayır.”Tam o anda Hasan’ın telefonu çaldı.Ekrana baktı ve bir anda sustu.Elif telefonu elinden aldı.Arayan kişinin adı ekranda görünmüyordu.Hasan sadece tek bir cümle söyledi:“Bu numaranın artık aramaması gerekiyordu…”
Kim bu?”Hasan cevap vermedi.Telefon tekrar çaldı.Bu kez ekranda bir isim belirdi:Osman.Elif’in yüzü değişti.“Sen Osman’ı tanıyor musun?”Hasan başını kaldırdı.“Tanıyorum… ama onun burada olmaması gerekiyordu.”Tam o anda kapı çaldı.Elif ve Hasan birbirlerine baktılar.Hasan kapıyı açtı.Karşılarında Osman duruyordu.Osman, Elif’e bakıp tek bir cümle söyledi:“Sana anlatmam gereken çok şey var.”
Bölüm 6
Kapı açıldı.Osman karşılarında duruyordu.Elif şaşkınlıkla:“Senin burada ne işin var?”Osman nefesini toparladı.“Vakit yok. İkiniz de hemen benimle gelin.”Hasan öne çıktı.“Ne oluyor?”Osman cebinden bir fotoğraf çıkardı.“Bunu gördüklerinde artık geri dönüşünüz olmayacak.”Elif fotoğrafı aldı.Fotoğrafta üçünün de bilmediği bir yerde çekilmiş görüntüleri vardı.Elif başını kaldırdı.“Bizi kim izliyor?”Osman kapıya baktı.“Bilmiyorum. Ama bizi bulmadan önce onların kim olduğunu bulmamız gerekiyor.”Tam dışarı çıkacakları sırada koridordan ayak sesleri geldi.Osman fısıldadı:“Çabuk. Geldiler.”
“Çabuk. Geldiler.”Üçü merdivenlere koştu.Tam aşağı ineceklerken üst kattan sert bir kapı sesi geldi.BAM!Elif irkildi.“Osman, kim bunlar?”“Şimdi soru sorma, koş!”Koridorun ışıkları bir anda söndü.Üçü karanlıkta birbirlerinin ellerinden tutarak ilerledi. Arkalarından ayak sesleri duyulmaya başladı.Hasan fısıldadı:“Bizi takip ediyorlar.”Osman acil çıkış kapısını açtı.Tam dışarı çıkacakken Elif’in telefonu çaldı.Ekranda yine aynı bilinmeyen numara vardı.Mesaj tek cümleydi:“Kaçmaya devam edin. Nereye gittiğinizi zaten biliyoruz.”Elif telefonu kapattı.Osman kapıyı kilitleyip onlara baktı.“Artık saklanacak yerimiz yok.”Uzakta bir arabanın farları yandı.Ve araç hızla üzerlerine doğru gelmeye başladı.
Elif zarfı açtı.İçinden küçük bir anahtar çıktı.Osman anahtarı görür görmez sustu.Elif kaşlarını çattı.“Bu neyin anahtarı?”Osman’ın yüzü bir anda değişti.“Bunu nereden buldun?”“Zarfın içindeydi.”Osman anahtarı eline aldı ve arkasındaki küçük etikete baktı.Üzerinde bir adres yazıyordu.Hasan adresi görünce fısıldadı:“Orası yıllardır kapalı…Osman başını kaldırdı.“Ve bizi buraya getiren kişi, orada olduğumuzu zaten biliyor.”Tam o anda arabanın camına bir zarf daha bırakıldı.Üzerinde tek bir cümle vardı:“Geç kaldınız.”BÖLÜM 6 SONU
Bölüm-7
İçeriden gelen telefon sesi bir anda kesildi.Üçü donup kaldı.Osman fısıldadı:“Kimse konuşmasın.”Karanlığın içinden bir telefon ekranı yandı.Sonra bir tane daha.Sonra bir tane daha…Elif’in yüzü bembeyaz oldu.“Bunlar… bizim telefonlarımız değil.”Hasan geri çekildi.“Osman, burada yalnız değiliz.”Tam o sırada binanın bütün ışıkları bir anda yandı.Duvarlarda asılı fotoğrafların hepsinin üzeri kırmızı bir kalemle çizilmişti.Sadece Elif’in fotoğrafı dokunulmadan bırakılmıştı.Fotoğrafın altında yeni bir cümle vardı:“Onu buraya getirdiğiniz için teşekkürler.”Ardından üst kattan bir kapı gürültüyle açıldı.Osman başını kaldırdı.“Koşun!”
