Bölümler 3Şu an: ~1~
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Selamlaarrrr!!! İlk defa Bl fic yazıyorum o yüzden çok heyecanliyim umarım batirmam. Aklımda pek senaryo yok o yüzden full doğaçlama gidicem ileriki bölümler için fikir verebilirsiniz ig ve TT hesabım kdramagezginii_ iyi okumalar dileriiiimmm!!!!!🫶🏻🫶🏻🫶🏻🫶🏻
Gözlerime ateş eden güneş ışıklarıyla gözlerimi daha sıkı yumdum. Daha sonra homurdanarak gözlerimi açtım. Yine perdeleri açmıştı. Bu saatte yine ne diye gelmişti ki? İşsiz miydi bu çocuk? Kolumdaki yastığı gözlerime kapatıp homurdandım. "Her sabah bunu yapmak sorunda mısın?" Dediğimde çocuk umursamadan çantasından test kitabını, sonra da kulaklığını cebinden çıkarıp kulağına takarak her sabah yaptığı gibi ders çalışmaya başladı. Ben ise gözlerimi yastığıma iyice gömerek uyumaya çalıştım fakat çoktan uykum kaçmıştı. Neden hep bunu yapıyordu ki? Her akşam çalıştığım için okula geç kalmamak için okulda uyuyordum. Bu çocuk hep erkenden gelip perdeleri sanki bana inatmış gibi sonuna kadar açıp ders çalışırdı. Sınıfın, hatta okulun en zeki çocuğuydu. Sanırım ismi Yeon Sieun'dı. Hoca belge verirken bir kaç kez ismini duymuştum. Düşünceleri geride bırakıp kol yastığıma kafamı gömüp uykuya daldım.
~2 Saat Sonra~
Enseme yediğim darbeyle bir anda uykumdan uyanıp yattığım yerden fırlayıp ellerimi yüzüme siper ettim. Bir anda kahkaha sesleri yükseldiğinde gözlerimi açtım. Karşımda Baku, Gotak ve Juntae'yi görünce sinirle ve bıkkınlıkla karışık bir soluk vererek ellerimi yüzümden çektim. "İşsiz misiniz lan siz, uyuyan insan böyle mi uyandırılır?" Dediğimde Baku ve Gotak güldü. Baku "valla iyi geçirdim ensene!" dediğinde omzuna o kadar da sert olmayacak şekilde vurdum. O gülerken bende sırıttım. Hep böyleydik, diğer arkadaş grupları birbirlerine iltifat ederek anlaşır. Biz ise birbirimize resmen döverek, söverek anlaşıyorduk. Gotak daha fazla bizim bu şakalarımıza katlanamamış olacak ki "Ya başlamayın yine öğle yemeğini kaçırıcaz sizin yüzünüzden." Dedi. Yemek kelimesini duyduğum an gözlerimin ışıldadığına yemin edebilirdim. Kolumu Juntae'nin omzuna atıp ilerledim. "Ne duyuruyoruz? Hadi yemeğe, kurt gibi açım!" Dediğimde Baku "Sen ne zaman aç değilsin ki." Dedi. Gotak ve Juntae güldüğünde bende sırıttım. Tam kapıdan çıkacakken kafamı onun olduğu sıraya çevirdim. Yeon Sieun'ın sırası. Bütün sınıf gitmişti, sadece biz ve Sieun vardı. Acaba kulaklıktan ve kafasını test kitabından kaldırmadığı için saatin farkında mı değildi? Kolumu Juntae'nin omzundan çekip "Siz gidin gelicem peşinizden." Dediğimde biraz homurdansalarda gittiler. Ben Sieun'ın sırasının önüne geçip omzuna dokundum. Bakışları test kitabından başını kaldırıp bana dönünce elimle kulaklarındaki kulaklığı işaret ettim. Anlamış olacak ki ellerini kulaklarına uzatıp kulaklarındaki kulaklıkları çıkarıp bana baktı. Bu çocuk neden her zaman böyle bakıyordu ki? İçimi korku sarıyordu resmen. Sieun bana aynı ifadeyle