Karanlığın Mirası kitap kapağı

2. bölüm / 2

Bölüm 1.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 2Şu an: Bölüm 1.

Geçmişin Gölgesi

Bazı insanlar geçmişlerinden kaçar. Bazılarıysa geçmişlerinin peşine düşer.
Saat gece yarısını çoktan geçmişti.
Şehrin ışıkları uzaktan bakıldığında huzurlu görünüyordu. Oysa ben bu şehrin karanlık sokaklarında nelerin saklandığını herkesten iyi biliyordum.
Arabamın camından dışarıyı izlerken telefonumun ekranı aydınlandı.
Bilinmeyen numara.
Mesajı açtım.
"Geçmişini kurcalamayı bırak, Arya. Her kapının ardında öğrenmek isteyeceğin şeyler yok."
Dudaklarımda küçük, alaycı bir gülümseme belirdi.
Tehdit edilmekten hoşlanmazdım. Hele kim olduğunu bilmediğim insanlardan...
Mesajı sildim ve telefonu koltuğun üzerine bıraktım.
Beni korkutmak için biraz daha fazlasına ihtiyaçları vardı.
Arabadan indiğimde soğuk hava yüzüme çarptı. Siyah ceketimin yakasını düzelttim ve karşımdaki binaya baktım.
Bu gece buraya gelişimin bir nedeni vardı.
Bir isim.
Bir dosya.
Ve yıllardır cevabını aradığım sorular.
Tam kapıya ilerleyecekken arkamdan bir ses duydum.
"Yine tek başına işlere karışıyorsun."
Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım.
Harika. Eksik olan tek şey buydu.
Arkamı döndüm.
Aren.Her zamanki gibi kendinden emin duruyordu. Ellerini ceplerine sokmuş, yüzünde ne düşündüğünü anlamama izin vermeyen o ifadeyle bana bakıyordu.
"Peşimden gelmeyi bırakmayı düşünmüyor musun?" diye sordum.
"Senin başını belaya sokmayı bırakmanı bekliyorum."
"Yani sonsuza kadar peşimdesin?"
Aren hafifçe gülümsedi.
"Belki."
Gözlerimi devirdim.
"Burada ne işin var, Aren?"
Yüzündeki gülümseme kayboldu.
"Çünkü bu gece öğreneceğin şeyler, sandığından çok daha büyük."
"Ne biliyorsun?"
Bana birkaç saniye baktı.
"Henüz bilmediğin şeyleri."
"Şu gizemli konuşmalarını bir gün bırakacak mısın?"
"Sen de bir gün başını belaya sokmayı bırakacak mısın?"
Cevap vermedim.
Çünkü ikimiz de bunun olmayacağını biliyorduk.
Binanın kapısından içeri girdiğimizde ağır bir sessizlikle karşılaştık. Etraf eski eşyalarla doluydu. Duvarların boyası dökülmüş, pencerelerin bazıları kırılmıştı.
Telefonumun ışığını açtım.
"Burada ne arıyoruz?" diye sordu Aren.
Bir cevap."
"Ve o cevabın seni mutlu edeceğini mi düşünüyorsun?"
Ona döndüm.
"Mutlu olmak için gelmedim."
Yürümeye devam ettim.
Binanın arka tarafındaki küçük odalardan birine girdiğimde yerde eski bir zarf gördüm. Eğilip aldım.
Üzerinde yalnızca bir isim yazıyordu.
ARYA.
Bir an olduğum yerde kaldım.
Zarfı açtığımda içinden küçük bir fotoğraf ve katlanmış bir kâğıt çıktı.
Fotoğrafı elime aldım.
Yüzünü hemen tanımıştım.
Babam.
Fakat fotoğrafın arkasında yazan tarih, bütün düşüncelerimi altüst etti.
Fotoğraf, babamın öldüğü söylenen tarihten yıllar sonrasına aitti.
Parmaklarımın arasındaki kâğıda baktım.
Üzerinde tek bir cümle vardı:
"Sana anlatılan hikâyenin hiçbir kelimesi doğru değil."
"Ne oldu?"
Aren'in sesiyle kendime geldim.
Kâğıdı hemen kapattım.
"Hiçbir şey."
"Arya."
"İyiyim dedim."
Aren birkaç saniye sustu. Sonra bakışlarını elimdeki fotoğrafa çevirdi.
"Bu kim?"
Cevap vermek istemedim.
Ama gözlerimden ne düşündüğümü anlamış olmalıydı.
"Baban mı?"
Başımı kaldırıp ona baktım.
"Babamın öldüğünü biliyorsun, değil mi?"
Aren'in yüzündeki ifade değişmedi.
"Öyle söylendi."
"Öyle söylendi mi?"
Bu kez cevap vermedi.
İşte o an içimde bir şeylerin yerinden oynadığını hissettim.
Belki de Aren'in bildiği şeyler, benim tahmin ettiğimden çok daha fazlaydı.
Binadan çıktığımızda hava iyice soğumuştu.
Aren arabamın yanında durdu.
"Bu konuyu tek başına araştırmanı istemiyorum."
"Benim hayatım, Aren."
"Biliyorum."
"O zaman karışma."
Bana baktı. Söylemek istediği başka bir şey varmış gibiydi ama vazgeçti.
"Yine de dikkatli ol."
Arabaya binmeden önce son kez ona döndüm.
"Bir şey saklıyorsan, er ya da geç öğreneceğim."
Aren'in bakışları gözlerimden ayrılmadı.
"Biliyorum, Arya."
Arabaya bindim ve uzaklaştım.
Eve vardığımda saat sabaha karşı üçü gösteriyordu.
Ceketimi çıkarıp masanın üzerine bıraktım. Fotoğrafı yeniden elime aldım.
Arkasındaki tarihe bir kez daha baktım.
Sonra daha önce fark etmediğim küçük bir ayrıntı gözüme çarptı.
Fotoğrafın köşesinde el yazısıyla yazılmış bir not vardı.
"Kızım, bir gün gerçekleri öğrenirsen sakın kimseye güvenme."
Yutkundum.
Babamın el yazısını tanıyordum.
Bu bir şaka değildi.
Telefonum yeniden titredi.
Bilinmeyen numaradan yeni bir mesaj gelmişti.
Bu kez mesaj çok daha kısaydı.
"O hâlâ seni izliyor."
Başımı yavaşça kaldırıp pencereye baktım.
Sokak bomboştu.
Ama artık emin olduğum bir şey vardı.
Babamın hikâyesi bitmemişti.
Belki de benim hikâyem, tam olarak onun bıraktığı yerden başlıyordu.
Ve bazı miraslar parayla, güçle ya da bir soyadıyla bırakılmazdı.
Bazı miraslar karanlıktı.
BÖLÜM 1 SONU

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…