“Şimdi gerçek oyunun ilk adımı.”Kapının ardından gelen ses tekrar duyuldu.“Elif… beni hatırlamadın mı?”Elif’in nefesi kesildi.“Bu ses…”Hasan ona baktı.“Tanıyor musun?”Elif cevap veremeden kapının kolu yavaşça aşağı indi.Klik.Osman hemen kapının önüne geçti.“Geri çekilin!”Kapı bir anda sertçe sarsıldı.BAM!Elif korkuyla geri adım attı.Telefonlardan biri aynı anda çalmaya başladı.Ekranda tek bir isim vardı:ELİF.Elif telefonu açtı.Karşı taraftan kendi sesini duydu:“Sakın kapıyı açma.”Elif donup kaldı.Çünkü o sırada kapının arkasındaki kişi fısıldadı:“Geç kaldın.”
“Geç kaldın.”Kapının kolu yeniden hareket etti.Elif geriye doğru çekildi.“Osman… kapıyı kimse açmasın.”Bir anda elektrikler kesildi.Zifiri karanlıkta yalnızca telefon ekranları kaldı.Sonra koridordan bir fısıltı duyuldu:“Eliiif…”Hasan’ın telefonu yere düştü.“Biri burada.”Osman telefonunun ışığını açtı.Koridor bomboştu.Ama duvarda, az önce olmayan bir yazı vardı:“ÜÇÜNÜZDEN SADECE İKİSİ ÇIKACAK.”Elif’in telefonu tekrar çaldı.Ekranda bilinmeyen numara…Elif açtığı anda karşıdan sadece nefes sesi geldi.Sonra aynı ses fısıldadı:“Aranızdan biri bana yardım ediyor.”Elif yavaşça Hasan ve Osman’a baktı.İkisi de birbirine bakıyordu.Bölüm 7 Sonu.
Bölüm-8 oyun vakti
Ve bir anda bir ses yükseldi buradan çıkmak için oyun oynayacaksınız görevleri tamamlama vakti sert bir kahkaha duyulmuştu.
Bölüm 8
Ekranda tek bir cümle belirdi:“Çıkmak istiyorsanız üç oyunu tamamlayacaksınız.”İlk oyun başladı.Üçü ayrı odalara gönderildi. Kapılar kapandı.Elif içeride yalnız kalınca duvarlardan sesler gelmeye başladı.“Buradan çıkamazsın…”Elif korksa da sakin kalıp odadaki ipuçlarını birleştirdi.Klik.Kapı açıldı.Elif dışarı çıktığında Hasan ve Osman da oradaydı.“Birinci oyun bitti,” dedi Osman.Tam rahatlayacakken ikinci kapı açıldı.Bu kez karşılarında üç ayrı ekran vardı. Her ekranda geçmişlerinden sakladıkları bir gerçek yazıyordu.Hasan başını eğdi.Osman sustu.Elif ise ekrana baktı.“Elif’in bilmediği bir gerçek var.”Elif onlara döndü.“Ne demek bu?”Hasan cevap vermeden ekran karardı.İkinci oyun tamamlandı.Üçü de hâlâ birlikteydi.Ama üçüncü kapının üzerinde kan kırmızısı harflerle şu yazıyordu:“SON OYUN: BİRİNİZ ÇIKAMAYACAK.”Elif kapıya baktı.“Hayır… Bu sefer ne yapacağız?”Kapı yavaşça açıldı.İçeriden tanıdık bir ses geldi:“Elif, sonunda sıra sana geldi.”