bakıp "Ne oldu?" Diye sorduğunda hafif gülümseyip "Öğlen zili çaldı, herkes yemekhaneye gitti." Dediğimde "Ne olmuş yani?" Dediğinde derin bir nefes aldım. "Duymamışsındır diye haber vereyim dedim. Kafanı test kitabından kaldırmadığın için ve kulağından o kulaklıkları hiç çıkarmadığın için duymadığını, farkedemediğini düşündüm." Dediğimde aynı bakış ve yüz ifadesiyle "Öğlen olduğunun farkındayım." Dediğinde daha fazla bakışlara maruz kalmamak için kafa sallayıp geciştirdim. O ise çoktan kulağına kulaklıkları takmış, kafasını yine test kitabına gömmüştü. Ben de sabır dilercesine bir nefes verip sınıftan çıktım. Ne vardı ki o test kitabında bu kadar? Yemekten daha mı önemli? Tabiki hayır, hiçbir şey uyku ve yemeğin önüne geçemez benim için. Hızlıca yemekhaneye vardığımda bizimkiler her zamanki masamızdaydı. Kendi sandalyemi çekip otururken Juntae bana bakıp "Suho, neredeydin?" Dediğinde "Mühim birşey değil, birine bakıp geldim." Dediğimde Gotak sırıtıp "Net şu sizin sınıfta olan sessiz çocukla konuştu." Dediğinde tek kaşım havada ona doğru döndüm. "Nasıl tahmin ettin lan?" Dediğimde güldü. "Mantık olarak bizden sonra sınıfta olan tek kişi oydu." Dediğinde bir süre düşünür gibi kaşlarım havalandı. Sonra anlamışcasına başımı sallayıp pilavımı yemeye başladım. Gotak bana kınarcasına bakıyordu. "Biz bu Baku'ya 99 QU diyoruz ama sen ondan betersin." Dediğinde Baku yanında oturan Gotak'ın omzuna vurup pilav dolu ağzıyla konuştu. "Bir kere sürem yetseydi daha yüksek alırdım!" Dediğinde Gotak "Gerizekalı, QU testini yetiştirmek önemli zaten." Dediğinde bunlar boğuşma içine girdi. Ben ise onlara bakmadan yemeğime odaklandım. Juntae ise gariban gariban onları ayırmaya çalışıyordu. Bir süre sonra Baku'nun telefonunun çalması ile ikisi durdu. Baku cebinden telefonu çıkarıp arayan kişiye baktığında yüz ifadesi değişti. Gotak da benim gibi bunu farketmiş olacak ki yandan telefonun ekranına baktı. Arayan ismi görünce kaşları çatıldı. Baku'ya dönerek. "Bu şerefsiz yine senden ne istiyor?" Dediğinde çoktan kim olduğunu anlamıştım. Na Baekjin, birlik denen pislikler dolu çetenin başı. Bütün okulların dahil olduğu, bütün pis işleri para karşılığında öğrencilere yaptıran bir çete. Baku yüzünde sahte de olsa bir gülümseyle "Bir şey yok ya, yine boş boş arıyor işte." Dediğinde "Yine mi seni çağırıyor birliğe?" Dediğimde "Evet." Dedi. Biz bile bıkmıştık ama Baekjin Baku'yu birliğe çağırmaktan hiç bıkmamıştı. Baekjin'in aramasından sonra ortam sessizleşmişti. Yemeklerimizi yiyip tekrardan sınıflara dönmüştük. Juntae ve ben sınıfa geçtiğimizde ben en arka sıradaki yerimi aldım. Sıranın altından pembe kol yastığımı koluma takıp kafamı yastığa gömdüm. Tam uyumak üzereydim ki sınıfın ön kapısından şiddetli bir açılma sesi çıkınca kafamı kaldırdım. Beyzbol sopalı 5-6 çocuk sınıfa gelmişti. İçlerinden biri öne çıkıp Seslendi.
"Ahn Suho hanginiz?" Dediğinde sınıftaki bir kaç çocuk beni işaret edince bana baktı.