Kapı açıldı ama içeride kimse görünmüyordu.Üçü de birkaç saniye kıpırdamadan bekledi.Osman fısıldadı:“Bu ses… nereden geliyor?”Bir anda kapı arkalarından kapandı.GÜM!Işıklar yanıp söndü.Duvarlardaki ekranlarda üç isim belirdi:HASAN
OSMAN
ELİFSonra Elif’in isminin üzeri yavaşça karardı.Elif geri çekildi.“Hayır…”Hasan onun önüne geçti.“Kim olduğunu bilmiyorum ama ona dokunamayacaksın!”Ekranda yeni bir yazı çıktı:“Üçüncü oyun başlamadan önce bir seçim yapacaksınız.”Osman ekrana baktı.“Ne seçimi?”Cevap birkaç saniye sonra geldi:“Kimin gerçeği ortaya çıkacak?”Elif, Hasan ve Osman birbirlerine baktılar.Ardından ekranda tek bir isim belirdi:ELİF.Kapının kilidi açıldı.İçeriden bir ses fısıldadı:“Şimdi geçmişini hatırlama zamanı.”
Kapının kilidi açıldı.İçeride yalnızca üç sandalye ve karşılarında dev bir ekran vardı.Ekranda şu yazıyordu:“ÜÇÜNCÜ OYUNUN BEDELİ: BİRİNİZ ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KAYBEDECEK.”Elif ekrana baktı.“Ne demek bu?”Ekran yeniden değişti:“Oyun tamamlanmazsa üçünüz de burada kalacaksınız.”Osman öne çıktı.“Peki oyun tamamlanırsa?”Birkaç saniye sessizlik oldu.Sonra cevap geldi:“İKİ KİŞİ ÇIKACAK.”Hasan Elif’e baktı.“Yani üçüncü kişi…”Ekranda geri sayım başladı.10… 9… 8…Elif sandalyesine oturdu.“Bunu birlikte bitireceğiz.”7… 6… 5…Kapılar kilitlendi.4… 3…Ekranda son cümle belirdi:“Kararınızı siz vereceksiniz.”2… 1…OYUN BAŞLADI.
Elif bir anda öne çıktı.“Ben kararımı verdim.”Hasan bağırdı:“Elif, sakın!”1…Işıklar söndü.Karanlığın içinden bir çığlık yükseldi.Işıklar geri geldiğinde…Elif yoktu.Hasan ve Osman donup kaldı.Ekranda ise yalnızca şu yazıyordu:
BEDEL ÖDENDİ.”
Bölüm-9
-Hasan kapıya koştu.“Elif!”Osman yerdeki telefonu aldı. Ekranda Elif’in konumu görünüyordu.“Burada… Binanın içinde.”Tam o sırada üst kattan Elif’in sesi duyuldu:“Hasan! Osman!”İkisi merdivenlere koştu.Koridorun sonunda Elif duruyordu. Yüzü solgundu ama ayaktaydı.Hasan ona sarılmak için yaklaşırken Elif elini kaldırdı.“Durun. Burada yalnız değiliz.”Osman arkasındaki kapıya baktı.Kapının üzerinde yeni bir yazı vardı:“DÖRDÜNCÜ OYUN: KİMİNLE GELDİĞİNİZİ HATIRLAYIN.”Elif yavaşça başını kaldırdı.“Biz buraya üç kişi geldik…”Hasan fısıldadı:“Evet. Üç kişi.”Elif kapıyı gösterdi.“Peki o zaman… içerideki dördüncü kişi kim?”Kapının arkasından bir ses geldi:“Elif, sonunda beni hatırladın.”
“Elif… sonunda beni hatırladın.”Elif olduğu yerde kaldı.“Sen… olamazsın.”Kapının arkasından kişi yavaşça ortaya çıktı.Elif’in gözleri büyüdü.“Sen yıllar önce kaybolmuştun.”Adam hafifçe gülümsedi.“Kaybolmadım Elif. Sadece seni bulacağım günü bekledim.”Hasan araya girdi:“Sen kimsin?”Adam gözlerini Hasan’a çevirdi.“Bunu Elif’e sorun.”Elif geri çekildi.“Bütün bunları sen mi yaptın?”Adam cevap vermedi.Sadece masanın üzerine bir dosya bıraktı.Dosyanın kapağında üç isim vardı:ELİF — HASAN — OSMAN“Gerçeği öğrenmek istiyorsan dosyayı aç.”Elif dosyaya uzandı.Tam açacakken ışıklar tekrar söndü.
Karanlığın içinde kısa bir çığlık duyuldu.“ELİF!”Hasan ve Osman panikle ona doğru koştu.Birkaç saniye sonra ışıklar yeniden yandı.Elif yoktu.Hasan her yeri aradı.“ELİF!”Cevap gelmedi.Yerde yalnızca Elif’in telefonu duruyordu.Ekranında tek bir cümle vardı:“Oyun bitti. Elif artık yok.”Hasan telefonu eline aldı. Gözleri doldu.“Hayır… Bu olamaz.”Osman sessizce yere baktı.Tam o sırada dosyanın son sayfası kendiliğinden açıldı.Üzerinde Elif’in fotoğrafı vardı.
Altında ise şöyle yazıyordu:
Bir kişi öldü oyun bitti.)
Hasan’ın gözleri doldu. Başını ellerinin arasına aldı ve ağlamaya başladı.“Hayır… Elif olamaz. Onu bulmamız gerekiyordu…”Osman hemen yanına oturdu.“Hasan, sakin ol.”Hasan başını kaldırdı.“Nasıl sakin olayım? Elif gitti…”Osman dosyayı elinden aldı.“Hayır. Bu yazanlara hemen inanma.”Hasan şaşkınlıkla baktı.“Ne demek istiyorsun?”Osman dosyanın son sayfasını gösterdi.“Bu bir oyun. ‘Öldü’ yazması, gerçekten öldüğü anlamına gelmez.”Hasan gözyaşlarını sildi.“Yani… Elif yaşıyor olabilir mi?”Osman başını salladı.“Bence hâlâ bir şansı var.”
Bölüm-10
Osman, “Bence hâlâ bir şansı var,” deyince Hasan hemen ayağa kalktı.“Öyleyse onu bulacağız.”İkisi koridora çıktı.
“Elif!” diye seslenmeye başladılar.Koridorun sonunda yarı açık bir kapı gördüler.Osman kapıyı yavaşça itti.İçerisi karanlıktı.Hasan telefonunun ışığını açtı.Odanın tam ortasında, yere uzanmış beyaz bir kefene sarılı biri vardı.Hasan olduğu yerde dondu.“Osman…”Osman yaklaşarak baktı.“Dur. Hemen dokunma.”Hasan’ın sesi titredi.“Ya… ya Elif’se?”Osman cevap vermedi.İkisi de yavaşça kefene doğru ilerledi.Tam o sırada odanın kapısı arkalarından tak diye kapandı.Telefon ekranına tek bir mesaj düştü:“Aradığınız kişi burada.”Hasan nefesini tuttu.“Osman… aç şunu.”Osman kefenin ucuna uzandı.Tam açacakken içeriden çok hafif bir ses duyuldu:“Hasan…”Hasan’ın gözleri büyüdü.“ELİF diyerek cevap verdi