"Benim Seo'ma nasıl yürürsün sen?" Dediğinde düşünmeye başladım. Hangi Seo'ydu bu? "Yoon Seo mu, yoksa Lee Seo mu?" Dediğimde sinirle öne çıkarcasına bir haraket elindeki sopayı salladı ve "Park Seo aptal!" Dediğinde aklıma gelen isimle anlamışcasına kafamı salladım. "Haa, Park Seo. Bana bir kaç kere yazmıştı, o yüzden yemeğe çıktık." Dediğimde sinirden kızarmıştı. Elindeki sopayı öne doğru tutup yanındakilere "dövün şu aptalı!" Dediği an bir kaç kişi üzerime gelirken "lan gelmeyin." Derken biri uzerime gelince sıradan kalktım. İki kişi birden elindeki beyzbol sopalarını üzerime savururken aralarından geçip birinin kolunu tutup elindeki sopayı aldım. Diğer yanındakine vururmuş gibi yapıp sopayla korkutunca sırıttım. "Bide sporculara Zeki derler" dediğimde komutları veren çocuk bir anda beni sopayla duvara sıkıştırdı. Göğsüme gelen sopayı elimle tutarken diğer bir çocuk soparla vurucakken göğsümdeki sopayla blokladım. Önümdeki liderlerinin malum yerine tekmeyi gecirdiğimde iki büklüm oldu. Diğerinin ise elindeki sopayı yere düşürüp yan sıraya doğru ittim. Malum yerine tekme attığım liderleri "Şerefsiz herif!" Diyip bir anda beyzbol sopasını bana doğru fırlatınca son anda sopadan kurtuldum. Kolumun bir şeye çarpıp yere düştüğünü hissettim fakat arkamı dönüp bakmadan liderleri üzerime doğru gelince daha fazla dayanamayıp çenesine yumruğu geçirdim. Geçirdiğim yumruk ile bayılması bir oldu. Diğerlerine dönüp "Bunu revire götürün, eğer ki beni ispiyonlayan biri olursa sizi öldürürüm." Dediğimde önüme döndüm ve Yeon Sieun'ın bana dik dik baktığını gördüm. Ne oldu dercesine ona baktığımda kafasını eğip yere baktı. Onun baktığı yere baktığımda yerde dağılmış kalem kutusunu görünce "Bunu, ben mi yaptım?" Dediğimde kafasını bana çevirip gözlerimin içine baktı. Yine aynı soğukluktu "Evet" dedi. Hızlıca yere eğilip hızlıca kalem kutusundan dökülen kalemlerini toplayıp sırasına koyup elimi refleks olarak üç yapıp
"Ah, farketmemisim kusura bakma" dediğimde hâlâ bana aynı ifadeyle bakıyordu. "Sınıfta kavga mı edilir?" Diyip kulaklıklarını her zamanki gibi tekrardan takıp kafasını test kitabına çevirdim. Ben ise şaşkın şaşkın hâlâ ona bakıyordum. Bu çocuk neden böyleydi ki? Daha fazla orada durmayıp sırama döndüm. Pembe kol yastığımı koluma takıp tekrardan kafamı yastığa gömüp tüm dersler boyunca uyudum. Saatler sonra okul bitince çocuklar tarafından uyandırıldım. Okuldan çıkıp arka bahçeden motoruma bindim. Motoru çalıştırıp öğrencilerin arasından geçerek iş yerimin yolunu tuttum. Bir süre çalıştıktan sonra saat gece yarısı olmak üzereydi. Son bir siparişim kalmıştı. Dükkanın sahibi olan teyzeye görüşürüz diyip dükkandan çıktım. Motorumun arka yerini açıp siparişi içine koyup motoruma bindim. Motoru çalıştırıp verilen adrese doğru ilerledim. Yollara baka baka giderken tanıdık bir yüzle karşılaşınca hafif firene basıp yavaşladım. Bu Yeon Sieun'dı Birisiyle konuşuyordu, fakat konuştuğu kişinin elinde bıçak vardı. Motoru hızlıca durdurdum. Anahtarı üzerinden alıp hızlıca motordan indim. Adamın arkasından sessiz bir şekilde gittim. Aklımdaki plan adamın arkasından sessizce gidip elindeki bıçağı almaktı. Tam arkasına geldiğimde elindeki bıçağı öne doğru savurunca ani bir refleksle bende öne doğru atılıp adamın kolunu tutup şiddetli bir şekilde geri çektim. Tam elindeki bıçağı alacakken omzumda hissettiğim acıyla beraber dudaklarımdan bir inilti çıktı. Adamın kolunu hâlâ tutarken omzuma ne olmuş diye bakmak için kafamı o yöne çevirdim. Okul formamda bir yırtık ve omzumda da çok derin olmasa da bir çizik vardı. "Siktir.." diye bir küfür savurdum. Bunu yapan kişiye doğru kafamı çevirip baktım. Sieun yapmıştı. Şok içinde bana bakıyordu. Elinde ise bir kalem vardı..
BÖLÜM SONUUUU!!
EEE NASIL OLMUS BEĞENDİNİZ Mİ??? YAZMAYA YAZMAYA RESMEN PASLANMIŞIM YA. AMA GELİŞİCEM. YAZA YAZA DÜZELİCEZ İNŞALLAH. BİRAZ KISA OLDU AMA İLK BÖLÜM YAZACAK BİRŞEY BULAMADIM KUSURA BAKMAYIN 😔🙏🏻
HERNEYSE YAZIM HATAM OLURSA LÜTFEN HABER VERİN DUZELTİRİM. SEVİLİYORSUNUZZZ🫶🏻🫶🏻🫶🏻
Instagram: kdramagezginii_
Tiktok: kdramagezginii
YouTube: kdramagezginii
Bana buralardan ulaşabilirsinizz🫶🏻🎀
Bölüm etkileşimi