Osman hemen elini tuttu.“Bekle!”İkisi de kefene baktı.Ses tekrar geldi:“Hasan…”Hasan’ın gözleri doldu.“Bu… Elif’in sesi.”Osman telefonunu çıkardı. Odanın köşesindeki küçük cihazı fark etti.“Hayır… Bu canlı bir ses değil.”Cihazın üzerinde bir kayıt oynuyordu.Elif’in sesi önceden kaydedilmişti.Hasan’ın yüzü düştü.“Bizi kandırıyorlar…”Bir anda dizlerinin üzerine çöktü ve ağlamaya başladı.“Osman… ne olur…”Osman yanına çömeldi.Hasan ona sarıldı.“Ne olur Elif’i bulalım. Ne olur… Bırakmayalım onu.”Osman da onu sakinleştirmeye çalıştı.“Bulacağız Hasan. Söz veriyorum.”Hasan gözyaşları içinde başını salladı.“Ya geç kaldıysak?”Osman cevap veremedi.Tam o sırada kefenin yanındaki cihazdan yeni bir kayıt başladı:“Beni bulmak istiyorsanız… son odaya gelin.”İkisi birbirine baktı.Osman ayağa kalktı.“Son oda…”Hasan gözyaşlarını sildi.“Gidelim.”Ve koridorun sonunda, daha önce hiç fark etmedikleri kilitli bir kapı yavaşça açılmaya başladı.
Kapı bir anda gıcırdayarak açıldı.Hasan ve Osman birbirlerine baktılar.“İçeri girelim,” dedi Osman.Odaya adım attıkları anda Hasan olduğu yerde kaldı.“ELİF!”Elif odanın ortasında yerde hareketsiz yatıyordu. Üzerinde kan izleri vardı.Hasan hemen yanına koştu.“Elif! Elif, beni duyuyor musun?”Cevap yoktu.Hasan’ın gözleri doldu.“Hayır… hayır, lütfen…”Osman da yanlarına geldi.“Hasan, sakin ol. Önce iyi olduğundan emin olalım.”Hasan Elif’in elini tuttu.“Ne olur gözlerini aç… Seni bulduk. Buradayız.”Tam o anda odanın kapısı arkalarından kapandı.Tak.İkisi de kapıya döndü.Duvara yansıtılan ekranda tek bir cümle belirdi:“Daha yeni başlıyor.”Hasan, Elif’in elini bırakmadı.“Kim yaptı bunu?”Osman karanlık koridora baktı.“Bilmiyorum…”Sonra uzaktan bir kapının kapandığını duydular
Elif gözlerini güçlükle araladı. Hasan’ı görünce hafifçe gülümsedi.“Hasan…”“Buradayım. Seni bırakmayacağım.”Elif başını çok hafifçe salladı.“Bana… hakkını helal et.”Hasan’ın gözlerinden yaşlar süzüldü.“Ne diyorsun sen? Asıl sen bana hakkını helal et.”Elif gözlerini kapatıp tekrar açtı.“Bana yaptıklarına rağmen… ben seni çok sevdim.”Hasan ağlayarak başını eğdi.“Keşke sana hiç zarar vermeseydim…”Elif fısıldadı:“Bazı şeyleri geri alamıyoruz.”Kısa bir sessizlik oldu.“Ben seni kötü hatırlamak istemiyorum, Hasan.”Hasan onun elini daha sıkı tuttu.“Gitme…”Elif son kez ona baktı.“Beni güzel hatırla.”Osman sessizce yanlarında dururken Hasan gözyaşları içinde Elif’e sarıldı.“Lütfen… beni bırakma.”Elif’in sesi gittikçe kısıldı:
Hasan, Elif’in yanına diz çöktü.“Elif… ne olur benimle konuş.”Elif gözlerini güçlükle açtı. Hasan’a baktı. Sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı.“Hasan…”“Buradayım.”Elif birkaç saniye sustu. Sonra çok zorlanarak konuştu:“Ben… sana hiç kızmak istemedim.”Hasan’ın gözlerinden yaşlar süzüldü.“Biliyorum… Ben hata yaptım. Çok pişmanım.”Elif başını hafifçe çevirdi.“Bana yaptıklarını… unutamam.”Hasan’ın yüzü düştü.“Ama seni sevdiğim günleri de… silemem.”Hasan ağlamaya başladı.“Ne olur böyle konuşma…”Elif’in sesi daha da kısıldı.“Ben senden… mükemmel olmanı istemedim ki…”Bir an durdu.“Yanımda kalmanı istedim sadece.”Hasan başını ellerinin arasına aldı.“Keşke… keşke zaman geri dönse.”Elif ona baktı.“Dönseydi… belki yine seni seçerdim.”Hasan gözyaşları içinde Elif’in elini tuttu.“Ben seni hak etmedim…”Elif güçlükle gülümsedi.“Belki etmedin…”Kısa bir sessizlik oldu.“Ama ben seni… çok sevdim Hasan.”Sesi artık neredeyse fısıltıydı.“Bunu… hiç unutma.”Hasan başını Elif’in eline yasladı.“Ne olur gitme… Sana söylemediğim o kadar çok şey var ki.”Elif son gücüyle fısıldadı:“Benim sana söyleyecek… tek bir şeyim kaldı…”Hasan başını kaldırdı.“Ne?”Elif gözlerini Hasan’dan ayırmadan söyledi:“Hakkım varsa… helal olsun. Sen de hakkını helal et.”Hasan ağlayarak başını salladı.“Helal olsun… Her şeyim helal olsun. Yeter ki kal…”Elif’in sesi artık duyulmayacak kadar kısıldı:“Beni… güzel hatırla…”Hasan elini bırakmadı.“Bırakmam…”Odanın içinde uzun bir sessizlik oldu.Osman başını öne eğdi.Hasan ise Elif’in elini tutmaya devam ederek sadece aynı cümleyi fısıldıyordu:“Keşke sana bunu daha önce söyleseydim
Bölüm-11
Kapı bir anda açıldı.Beyza kapının önünde duruyordu.Yüzünde soğuk bir gülümseme vardı. Sonra kahkaha attı.“Sonunda…”Hasan ayağa kalktı.“Beyza… Bütün bunları sen mi yaptın?”Beyza hiç tereddüt etmeden cevap verdi:“Evet.”Osman şaşkınlıkla ona baktı.“Bizi buraya sen mi getirdin?”Beyza başını salladı.“Evet. Her şeyi ben planladım.”Hasan’ın sesi titredi.“Peki Elif?”Beyza yerdeki Elif’e baktı.“Onu da ben bu hale getirdim.”Hasan’ın gözleri doldu.“Sen… nasıl yapabildin?”Beyza gülümsedi.“Çünkü aramızda hep bir kişi fazlaydı.”Hasan öfkeyle bağırdı:“Sen delirmişsin!”Beyza sakince cevap verdi:“Hayır. Sadece sonunda istediğimi aldım.”Bir adım Hasan’a yaklaştı.“Elif artık yok. Hasan artık benim.”Hasan başını iki yana salladı.“Hayır… Sen hiçbir zaman beni kazanamayacaksın.”Beyza’nın yüzündeki gülümseme bir anda kayboldu.“Bunu göreceğiz.”Kapıyı kapatıp dışarı çıktı.Hasan tekrar Elif’in yanına koştu.“Beni duyuyorsan… ne olur dayan.”Osman telefonunu çıkardı.“Hasan, polisi arıyorum.”Tam o sırada koridordan Beyza’nın sesi duyuldu:“Polis gelmeden bu binadan çıkabilecek misiniz bakalım?”
Hasan koridora çıktı.“BEYZA!”Beyza merdivenlerin başında duruyordu.Hasan ona doğru yürüdü.“Bunun hesabını vereceksin.”Beyza arkasını dönüp gülümsedi.“Ne yapacaksın?”“Bilmiyorum… ama Elif’in başına gelenleri yanına bırakmayacağım.”Beyza bir anda kahkaha attı.“Sen hâlâ Elif’i düşünüyorsun.”Hasan’ın gözleri doldu.“Çünkü ben onu gerçekten sevdim.”Beyza’nın yüzü değişti.“Artık çok geç.”Hasan başını iki yana salladı.“Hayır. Elif için hâlâ yapabileceğim bir şey varsa yapacağım.”Osman koridordan seslendi:“Hasan! Buraya gel!”Hasan hemen geri döndü.Osman Elif’in yanında durmuştu.“Bir hareket var!”Hasan’ın gözleri büyüdü.“Ne?”Osman Elif’e baktı.“Elif yaşıyor olabilir.”Hasan olduğu yerde dondu.Beyza’nın yüzündeki gülümseme ise bir anda kayboldu.
Sonra bu böyle bitemez diye elife saldırmaya çalıştı Osman onu tuttu
Beyza bir anda Osman’ın elinden kurtuldu.“ELİF!”Hasan hemen önüne geçti.“Yaklaşma!”Ama Beyza durmadı. Elif’e doğru ilerleyip onu susturmaya çalışarak boynuna doğru hamle yaptı.Hasan dehşet içinde bağırdı:“BEYZA, BIRAK ONU!”Osman hemen Beyza’yı geri çekti.Beyza öfkeyle kurtulmaya çalışıyordu.“Bırak beni! Bu sefer bitireceğim!” O YAŞAYAMAZ ÖLÜCEK HASAN BENİM gibi cümleler söyleyip duruyordu ama. Hasan Elif’in yanına koştu.“Elif! İyi
Elif cevap veremeden Hasan onu korumak için önüne geçti.“Bir daha ona dokunmayacaksın.”Beyza birkaç saniye Hasan’a baktı.Sonra uzaktan siren sesleri duyuldu.Beyza’nın yüzündeki öfke bir anda paniğe dönüştü.Osman kapıya baktı.“Polis geldi.”Hasan gözlerini Beyza’dan ayırmadı.“Artık Elif’in yanına yaklaşamayacaksın.”
Kapı hızla açıldı.Polisler içeri girdi.“Kimse hareket etmesin!”Beyza olduğu yerde kaldı.Polislerden biri yanına yaklaşarak onu götürdü.Beyza son kez Hasan’a baktı.“Bu daha bitmedi…”Hasan cevap vermedi. Gözleri sadece Elif’teydi.Kısa süre sonra sağlık ekipleri geldi.Elif dikkatlice ambulansa alındı.Hasan ve Osman da ambulansla hastaneye götürüldü.Hastanede Hasan koridorda endişeyle bekliyordu.
-“Ben de geleyim! Elif’in yanından ayrılmayacağım!”Bir hemşire önünü kesti.“Burada beklemeniz gerekiyor.”Hasan koridorda kaldı.Kapı kapandı.10 dakika geçti.Sonra 20 dakika… sonra 30 dakika… Hasan sürekli saate bakıyordu.“Osman, neden kimse çıkmıyor?”Osman cevap vermeye çalıştı.“Doktorlar uğraşıyor. Biraz daha bekleyelim.”Tam o anda içeriden hızlı adım sesleri geldi.Bir doktor odaya girdi.Kapı tekrar kapandı.Hasan ayağa fırladı.“Bir şey oldu!”Osman onu sakinleştirmeye çalıştı.“Hasan, bekle.”Derken içerideki cihazlardan gelen uyarı sesi koridora kadar ulaştı.Hasan’ın yüzü bembeyaz oldu.“Elif…”Kapıya doğru koştu ama hemşireler onu durdurdu.“Lütfen burada bekleyin!”Hasan’ın gözleri doldu.“Ne olur… ne olur onu kurtarın.”Birkaç dakika sonra sesler kesildi.Kapı açıldı.Doktor dışarı çıktı.Hasan hemen yanına koştu.“Doktor… Elif?”Doktor birkaç saniye sustu.“Şimdilik…”Hasan’ın kalbi duracak gibi oldu.“Şimdilik ne?”Doktor derin bir nefes aldı.“Kendine gelmesini bekliyoruz. Önümüzdeki birkaç saat önemli.”Hasan olduğu yerde kaldı.Osman omzuna elini koydu.Tam o sırada içeriden çok hafif bir ses duyuldu:“Hasan…”Hasan başını kaldırdı.“ELİF?
Hasan kapıyı açıp içeri girdi.Elif yatağın kenarında oturuyordu.Hasan birkaç saniye konuşamadı.“Elif…”Elif ona baktı ve gülümsedi.“İyiyim.”Hasan’ın gözleri doldu.“Seni bir daha kaybetmek istemiyorum.”Elif hafifçe gülümsedi.“Ben de artık kötü günleri geride bırakmak istiyorum.”Osman kapının yanında durup onları izledi.“Sanırım artık benim burada yapacak bir işim kalmadı.”Hasan gülerek ona baktı.“Sen olmasan Elif’i bulamazdım.”Osman başını salladı.“Önemli olan ikinizin de iyi olması.”Birkaç gün sonra Elif hastaneden çıktı.Hasan onu hastanenin bahçesine götürdü.Bir anda cebinden küçük bir yüzük çıkardı.Elif şaşkınlıkla ona baktı.“Hasan?”Hasan gülümsedi.“Bunca şeyden sonra şunu anladım… Hayatta en önemli şey, sevdiğin insanın yanında olduğunu bilmek.”Elif sessizce onu dinledi.Hasan devam etti:“Benimle geleceğe yürür müsün?”Elif gözleri dolarak gülümsedi.“Evet.”Osman uzaktan onları izleyip gülümsedi.Beyza’nın yaptıkları geride kalmıştı.Korkular, sırlar ve o karanlık bina artık sadece birer anıydı.Elif ve Hasan ise sonunda huzurlu bir hayata başlamıştı.Bazen en güzel son, bütün kötülüklerden sonra yeniden gülümseyebilmektir.
BÖLÜM17-final
Bu hikâyeyi yazarken her satırında ayrı bir emek, ayrı bir duygu vardı. Bazen bir cümleyi defalarca düşündüm, bazen karakterlerle birlikte üzüldüm, bazen de onların mutluluğuna sevindim. Belki bu hikâye sadece birkaç karakterin yaşadıklarını anlatıyor gibi göründü ama aslında içinde hayattan küçük bir parça vardı.Bu kitabı okuduğun için teşekkür ederim. Eğer bir yerde Elif’in acısını hissettiysen, Hasan’ın pişmanlığını anladıysan ya da Osman’ın dostluğunda kendinden bir şey bulduysan, bu hikâye amacına ulaşmıştır.Ve sana bırakmak istediğim en önemli şey şu:İnsan bazen sevdiğini kaybetmeden önce onun değerini anlamıyor. Söylenmesi gereken güzel sözleri ertelememek, özür dilemekten gurur duymamak ve gerçekten sevdiğimiz insanlara bunu hissettirmek gerekiyor. Çünkü hayat, “keşke daha önce söyleseydim” demek için fazla kısa.Kimseyi kırmadan önce bir kez daha düşün. Bir insanın kalbinde bıraktığın iz,söylediğin sözden çok daha uzun yaşayabilir.Ve ne yaşarsan yaşa, kötülüğün seni değiştirmesine izin verme.Çünkü bazen en büyük zafer, intikam almak değil; bütün yaşadıklarına rağmen iyi kalabilmektir.Bu hikâyeyi benimle birlikte sonuna kadar getirdiğin için teşekkür ederim.Belki hikâye burada bitti… ama hayatın öğrettikleri burada bitmiyor. Sizleri seviyorum kendinize dikkat edin🫶🏻
Bölüm etkileşimi
